URANTİA’NIN KİTABI’NA - 123. Makale
İsa’nın Öncül Çocukluğu

URANTİA’NIN KİTABI’NA   

Kısım IV. İsa’nın Hayatı ve Öğretileri



Paper 123
The Early Childhood of Jesus

    BEYTÜLLAHİM’deki konaklamalarının getirdiği belirsizlikler ve endişeler nedeniyle, Meryem; ailenin olağan bir yaşam için yerleşmeye yetkin olduğu yer olan İskenderiye’ye güvenli bir biçimde ulaşana kadar, bebeği sütten kesmemişti. Onlar, kan bağı insanlarıyla beraber yaşamışlardı; ve, Yusuf oldukça yetkin bir biçimde, varışından kısa bir süre sonra işini bulmuş bir olarak, ailesini destekleyebilmekteydi. O birkaç ay boyunca bir marangoz olarak işe alınmıştı, ve daha sonra, bu dönemde yapım aşamasında olan kamu binalarının bir tanesinde işe alınmış işçilerin büyük bir topluluğunun işçi şefliği konumuna yükseltilmişti. Bu yeni deneyim ona, Nasıra’ya geri dönmelerinden sonra bir yapı çalışanı ve ustası haline gelme fikrini verdi.

123:0.1 (1355.1) OWING to the uncertainties and anxieties of their sojourn in Bethlehem, Mary did not wean the babe until they had arrived safely in Alexandria, where the family was able to settle down to a normal life. They lived with kinsfolk, and Joseph was well able to support his family as he secured work shortly after their arrival. He was employed as a carpenter for several months and then elevated to the position of foreman of a large group of workmen employed on one of the public buildings then in process of construction. This new experience gave him the idea of becoming a contractor and builder after their return to Nazareth.

    İsa’nın yardıma muhtaç bebekliğinin tüm bu öncül yılları boyunca, Meryem; refahını tehlike altına alabilecek ve dünya üzerindeki gelecek görevine herhangi bir biçimde müdahalede bulunabilecek herhangi bir şeyin çocuğunun başına gelmemesi için, uzun ve sürekli ibadetsel gece nöbetinde bulundu; başka hiçbir anne bu zamana kadar çocuğuna daha fazla adanmış olmamıştı. İsa’nın şans eseri bulunduğu evde, yaşına yakın diğer iki çocuk bulunmaktaydı; ve, yakın komşularda, kendilerini makul oyun arkadaşları haline getirecek düzeyde yaşları İsa’nınkine yeteri kadar yakın olan altı diğer çocuk bulunmaktaydı. İlk başta Meryem, İsa’yı yanı başında tutma eğilimi gösterdi. O, İsa’nın diğer çocuklar ile bahçede oynamasına izin verilirse başına bir şey gelebileceğinden korkmuştu; ancak, akraba insanlarının yardımıyla Yusuf Meryem’i, böyle bir gidişatın İsa’yı, kendi yaşındaki çocuklara nasıl uyum göstermesi gerektiğini öğrenmenin yararlı deneyiminden mahrum bırakacağına ikna edebilmişti. Ve, Meryem, nihai olarak, gereksiz kollamanın ve olağandışı korumanın bu türden bir izlencesinin onu, öne çıktığını bilerek utangaç ve bir ölçüde benmerkezci yapma eğilimi gösterebileceğinin farkına vararak, söz verilmiş evladın tıpkı diğer her bir çocuk gibi büyümesine izin vermenin tasarımına rıza gösterdi; ve, her ne kadar bu karara itaat etmiş olsa da, Meryem her zaman, evin yakınlarında veya bahçede küçük çocuklar oynarken gözünün İsa’nın üzerinde oluşunu işi haline getirmişti. Yalnızca şefkatli bir anne, İsa’nın bebekliği ve öncül çocukluğunun bu yılları boyunca oğlunun güvenliği için kalbinde taşıdığı yükü bilebilir.

123:0.2 (1355.2) All through these early years of Jesus’ helpless infancy, Mary maintained one long and constant vigil lest anything befall her child which might jeopardize his welfare or in any way interfere with his future mission on earth; no mother was ever more devoted to her child. In the home where Jesus chanced to be there were two other children about his age, and among the near neighbors there were six others whose ages were sufficiently near his own to make them acceptable play-fellows. At first Mary was disposed to keep Jesus close by her side. She feared something might happen to him if he were allowed to play in the garden with the other children, but Joseph, with the assistance of his kinsfolk, was able to convince her that such a course would deprive Jesus of the helpful experience of learning how to adjust himself to children of his own age. And Mary, realizing that such a program of undue sheltering and unusual protection might tend to make him self-conscious and somewhat self-centered, finally gave assent to the plan of permitting the child of promise to grow up just like any other child; and though she was obedient to this decision, she made it her business always to be on watch while the little folks were at play about the house or in the garden. Only an affectionate mother can know the burden that Mary carried in her heart for the safety of her son during these years of his infancy and early childhood.

