URANTİA’NIN KİTABI’NA - 190. Makale
İsa’nın Morontia Görünüşleri

URANTİA’NIN KİTABI’NA   

Kısım IV. İsa’nın Hayatı ve Öğretileri



Paper 190
Morontia Appearances of Jesus

    YENİDEN DİRİLMİŞ İSA bu aşamada, âlemlerin bir fanisinin yükseliş morontia sürecini deneyimlemek amacıyla Urantia üzerinde kısa bir süre geçirmeye hazırlanmıştı. Her ne kadar morontia yaşamının bu süreci fani vücutlaşımının dünyasında harcanacak olsa da, o her açıdan, Jerusem’in yedi malikane dünyasının ilerleyen morontia yaşamı boyunca geçen Satania fanilerinin deneyimine eştir.

190:0.1 (2029.1) THE resurrected Jesus now prepares to spend a short period on Urantia for the purpose of experiencing the ascending morontia career of a mortal of the realms. Although this time of the morontia life is to be spent on the world of his mortal incarnation, it will, however, be in all respects the counterpart of the experience of Satania mortals who pass through the progressive morontia life of the seven mansion worlds of Jerusem.

    Yaşam bahşedilişi olarak — İsa’da içkin bulunan ve onun ölümden yükselmesini mümkün kılan bu gücün tamamı, onun krallık inananlarına bahşetmiş olduğu ebedi yaşamın hediyesinin tam da kendisi olup, bu aşamada bile olağan ölümün engellerinden onların yeniden dirilişini kesin hale getirmektedir.

190:0.2 (2029.2) All this power which is inherent in Jesus — the endowment of life — and which enabled him to rise from the dead, is the very gift of eternal life which he bestows upon kingdom believers, and which even now makes certain their resurrection from the bonds of natural death.

    Alemlerin fanileri, İsa’nın mezardan bu Pazar sabahı dirilmiş olduğu günde geçiş veya morontia bedeninin aynı türü ile yeniden diriliş sabahında yükselecektir. Bu bedenler döngü içindeki kana sahip değillerdir; ve, bu türden varlıklar olağan maddi yiyecekle beslenmemektedir; yine de, bu morontia biçimleri gerçektir. Çeşitli inananlar İsa’yı yeniden dirilişinden sonra gördüklerinde, onu gerçekten de görmüşlerdi; onlar bedenlerinin kendilerini kandırmış olduğu hayallerin veya halüsinasyonların kurbanları değillerdi.

190:0.3 (2029.3) The mortals of the realms will arise in the morning of the resurrection with the same type of transition or morontia body that Jesus had when he arose from the tomb on this Sunday morning. These bodies do not have circulating blood, and such beings do not partake of ordinary material food; nevertheless, these morontia forms are real. When the various believers saw Jesus after his resurrection, they really saw him; they were not the self-deceived victims of visions or hallucinations.

    İsa’nın yeniden dirilişine dair kalıcı inanç, öncül müjde öğretisinin tüm kollarına ait inancın ana niteliğidir. Kudüs’te, İskenderiye’de, Antakya’da ve Philadelphia’da tüm müjde öğretmenleri Üstün’ün yeniden dirilişinin bu şart koşulmamış inancında birleşmişti.

190:0.4 (2029.4) Abiding faith in the resurrection of Jesus was the cardinal feature of the faith of all branches of the early gospel teaching. In Jerusalem, Alexandria, Antioch, and Philadelphia all the gospel teachers united in this implicit faith in the Master’s resurrection.

    Mecdelli Meryem’in Üstün’ün yeniden dirilişini duyuşundaki başat rol göz önünde bulundurulduğunda, tıpkı Petrus’un havariler olduğu gibi Meryem’in kadınlar birliğinin ana sözcüsü olduğu kaydedilmelidir. Meryem kadın çalışanlarının başı değildi; o, onların başöğretmeni ve kamu sözcüsüydü. Meryem öncesinde, büyük özene sahip bir kadın hale gelmişti; Yusuf’un bahçesinin çalışanı olarak gördüğü bir kişiyle olan konuşmasındaki cüretkârlık sadece onun mezarı boş buluşundaki dehşeti göstermektedir. Adanmışlığının bütünlüğü olarak, onun sevgisinin derinliği ve şiddeti, onun bir anlığına bir Musevi kadınının bir yabancı kişiye olan yaklaşımının herkes tarafından kabul edilen sınırlarını unutmasına neden olmuştu.

190:0.5 (2029.5) In viewing the prominent part which Mary Magdalene took in proclaiming the Master’s resurrection, it should be recorded that Mary was the chief spokesman for the women’s corps, as was Peter for the apostles. Mary was not chief of the women workers, but she was their chief teacher and public spokesman. Mary had become a woman of great circumspection, so that her boldness in speaking to a man whom she considered to be the caretaker of Joseph’s garden only indicates how horrified she was to find the tomb empty. It was the depth and agony of her love, the fullness of her devotion, that caused her to forget, for a moment, the conventional restraints of a Jewish woman’s approach to a strange man.

1. Yeniden Dirilişin İlk Haberleri  

1. Heralds of the Resurrection

    Havariler İsa’nın kendilerinden ayrılmasını istememişlerdi; bu nedenle, onlar, tekrar yükselişine dair sözleri ile birlikte ölümüne dair ifadelerinin tümünü kulak ardı etmişlerdi. Onlar geldiği haliyle yeniden dirilişi beklemiyorlardı; ve, onlar, reddedilemez kanıtın zorlaması ve kendi öz deneyimlerinin mutlak kanıtı ile yüzleşene kadar buna inanmayı reddetmişlerdi.

190:1.1 (2029.6) The apostles did not want Jesus to leave them; therefore had they slighted all his statements about dying, along with his promises to rise again. They were not expecting the resurrection as it came, and they refused to believe until they were confronted with the compulsion of unimpeachable evidence and the absolute proof of their own experiences.

    Havariler, İsa’yı gördüklerini ve onunla konuştuklarını sunan beş kadının raporuna inanmayı reddettiğinde, Mecdelli Meryem kabre geri dönmüş olup, diğerleri ise, deneyimlerini kızlarına ve diğer kadınlarına aktarmış oldukları Yusuf’un evine dönmüşlerdi. Ve, kadınlar onların raporuna inanmışlardı. Saat altıdan kısa bir süre sonra, Arimathealı Yusuf’un kızı ve İsa’yı görmüş olan dört kadın, olanların hepsini Yusuf’a, Nikodemus’a, Davud Zübeyde’ye ve burada bir araya gelmiş diğer kişilere anlatmış oldukları yer olan Nikodemus’un evine uğramışlardı. Nikodemus ve diğerleri onların hikayesinden kuşku duymuşlardı; İsa’nın ölümden dirilişinden şüphe duymuşlardı; onlar, Musevilerin bedeni götürdüklerini varsaymışlardı. Yusuf ve Davud rapora inanma eğilimi göstermişlerdi; o kadar ki, onlar mezarı incelemek için acele ile yetişip, her şeyi kadınların tasvir ettiği gibi bulmuştu. Ve, onlar oyuğu bu halde gören son kişiler olmuştu; zira, yüksek din-adamı yedi buçukta, mezar örtülerini kaldırmak için mabet kumandanını kabre göndermişti. Kumandan onların tümünü keten bir çarşafa sarıp, onları yakındaki bir yükseltiden atmıştı.

