URANTİA’NIN KİTABI’NA - 138. Makale
Krallığın İleticileri’nin Eğitimi

URANTİA’NIN KİTABI’NA   

Kısım IV. İsa’nın Hayatı ve Öğretileri



Paper 138
Training the Kingdom’s Messengers

    “Krallık” üzerine olan vaazın duyuruluşundan sonra İsa o öğleden sonrası altı havarisini toplayıp, Celile Denizi çevresinde ve onun yakınındaki şehirleri ziyaret etme tasarımlarını açığa çıkarmaya başladı. Kardeşleri Yakub ve Yude, bu görüşmeye çağrılmadıkları için oldukça kırılmışlardı. Bu vakte kadar onlar kendilerini, İsa’nın çok yakın birlikteliklerinden oluşan küçük topluğa ait olarak görmüşlerdi. Ancak, İsa hiçbir yakın akrabasını, krallığın havarisel yöneticilerinden oluşan bu birliğin üyeliğine almamaya karar vermişti. Tam da Kana’daki deneyiminden beri annesinden olan gözle görülen uzaklığıyla beraber, seçilmiş birkaç kişi arasına Yakub ve Yude’yi dâhil etmedeki bu bekleneni yerine getirmeme, İsa ve ailesi arasında sürekli genişlemekte olan bir uçurumun başlangıç noktasını oluşturmuştu. Bu durum, onların neredeyse kendisini reddedişine kadar varmış bir biçimde — kendisinin kamu hizmeti boyuna devam etmişti; ve, bu farklılıklar, ölümüne ve yeniden dirilişine kadar bütünüyle giderilememişti. Annesi sürekli bir biçimde, dalgalanan düzeylerdeki inançla ve umutla, ve hayal kırıklığının, alçalmanın ve ümitsizliğin yoğunlaşmış duyguları arasında gidip gidip gelmekteydi. En gençleri olarak, yalnızca Ruth, baba-kardeşine hiç ayrılmadan sadık kalmaya devam etmişti.

138:0.1 (1538.1) AFTER preaching the sermon on “The Kingdom,” Jesus called the six apostles together that afternoon and began to disclose his plans for visiting the cities around and about the Sea of Galilee. His brothers James and Jude were very much hurt because they were not called to this conference. Up to this time they had regarded themselves as belonging to Jesus’ inner circle of associates. But Jesus planned to have no close relatives as members of this corps of apostolic directors of the kingdom. This failure to include James and Jude among the chosen few, together with his apparent aloofness from his mother ever since the experience at Cana, was the starting point of an ever-widening gulf between Jesus and his family. This situation continued throughout his public ministry — they very nearly rejected him — and these differences were not fully removed until after his death and resurrection. His mother constantly wavered between attitudes of fluctuating faith and hope, and increasing emotions of disappointment, humiliation, and despair. Only Ruth, the youngest, remained unswervingly loyal to her father-brother.

    Yeniden dirilişe kadar İsa’nın tüm ailesi, onun hizmetine çok az ilgi duymuştu. Eğer bir tanrı-elçisi, kendi öz ülkesi dışında onurdan yoksun değilse, o, kendi öz ailesi dışında da anlayış ve takdirden yoksun değildi.

138:0.2 (1538.2) Until after the resurrection, Jesus’ entire family had very little to do with his ministry. If a prophet is not without honor save in his own country, he is not without understanding appreciation save in his own family.

1. Son Yönergeler  

1. Final Instructions

    M.S. 26.yılda, Haziran ayının 23’ünde, Pazar günü, İsa, altılıya nihai yönergelerini aktardı. O kendilerine, ikili topluluklar halinde, krallığın iyi haberlerini öğretmelerini yönlendirdi. O kendilerine vaftizde bulunmayı yasaklamış olup, kamuya doğrudan bir biçimde duyuru yapmaya karşı tavsiye etmişti. O konuşmasına devam ederek; daha sonra kendilerinin kamu karşısında duyuruda bulunmalarına izin vereceğini, ama bir süreliğine, ve birçok nedenden olayı, kendilerinin akran insanlarıyla kişisel olarak iletişimde bulunmalarının işlevsel deneyimini elde etmelerini arzuladığını açıklamıştı. İsa onların ilk gezisinin, tamamiyle kendilerinin kişisel çalışmalarından bir tanesi olmasını amaçlamıştı. Her ne kadar İsa’nın yapmış olduğu bu duyuru, havariler için hayal kırıklığına yakın bir nitelik taşımış olsa da, yine de onlar, en azından kısmi bir biçimde, krallığın duyurusunun bu şekilde başlamasına dair İsa’nın nedenini görmüştü; ve, onlar olumlu hislerle ve kendinden emin isteklilikle yola çıkmışlardı. O havarileri; Yakub ve Yahya Kıresa’ya, Andreas ve Petrus Kapernaum’a giderken, Filip ve Nataniyel’in Tariça’ya hareket ettiği biçimde, ikili topluluklar halinde göndermişti.

138:1.1 (1538.3) The next day, Sunday, June 23, A.D. 26, Jesus imparted his final instructions to the six. He directed them to go forth, two and two, to teach the glad tidings of the kingdom. He forbade them to baptize and advised against public preaching. He went on to explain that later he would permit them to preach in public, but that for a season, and for many reasons, he desired them to acquire practical experience in dealing personally with their fellow men. Jesus purposed to make their first tour entirely one of personal work. Although this announcement was something of a disappointment to the apostles, still they saw, at least in part, Jesus’ reason for thus beginning the proclamation of the kingdom, and they started out in good heart and with confident enthusiasm. He sent them forth by twos, James and John going to Kheresa, Andrew and Peter to Capernaum, while Philip and Nathaniel went to Tarichea.

    Onlar bu ilk iki haftalık hizmetlerine başlamalarından önce, İsa onlara, ayrılışından sonra krallık çalışmasına devam etmek için on iki havari toplamayı arzuladığını duyurmuş olup, her birine, havarilerin tasarlanmış birliğine üyelik için kendisinin kazanmış olduğu ilk kişiler arasından bir kişiyi seçmelerinin yetkisini vermişti. Yahya cüretkâr bir biçimde söz alıp, şunu sormuştu: “Ama, Üstünümüz, bu altı kişi aramıza gelip, Ürdün nehrinden beri seninle birlikte olan, krallık için bizlerin ilk emeği nitelikteki, bu geziye hazırlanmak için öğretilerin hepsini duymuş olan bizler ile her şeyi eşit bir biçimde mi paylaşacak?” Ve, İsa bunu şu şekilde cevapladı: “Evet, Yahya, sizlerin seçtiği kişiler bizler ile bir bütün olacak, ve sen onlara, tıpkı benim sana öğretmiş olduğum gibi, krallık ile ilgili her şeyi öğreteceksin.” Böyle konuştuktan sonra, İsa onlardan ayrılmıştı.

138:1.2 (1538.4) Before they began this first two weeks of service, Jesus announced to them that he desired to ordain twelve apostles to continue the work of the kingdom after his departure and authorized each of them to choose one man from among his early converts for membership in the projected corps of apostles. John spoke up, asking: “But, Master, will these six men come into our midst and share all things equally with us who have been with you since the Jordan and have heard all your teaching in preparation for this, our first labor for the kingdom?” And Jesus replied: “Yes, John, the men you choose shall become one with us, and you will teach them all that pertains to the kingdom, even as I have taught you.” After thus speaking, Jesus left them.

    Altılı; İsa’nın, her birinin yeni bir havari bulmasına dair yönergesi üzerinde görüş alış verişinde birçok şeyi ifade edene kadar, görevlerine gitmek için ayrılmamışlardı. Andreas’ın tavsiyesi nihai olarak üstün geldi, ve onlar, emeklerini vermek için hareket ettiler. Özü itibariyle Andreas şunu söylemişti: “Üstün haklı; bu görevin üstesinden gelebilmek için biz çok az kişiyiz. Daha fazla öğretmene ihtiyaç var, ve Üstün, bu altı havariyi seçme görevini bizlere emanet etmesi bakımından, bizlere çok fazlasıyla güvendiğini gösterdi.” Bu sabah, onlar görevlerine gitmek için ayrılırlarken, her birinin kalbinde örtülü bir parça derin üzüntü bulunmaktaydı. Onlar, İsa’yı özleyecek olduklarını bilmekteydi; ve, korkularının ve ürkekliklerinin yanı sıra, bu, cennetin krallığının başlangıcı için hayal etmiş oldukları resim değildi.

138:1.3 (1539.1) The six did not separate to go to their work until they had exchanged many words in discussion of Jesus’ instruction that each of them should choose a new apostle. Andrew’s counsel finally prevailed, and they went forth to their labors. In substance Andrew said: “The Master is right; we are too few to encompass this work. There is need for more teachers, and the Master has manifested great confidence in us inasmuch as he has intrusted us with the choosing of these six new apostles.” This morning, as they separated to go to their work, there was a bit of concealed depression in each heart. They knew they were going to miss Jesus, and besides their fear and timidity, this was not the way they had pictured the kingdom of heaven being inaugurated.

    Altılının, iki haftalığına emeklerinde bulunması ve onun ardından bir görüşme için Zübeyde’nin evine geri dönmeleri düzenlenmişti. Bu arada, İsa, Yusuf, Şimon ve bu bölgedeki ailesinin diğer üyelerini ziyaret etmek için Nasıra’ya uğramıştı. İsa, Babasının iradesini gerçekleştirmeye olan adanmışlığı ile tutarlı bir biçimde, ailesinin güvenini ve şefkatini elinde bulundurmak için insani bir biçimde mümkün olan her şeyi yapmıştı. Bu hususta, o bütün sorumluluğunu yerine getirip, ondan da fazlasını gerçekleştirmişti.