190:1.2 (2030.1) When the apostles refused to believe the report of the five women who represented that they had seen Jesus and talked with him, Mary Magdalene returned to the tomb, and the others went back to Joseph’s house, where they related their experiences to his daughter and the other women. And the women believed their report. Shortly after six o’clock the daughter of Joseph of Arimathea and the four women who had seen Jesus went over to the home of Nicodemus, where they related all these happenings to Joseph, Nicodemus, David Zebedee, and the other men there assembled. Nicodemus and the others doubted their story, doubted that Jesus had risen from the dead; they conjectured that the Jews had removed the body. Joseph and David were disposed to believe the report, so much so that they hurried out to inspect the tomb, and they found everything just as the women had described. And they were the last to so view the sepulchre, for the high priest sent the captain of the temple guards to the tomb at half past seven o’clock to remove the grave cloths. The captain wrapped them all up in the linen sheet and threw them over a near-by cliff.

    Mezardan Davud ve Yusuf doğrudan bir biçimde, on havari ile üst odada bir görüşme düzenlemiş oldukları yer olan İlyas Markus’un evine gitmişlerdi. Yalnızca Yahya Zübeyde, çok küçük bir düzeyde olsa da, İsa’nın ölümden dirilmiş olduğuna inanma eğilimi göstermişti. Petrus ilk başta inanmıştı; ancak, o Üstün’ü bulamayınca, büyük kuşkuya düşmüştü. Onların tümü, Musevilerin bedeni kaldırdığına inanma eğilimi göstermişti. Davud onlar ile tartışmayacaktı; ancak, o ayrıldığında şunu söyledi: “Sizler havarilersiniz; sizler bu şeyleri anlamalısını. Ben sizlerle tartışmayacağım; yine de, bu sabah bir araya toplanmaları için ulakları görevlendirmiş olduğum Nikodemus’un evine geri dönüp, onlar bir araya gelince kendilerini Üstün’ün yeniden dirilişinin haberleri olarak on göndereceğim. Ben Üstün’ün ölünce, üçüncü gün dirileceğini söylediğini duydum; ve, ben ona inanıyorum” ve, krallığın bu umutsuzluk içindeki ve kendilerini kaybetmiş elçilerine konuşan bir biçimde, iletişimin ve haberin kendi kendisini görevlendirmiş olan bu başı havarilerden ayrılmıştı. Üst odadan yolu üzerinde, havarisel kaynakların tamamını taşır haldeki Yudas’ın kesesini Matta Levi’nin kucağına bırakmıştı.

190:1.3 (2030.2) From the tomb David and Joseph went immediately to the home of Elijah Mark, where they held a conference with the ten apostles in the upper chamber. Only John Zebedee was disposed to believe, even faintly, that Jesus had risen from the dead. Peter had believed at first but, when he failed to find the Master, fell into grave doubting. They were all disposed to believe that the Jews had removed the body. David would not argue with them, but when he left, he said: “You are the apostles, and you ought to understand these things. I will not contend with you; nevertheless, I now go back to the home of Nicodemus, where I have appointed with the messengers to assemble this morning, and when they have gathered together, I will send them forth on their last mission, as heralds of the Master’s resurrection. I heard the Master say that, after he should die, he would rise on the third day, and I believe him.” And thus speaking to the dejected and forlorn ambassadors of the kingdom, this self-appointed chief of communication and intelligence took leave of the apostles. On his way from the upper chamber he dropped the bag of Judas, containing all the apostolic funds, in the lap of Matthew Levi.

    Davud’un yirmi altı ulağı Nikodemus’un evine vardığında saat dokuz buçuktu. Davud onları çabucak bu geniş bahçede bir araya toplamış olup, kendilerine şu şekilde hitap etmişti:

190:1.4 (2030.3) It was about half past nine o’clock when the last of David’s twenty-six messengers arrived at the home of Nicodemus. David promptly assembled them in the spacious courtyard and addressed them:

    “İnsanlar ve kardeşler, tüm bu zaman içinde sizler bana ve birbirlerinize vermiş olduğunuz yemin içinde hizmet verdiniz, ve ben sizleri, ellerinize hiçbir zaman bir kez dahi olsun yanlış bilgi vermemiş olduğuma şahitlik etmeye çağırmaktayım. Ben sizleri, krallığın gönüllü ulakları olarak son görevinize göndermek üzere olup, bunu gerçekleştirerek sizleri yeminlerinizden özgür bırakacak ve böylece ulak birliğini dağıtacak olacağım. Üstün artık fani ulaklara ihtiyaç duymamaktadır; o ölümden dirilmiştir. O bizlere onlar kendisini tutuklamadan önce ölüp, üçüncü gün tekrar dirileceğini söylemiştir. Ben kabri gördüm — kabir boş. Ben, İsa ile konuşmuş olan Mecdelli Meryem ve dört diğer kadınla konuştum. Ben şimdi sizleri dağıtıyor, elvedalarımı sunuyor ve sizleri ilgili görevlerinize gönderiyorum; ve, inananlara taşıyacağınız ileti şudur: ‘İsa ölümden dirildi; mezar boş.’”

190:1.5 (2030.4) “Men and brethren, all this time you have served me in accordance with your oath to me and to one another, and I call you to witness that I have never yet sent out false information at your hands. I am about to send you on your last mission as volunteer messengers of the kingdom, and in so doing I release you from your oaths and thereby disband the messenger corps. Men, I declare to you that we have finished our work. No more does the Master have need of mortal messengers; he has risen from the dead. He told us before they arrested him that he would die and rise again on the third day. I have seen the tomb — it is empty. I have talked with Mary Magdalene and four other women, who have talked with Jesus. I now disband you, bid you farewell, and send you on your respective assignments, and the message which you shall bear to the believers is: ‘Jesus has risen from the dead; the tomb is empty.’”

    Burada mevcut bulunanların büyük bir çoğunluğu bunu yapmaması için Davud’u ikna etmeye çabaladı. Ancak, onlar kendisini etkileyemedi. Onlar bunun ardından ulakların akıllarını çelmeye çalıştı; ancak, onlar, kuşkunun sözlerine kulak vermeyeceklerdi. Ve böylece, bu Pazar sabahında saat ondan biraz önce, bu yirmi altı ulak, yeniden dirilmiş olan İsa’nın güçlü gerçeklik-gerçeğinin ilk habercileri olarak yola çıkmıştı. Ve, onlar bu göreve, Davud Zübeyde’ye ve birbirlerine olan sözlerini yeri getirme içinde, tıpkı diğerlerini gerçekleştirdikleri gibi çıkmışlardı. Bu kişiler Davud’ büyük bir güven duymaktaydılar. Onlar bu görev için, İsa’yı görmüş olanlarla konuşarak vakit geçirmeden bile ayrılmışlardı. Onların büyük bir çoğunluğu Davud’un kendilerine söylemiş olduğu şeye inanmışlardı; ve, bir ölçüde kuşku duymuş olanlar bile iletiyi aynı kesinlik ve çabuklukta taşımışlardı.