138:1.4 (1539.2) It had been arranged that the six were to labor for two weeks, after which they were to return to the home of Zebedee for a conference. Meantime Jesus went over to Nazareth to visit with Joseph and Simon and other members of his family living in that vicinity. Jesus did everything humanly possible, consistent with his dedication to the doing of his Father’s will, to retain the confidence and affection of his family. In this matter he did his full duty and more.

    Altılı görevde iken, İsa, bu aşamada hapiste bulunan, Yahya’yı fazlasıyla düşünmekteydi. Onu serbest bırakmak için potansiyel güçlerini kullanmak kendisini cezbeden büyük bir şeydi; ancak, bir kez daha, “Yaratıcı’nın iradesini beklemekle” kendisini sınırlandırdı.

138:1.5 (1539.3) While the apostles were out on this mission, Jesus thought much about John, now in prison. It was a great temptation to use his potential powers to release him, but once more he resigned himself to “wait upon the Father’s will.”

2. Diğer Altılıyı Seçiş  

2. Choosing the Six

    Altılının ilk ileti-yayma gezisi, çok dikkate değer bir biçimde başarılıydı. Onların tümü, insanlarla doğrudan ve kişisel iletimde bulunmayan büyük değerini keşfetmişlerdi. Onlar İsa’ya, dinin başlı başına ve bütünüyle bir kişisel deneyim olayı olduğunun daha bütüncül bir biçimde farkına vararak geri dönmüşlerdi. Onlar, olağan insanların dini tesellinin ve ruhsal neşenin kelimelerini duymaya nasıl aç olduklarını hissetmeye başlamışlardı. İsa etrafında toplandıklarında, onların hepsi, birden konuşmaya başlama arzusu duymuştu; ancak, Andreas yetkiyi ele almış, her birini teker teker çağırmıştı; ve, onlar, resmi raporlarını Üstün’e aktarmış ve yeni altı havari için adaylarını kendisine sunmuştu.

138:2.1 (1539.4) This first missionary tour of the six was eminently successful. They all discovered the great value of direct and personal contact with men. They returned to Jesus more fully realizing that, after all, religion is purely and wholly a matter of personal experience. They began to sense how hungry were the common people to hear words of religious comfort and spiritual good cheer. When they assembled about Jesus, they all wanted to talk at once, but Andrew assumed charge, and as he called upon them one by one, they made their formal reports to the Master and presented their nominations for the six new apostles.

    İsa, her kişi yeni havari görevleri için kendi tercihini sunduktan sonra, tüm diğerlerine adaylar için oy kullanmalarını istedi; böylece, yeni havarilerin altısı da, eski altılının tümü tarafından resmi bir biçimde kabul edilmiş oldu. Bunun sonrasında İsa, bu adayların hepsini ziyaret edip, kendilerine hizmet görevi vereceğini duyurdu.

138:2.2 (1539.5) Jesus, after each man had presented his selection for the new apostleships, asked all the others to vote upon the nomination; thus all six of the new apostles were formally accepted by all of the older six. Then Jesus announced that they would all visit these candidates and give them the call to service.

    Yeni seçilmiş havariler şu kişilerdi:

138:2.3 (1539.6) The newly selected apostles were:

    1. Matta Levi, Batanea sınırlarının yakınında olmak üzere, şehrin tam da doğusunda görevini gerçekleştirmiş olan, Kapernaumlu vergi toplayıcısı. O, Andreas tarafından seçilmişti.

138:2.4 (1539.7) 1. Matthew Levi, the customs collector of Capernaum, who had his office just to the east of the city, near the borders of Batanea. He was selected by Andrew.

    2. Tomas Didymus, Tariçalı bir balıkçı ve bir zamanlar Gadara’da marangozluk ve taş ustalığı yapmış kişi. O, Filip tarafından seçilmişti.

138:2.5 (1539.8) 2. Thomas Didymus, a fisherman of Tarichea and onetime carpenter and stone mason of Gadara. He was selected by Philip.

    3. Yakub Alpheus, Keresalı bir balıkçı ve çiftçi, Yakub Zübeyde tarafından seçilmişti.

138:2.6 (1539.9) 3. James Alpheus, a fisherman and farmer of Kheresa, was selected by James Zebedee.

    4. Yudas Alpheus, kendisi de bir balıkçı olan, Yakub Alpheus’un ikiz kardeşi, Yahya Zübeyde tarafından seçilmişti.

138:2.7 (1539.10) 4. Judas Alpheus, the twin brother of James Alpheus, also a fisherman, was selected by John Zebedee.

    5. Şimon Zelotes, İsa’nın havarilerine katılmak için bırakmış olduğu bir makam olarak, Köktenciler’in vatansever örgütünde yüksek bir sorumluydu. Köktenciler’e katılmadan önce, Şimon bir tüccardı. O, Petrus tarafından seçilmişti.

138:2.8 (1540.1) 5. Simon Zelotes was a high officer in the patriotic organization of the Zealots, a position which he gave up to join Jesus’ apostles. Before joining the Zealots, Simon had been a merchant. He was selected by Peter.

    6. Yudas İscariot, Eriha’da yaşayan varlıklı Musevi ebeveynlerinin tek oğluydu. O, Vaftizci Yahya’ya bağlı hale gelmiş olup, Saduki ebeveynleri kendisini evlatlıktan reddetmişti. O, İsa’nın havarileri kendisini bulduğunda bu yörelerde iş aramaktaydı; ve, başlıca mali konularda olan deneyimi nedeniyle, Nataniyel kendisini, düzeylerine katılmak için davet etmişti. Yudas İscariot, on iki havari arasında Yehuda’dan olan tek kişiydi.

138:2.9 (1540.2) 6. Judas Iscariot was an only son of wealthy Jewish parents living in Jericho. He had become attached to John the Baptist, and his Sadducee parents had disowned him. He was looking for employment in these regions when Jesus’ apostles found him, and chiefly because of his experience with finances, Nathaniel invited him to join their ranks. Judas Iscariot was the only Judean among the twelve apostles.

    İsa bir bütün günü, onların sorularına cevap vererek ve raporlarının detaylarını dinleyerek bu ilk altılı ile geçirmişti; zira, onlar, anlatacak birçok ilgi çekici ve yararlı deneyime sahipti. Onlar bu aşamada; daha doğrudan ve görünür kamu çalışmalarını uygulamaya geçirmeden önce, Üstün’ün kendilerini, sessiz ve kişisel bir biçimde emek vermeye göndermesinin bilgeliğini görmektelerdi.

138:2.10 (1540.3) Jesus spent a full day with the six, answering their questions and listening to the details of their reports, for they had many interesting and profitable experiences to relate. They now saw the wisdom of the Master’s plan of sending them out to labor in a quiet and personal manner before the launching of their more pretentious public efforts.

3. Matta ve Şimon’un Görevlendirilişi  

3. The Call of Matthew and Simon

    Bir sonraki gün İsa ve altılı, vergi toplayıcısı, Matta’yı davet etmeye gitti. Matta, işlerini tamamlayıp, görevi ilgili tüm hususları kardeşine devretmeye hazır bir halde, kendilerini beklemekteydi. Onlar vergi binasına yaklaştıklarında, Andreas, Matta’nın yüzüne bakan bir biçimde “Beni takip et” demiş olan İsa ile birlikte öne çıktı. Ve, o yerinden kalktı ve kendi evine İsa ve havarilerle birlikte gitti.

138:3.1 (1540.4) The next day Jesus and the six went to call upon Matthew, the customs collector. Matthew was awaiting them, having balanced his books and made ready to turn the affairs of his office over to his brother. As they approached the toll house, Andrew stepped forward with Jesus, who, looking into Matthew’s face, said, “Follow me.” And he arose and went to his house with Jesus and the apostles.

    Matta İsa’ya, o akşam için düzenlemiş olduğu büyük bir yemekten söz etmişti; en azından o, bu türden bir akşam yemeğini, eğer İsa onaylarsa ve bu yemeğin onur konuğu olmaya rıza gösterirse, ailesi ve arkadaşlarına vermeyi arzulamıştı. Ve, İsa, onayını başıyla göstermişti. Petrus bunun sonrasında Matta’yı kenara çekip, Şimon isimli birini havarilere katılmak için davet etmiş bulunduğunu söylemiş ve Şimon’un da aynı zamanda bu şölene çağrılmasına dair kendisinin rızasını almıştı.

138:3.2 (1540.5) Matthew told Jesus of the banquet he had arranged for that evening, at least that he wished to give such a dinner to his family and friends if Jesus would approve and consent to be the guest of honor. And Jesus nodded his consent. Peter then took Matthew aside and explained that he had invited one Simon to join the apostles and secured his consent that Simon be also bidden to this feast.

    Matta’nın evinde bir öğlen yemeğinden sonra, onların hepsi Petrus ile birlikte, bu aşamada yeğeni tarafından idare edilmekteki, ona ait eski ticaret yerinde kendisini bulmuş oldukları, Köktenci Şimon’u davet etmeye gitti. Petrus İsa’yı Şimon’a götürdüğünde, Üstün ateşli vatanseveri selamlamış olup, ona yalnızca “Beni takip et” dedi.

138:3.3 (1540.6) After a noontide luncheon at Matthew’s house they all went with Peter to call upon Simon the Zealot, whom they found at his old place of business, which was now being conducted by his nephew. When Peter led Jesus up to Simon, the Master greeted the fiery patriot and only said, “Follow me.”

    Onların hepsi, akşam yemeği vaktine kadar siyaset ve din hakkında fazlasıyla konuşmuş oldukları yer olan, Matta’nın evine geri dönmüştü. Levi ailesi uzun bir süredir, ticaret ve vergi toplama işleriyle iç içe haldeydi; bu nedenle, Matta tarafından bahse konu verilmiş resmi yemeğe davet edenlerin çoğu, Ferisilerce “Romalı vergiciler ve günahkârlar olarak” adlandırılırdı.