190:1.6 (2030.5) The majority of those present endeavored to persuade David not to do this. But they could not influence him. They then sought to dissuade the messengers, but they would not heed the words of doubt. And so, shortly before ten o’clock this Sunday morning, these twenty-six runners went forth as the first heralds of the mighty truth-fact of the resurrected Jesus. And they started out on this mission as they had on so many others, in fulfillment of their oath to David Zebedee and to one another. These men had great confidence in David. They departed on this assignment without even tarrying to talk with those who had seen Jesus; they took David at his word. The majority of them believed what David had told them, and even those who somewhat doubted, carried the message just as certainly and just as swiftly.

    Krallığın ruhsal birliği olarak, havariler; insanlığın kardeşliğine dair Üstün’ün müjdesinin toplumsallışımındaki bu ilk girişimi temsil eden bir biçimde bu tabancılar bu korkusuz ve verimli önderin emirleri altında bir dünya ve bir evrenin yükselmiş Kurtarıcısını duyurmak için yola çıkarken, korkuyu dışa vurmuş ve şüpheleri ifade etmiş oldukları yer olan üst odada bir araya gelmişti. Ve, onlar bu çok önemli hizmete, seçili temsilcileri onun sözüne inanmaya gönüllü olmadan ve şahitlerin kanıtını kabul etmeden önce katılmışlardı.

190:1.7 (2031.1) The apostles, the spiritual corps of the kingdom, are this day assembled in the upper chamber, where they manifest fear and express doubts, while these laymen, representing the first attempt at the socialization of the Master’s gospel of the brotherhood of man, under the orders of their fearless and efficient leader, go forth to proclaim the risen Savior of a world and a universe. And they engage in this eventful service ere his chosen representatives are willing to believe his word or to accept the evidence of eyewitnesses.

    Bu yirmi altılı, Bethani’deki Lazarus’un evine ve güneydeki Berşeba’dan kuzeydeki Şam ve Şidon’a, doğudaki Philadelphia’dan ve Batı’daki İskenderiye’ye uzanan bir biçimde inanan merkezilerinin tümüne ve gitmişlerdi.

190:1.8 (2031.2) These twenty-six were dispatched to the home of Lazarus in Bethany and to all of the believer centers, from Beersheba in the south to Damascus and Sidon in the north; and from Philadelphia in the east to Alexandria in the west.

    Davud kardeşlerinden ayrıldığında, o annesi için Yusuf’un evine uğramıştı; ve, onlar daha sonra, İsa’nın bekler haldeki ailesine katılmak için Bethani’ye gitmişlerdi. Davud burada Bethani’de, dünyasal iyeliklerinden kurtulana kadar Marta ve Meryem ile beraber kalmışlardı; ve, Davud onlara, kardeşleri Lazarus’a Philadelphia’da katılmak için yolculuklarında eşlik etmişti.

190:1.9 (2031.3) When David had taken leave of his brethren, he went over to the home of Joseph for his mother, and they then went out to Bethany to join the waiting family of Jesus. David abode there in Bethany with Martha and Mary until after they had disposed of their earthly possessions, and he accompanied them on their journey to join their brother, Lazarus, at Philadelphia.

    Bu dönemde yaklaşık olarak bir hafta içinde İsa’nın annesi olan Meryem’i Bethsayda’daki kendi evine götürmüştü. İsa’nın en büyük kardeşi olan Yakub ailesiyle birlikte Kudüs’te kalmaya devam etmişti. Ruth, Lazarus’un kız kardeşleri ile birlikte Bethani’de kalmaya devam etmişti. İsa’nın ailesinin geri kalanı Celile’ye geri dönmüştü. Davud Zübeyde, İsa’nın en küçük kız kardeşi olan Ruth ile evlendiği günün ertesi, erken Haziran’da, Philadelphia için Marta ve Meryem ile birlikte Bethani’den ayrılmıştı.

190:1.10 (2031.4) In about one week from this time John Zebedee took Mary the mother of Jesus to his home in Bethsaida. James, Jesus’ eldest brother, remained with his family in Jerusalem. Ruth remained at Bethany with Lazarus’s sisters. The rest of Jesus’ family returned to Galilee. David Zebedee left Bethany with Martha and Mary, for Philadelphia, early in June, the day after his marriage to Ruth, Jesus’ youngest sister.

2. İsa’nın Bethani’deki Görünüşü  

2. Jesus’ Appearance at Bethany

    Morontia yeniden dirilişi anından yukarıdaki ruhaniyet yükseliş vaktine kadar İs, yeryüzü üzerindeki inananları tarafından görülebilen bütünlük içerisinde on dokuz ayrı görünümde bulundu. O düşmanlarına görünmedi; ne de görünebilir bütünlüğündeki dışavurumundan ruhsal bir biçimde faydalanmayacak olanlara. Onun ilk görünüşü mezardaki beş kadınaydı; onun ikinci görünümü, yine mezarda olan Mecdelli Meryem’eydi.

190:2.1 (2031.5) From the time of the morontia resurrection until the hour of his spirit ascension on high, Jesus made nineteen separate appearances in visible form to his believers on earth. He did not appear to his enemies nor to those who could not make spiritual use of his manifestation in visible form. His first appearance was to the five women at the tomb; his second, to Mary Magdalene, also at the tomb.

    Üçüncü görünüm, Bethani’deki bu Pazarın öğlen sularında ortaya çıkmıştı. Öğleden kısa bir süre sonra, İsa’nın en büyük erkek kardeşi Yakub, Marta ve Meryem’in yeniden diriltilmiş kardeşinin boş mezarı önünde Lazarus’un bahçesinde durmaktaydı; o burada aklında, Davud’un ulağı tarafından yaklaşık olarak bir saat önce verilmiş olan haber üzerine düşünmekteydi. Yakub her zaman, en büyük ağabeyinin yeryüzü üzerindeki görevine inanma eğilimi göstermişti; ancak, p uzunca bir süre boyunca İsa’nın çalışmalarına dair iletişimi yitirdiği için, İsa’nın Mesih oluşuna dair havarilerin daha sonraki ifadelerine dair çok büyük kuşkulara düşmüştü. Bütün aile şaşkınlık çerisine düşmüş olup, ulak tarafından getirilmiş olan haberler karşısında neredeyse ne düşüneceklerini bilmez hale gelmişti. Yakub Lazarus’un boş mezarı önünde dururken, Mecdelli Meryem olay yerine gelip, Yusuf’un mezarındaki erken sabah saatlerindeki deneyimlerini heyecanlı bir biçimde aileye aktarmaktaydı. O anlatımını tamamlamadan önce Davud Zübeyde ve onun annesi buraya ulaştı. Ruth, tabii ki, rapora inanmıştı, ve Davud ve Şalomi ile konuştuktan da Yude de.

190:2.2 (2031.6) The third appearance occurred about noon of this Sunday at Bethany. Shortly after noontide, Jesus’ oldest brother, James, was standing in the garden of Lazarus before the empty tomb of the resurrected brother of Martha and Mary, turning over in his mind the news brought to them about one hour previously by the messenger of David. James had always inclined to believe in his eldest brother’s mission on earth, but he had long since lost contact with Jesus’ work and had drifted into grave doubting regarding the later claims of the apostles that Jesus was the Messiah. The whole family was startled and well-nigh confounded by the news brought by the messenger. Even as James stood before Lazarus’s empty tomb, Mary Magdalene arrived on the scene and was excitedly relating to the family her experiences of the early morning hours at the tomb of Joseph. Before she had finished, David Zebedee and his mother arrived. Ruth, of course, believed the report, and so did Jude after he had talked with David and Salome.

    Bu zaman zarfında, onlar Yakup’u ararken ve kendisini bulmadan önce, mezar yakınındaki bahçede orada dururken, sanki biri omzuna dokunmuş gibi, yakında bulunan bir mevcudiyetin farkına vardı; ve, o bakmak için döndüğünde, yanı başında tuhaf bir bütünlükteki şeyin kademeli olarak ortaya çıkışını seyretti. O konuşamayacak kadar şaşkınlığa düşmüş ve kaçamayacak kadar korkuya kapılmıştı. Ve, bunun ardından, tuhaf bütünlük, şunları söyler bir biçimde konuşmuştu: “Yakub, ben seni krallığın hizmetine çağırmak için geldim. Kardeşlere içten ellerle katıl ve beni takip et.” Yakup kendi isminin söylenmiş olduğunu duyduğunda, kendisine seslenmiş olan kişinin en büyük ağabeyi olan İsa olduğunu tanımıştı. Onların hepsi bir ölçüde, Üstün’ün morontia halini tanımada güçlük çekmişlerdi; ancak, onların çok azı onun sesini veya aksi hallerde kendileriyle birlikte bir kez konuşmaya başladığındaki büyüleyici kişiliğini tanımada bir çeşit güçlük yaşamışlardı.

190:2.3 (2032.1) In the meantime, as they looked for James and before they found him, while he stood there in the garden near the tomb, he became aware of a near-by presence, as if someone had touched him on the shoulder; and when he turned to look, he beheld the gradual appearance of a strange form by his side. He was too much amazed to speak and too frightened to flee. And then the strange form spoke, saying: “James, I come to call you to the service of the kingdom. Join earnest hands with your brethren and follow after me.” When James heard his name spoken, he knew that it was his eldest brother, Jesus, who had addressed him. They all had more or less difficulty in recognizing the morontia form of the Master, but few of them had any trouble recognizing his voice or otherwise identifying his charming personality when he once began to communicate with them.

    Yakup İsa’nın kendisine seslendiğini algıladığında, şunu haykıran bir biçimde, dizlerine kapanmaya başladı: “Benim babam ve ağabeyim,” ancak İsa ondan ayağa kendisiyle konuşurken ayağa kalkmasını istedi. Ve, onlar, bahçe boyunca yürüyüp, neredeyse üç dakika boyunca konuştular; eski günlere ait deneyimlerden ve yakın gelecekteki olayların öngörüşü üzerinde konuştular. Onlar eve yaklaştıklarında, İsa: “Elveda, Yakub, sizleri hep beraber selamlayana kadar.”

190:2.4 (2032.2) When James perceived that Jesus was addressing him, he started to fall to his knees, exclaiming, “My father and my brother,” but Jesus bade him stand while he spoke with him. And they walked through the garden and talked for almost three minutes; talked over experiences of former days and forecast the events of the near future. As they neared the house, Jesus said, “Farewell, James, until I greet you all together.”

    Yakub şunu haykıran bir biçimde eve doğru koşarken, onlar kendisini Bethpage’de aramaktaydı: “Ben İsa’yı gördüm ve onunla konuştum, onunla sohbet ettim. O ölü değil; o dirildi. O gözlerimin önünde, şunu söyleyen bir biçimde, kayboldu: ‘Sizlerin hepinizi hep beraber karşılayana kadar elveda.’” Yude geri döndüğünde o sözünü daha bitirmemişti bile, ve o Yude’nin yararına İsa ile bahçede sohbet etme deneyimini tekrar anlattı. Ve, onların tümü İsa’nın yeniden dirilişine inanmaya başladı. Yakub bu aşamada, Celile’ye geri dönmeyeceğini bildirdi, ve Davud şunu haykırdı: “O yalnızca heyecan dolu kadınlar tarafından görülmedi; kolay kolay etkilenmeyen erkekler bile onu görmeye başladı. Ben onu kendim göreceğimi bekliyorum.”

190:2.5 (2032.3) James rushed into the house, even while they looked for him at Bethpage, exclaiming: “I have just seen Jesus and talked with him, visited with him. He is not dead; he has risen! He vanished before me, saying, ‘Farewell until I greet you all together.’” He had scarcely finished speaking when Jude returned, and he retold the experience of meeting Jesus in the garden for the benefit of Jude. And they all began to believe in the resurrection of Jesus. James now announced that he would not return to Galilee, and David exclaimed: “He is seen not only by excited women; even stronghearted men have begun to see him. I expect to see him myself.”

    Ve, Davud uzun süre beklemedi; zira, İsa’nın fani tanınma için dördüncü ortaya çıkışı tam da Marta ve Meryem’in bu evinde saat ikiden kısa bir süre önce ortaya çıktı; İsa bu sefer, tamamı yirmi kişiden oluşan yeryüzü ailesi ve arkadaşlarının önünde ortaya çıktı. Üstün şunu söyleyen bir biçimde, açık olan arak kapıda ortaya çıktı: “Huzur sizler üzerinize olsun. Beden içinde bir kez bana yakın olanlara selam ve cennetin krallığı içindeki erkek ve kız kardeşlerim için birliktelik diliyorum. Nasıl olur da kuşku duyarsınız? Bütün bir kalple gerçekliğin ışığını takip etmeyi tercih etmeden önce neden bu kadar beklediniz? Gelin, bu nedenle, Baba’nın krallığı içindeki Gerçekliğin Ruhaniyetine ait birlikteliğe, hepiniz.” Onlar şaşkınlıklarının ilk dalgasından kurtulmaya başladıklarında ve onunla kucaklaşmak istercesine kendisine yaklaştıklarında, İsa görünüşlerinden kaybolmuştu.