138:3.4 (1540.7) They all returned to Matthew’s home, where they talked much about politics and religion until the hour of the evening meal. The Levi family had long been engaged in business and tax gathering; therefore many of the guests bidden to this banquet by Matthew would have been denominated “publicans and sinners” by the Pharisees.

    Bu zamanlarda, bu türden bir yemek-davet töreni önemli bir birey için düzenlendiğinde, ilgi duyan kişilerin hepsinin; ana yemeğin başındaki davetlileri gözlemlemek ve onur konuklarının kişisel sohbetlerini ve kalabalığa verdiği konuşmalarını gözlemlemek için yemek odasında dolaşmaları adetti. Bunun uyarınca, Kapernaum Ferisileri’nin büyük bir kısmı bu olayda, bu olağandışı toplumsal buluşmada İsa’nın davranışını gözlemlemek için hazır haldelerdi.

138:3.5 (1540.8) In those days, when a reception-banquet of this sort was tendered a prominent individual, it was the custom for all interested persons to linger about the banquet room to observe the guests at meat and to listen to the conversation and speeches of the men of honor. Accordingly, most of the Capernaum Pharisees were present on this occasion to observe Jesus’ conduct at this unusual social gathering.

    Akşam yemeği ilerledikçe, yemek davetlilerinin neşesi, yaşamdan memnuniyetin doruk noktasına ulaştı; ve, herkes o kadar muhteşem bir vakit geçirmekteydi ki, gözlemler haldeki Ferisiler, kalplerinde, İsa’nın, bu türden rahat ve tasasız olaya katılışını eleştirmeye başlamıştı. Daha sonra bu akşam, onların konuşmalarda bulunduğu süreçte, Ferisiler içinde daha art niyetli bulunan biri Petrus’a, şunu söyleyerek, İsa’nın davranışını eleştirmişti: “Nasıl cüretle siz; o vergiciler ve günahkârlarla yemek yerken, ve böylece kendi mevcudiyetinin, kaygısız keyif çatmanın bu türden sahnelerinin bir parçası olmasına izin verirken, bu kişinin doğru olduğunun öğretiminde bulunuyorsunuz.” Petrus bu eleştiriyi, toplanmış bu insanlara yapmış olduğu veda takdisinden önce İsa’ya fısıldamıştı. İsa konuşmaya başladığında, şunu söylemişti: “Bu akşam buraya, Matta ve Şimon’un bizlerin birlikteliğine kabulü için gelişinizde, sizlerin rahatlığınızı ve sosyal neşenizi görmekten mutluluk duymaktayım; ancak, sizler, daha da fazla neşelenmelisiniz, çünkü birçoklarınız, içinde cennetin krallığının iyi şeylerini daha bolluk içerisinde memnuniyetle deneyimleyeceğiniz yer olan, ruhaniyetin gelmekte olan krallığına giriş hakkı elde edeceksiniz. Ve, bu arkadaşları mutlu etmek amacıyla buraya geldiğim için kalplerinde beni eleştirir halde bulunmakta olanlara; toplumsal olarak ezilmişlere neşeyi ve ahlaki esirlere ruhsal özgürlüğü duyurmak için buraya gelmiş olduğumu söylememe izin verin. Sağlıklı olanların değil, hasta olanların bir doktora ihtiyaç duyduğunu sizlere hatırlatmak zorunda mıyım? Ben, doğruyu değil, günahkârları çağırmak için geldim.”

138:3.6 (1540.9) As the dinner progressed, the joy of the diners mounted to heights of good cheer, and everybody was having such a splendid time that the onlooking Pharisees began, in their hearts, to criticize Jesus for his participation in such a lighthearted and carefree affair. Later in the evening, when they were making speeches, one of the more malignant of the Pharisees went so far as to criticize Jesus’ conduct to Peter, saying: “How dare you to teach that this man is righteous when he eats with publicans and sinners and thus lends his presence to such scenes of careless pleasure making.” Peter whispered this criticism to Jesus before he spoke the parting blessing upon those assembled. When Jesus began to speak, he said: “In coming here tonight to welcome Matthew and Simon to our fellowship, I am glad to witness your lightheartedness and social good cheer, but you should rejoice still more because many of you will find entrance into the coming kingdom of the spirit, wherein you shall more abundantly enjoy the good things of the kingdom of heaven. And to you who stand about criticizing me in your hearts because I have come here to make merry with these friends, let me say that I have come to proclaim joy to the socially downtrodden and spiritual liberty to the moral captives. Need I remind you that they who are whole need not a physician, but rather those who are sick? I have come, not to call the righteous, but sinners.”

    Ve, bu, tüm Musevi cemiyeti için tuhaf bir sahneydi; bu tuhaflığa neden olan şey, doğru karaktere ve soylu hislere sahip olan bir kişiyi, hiçbir kısıtlama olmadan ve neşe içerisinde, olağan insanlarla, ve hatta vergicilerin ve iyi bilinen günahkârların din tanımayan ve her koşulda arzularını tatmin etmeyi amaçlayan bir kalabalığıyla karışır halde görmekti. Şimon Zelotes, Matta’nın evindeki bu kalabalığa bir konuşmada bulunmayı arzulamaktaydı; ancak, Andreas, İsa’nın gelen krallığın Köktenci hareket ile karıştırılmamasını istediğini bilen bir biçimde, kamuya karşı herhangi bir yorumda bulunmadan kaçınmasında onun ikna etmişti.

138:3.7 (1541.1) And truly this was a strange sight in all Jewry: to see a man of righteous character and noble sentiments mingling freely and joyously with the common people, even with an irreligious and pleasure-seeking throng of publicans and reputed sinners. Simon Zelotes desired to make a speech at this gathering in Matthew’s house, but Andrew, knowing that Jesus did not want the coming kingdom to become confused with the Zealots’ movement, prevailed upon him to refrain from making any public remarks.

    İsa ve havariler, o gece Matta’nın evinde kalmaya devam etmişti; ve, insanlar evlerine giderken, yalnızca tek bir şeyden bahsetmekteydiler: İsa’nın iyiliği ve dostluğu.

138:3.8 (1541.2) Jesus and the apostles remained that night in Matthew’s house, and as the people went to their homes, they spoke of but one thing: the goodness and friendliness of Jesus.

4. İkizlerin Görevlendirilişi  

4. The Call of the Twins

    Ertesi sabah, dokuzu da tekne ile; Yakub ve Yahya Zübeyde’nin adayları halindeki, Alpheus’un Yakub ve Yudas isimli iki evladı olan bir sonraki iki havarinin resmi görevlendirilişini yerine getirmek için Kıresa’ya gitmişlerdi. Balıkçı ikizleri İsa ve onun havarilerini beklemekte olup, bu nedenle kıyıda hazır haldelerdi. Yakub Zübeyde Üstün’ü Kıresa balıkçılarına sundu; ve, İsa, dikkatli bir biçimde onların gözlerinin içine bakarak, başını sallayıp, “Beni takip edin” dedi.

138:4.1 (1541.3) On the morrow all nine of them went by boat over to Kheresa to execute the formal calling of the next two apostles, James and Judas the twin sons of Alpheus, the nominees of James and John Zebedee. The fisherman twins were expecting Jesus and his apostles and were therefore awaiting them on the shore. James Zebedee presented the Master to the Kheresa fishermen, and Jesus, gazing on them, nodded and said, “Follow me.”

    Beraber geçirmiş oldukları o öğleden sonrası, İsa bütüncül bir biçimde kendilerine, şölen etkinliklerine katılımları hususunda yönergelerde bulunmuştu; ve, o, sözlerini şunu söyleyerek tamamladı: “İnsanların hepsi benim kardeşlerimdir. Cennetteki Babam, bizlerin yaratmış olduğu hiçbir yaratılmışı hor görmemektedir. Cennetin krallığı, erkek ve kadınların tümüne açıktır. Hiçbir kişi, buraya giriş hakkı kazanmayı arzulayan aç bir ruhun yüzüne bağışlamanın kapısını kapatamaz. Bizler, krallığı duymayı arzulayan herkes ile yemek sofrasına oturacağız. Cennetteki Babamız aşağıya, insanlara doğru bakarken, onların hepsi eş düzeyde görünür. Bu nedenle; Ferisi veya günahkâr, Saduki veya vergici, Romalı veya Musevi, zengin veya fakir, özgür veya esir, hiçbir kimseyle aynı ekmeği paylaşmayı reddetmeyin. Krallığın kapısı, gerçeği bilmeyi ve Tanrı’yı bulmayı arzulayan herkes için ardına kadar açıktır.”

138:4.2 (1541.4) That afternoon, which they spent together, Jesus fully instructed them concerning attendance upon festive gatherings, concluding his remarks by saying: “All men are my brothers. My Father in heaven does not despise any creature of our making. The kingdom of heaven is open to all men and women. No man may close the door of mercy in the face of any hungry soul who may seek to gain an entrance thereto. We will sit at meat with all who desire to hear of the kingdom. As our Father in heaven looks down upon men, they are all alike. Refuse not therefore to break bread with Pharisee or sinner, Sadducee or publican, Roman or Jew, rich or poor, free or bond. The door of the kingdom is wide open for all who desire to know the truth and to find God.”

    Alpheus’un evinde sade bir akşam yemeğindeki o gece, ikiz kardeşler havarisel aileye kabul edildi. Akşamın ilerleyen saatlerinde, İsa havarilerine, temiz olmayan ruhaniyetlerin kökeni, doğası ve nihai sonu ile ilişkili ilk derslerini vermişti; ancak, onlar, İsa’nın kendilerine aktarmış olduğu şeyi kavrayamamışlardı. Onlara, İsa’yı derinden sevmek ve kendisine hayranlık duymak oldukça kolay gelmekteydi; ancak, onlar için, kendisinin öğretilerinin çoğunu anlamak oldukça zordu.

138:4.3 (1541.5) That night at a simple supper at the Alpheus home, the twin brothers were received into the apostolic family. Later in the evening Jesus gave his apostles their first lesson dealing with the origin, nature, and destiny of unclean spirits, but they could not comprehend the import of what he told them. They found it very easy to love and admire Jesus but very difficult to understand many of his teachings.

    Bir gecelik istirahattan sonra, bu aşamada on bir kişi olan, kafilenin tümü, tekne ile Tariça’ya gitti.

138:4.4 (1542.1) After a night of rest the entire party, now numbering eleven, went by boat over to Tarichea.

5. Tomas ve Yudas’ın Görevlendirilişi  

5. The Call of Thomas and Judas

    Balıkçı Tomas ve gezgin Yudas, Tariça’daki balıkçı tekne limanında İsa ve havarileri ile buluştu; ve, Tomas kafileyi, yakında bulunan evine götürdü. Filip bu aşamada Tomas’ı, havarilik için kendi adayı olarak sunmuş, ve Nataniyel Yehuda’lı Yudas İscariot’u, benzer değerlerde takdim etmişti. İsa Tomas’a bakmış ve şunu söylemişti: “Tomas, senin inancın eksik; yine de, ben seni kabul ediyorum. Beni takip et.” Yudas İscariot’a, Üstün şöyle söyledi: “Yudas, hepimiz bir bedendeniz, ve ben seni aramıza kabul ederken, senin her zaman kendi Celile kardeşlerine sadık olman için dua ediyorum. Beni takip et.”

138:5.1 (1542.2) Thomas the fisherman and Judas the wanderer met Jesus and the apostles at the fisher-boat landing at Tarichea, and Thomas led the party to his near-by home. Philip now presented Thomas as his nominee for apostleship and Nathaniel presented Judas Iscariot, the Judean, for similar honors. Jesus looked upon Thomas and said: “Thomas, you lack faith; nevertheless, I receive you. Follow me.” To Judas Iscariot the Master said: “Judas, we are all of one flesh, and as I receive you into our midst, I pray that you will always be loyal to your Galilean brethren. Follow me.”

    Onlar yeniden yanlandıklarında, İsa on ikisiyle, kendileriyle birlikte dua etmek ve onları Kutsal Ruhaniyet’in doğası ve faaliyetine ilişkin eğitmek için, bir süreliğine baş başa vakit geçirdi; ancak, yine onlar, İsa’nın kendilerine öğretmek için çabalamış olduğu bu muhteşem gerçeklerin anlamına kavramada büyük ölçüde başarısız oldular. Biri bir noktayı kavramakta, diğeri ise başkasını anlamaktaydı; ancak, onların hiçbiri etraflıca bir biçimde, onun öğretisinin tamamını özümseyememekteydi. Her seferinde onlar, İsa’nın yeni müjdesini, kendilerinin sahip olduğu dini inanışın eski kalıplarına oturtmaya çalışmanın hatasını yapmaktaydılar. Onlar İsa’nın, kurtuluşun yeni bir müjdesini duyurmaya ve Tanrı’yı bulmanın yeni bir yöntemini oluşturmaya gelmiş olduğu düşüncesini kavrayamadılar, onlar İsa’nın, cennet içindeki Yaratıcı’nın yeni bir açığa çıkarılışının tam da kendisi olduğunu algılayamadılar.

138:5.2 (1542.3) When they had refreshed themselves, Jesus took the twelve apart for a season to pray with them and to instruct them in the nature and work of the Holy Spirit, but again did they largely fail to comprehend the meaning of those wonderful truths which he endeavored to teach them. One would grasp one point and one would comprehend another, but none of them could encompass the whole of his teaching. Always would they make the mistake of trying to fit Jesus’ new gospel into their old forms of religious belief. They could not grasp the idea that Jesus had come to proclaim a new gospel of salvation and to establish a new way of finding God; they did not perceive that he was a new revelation of the Father in heaven.

    Bir sonraki gün İsa, on iki havarisini tamamiyle yalnız bırakmıştı; o, birbirleriyle tanışmalarını ve kendisinin onlara öğretmiş olduğu şeyler üzerine yalnız bir biçimde konuşmalarını arzulamıştı. Üstün akşam yemeği için geri dönmüştü; ve, yemeğin ertesindeki saatler boyunca, o havarileriyle, yüksek meleklerin hizmeti hakkında konuşmuş olup, bazıları onun bu öğretisini kavramıştı. Onlar bir geceliğine dinlenmiş olup, ertesi gün Kapernaum için tekne ile ayrılmışlardı.

138:5.3 (1542.4) The next day Jesus left his twelve apostles quite alone; he wanted them to become acquainted and desired that they be alone to talk over what he had taught them. The Master returned for the evening meal, and during the after-supper hours he talked to them about the ministry of seraphim, and some of the apostles comprehended his teaching. They rested for a night and the next day departed by boat for Capernaum.

    Zübeyde ve Şalome, sahip oldukları büyük evlerinin İsa ve onun on iki havarisine devredilebilmesi için, oğulları Davud ile birlikte yaşamak amacıyla ayrılmıştı. Burada İsa, seçilmiş ileticileri ile sessiz bir Şabat günü geçirmişti; o dikkatli bir biçimde, krallığın duyurusu için planlarını teker teker ifade etmiş, ve, şunu söyleyerek, kamu idaresinde yönetim gücüne sahip olanlarla herhangi bir çatışmadan kaçınmanın önemini bütüncül bir biçimde açıklamıştı. “Eğer kamu yöneticileri uyarılacaksa, o görevi bana bırakın. Sezar veya ona hizmet edenlere dair herhangi bir kınamalarda bulunmaya dikkat edin.” Yudas İscariot’un İsa’yı, Yahya’yı hapisten çıkarmak için neden bir şeyin yapılmadığını öğrenmek amacıyla kenara çekmesi bu aynı akşam gerçekleşmişti. Ve, Yudas, İsa’nın tutumundan tamamiyle tatmin olmamıştı.

138:5.4 (1542.5) Zebedee and Salome had gone to live with their son David so that their large home could be turned over to Jesus and his twelve apostles. Here Jesus spent a quiet Sabbath with his chosen messengers; he carefully outlined the plans for proclaiming the kingdom and fully explained the importance of avoiding any clash with the civil authorities, saying: “If the civil rulers are to be rebuked, leave that task to me. See that you make no denunciations of Caesar or his servants.” It was this same evening that Judas Iscariot took Jesus aside to inquire why nothing was done to get John out of prison. And Judas was not wholly satisfied with Jesus’ attitude.

6. Yoğun Eğitim Haftası  

6. The Week of Intensive Training

    Ertesi hafta, bir yoğun çalışma izlencesine adanmıştı. Her gün altı yeni havari, krallık görevi için öğrenmiş ve deneyimlemiş olduğu her şeyin bütüncül bir gözden geçirilişi için onları aday gösterenlerin ellerine teslim edilmekteydi. Daha eski olan havariler, genç olan altılının yararı için, o vakte kadar olan İsa’nın tüm öğretilerini gözden geçirdiler. Akşamları onların hepsi, İsa’nın yönergesini almak için Zübeyde’nin bahçesinde bir araya gelmekteydi.

138:6.1 (1542.6) The next week was devoted to a program of intense training. Each day the six new apostles were put in the hands of their respective nominators for a thoroughgoing review of all they had learned and experienced in preparation for the work of the kingdom. The older apostles carefully reviewed, for the benefit of the younger six, Jesus’ teachings up to that hour. Evenings they all assembled in Zebedee’s garden to receive Jesus’ instruction.

    İsa’nın hafta ortasını dinlenmenin ve boş zaman etkinliklerinin vakti olarak düzenleyişi bu zaman zarfında gerçekleşmişti. Ve, onlar, onun maddi yaşamının geride kalan süreci boyunca her haftada bir günlüğüne bu dinlenme planını takip ettiler. Genel bir kural olarak, onlar hiçbir zaman, olağan etkinliklerini Çarşamba günü yerine getirmemişlerdi. Bu haftalık tatilde, İsa genellikle, şunu söyleyerek, kendisini onlardan ayırırdı: “Benim çocuklarım, bu eğlence gününü dolu dolu yaşayın. Krallığın zorlayıcı çabalarından kendinizi dinlendirin; ve, önceki mesleklerinize geri dönmeden veya boş zamanlarınızı değerlendirecek yeni etkinlik türlerini keşfetmeden gelecek yenilenmeyi keyifle yaşayın.” Her ne kadar, İsa’nın, yeryüzü yaşamının bu sürecinde, bu dinlenme gününe mevcut halde gereksinimi olmasa da, kendisi bunun, insan birliktelikleri için en iyisi olduğunu bilmekteydi. İsa havarileri için, Üstün; birlikteliklerinin kendisinin öğrencileri olduğu nitelikte — öğretmendi.

138:6.2 (1542.7) It was at this time that Jesus established the mid-week holiday for rest and recreation. And they pursued this plan of relaxation for one day each week throughout the remainder of his material life. As a general rule, they never prosecuted their regular activities on Wednesday. On this weekly holiday Jesus would usually take himself away from them, saying: “My children, go for a day of play. Rest yourselves from the arduous labors of the kingdom and enjoy the refreshment that comes from reverting to your former vocations or from discovering new sorts of recreational activity.” While Jesus, at this period of his earth life, did not actually require this day of rest, he conformed to this plan because he knew it was best for his human associates. Jesus was the teacher — the Master; his associates were his pupils — disciples.