190:2.6 (2032.4) And David did not long wait, for the fourth appearance of Jesus to mortal recognition occurred shortly before two o’clock in this very home of Martha and Mary, when he appeared visibly before his earthly family and their friends, twenty in all. The Master appeared in the open back door, saying: “Peace be upon you. Greetings to those once near me in the flesh and fellowship for my brothers and sisters in the kingdom of heaven. How could you doubt? Why have you lingered so long before choosing to follow the light of truth with a whole heart? Come, therefore, all of you into the fellowship of the Spirit of Truth in the Father’s kingdom.” As they began to recover from the first shock of their amazement and to move toward him as if to embrace him, he vanished from their sight.

    Onların tümü neyin gerçekleşmiş olduğuna dair kuşku duyan havarilere anlatmak için şehre doğru koşmayı istemişlerdi ama Yakub onları engelledi. Yalnızca Mecdelli Meryem’e Yusuf’un evine geri dönme izni verilmişti. Yakub, bahçe içinde konuşurlarken İsa’nın kendisine söylemiş olduğu belirli şeyler nedeniyle bu morontia ziyareti gerçekliğini onların etrafa yaymasını yasaklamıştı. Ancak, Yakub hiçbir zaman, Bethani’deki Lazarus’un evinde bu gün dirilmiş Üstün ile olan sohbete dair daha fazla şeyi açığa çıkarmamıştı.

190:2.7 (2032.5) They all wanted to rush off to the city to tell the doubting apostles about what had happened, but James restrained them. Mary Magdalene, only, was permitted to return to Joseph’s house. James forbade their publishing abroad the fact of this morontia visit because of certain things which Jesus had said to him as they conversed in the garden. But James never revealed more of his visit with the risen Master on this day at the Lazarus home in Bethany.

3. Yusuf’un Evinde  

3. At the Home of Joseph

    Fani gözlerin farkındalığı için İsa’nın beşinci morontia dışavurumu, bu aynı Pazar öğleden sonrası yaklaşık olarak dördü on beş geçe, Arimethealı İsa’nın evinde bir araya toplanmış bir yirmi kişilik inananın mevcudiyetinde gerçekleşmişti. Mecdelli Meryem, bu ortaya çıkıştan yalnızca birkaç dakika önce Yusuf’un evine geri dönmüştü. İsa’nın kardeşi Yakub öncesinden, Bethani’deki Üstün’ün ortaya çıkışına dair havarilere hiçbir şeyin söylenmemesini istemişti. O Meryem’den, kadın kardeş inananlarına bu olayı anlatmadan sakınmasını istememişti. Bunun uyarınca, Meryem kadınların tümünden sırrı tutma yemini istedikten sonra, o, Bethani’de İsa’nın ailesiyle birlikteyken çok yakın bir süre içinde neyin yaşanmış olduğunu anlatmaya geçti. Ve, o, bu heyecan verici anlatının tam da ortasındayken, çok ani ve ulvi bir sessizlik ricası üzerlerine düştü; onlar tam da ortalarında dirilmiş İsa’nın oldukça bütüncül bir biçimde görülür haline bakmaktaydı; O, şunu söyleyen bir biçimde, kendilerin karşıladı: “Barış üzerlerinize olsun. Krallığın birlikteliğinde ne Musevi ne gentile, ne zengin ne fakir, ne özgür ne tutsak, ne kadın ne de erkek bulunmamaktadır. Sizler de, cennetin krallığı içinde Tanrı ile olan evlatlığın müjdesiyle insanlığın özgürlüğüne dair iyi haberleri yaymaya çağrılmış haldesiniz. Bu müjdeyi duyuran ve ona olan inanç içindeki inananları olumlayan bir biçimde tüm dünyaya yayılın. Ve, bunu gerçekleştirirken, hasta olanlara hizmet vermeyi ve zayıf kalpteki ve korku etkisindekileri güçlendirmeyi unutmayın. Ve, ben her zaman sizlerle birlikte olacağım, dünyanın sonuna kadar bile.” Ve, o böyle konuştuğunda, gözlerinden kaybolmuştu; ve, kadınlar yüzlerine kapanıp, sessizlik içinde ibadet etmişlerdi.

190:3.1 (2033.1) The fifth morontia manifestation of Jesus to the recognition of mortal eyes occurred in the presence of some twenty-five women believers assembled at the home of Joseph of Arimathea, at about fifteen minutes past four o’clock on this same Sunday afternoon. Mary Magdalene had returned to Joseph’s house just a few minutes before this appearance. James, Jesus’ brother, had requested that nothing be said to the apostles concerning the Master’s appearance at Bethany. He had not asked Mary to refrain from reporting the occurrence to her sister believers. Accordingly, after Mary had pledged all the women to secrecy, she proceeded to relate what had so recently happened while she was with Jesus’ family at Bethany. And she was in the very midst of this thrilling recital when a sudden and solemn hush fell over them; they beheld in their very midst the fully visible form of the risen Jesus. He greeted them, saying: “Peace be upon you. In the fellowship of the kingdom there shall be neither Jew nor gentile, rich nor poor, free nor bond, man nor woman. You also are called to publish the good news of the liberty of mankind through the gospel of sonship with God in the kingdom of heaven. Go to all the world proclaiming this gospel and confirming believers in the faith thereof. And while you do this, forget not to minister to the sick and strengthen those who are fainthearted and fear-ridden. And I will be with you always, even to the ends of the earth.” And when he had thus spoken, he vanished from their sight, while the women fell on their faces and worshiped in silence.

    Bu zaman zarfına kadar yaşanmış İsa’nın beş morontia görüşünden dördüne Mecdelli Meryem şahitlik etmişti.

190:3.2 (2033.2) Of the five morontia appearances of Jesus occurring up to this time, Mary Magdalene had witnessed four.

    Öğleden önceki süreç boyunca ulakları etrafa göndermenin bir sonucu olarak ve İsa’nın Yusuf’un evindeki bu görünüşü ile ilgili özel bilgilerin istemeden bir biçimde sızması nedeniyle, İsa’nın dirilmiş oluşuna dair bilginin şehre ulaştığını ve birçok kişinin kendisini görmüş olduğunu bildirmekte olduğu bilgisi Musevi yöneticilerinin kulaklarına gelmeye başlamıştı. Sanhedrin üyeleri bu dedikodular tarafından bütünüyle etkilenmişti. Annas ile gerçekleşen aceleci bir danışmadan sonra, Kaiaphas bu akşam saat sekizde bir araya gelmesi için bir Sanhedrin buluşması istemişti. İsa’nın yeniden dirilişinden bahsetmiş olan her bir kişinin sinagoglardan katılması eylemi bu görüşmede karara varılmıştı. Onu görmüş olduğunu duyuran herhangi bir kişinin ölüm cezasına çarptırılması bile önerilmişti; bu öneri, buna rağmen, mevcut bir panik haline yaklaşan bir kafa karışıklığı içinde buluşma dağıldığı için oylanmaya sunulmamıştı. Onlar, İsa’dan kurtulmuş olduklarını düşünmeye cüret etmişlerdi. Onlar, Nasıralı ile olan gerçek sorunlarının daha yeni başlamakta olduğunu keşfetmeye başlamaktaydılar.