    İsa havarilerine, öğretileri ile kendileri arasında sahip olduğu yaşamın ve ileride kendisine dair türeyebilecek öğretiler arasındaki farkı açık bir hale getirmek için çaba sarf etmişti. İsa şöyle söylemişti: “Benim krallığım ve ona dair müjdem, sizlerin iletisinin özünü oluşturmalıdır. Bana dair ve öğretilerime dair duyuruda bulunarak amacınızdan sapmayın. Krallığın müjdesini duyurun ve cennet içindeki Yaratıcı’ya olan benim açığa çıkarışımı sergileyin; ancak, kendinizin, efsaneler yaratmanın ve benim inanışlarıma ve öğretilerime dair inanışlardan ve öğretilerden bir inanç düzenini inşa etmenin tali yollarıyla yanlış yönlendirilmesine izin vermeyin.” Ancak, yine onlar, İsa’nın neden böyle konuşmuş olduğunu anlamamıştı; ve, hiçbir kişi, onun kendilerine neden böyle bir öğretimde bulunmuş olduğunu sormaya cüret etmemişti.

138:6.3 (1543.1) Jesus endeavored to make clear to his apostles the difference between his teachings and his life among them and the teachings which might subsequently spring up about him. Said Jesus: “My kingdom and the gospel related thereto shall be the burden of your message. Be not sidetracked into preaching about me and about my teachings. Proclaim the gospel of the kingdom and portray my revelation of the Father in heaven but do not be misled into the bypaths of creating legends and building up a cult having to do with beliefs and teachings about my beliefs and teachings.” But again they did not understand why he thus spoke, and no man dared to ask why he so taught them.

    Bu öncül öğretimlerde, İsa havarileriyle, cennetin içindeki Babası’na dair yanlış kavramsallaşmaları içine alanlar dışında, tartışmaya girmekten mümkün olabildiğince kaçınmayı arzulamıştı. Babasına dair bu hususlardaki her şeyde, İsa, hatalı inanışları düzeltmede hiçbir zaman çekince göstermedi. İsa’nın Urantia üzerindeki vaftiz-sonrası yaşamı içinde, kendisini başlıca harekete geçiren yalnızca tek bir amaç bulunmaktaydı; ve, bu, kendi Cennet Babası’nın daha iyi ve daha gerçek bir açığa çıkarılışıydı; o, inancın ve derin sevginin yolu olan, Tanrı’ya giden yeni ve daha iyi yolun öncüsüydü. Havarilerden güçlü ricası her zaman şu olmuştu: “Günahkârları bulmaya gidin; ezilmişleri ve endişe içindekileri bulun.”

138:6.4 (1543.2) In these early teachings Jesus sought to avoid controversies with his apostles as far as possible excepting those involving wrong concepts of his Father in heaven. In all such matters he never hesitated to correct erroneous beliefs. There was just one motive in Jesus’ postbaptismal life on Urantia, and that was a better and truer revelation of his Paradise Father; he was the pioneer of the new and better way to God, the way of faith and love. Ever his exhortation to the apostles was: “Go seek for the sinners; find the downhearted and comfort the anxious.”

    İsa, bulunduğu konuma dair kusursuz bir kavrayışa sahipti; o, görevinin gelişimi için kullanılabilecek, kusursuz gücü elinde bulundurmaktaydı; ancak, o tamamiyle, birçok insanın yetersiz olarak düşüneceği ve önemsiz olarak göreceği araçlarla ve kişilikler ile tatmin haldeydi. O, devasa derecede etkilere neden olacak bir göreve katılmıştı; ancak, o, Babası’nın görevinde olabilecek en sessiz ve en gösterişsiz biçimde ilerlemede ısrarcıydı; o titiz bir biçimde, gücün her türlü sergilenişinden kaçındı. Ve, o bu aşamada on iki havarisiyle birlikte, en azından birkaç ay boyunca, Celile Denizi’nin çevresinde sessizce çalışmayı tasarlamıştı.

138:6.5 (1543.3) Jesus had a perfect grasp of the situation; he possessed unlimited power, which might have been utilized in the furtherance of his mission, but he was wholly content with means and personalities which most people would have regarded as inadequate and would have looked upon as insignificant. He was engaged in a mission of enormous dramatic possibilities, but he insisted on going about his Father’s business in the most quiet and undramatic manner; he studiously avoided all display of power. And he now planned to work quietly, at least for several months, with his twelve apostles around about the Sea of Galilee.

7. Bir Diğer Hayal Kırıklığı  

7. Another Disappointment

    İsa, beş aylık kişisel çalışmanın sessiz bir iletimsel izlencesini tasarlamaktaydı. O havarilerine, bunun ne kadar süreceğini söylememişti; onlar, haftadan haftaya çalışmaktaydılar. Ve, öncesinden, haftanın bu ilk günü tam da on iki havarisine bu duyuruyu yapacakken, Şimon Petrus, Yakub Zübeyde ve Yudas İscariot kendisiyle birlikte özel bir konuşmada bulunmak için geldi. İsa’yı kenara çekerek, Petrus şunu cüretkâr biçimde ifade etmişti: “Üstünümüz, bizler birlikteliklerimizin ricası üzerine, zamanın bu aşamada krallığa girmek için uygun olup olmadığını öğrenmeye geldik. Ve, krallığı Kapernaum’da mı duyuracaksın, yoksa bizler Kudüs’e mi ilerleyeceğiz? Ve, ne zaman bizler, her birimizin seninle birlikte krallığın oluşumunda hangi yerleri aldığımızı öğreneceğiz — ” ve, Peter, buna ilaveten başka sorularda soracaktı, ama İsa uyarır biçimde elini kaldırarak, kendisini durdurdu. Ve, eliyle yakında durmakta olan diğer havarilerin kendilerine katılmalarına işaret ederek, İsa şunu söylemişti: “Benim küçük çocuklarım, daha ne kadar fazla sizlere karşı sabırlı olmalıyım! Krallığımın bu dünyaya ait olmadığını açık bir biçimde sizlere ifade etmedim mi? Sizlere birçok kez, Davud’un tahtında oturmak için gelmediğimi söyledim; ve, şimdi nasıl olurda, sizler benden Yaratıcı’nın krallığında her birinizin hangi yeri alacağını öğrenmek istersiniz? Benim sizleri ruhsal bir krallığın elçileri olarak çağırmış olduğumu algılayamamakta mısınız? Yakın bir zamanda, oldukça yakın bir zamanda sizlerin; tıpkı şu an cennet içinde olan Babamı temsil ettiğim gibi, dünyada ve krallığın duyuruluşunda beni temsil edecek oluşunuzu anlamamakta mısınız? Benim sizleri, krallığın ileticileri olarak seçmiş ve ona göre eğitmiş olmama rağmen, sizlerin, insanların kalplerinde olan kutsal başatlığa ait bu gelmekte olan krallığın doğasını ve önemini kavrayamamanız mümkün olabilir mi? Benim arkadaşlarım, bir kere daha beni dinleyin. Akıllarınızdan, benim krallığımın bir güç idaresi veya ihtişamın bir hâkimiyeti olduğunun bu düşüncesini atın. Gerçekten de, gökyüzü ve yeryüzü içindeki güçlerin tümü yakın bir zaman içinde ellerime verilecektir; ancak, bizlerin bu kutsal bahşedilmişliği, bu çağ boyunca kendilerimizi yüceltmek için kullanmamız Yaratıcı’nın iradesi değildir. Bir başka çağda, sizler gerçekten de, benimle birlikte güç ve ihtişam içinde oturacaksınız; ancak, şimdi bizlerin, Yaratıcı’nın iradesine tabi olmamız, ve alçak gönüllü bağlılık içerinde, yeryüzü üzerindeki onun vermiş olduğu görevini yerine getirmek için ilerlememiz gerekmektedir.”

138:7.1 (1543.4) Jesus had planned for a quiet missionary campaign of five months’ personal work. He did not tell the apostles how long this was to last; they worked from week to week. And early on this first day of the week, just as he was about to announce this to his twelve apostles, Simon Peter, James Zebedee, and Judas Iscariot came to have private converse with him. Taking Jesus aside, Peter made bold to say: “Master, we come at the behest of our associates to inquire whether the time is not now ripe to enter into the kingdom. And will you proclaim the kingdom at Capernaum, or are we to move on to Jerusalem? And when shall we learn, each of us, the positions we are to occupy with you in the establishment of the kingdom — ” and Peter would have gone on asking further questions, but Jesus raised an admonitory hand and stopped him. And beckoning the other apostles standing near by to join them, Jesus said: “My little children, how long shall I bear with you! Have I not made it plain to you that my kingdom is not of this world? I have told you many times that I have not come to sit on David’s throne, and now how is it that you are inquiring which place each of you will occupy in the Father’s kingdom? Can you not perceive that I have called you as ambassadors of a spiritual kingdom? Do you not understand that soon, very soon, you are to represent me in the world and in the proclamation of the kingdom, even as I now represent my Father who is in heaven? Can it be that I have chosen you and instructed you as messengers of the kingdom, and yet you do not comprehend the nature and significance of this coming kingdom of divine pre-eminence in the hearts of men? My friends, hear me once more. Banish from your minds this idea that my kingdom is a rule of power or a reign of glory. Indeed, all power in heaven and on earth will presently be given into my hands, but it is not the Father’s will that we use this divine endowment to glorify ourselves during this age. In another age you shall indeed sit with me in power and glory, but it behooves us now to submit to the will of the Father and to go forth in humble obedience to execute his bidding on earth.”

    Bir kez daha onun birliktelikleri, neye uğradıklarını şaşırmış halde, hayretler içinde kalmışlardı. İsa onları, öğle vakti kendisine geri dönmelerini isteyen bir biçimde, ikişerli topluluklar halinde dua etmeye gönderdi. Bu hassas öneme sahip öğle öncesi, onların her biri Tanrı’yı bulmayı amaçladı; ve, her biri, diğerini neşelendirmeye ve güçlendirmeye çalışıp, kendisinin istemiş olduğu gibi İsa’ya geri dönmüşlerdi.

138:7.2 (1544.1) Once more were his associates shocked, stunned. Jesus sent them away two and two to pray, asking them to return to him at noontime. On this crucial forenoon they each sought to find God, and each endeavored to cheer and strengthen the other, and they returned to Jesus as he had bidden them.

    İsa bu aşamada onlar için, Yahya’nın gelişini, Ürdün nehrindeki vaftizini, Kana’daki evlilik ziyafetini, yakın bir zamanda gerçekleşmiş ilk altılının seçilişini ve beden içindeki kendi öz kardeşlerinden olan uzaklaşmasını yeniden anlatmıştı; ve, o kendilerini, krallığın düşmanlarının krallıktan kendilerini ayırmayı amaçlayacağı konunda uyarmıştı. Bu kısa ama içten konuşmadan sonra, havarilerin hepsi, Petrus’un önderliğinde, ayağa kalkıp, Tomas’ın şöyle ifade etmiş olduğu gibi, Üstünlerine sonu gelmeyecek bağlılıklarını duyurmuş ve krallığa ayrılmaz sadakatlerinin sözünü vermişti: “Bu gelecek krallığa, o bütünlüğü itibariyle ne olursa olsun, ve ben tamamiyle anlamamış olsam da.” Onların tümü gerçekten de, her ne kadar onun öğretisini tamamen kavramamış olsalar da, İsa’ya inanmaktaydılar.

138:7.3 (1544.2) Jesus now recounted for them the coming of John, the baptism in the Jordan, the marriage feast at Cana, the recent choosing of the six, and the withdrawal from them of his own brothers in the flesh, and warned them that the enemy of the kingdom would seek also to draw them away. After this short but earnest talk the apostles all arose, under Peter’s leadership, to declare their undying devotion to their Master and to pledge their unswerving loyalty to the kingdom, as Thomas expressed it, “To this coming kingdom, no matter what it is and even if I do not fully understand it.” They all truly believed in Jesus, even though they did not fully comprehend his teaching.

    İsa bu aşamada, kendilerinin yanlarında ne kadar paralarının olduğunu sordu; o aynı zamanda, ailelerinin desteklenmesi için hangi önlemlerin alınmış olduğunu öğrenmek istedi. Onların, kendilerini iki haftalığına idare etmek için yeterli kaynağa neredeyse hiçbir şekilde sahip olmadığı ortaya çıkınca, o şunu söyledi: “Çalışmamıza böyle başlamak Babamın iradesi değildir. Bizler burada deniz çevresinde iki hafta kalmaya devam edeceğiz, ve balık tutup veya elimiz hangi işi tutuyorsa onu yapacağız; ve, bu arada, ilk seçilmiş havari olan Andreas’ın rehberliği altında, sizler, hem şimdiki kişisel hizmet için, hem de, yakın zaman içinde müjdeyi duyurmanıza ve inananları eğitmenize izin vereceğin an için olarak, gelecek çalışmanızda gerekli her şeyi tedarik eden bir biçimde kendinizi düzenleyeceksiniz.” Onların tümü bu kelimeler karşısında fazlasıyla neşelenmişti; bu havarilerin, daha faal ve daha gösterişli olan kamu çabalarına giriş amacıyla İsa’nın daha sonrası için tasarlamış oluğu, sınırları oldukça belirli ve yapıcı nitelikteki ilk duyurusuydu.

138:7.4 (1544.3) Jesus now asked them how much money they had among them; he also inquired as to what provision had been made for their families. When it developed that they had hardly sufficient funds to maintain themselves for two weeks, he said: “It is not the will of my Father that we begin our work in this way. We will remain here by the sea two weeks and fish or do whatever our hands find to do; and in the meantime, under the guidance of Andrew, the first chosen apostle, you shall so organize yourselves as to provide for everything needful in your future work, both for the present personal ministry and also when I shall subsequently ordain you to preach the gospel and instruct believers.” They were all greatly cheered by these words; this was their first clear-cut and positive intimation that Jesus designed later on to enter upon more aggressive and pretentious public efforts.

    Havariler günün geri kalan kısmı; örgütlenişlerini kusursuzlaştırmak, ve hepsi kendilerini balıkçılığa vermeye karar vermiş olduğu için, tekneler ve ağların düzenlemelerini tamamlamakla harcadı; onların çoğu öncesinden balıkçılık yapmışlardı, İsa bile deneyimli bir tekneci ve balıkçıydı. Onların ilerleyen birkaç yılda kullanmış olduğu teknelerin çoğu, İsa’nın kendi elleriyle üretilmişti. Ve, bunlar, iyi ve güvenilir teknelerdi.

138:7.5 (1544.4) The apostles spent the remainder of the day perfecting their organization and completing arrangements for boats and nets for embarking on the morrow’s fishing as they had all decided to devote themselves to fishing; most of them had been fishermen, even Jesus was an experienced boatman and fisherman. Many of the boats which they used the next few years had been built by Jesus’ own hands. And they were good and trustworthy boats.

    İsa onlardan, şunu da ekleyen bir biçimde, iki haftalığına kendilerini balık tutmaya vermelerini istedi: “Ve, bunun sonrasında sizler, insanları tutanlar haline gelmek için ilerleyeceksiniz.” Onlar, İsa’nın her gece diğer bir toplulukla çıktığı bir biçimde, üçerli topluluklar halinde balık tutmuşlardı. Ve, onların hepsi, İsa’nın mevcudiyetinden çok büyük keyif duymuştu! O iyi bir balıkçı, neşeli bir dost ve ilham verici bir arkadaştı; onunla daha fazla çalıştıkça, kendisine daha derin sevgi duymuşlardı. Bir Matta şunu söylemişti: “Bazılarını insan daha fazla anladıkça, onlara daha az hayranlık duyuyor; ancak, bu kişiyle, onu daha az anlamama rağmen, onu daha derin bir biçimde seviyorum.”

138:7.6 (1544.5) Jesus enjoined them to devote themselves to fishing for two weeks, adding, “And then will you go forth to become fishers of men.” They fished in three groups, Jesus going out with a different group each night. And they all so much enjoyed Jesus! He was a good fisherman, a cheerful companion, and an inspiring friend; the more they worked with him, the more they loved him. Said Matthew one day: “The more you understand some people, the less you admire them, but of this man, even the less I comprehend him, the more I love him.”

    İki haftalığına balık tutmanın ve iki hafta boyunca krallık adına gidip kişisel çalışmada bulunmanın bu planı; beş aydan daha fazla bir süre boyunca, esaret edilişinin sonrasında Yahya’nın takipçilerine özel olarak getirilmiş idamların sonlanışına kadar olarak, M.S. 26.yılın sonuna kadar dahi takip edilmişti.

138:7.7 (1545.1) This plan of fishing two weeks and going out to do personal work in behalf of the kingdom for two weeks was followed for more than five months, even to the end of this year of A.D. 26, until after the cessation of those special persecutions which had been directed against John’s disciples subsequent to his imprisonment.

8. On İkili’nin İlk Çalışması  

8. First Work of the Twelve

    İki haftalık balıkları sattıktan sonra, on ikilinin hazinecisi olarak faaliyet göstermek için seçilmiş kişi olan, Yudas İscariot havarisel kaynakları, hâlihazırda desteklenmekte olan bağımlı ailelerin bakımı için oluşturulmuş kaynaklar olarak, altı eşit parçaya ayırmıştı. Ve, bunun sonrasında, M.S. 26.yılda, Ağustos ayının ortalarına doğru onlar, Andreas tarafından belirlenmiş olan çalışma alanlarına ikişerli guruplar halinde gittiler. İlk iki hafta, İsa, Andreas ve Petrus ile, ikinci iki hafta Yakub ve Yahya ile, ve böyle devam eden bir biçimde diğer çiftlerle onların seçmiş olduğu sırayla gitmişti. Böylelikle, o, kamu hizmetlerine başlamak için onları bir araya toplayışından önce her çiftle en azından bir kere gidebilmişti.

138:8.1 (1545.2) After disposing of the fish catches of two weeks, Judas Iscariot, the one chosen to act as treasurer of the twelve, divided the apostolic funds into six equal portions, funds for the care of dependent families having been already provided. And then near the middle of August, in the year A.D. 26, they went forth two and two to the fields of work assigned by Andrew. The first two weeks Jesus went out with Andrew and Peter, the second two weeks with James and John, and so on with the other couples in the order of their choosing. In this way he was able to go out at least once with each couple before he called them together for the beginning of their public ministry.

    İsa onlara; pişmanlığı ispat etmek için bir şeylerde bulunmadan veya kurban vermeden, Tanrı’ya olan inanç vasıtasıyla günahların bağışlanışını, ve, cennet içindeki Yaratıcı’nın çocuklarının tümünü aynı ebedi derin sevgi ile sevmekte olduğunu duyurmayı öğretti. O havarilerinden, şu hususların tartışılmasından kaçınmalarını istedi:

138:8.2 (1545.3) Jesus taught them to preach the forgiveness of sin through faith in God without penance or sacrifice, and that the Father in heaven loves all his children with the same eternal love. He enjoined his apostles to refrain from discussing:

    1. Vaftizci Yahya’nın çalışması ve hapse atılışı.

138:8.3 (1545.4) 1. The work and imprisonment of John the Baptist.