190:3.3 (2033.3) As a result of sending out the messengers during the midforenoon and from the unconscious leakage of intimations concerning this appearance of Jesus at Joseph’s house, word began to come to the rulers of the Jews during the early evening that it was being reported about the city that Jesus had risen, and that many persons were claiming to have seen him. The Sanhedrists were thoroughly aroused by these rumors. After a hasty consultation with Annas, Caiaphas called a meeting of the Sanhedrin to convene at eight o’clock that evening. It was at this meeting that action was taken to throw out of the synagogues any person who made mention of Jesus’ resurrection. It was even suggested that anyone claiming to have seen him should be put to death; this proposal, however, did not come to a vote since the meeting broke up in confusion bordering on actual panic. They had dared to think they were through with Jesus. They were about to discover that their real trouble with the man of Nazareth had just begun.

4. Yunanlılara olan Görünüş  

4. Appearance to the Greeks

    Flavius isimli birinin evinde, dört buçuk sularında, Üstün, burada bir araya gelmiş olan bir kırk sayıdaki Yunan inananına altıncı morontia görünüşünde bulunmuştu. Onlar Üstün’ün yeniden dirilişine dair haberleri tartışmaya girişmişken, o aralarında kendisini gösterdi; her ne kadar kapılar güvenli bir biçimde kapanmış olsa da; ve, onlara seslenen bir biçimde şunu söyledi: “Huzur üzerinize olsun. İnsan Evladı yeryüzü üzerinde Museviler arasında ortaya çıkmış olsa da, o insanların tümüne hizmet etmek için gelmiştir. Babamın krallığında ne Musevi ne de gentile olmayacaktır; hepiniz kardeşler olacaksınız — Tanrı’nın evlatları olarak. Bu nedenle, krallığın elçilerinden almış olduğunuz kurtuluşun bu müjdesini duyuran bir biçimde tüm dünyaya gidin; ve, ben, Baba’nın inanç ve gerçekliğe ait evlatlarının kardeşliği içinde sizlerle birlikte olacağım.” Ve, o kendilerini bu şekilde görevlendirdiğinde, o ayrılmış olup, onlar kendisini bir daha görmemişlerdi. Onlar bu akşamın tamamı boyunca evde kalmaya devam etmişti; onlar şaşkınlıktan ve bu görevde ilerleme korkusundan fazlasıyla etkilenmiş haldeydi. Ne de bu Yananlıların herhangi biri bu gece uyumuştu; onlar bu şeyler üzerine konuşmak için ayakta kalmış ve Üstün’ün kendilerini tekrar ziyaret edeceğini umut etmişlerdi. Bu toplulukta, askerler İsa’yı tutukladığında ve Yudas onu bir öpücük ile ihanet ettiğinde Gethsemane’de bulunmuş olan birçok Yunanlı bulunmaktaydı.

190:4.1 (2033.4) About half past four o’clock, at the home of one Flavius, the Master made his sixth morontia appearance to some forty Greek believers there assembled. While they were engaged in discussing the reports of the Master’s resurrection, he manifested himself in their midst, notwithstanding that the doors were securely fastened, and speaking to them, said: “Peace be upon you. While the Son of Man appeared on earth among the Jews, he came to minister to all men. In the kingdom of my Father there shall be neither Jew nor gentile; you will all be brethren — the sons of God. Go you, therefore, to all the world, proclaiming this gospel of salvation as you have received it from the ambassadors of the kingdom, and I will fellowship you in the brotherhood of the Father’s sons of faith and truth.” And when he had thus charged them, he took leave, and they saw him no more. They remained within the house all evening; they were too much overcome with awe and fear to venture forth. Neither did any of these Greeks sleep that night; they stayed awake discussing these things and hoping that the Master might again visit them. Among this group were many of the Greeks who were at Gethsemane when the soldiers arrested Jesus and Judas betrayed him with a kiss.

    İsa’nın yeniden dirilişine dair dedikodular ve onun birçok takipçisine olan birçok görünümüne dair bildiriler hızlıca bir biçimde yayılmaktaydı; ve, bütün bir biçimde şehir, yüksek derecedeki bir heyecana ulaşmıştı. Halihazırda Üstün ailesine, kadınlara, ve Yunanlılara görünmüş olup, kısa bir süre çinde kendisini havarilere açığa çıkaracaktı. Sanhedrin, Musevi yöneticilere çok ani bir biçimde atılmış olan bu yeni sorunlar üzerinde düşünmeye başlayacaktı. İsa havarilerini fazlasıyla önemsemekteydi, ancak o bu aşamada, kendisinin onları ziyaret etmesinden önce ulvi düşünmeyle ve irdeleyici irdeleyişle dolu birkaç ilave saat içinde yalnız bırakılmalarını arzu etmişti.

190:4.2 (2034.1) Rumors of Jesus’ resurrection and reports concerning the many appearances to his followers are spreading rapidly, and the whole city is being wrought up to a high pitch of excitement. Already the Master has appeared to his family, to the women, and to the Greeks, and presently he manifests himself in the midst of the apostles. The Sanhedrin is soon to begin the consideration of these new problems which have been so suddenly thrust upon the Jewish rulers. Jesus thinks much about his apostles but desires that they be left alone for a few more hours of solemn reflection and thoughtful consideration before he visits them.

5. İki Kardeşle olan Yürüyüş  

5. The Walk with Two Brothers

    Kudüs’ün yaklaşık olarak 10 kilometre batısında bulunan Emmaus’ta, kurbanlara, törenlere ve şölenlere katılan bir biçimde Kudüs’te Hamursuz haftasını geçirmekte olan iki kardeş çoban yaşamaktaydı. Kardeşlerin büyüğü olan Kleopas İsa’nın kısmi bir inananıydı; en azından o sinagogdan atılmıştı. Onun küçük kardeşi Yakub bir inanan değildi, her ne kadar onun ilgisini Üstün’ün öğretilerine ve çalışmalarına dair birçok şey çekmiş olsa da.

190:5.1 (2034.2) At Emmaus, about seven miles west of Jerusalem, there lived two brothers, shepherds, who had spent the Passover week in Jerusalem attending upon the sacrifices, ceremonials, and feasts. Cleopas, the elder, was a partial believer in Jesus; at least he had been cast out of the synagogue. His brother, Jacob, was not a believer, although he was much intrigued by what he had heard about the Master’s teachings and works.

    Bu Pazar öğleden sonrası, Kudüs’ten yaklaşık olarak beş kilometre dışarıda ve saat beşten birkaç dakika önce, bu iki kardeş Emmaus yolu boyunca ilerlerken, onun öğretileri olarak İsa hakkında büyük bir içtenlikle konuşmaktaydı; ve, onlar özellikle İsa’nın mezarının boş oluşundan ve bazı kadınların onunla konuşmuş olduğundan bahsetmişlerdi. Kleopas bu bildirilere yarı gönüllü bir biçimde inanmaktaydı ancak Yakup bütün bir olayın muhtemelen bir aldatma olduğunda ısrarcıydı. Evlerine doğru ilerlerken onlar bu şekilde söyleşşir ve farklı görüşlerini bildirirken, yedinci ortaya çıkışı olarak İsa’nın morontia görünümü, onlar ilerlerken yanlarında belirdi. Kleopas öncesinde İsa’nın öğretimini çoğu sefer duymuştu ve o birkaç farklı zamanda Kudüs inananlarının evlerinde onunla birlikte yemek yemişti. Ancak, o, Üstün kendileriyle hiçbir kısıtlama olmadan konuşmaya başladığında bile onu tanımamışlardı.

190:5.2 (2034.3) On this Sunday afternoon, about three miles out of Jerusalem and a few minutes before five o’clock, as these two brothers trudged along the road to Emmaus, they talked in great earnestness about Jesus, his teachings, work, and more especially concerning the rumors that his tomb was empty, and that certain of the women had talked with him. Cleopas was half a mind to believe these reports, but Jacob was insistent that the whole affair was probably a fraud. While they thus argued and debated as they made their way toward home, the morontia manifestation of Jesus, his seventh appearance, came alongside them as they journeyed on. Cleopas had often heard Jesus teach and had eaten with him at the homes of Jerusalem believers on several occasions. But he did not recognize the Master even when he spoke freely with them.

    Onlarla kısa bir süre ilerledikten sonra, İsa şunu söylemişti: “Ben sizlere gelirken hangi sözleri bu kadar içtenlikle birbirlerinize ifade ettiniz?” Ve, İsa bu şekilde konuştuğunda, onlar durup, kendilerini üzüntülü bir şaşkınlıkla görmüşlerdi. Kleopas şunu söylemişti: “Kudüs’te konaklayıp, yakın zamanda olanlara dair şeyleri bilmemen nasıl mümkün olabilir?” Bunun ardından şunu sordu “Hangi şeyleri?” Kleopas: “Eğer gerçekten bu olanları bilmiyorsan, sen, Tanrı’nın ve tüm insanların önünde sözünde ve eylemlerinde kudretli olan bir peygamber Nasıralı İsa’ya dair bu söylentileri duymamış olan Kudüs’teki tek kişisin. Baş din-adamları ve bizlerin yöneticileri onu Romalılara teslim edip, onların kendisini çarmığa gerilmesini istemişlerdi. Öncesinde birçoklarımız onun İsrail’i gentilelilerin boyunduruğundan kurtaracağını umut etmişti. Ama bu hiçbir bir biçimde gerçekleşmedi. Şimdi onun çarmığa gerilişinin üçüncü günü ve bazı kadınlar, tam da bu sabah onların kendisinin mezarına gitmiş ve onu boş olarak görmüş olduğunu duyuruşuyla şaşkınlığa uğrattı. Ve, bu aynı kadınlar, onların bu kişi ile konuşmuş olduğunda ısrar etmekte; onlar, bu kişinin ölümden dirilmiş olduğunu öne sürmekte. Ve, bu kadınlar bunu erkeklere bildirdiğinde, havarilerin ikisi kabre doğru koşup, benzer bir biçimde onu boş halde bulmuşlardı” — ve burada Yakup kardeşinin sözünü kesip, “ancak onlar İsa’yı göremediler” dedi.

190:5.3 (2034.4) After walking a short way with them, Jesus said: “What were the words you exchanged so earnestly as I came upon you?” And when Jesus had spoken, they stood still and viewed him with sad surprise. Said Cleopas: “Can it be that you sojourn in Jerusalem and know not the things which have recently happened?” Then asked the Master, “What things?” Cleopas replied: “If you do not know about these matters, you are the only one in Jerusalem who has not heard these rumors concerning Jesus of Nazareth, who was a prophet mighty in word and in deed before God and all the people. The chief priests and our rulers delivered him up to the Romans and demanded that they crucify him. Now many of us had hoped that it was he who would deliver Israel from the yoke of the gentiles. But that is not all. It is now the third day since he was crucified, and certain women have this day amazed us by declaring that very early this morning they went to his tomb and found it empty. And these same women insist that they talked with this man; they maintain that he has risen from the dead. And when the women reported this to the men, two of his apostles ran to the tomb and likewise found it empty” — and here Jacob interrupted his brother to say, “but they did not see Jesus.”

    Onlar beraber yürürken, İsa onlara şunu söyledi: “Gerçeği kavramada ne kadar da yavaşsınız! Sohbetiniz bu kişinin öğretileri ve yaptıkları üzerine olduğunu söylediğinizde, bu öğretilere daha faza aşina olduğum için sizleri aydınlatabilirim. Bu İsa’nın her zaman krallığının bu dünyaya ait olmadığını öğretmiş olduğunu hatırlamıyor musunuz; ve, Tanrı’nın evlatları olarak, insanların tümünün, Cennetsel Baba’nın derin sevgisine ait gerçeklikten oluşan bu yeni krallıktaki derin sevgi dolu hizmetten meydana gelen kardeşlik birlikteliği içindeki ruhsal neşede özgürlüğü ve bağımsızlığı bulmaları gerektiğini? Bu İnsan Evladı’nın, hasta ve sıkıntı içindekilere hizmet ederek ve korkuyla tutsak edilmiş ve kötülükle köleleştirilmiş kişileri özgür hale getiren bir biçimde, insanların tümü için Tanrı’nın kurtarılışını nasıl da duyurmuş olduğunu hatırlamıyor musunuz? Nasıralı bu kişinin havarilerine, kendisini ölüme gönderecek olan düşmanlarına teslim edilen bir biçimde Kudüs’e gitmek zorunda ve üçüncü gün yeniden dirilecek oluşunu söyleyişini bilmiyor musunuz? Bunların tümü sizlere söylenmedi mi? Museviler ve gentileliler için kurtuluşun bu gününe dair, içinde yeryüzüne ait ailelerin tümünün kutsanacağını yazan Yazıtları hiç mi okumadınız; onun, ihtiyaç içindekilerin haykırışını duyacağını ve kendisini arayan fakirlerin ruhlarını kurtaracağını; milletlerin tümünün kendisini kutsanmış olarak çağıracağını? Endişe içindeki bir şekilde böyle bir Kurtarıcı’nın büyük bir kayanın gölgesi olacağını. Onun, koyunları kollarına toplayarak onları göğsünde ilgiyle taşıyan gerçek bir çoban gibi sürüsünü besleyecek oluşunu. Onun, ruhsal olarak gözleri görmez haldekilerin gözlerini açacağını ve mutsuzluğun mahkumlarını bütüncül bağımsızlığa ve ışığa getireceğini; karanlıkta bulunan herkesin ebedi kurtuluşun büyük ışığını göreceğini. Onun kalbi kırılmışların yaralarını saracağını, günahın tutsaklarına özgürlüğü duyuracağını ve korkuyla köleleştirilmiş ve kötülükle tutsak edilmiş olanların zindanlarını açacağını. Yas içindekileri teselli edip, onlara, keder ve ağırlığın yerine kurtuluşun neşesini bahşedeceğini. Onun, ulusların tümünün arzusu ve doğruluğu arayanların sonsuza kadar sürecek neşesi olacağını. Gerçekliğin ve doğruluşun bu Evladı’nın dünya üzerinde iyileştirici ışık ve kurtarıcı güç ile doğacağını; onun kendi insanlarını günahlarından bile kurtaracağını; onun gerçekten de kayıp olanları arayıp onları kurtaracağını. Onun zayıfları yok etmeyeceğini, açlık ve susuzluk çekmekte olanların tümüne kurtuluşun hizmetinde bulunacağını. Ona inananların ebedi yaşama sahip olacağını. Onun ruhaniyetini bedenin tümüne aktaracağını ve bu Gerçeklik Ruhaniyeti’nin, sonsuza kadar sürecek olan yaşama fışkıran bir biçimde, her inanan içinde bir su deryası olacağını. Sizlere bu kişinin vermiş olduğu krallığın müjdesinin ne kadar büyük olduğunu anlamıyor musunuz? Sizlere gelmiş olan bir kurtuluşun ne kadar da büyük olduğunu algılamıyor musunuz?