    2. Vaftizde duyulmuş olan ses. İsa şunu söylemişti: “Yalnızca sesi duymuş olanlar ondan bahsedebilir. Sadece benden duymuş olduğunuz şeyleri konuşun; kulaktan dolma şeyleri konuşmayın.”

138:8.4 (1545.5) 2. The voice at the baptism. Said Jesus: “Only those who heard the voice may refer to it. Speak only that which you have heard from me; speak not hearsay.”

    3. Suyun Kana’da şaraba olan dönüşümü. İsa, şunu söyleyerek, ciddi bir biçimde onlardan şunu talep etmişti: “Sudan ve şaraptan hiç kimseye bir şey söylemeyin.”

138:8.5 (1545.6) 3. The turning of the water into wine at Cana. Jesus seriously charged them, saying, “Tell no man about the water and the wine.”

    Onlar; her bir diğer iki hafta boyunca balıkçılar olarak çalıştıkları, ve bunun aracılığıyla, ertesi iki haftadaki krallığın iletimsel görevi için sahada kendilerine bakacak yeterli miktardaki parayı kazanarak, bu beş veya altı aylık süreç boyunca muhteşem anlar yaşamışlardı.

138:8.6 (1545.7) They had wonderful times throughout these five or six months during which they worked as fishermen every alternate two weeks, thereby earning enough money to support themselves in the field for each succeeding two weeks of missionary work for the kingdom.

    Olağan insanlar, İsa’nın ve onun havarilerinin öğretisi ve hizmeti karşısında şaşkınlık duymuşlardı. Hahamlar uzunca bir süredir Musevilere, bilgisiz olanların dindar veya doğru olamayacağını öğretmişlerdi. Ama, İsa’nın havarileri, hem dindar hem de doğruydu; buna rağmen, onlar mesut bir biçimde, hahamların eğitiminden ve dünyaya dair bilgiden habersizlerdi.

138:8.7 (1545.8) The common people marveled at the teaching and ministry of Jesus and his apostles. The rabbis had long taught the Jews that the ignorant could not be pious or righteous. But Jesus’ apostles were both pious and righteous; yet they were cheerfully ignorant of much of the learning of the rabbis and the wisdom of the world.

    İsa havarilerine; Museviler tarafından öğretilmekte olan, adlandırıldığı biçimiyle, tövbekârlığın iyi eylemleri ile, krallığa kabul edilişin bedeli olarak gerekli olan — yeni doğum niteliğindeki — inanç vasıtasıyla aklın değişimi arasındaki farklılığı açık bir biçimde ortaya koymuştu. O havarilerine inancın, Yaratıcı’nın krallığına girmek için tek gereklilik olduğunu öğretmişti. Yahya öncesinden onlara, “tövbekârlık — gelecek gazaptan kaçmayı” öğretmişti. İsa “İnancın, Tanrı’nın mevcut, kusursuz ve ebedi derin sevgisine girişin açık kapısı olduğunu” öğretmişti. İsa, Tanrı’nın sözünü duyurmak için gelen biri şeklinde bir tanrı-elçisi gibi konuşmamıştı. O, yönetim yetkisine sahip biri olarak, kendisinden konuşur biçimde görülmüştü. İsa onların akıllarını; mucize arayışından, ikamet eder haldeki Tanrı’nın derin sevgi ruhaniyetinin ve kurtarıcı şükranlığının verdiği memnuniyet ve güvence içerisinde gerçek ve kişisel bir deneyimi bulmaya yöneltmeyi amaçlamıştı.

138:8.8 (1545.9) Jesus made plain to his apostles the difference between the repentance of so-called good works as taught by the Jews and the change of mind by faith — the new birth — which he required as the price of admission to the kingdom. He taught his apostles that faith was the only requisite to entering the Father’s kingdom. John had taught them “repentance — to flee from the wrath to come.” Jesus taught, “Faith is the open door for entering into the present, perfect, and eternal love of God.” Jesus did not speak like a prophet, one who comes to declare the word of God. He seemed to speak of himself as one having authority. Jesus sought to divert their minds from miracle seeking to the finding of a real and personal experience in the satisfaction and assurance of the indwelling of God’s spirit of love and saving grace.

    Takipçiler öncül bir biçimde, Üstün’ün karşılaşmış olduğu her bir insan varlığı için derin bir saygıya ve anlayışlı bir duyuşa sahip olduğunu öğrenmişlerdi; ve, onlar devasa bir biçimde, kendisinin oldukça tutarlı bir biçimde, erkeklerin kadınların ve çocukların her türlüsüne vermiş olduğu bu özdeş ve değişme göstermeyen ilgi karşısında etkilenmişlerdi. O derin bir söyleşi ortasında, uzaktan geçer halde bedeni ve ruhunun yükü altında ezilmekte olan kadına cesaretlendirici bir neşede konuşmak için yola çıkabilirdi. O ciddi bir söyleşini, konuşmaya giren bir çocuk ile bütünleşmek için keserdi. İsa’ya hiçbir zaman hiçbir şey, şans eseri onun doğrudan mevcudiyetinde bulunmuş bireysel insandan daha önemli görünmemişti. O üstün ve öğretmendi; ancak, o, bunlardan daha da fazlasıydı — o aynı zamanda, anlayışlı bir yoldaş olarak, bir arkadaş ve komşuydu.

138:8.9 (1545.10) The disciples early learned that the Master had a profound respect and sympathetic regard for every human being he met, and they were tremendously impressed by this uniform and unvarying consideration which he so consistently gave to all sorts of men, women, and children. He would pause in the midst of a profound discourse that he might go out in the road to speak good cheer to a passing woman laden with her burden of body and soul. He would interrupt a serious conference with his apostles to fraternize with an intruding child. Nothing ever seemed so important to Jesus as the individual human who chanced to be in his immediate presence. He was master and teacher, but he was more — he was also a friend and neighbor, an understanding comrade.

    Her ne kadar İsa’nın kamu öğretileri başlıca, derin anlamı olan kısa hikâyelerden ve küçük çaplı söyleşilerden oluşmuşsa da, o her seferinde havarilerine, sorular ve cevaplarla öğretimde bulunmuştu. O her zaman, daha sonraki kamu söyleşileri boyunca içten sorulara cevap vermek için durmuştu.

138:8.10 (1546.1) Though Jesus’ public teaching mainly consisted in parables and short discourses, he invariably taught his apostles by questions and answers. He would always pause to answer sincere questions during his later public discourses.

    Havariler ilk başta, hayretler içinde kalmışlardı; ancak, öncül bir biçimde, onlar, İsa’nın kadınlara olan davranışına alışır hale gelmişlerdi; o kendilerine, kadınların krallık içinde erkekler ile eşit haklara sahip kılınacağını açık bir biçimde ifade etmişti.

138:8.11 (1546.2) The apostles were at first shocked by, but early became accustomed to, Jesus’ treatment of women; he made it very clear to them that women were to be accorded equal rights with men in the kingdom.

9. Beş Haftalık Sınanış  

9. Five Months of Testing

    Bu, bir bakımdan, on iki havari için sonuç itibariyle uzun süreler boyunca çok yorucu bir deneyim olarak kendisini göstermiş bulunan, balıkçılık ve kişisel hizmetin değişmeceli süreçlerinden meydana gelmiş tekdüze dönemdi; ancak, onlar, bu sınava dayanmışlardı. Serzenişlerinin, kuşkularının ve geçici tatminsizliklerinin tümüne rağmen, onlar, Üstün’e vermiş oldukları adanmışlık ve sadakat yeminlerine bağlı kalmışlardı. Hepsi için (Yudas İscariot hariç), mahkemenin ve çarmıhın karanlık saatlerinde İsa’ya sadık ve doğru kalmaya devam edecek kadar kendisini onlar için sevgili kılmış olan şey, sınanışın bu ayları boyunca onların İsa ile gerçekleştirmiş olduğu kişisel birliktelikti. Gerçek insanlar, İsa gibi, kendilerine oldukça yakın bir biçimde yaşamış ve onlara oldukça adanmış birini hiç de terk edememişlerdi. Üstün’ün ölümünün karanlık saatlerinde, nedenselliğin, muhakemenin ve mantığın tümü bu havarilerin kalplerinde, arkadaşlık-bağlılığının en yüce olan hissi biçiminde — bu bir tek olağanüstü insan duygusuna olan teslimiyette bir kenara itilmişti. İsa ile birlikte çalışmanın bu beş ayı bu havarileri, her birinin İsa’yı tüm dünya içindeki en iyi arkadaşları olarak görmelerine neden oldu. Ve, bu insan duygusu, ve İsa’nın muhteşem öğretileri ve muazzam eylemleri değil; krallığın müjdesinin duyuruluşunun yeniden hayata geçirilmesine ve yenilenmesine kadar kendilerini bir arada tutmuştu.

138:9.1 (1546.3) This somewhat monotonous period of alternate fishing and personal work proved to be a grueling experience for the twelve apostles, but they endured the test. With all of their grumblings, doubts, and transient dissatisfactions they remained true to their vows of devotion and loyalty to the Master. It was their personal association with Jesus during these months of testing that so endeared him to them that they all (save Judas Iscariot) remained loyal and true to him even in the dark hours of the trial and crucifixion. Real men simply could not actually desert a revered teacher who had lived so close to them and had been so devoted to them as had Jesus. Through the dark hours of the Master’s death, in the hearts of these apostles all reason, judgment, and logic were set aside in deference to just one extraordinary human emotion — the supreme sentiment of friendship-loyalty. These five months of work with Jesus led these apostles, each one of them, to regard him as the best friend he had in all the world. And it was this human sentiment, and not his superb teachings or marvelous doings, that held them together until after the resurrection and the renewal of the proclamation of the gospel of the kingdom.