190:5.4 (2035.1) As they walked along, Jesus said to them: “How slow you are to comprehend the truth! When you tell me that it is about the teachings and work of this man that you have your discussions, then may I enlighten you since I am more than familiar with these teachings. Do you not remember that this Jesus always taught that his kingdom was not of this world, and that all men, being the sons of God, should find liberty and freedom in the spiritual joy of the fellowship of the brotherhood of loving service in this new kingdom of the truth of the heavenly Father’s love? Do you not recall how this Son of Man proclaimed the salvation of God for all men, ministering to the sick and afflicted and setting free those who were bound by fear and enslaved by evil? Do you not know that this man of Nazareth told his disciples that he must go to Jerusalem, be delivered up to his enemies, who would put him to death, and that he would arise on the third day? Have you not been told all this? And have you never read in the Scriptures concerning this day of salvation for Jew and gentile, where it says that in him shall all the families of the earth be blessed; that he will hear the cry of the needy and save the souls of the poor who seek him; that all nations shall call him blessed? That such a Deliverer shall be as the shadow of a great rock in a weary land. That he will feed the flock like a true shepherd, gathering the lambs in his arms and tenderly carrying them in his bosom. That he will open the eyes of the spiritually blind and bring the prisoners of despair out into full liberty and light; that all who sit in darkness shall see the great light of eternal salvation. That he will bind up the brokenhearted, proclaim liberty to the captives of sin, and open up the prison to those who are enslaved by fear and bound by evil. That he will comfort those who mourn and bestow upon them the joy of salvation in the place of sorrow and heaviness. That he shall be the desire of all nations and the everlasting joy of those who seek righteousness. That this Son of truth and righteousness shall rise upon the world with healing light and saving power; even that he will save his people from their sins; that he will really seek and save those who are lost. That he will not destroy the weak but minister salvation to all who hunger and thirst for righteousness. That those who believe in him shall have eternal life. That he will pour out his spirit upon all flesh, and that this Spirit of Truth shall be in each believer a well of water, springing up into everlasting life. Did you not understand how great was the gospel of the kingdom which this man delivered to you? Do you not perceive how great a salvation has come upon you?”

    Bu zaman zarfında onlar, bu kardeşlerin oturmuş oldukları köyün yakınına varmışlardı. Yol boyunca ilerlerken İsa onlara öğretide bulunmaya başladığından beri bu iki kişi tek bir cümle dahi etmemişti. Yakın bir süre içinde onlar mütevazi yerleşkelerinin karşısına gelmişlerdi, ve İsa, yola devam eden bir biçimde onlardan ayrılmak üzereydi; ancak, onlar, İsa’nın eve girip kendileriyle birlikte kalmasını istemişlerdi. Havanın kararmak üzere oluşunu söyleyip, onun kendileriyle birlikte kalmalarında ısrar etmişlerdi. Sonunda İsa razı olmuştu, ve kısa bir süre içinde onlara eve girip, yemek sofrasına oturmuşlardı. Onlar kendisine kutsaması için ekmek vermiş olup, İsa ekmeği bölüp onlara verirken, onların gözleri birden açılmıştı; Kleopas konuklarının Üstün’ün kendisi olduğunu tanımıştı. Ve, o, “Bu Üstün —“ dediğinde, morontialı İsa gözlerinden kayboldu.

190:5.5 (2035.2) By this time they had come near to the village where these brothers dwelt. Not a word had these two men spoken since Jesus began to teach them as they walked along the way. Soon they drew up in front of their humble dwelling place, and Jesus was about to take leave of them, going on down the road, but they constrained him to come in and abide with them. They insisted that it was near nightfall, and that he tarry with them. Finally Jesus consented, and very soon after they went into the house, they sat down to eat. They gave him the bread to bless, and as he began to break and hand to them, their eyes were opened, and Cleopas recognized that their guest was the Master himself. And when he said, “It is the Master —,” the morontia Jesus vanished from their sight.

    Ve, bunun ardından onlar birbirlerine “Yolda beraberce yürürken bizlere konuştukça kalplerimizin yanmış olmasına şaşırmamamız gerek!”

190:5.6 (2036.1) And then they said, the one to the other, “No wonder our hearts burned within us as he spoke to us while we walked along the road! and while he opened up to our understanding the teachings of the Scriptures!”

    Onlar yemek için ara vermeyeceklerdi. Onlar Morontia Üstünü’nü görmüş olup, dirilmiş Kurtarıcı’nın iyi haberlerini haykırmak için doğrudan Kudüs’ün yolunu tutmuşlardı.

190:5.7 (2036.2) They would not stop to eat. They had seen the morontia Master, and they rushed from the house, hastening back to Jerusalem to spread the good news of the risen Savior.

    Bu akşam saat dokuz sularında ve Üstün onluya göründen biraz önce, heyecan içindeki bu iki kardeş, İsa’nın kendilerini görmüş olduğunu ve onun kendileriyle konuşmuş olduğunu duyuran bir biçimde, üst odadaki havarilerin konuşmasını bölmüşlerdi. Ve, onlar, İsa’nın kendilerine söylemiş olduğu her şeyi aktarmış olup, ekmeği bölüşüne kadar onun kim olduğunu nasıl anlamamış olduklarını söylemişlerdi.

190:5.8 (2036.3) About nine o’clock that evening and just before the Master appeared to the ten, these two excited brothers broke in upon the apostles in the upper chamber, declaring that they had seen Jesus and talked with him. And they told all that Jesus had said to them and how they had not discerned who he was until the time of the breaking of the bread.





Back to Top