    Sadece sessiz çalışmanın bu ayları, geçtikleri bir sınav olarak, havariler için büyük bir sınayış olmamıştı; ancak, kamusal düzeydeki eylemsizliğin bu dönemi, İsa’nın ailesi için büyük bir sınanış olmuştu. İsa kamu görevini başlatmak için hazır olduğu zaman zarfında, onun ailesinin tamamı (Ruth dışında) kendisini neredeyse tamamen terk etmişti. Yalnızca az sayıdaki birkaç durumda onlar, daha sonrasında kendisiyle bir iletişimde bulunmaya girişmişti; ve, bu durumlarda da iletişim, onun eve geri dönüşüne ikna etmek için yapılmıştı; zira, onlar, İsa’nın kendinde olmadığına inanmaya yaklaşmıştı. Onlar, yalın bir ifadeyle, ne kendi felsefesini kavrayabilmekte ne de öğretisini anlayabilmekteydi; bütün bunlar, onun kendi bedeni ve kanından olanlar için çok fazlaydı.

138:9.2 (1546.4) Not only were these months of quiet work a great test to the apostles, a test which they survived, but this season of public inactivity was a great trial to Jesus’ family. By the time Jesus was prepared to launch forth on his public work, his entire family (except Ruth) had practically deserted him. On only a few occasions did they attempt to make subsequent contact with him, and then it was to persuade him to return home with them, for they came near to believing that he was beside himself. They simply could not fathom his philosophy nor grasp his teaching; it was all too much for those of his own flesh and blood.

    Havariler kişisel çalışmalarını Kapernaum’da, Bethsayda-Yulias’da, Çorazin’de, Gerasa’da, Hippos’da, Mecdel’de, Kana’da, Celile’nin Beytüllahimi’nde, Yotapata’da, Ramah’da, Safed’de, Gişhala’da, Gadara’da, and Abila’da sürdürmüşlerdi. Bu kasabaların yanı sıra onlar, kasabaların dışındaki yerlere ek olarak birçok köyde de çalışmışlardı. Bu sürecin sonunda, on ikili, sahip olduğu ailelerin bakımı için oldukça tatmin edici tasarımlarda bulunmuştu. Bazılarının birkaç çocuğa sahip olduğu biçimde, havarilerin çoğu evliydi; ancak, onlar ev ahalilerinin desteklenmesi için, havarisel kaynaklardan gelen küçük bir yardımla beraber, ailelerinin mali refahı hakkında endişe duymak zorunluluğunda kalmadan Üstün’ün çalışmasına bütüncül enerjilerini adayabilecekleri düzeyde düzenlemelerde bulunmuşlardı.

138:9.3 (1546.5) The apostles carried on their personal work in Capernaum, Bethsaida-Julias, Chorazin, Gerasa, Hippos, Magdala, Cana, Bethlehem of Galilee, Jotapata, Ramah, Safed, Gischala, Gadara, and Abila. Besides these towns they labored in many villages as well as in the countryside. By the end of this period the twelve had worked out fairly satisfactory plans for the care of their respective families. Most of the apostles were married, some had several children, but they had made such arrangements for the support of their home folks that, with some little assistance from the apostolic funds, they could devote their entire energies to the Master’s work without having to worry about the financial welfare of their families.

10. On İki’nin Örgütlenişi  

10. Organization of the Twelve

    Havariler öncül bir biçimde, kendilerini şu düzende örgütlemişlerdi:

138:10.1 (1547.1) The apostles early organized themselves in the following manner:

    1. İlk seçilmiş havari olarak, Andreas, on ikinin atanmış başkanı ve genel yöneticisiydi.

138:10.2 (1547.2) 1. Andrew, the first chosen apostle, was designated chairman and director general of the twelve.

    2. Petrus, Yakub ve Yahya, İsa’nın kişisel dostları olarak adanmışlardı. Onlar kendisine gündüz ve gece katılmakta, fiziksel ve küçük ihtiyaçlarına yardımcı olmakta, ve ona, dua ve cennet içindeki Yaratıcı’yla olan gizemli birlikteliğin bu gece bekleyişlerinde eşlik etmekteydiler.

138:10.3 (1547.3) 2. Peter, James, and John were appointed personal companions of Jesus. They were to attend him day and night, to minister to his physical and sundry needs, and to accompany him on those night vigils of prayer and mysterious communion with the Father in heaven.

    3. Filip, topluluğun baş sorumlusu yapılmıştı. Yiyecek tedarik etmek ve ziyaretçilerin, ve hatta bazı zamanlarda çok sayıdaki dinleyicilerin, yiyecek bir şeyleri olmasına dikkat etmek onun göreviydi.

138:10.4 (1547.4) 3. Philip was made steward of the group. It was his duty to provide food and to see that visitors, and even the multitude of listeners at times, had something to eat.

    4. Nataniyel, on ikinin sahip olduğu ailelerin ihtiyaçlarını gözetlemekteydi. O; her bir havarinin ailesinin gereksinimleri hakkında düzenli bildirileri almakta, ve, hazineci olan, Yudas’a resmi taleplerde bulunarak, her hafta ihtiyacı olanlara kayna aktarımında bulunurdu.

138:10.5 (1547.5) 4. Nathaniel watched over the needs of the families of the twelve. He received regular reports as to the requirements of each apostle’s family and, making requisition on Judas, the treasurer, would send funds each week to those in need.

    5. Matta, havari birliğinin mali birimiydi. Hazinenin yeniden dolması olarak, bütçenin dengede olmasına dikkat etmek onun göreviydi. Eğer karşılıklı destek için kaynaklar gelmeyecekse, topluluğun idaresi için bağışlar alınmayacak olursa, Matta, on ikilinin sahip oldukları ağlara bir dönemliğine geri dönmeleri emrini verecek güce sahip kılınmıştı. Ancak, bu, kamu görevlerine başladıktan sonra hiçbir zaman gerekli olmamıştı; o her zaman haznedarın elinde, topluluklarının etkinliklerini maddi destekle yerine getirmek için yeterli miktarda kaynağa sahip olmuştu.

138:10.6 (1547.6) 5. Matthew was the fiscal agent of the apostolic corps. It was his duty to see that the budget was balanced, the treasury replenished. If the funds for mutual support were not forthcoming, if donations sufficient to maintain the party were not received, Matthew was empowered to order the twelve back to their nets for a season. But this was never necessary after they began their public work; he always had sufficient funds in the treasurer’s hands to finance their activities.

    6. Tomas, seyahat güzergâhlarının yöneticisiydi. Kalınacak yerleri tertiplemek ve belirli bir düzeye kadar öğretme ve duyurma mekânlarını seçmek, ve böylece pürüzsüz ve olabilecek en verimli ve yerli yerinde seyahat çizelgesinden emin olmak ona aktarılmıştı.

138:10.7 (1547.7) 6. Thomas was manager of the itinerary. It devolved upon him to arrange lodgings and in a general way select places for teaching and preaching, thereby insuring a smooth and expeditious travel schedule.

    7. Alpheus’un ikiz çocukları olan Yakub ve Yudas, kalabalıkların idaresiyle görevlendirilmişlerdi. Duyurma sürecinde kalabalıklar arasındaki düzeni sağlamak için yeterli sayıdaki yardımcı rehberi kendilerine bağlı halde görevlendirmek onların göreviydi.

138:10.8 (1547.8) 7. James and Judas the twin sons of Alpheus were assigned to the management of the multitudes. It was their task to deputize a sufficient number of assistant ushers to enable them to maintain order among the crowds during the preaching.

    8. Şimon Zelotes’e, boş zaman etkinliklerinin ve eğlencenin sorumluluğu verilmişti. O, Çarşamba programını idare etmiş olup, aynı zamanda da, her gün dinlenme ve dikkati başka yere toplamanın bir kaç saati için bir şeyleri sağlamayı amaçlamıştı.

138:10.9 (1547.9) 8. Simon Zelotes was given charge of recreation and play. He managed the Wednesday programs and also sought to provide for a few hours of relaxation and diversion each day.

    9. Yudas İscariot haznedar olarak atanmıştı. O, keseyi taşımaktaydı. O, masrafları ödemekte ve muhasebeyi tutmaktaydı. O, haftadan haftaya Matta’ya bütçe tahminlerinde bulunmuş olup, aynı zamanda da Andreas’a, haftalık bildirimleri gerçekleştirmişti. Yudas, Andreas’ın onayı üzerine kaynakları dağıtmaktaydı.

138:10.10 (1547.10) 9. Judas Iscariot was appointed treasurer. He carried the bag. He paid all expenses and kept the books. He made budget estimates for Matthew from week to week and also made weekly reports to Andrew. Judas paid out funds on Andrew’s authorization.

    On ikili; öncül örgütlenişinden, ihanet eden, Yudas’ın terk edişinin gerektirmiş olduğu yeniden düzenleniş zamanına kadar bu şekilde faaliyet göstermişti. Üstün ve onun takipçi-havarileri; onun kendilerini bir araya topladığı ve resmi bir biçimde krallığın elçileri ve onun iyi haberlerinin duyurucuları olarak atadığı, M.S. 27.yılda, Ocak ayının 12’si, Pazar gününe kadar bu yalın halde yaşamlarına devam etmişlerdi. Ve, bu günden yakın bir süre sonra havariler, ilk kamu duyuru gezilerine Kudüs ve Yehuda’dan başlamaya hazırlanmışlardı.

138:10.11 (1547.11) In this way the twelve functioned from their early organization up to the time of the reorganization made necessary by the desertion of Judas, the betrayer. The Master and his disciple-apostles went on in this simple manner until Sunday, January 12, A.D. 27, when he called them together and formally ordained them as ambassadors of the kingdom and preachers of its glad tidings. And soon thereafter they prepared to start for Jerusalem and Judea on their first public preaching tour.





Back to Top