    İskenderiye’deki iki yıllık konaklamaları boyunca, İsa, iyi sağlığı keyifle deneyimledi ve olağan bir biçimde büyümeye devam etti. Birkaç arkadaştan ve akrabadan başka hiç kimseye, İsa’nın bir “söz verilmiş çocuk” olduğunu söylenmemişti. Yusuf’un akrabalarından bir tanesi bunu, tarihi Akhenaton’un soyları olarak, Memfis’deki birkaç arkadaşa açığa çıkardı; ve, İskenderiye inananlarının küçük bir topluluğu ile birlikte onlar, Nasıra ailesine iyi dileklerde bulunmak ve çocuğa olan saygılarını yerine getirmek için Filistin’e geri dönmelerinden kısa bir süre önce, Yusuf’un yardımda bulunan akrabasının görkemli evinde bir araya geldi. Bu olayda, toplanmış arkadaşlar İsa’ya, Musevi yazıtlarının Yunanca çevirisinin bütüncül bir nüshasını sundular. Ancak, kutsal Musevi yazılarının bu nüshası; hem Yusuf hem de Meryem’in nihai bir biçimde Memfisli ve İskenderiyeli arkadaşlarının Mısır’da kalma davetlerini reddedişlerine kadar, Yusuf’un ellerine verilmemişti. Bu inananlar nihai sonun evladının; İskenderiye’nin bir sakini olarak, Filistinde belirlenmiş herhangi bir bölgedekinden daha büyük bir dünya etkisinde bulunabileceğinde ısrarcı oldular. Onların iknası, Hirodes’in ölüm haberini almalarından sonra ailenin biraz daha Filistin için ayrılıklarını ertelemelerine neden oldu.

123:0.3 (1355.3) Throughout the two years of their sojourn at Alexandria, Jesus enjoyed good health and continued to grow normally. Aside from a few friends and relatives no one was told about Jesus’ being a “child of promise.” One of Joseph’s relatives revealed this to a few friends in Memphis, descendants of the distant Ikhnaton, and they, with a small group of Alexandrian believers, assembled at the palatial home of Joseph’s relative-benefactor a short time before the return to Palestine to wish the Nazareth family well and to pay their respects to the child. On this occasion the assembled friends presented Jesus with a complete copy of the Greek translation of the Hebrew scriptures. But this copy of the Jewish sacred writings was not placed in Joseph’s hands until both he and Mary had finally declined the invitation of their Memphis and Alexandrian friends to remain in Egypt. These believers insisted that the child of destiny would be able to exert a far greater world influence as a resident of Alexandria than of any designated place in Palestine. These persuasions delayed their departure for Palestine for some time after they received the news of Herod’s death.

    Yusuf ve Meryem nihai olarak; M.Ö. 4.yılda Ağustos ayının sonlarına doğru limana ulaşan bir biçimde, Yafa için arkadaşları Ezraeon’a ait bir tekne ile İskenderiye’den ayrıldılar. Onlar doğrudan bir biçimde; orada mı kalmaları yoksa Nasıra’ya geri dönmeleri mi gerektiği hususunda Eylül ayının tamamını arkadaşlarına ve akrabalarına danışarak geçirdikleri yer olan, Beytüllahim’e gittiler.

123:0.4 (1356.1) Joseph and Mary finally took leave of Alexandria on a boat belonging to their friend Ezraeon, bound for Joppa, arriving at that port late in August of the year 4 B.C. They went directly to Bethlehem, where they spent the entire month of September in counsel with their friends and relatives concerning whether they should remain there or return to Nazareth.

    Meryem hiçbir zaman; İsa’nın, Davud’un Şehri olan Beytüllahim’de büyümesi gerektiği düşüncesini terk etmemişti. Yusuf gerçekte, oğullarının İsrail’in bir kralsı koruyucusu haline gelecek oluşuna inanmamaktaydı. Bunun yanı sıra, o, kendisinin Davud’un gerçek bir soyu olmadığını bilmekteydi; Davud’un soyu arasında sayılmasının, akrabalarından birinin Davudi soy kolu içinde evlatlık edilmesinden kaynaklanışı bilmekteydi. Meryem, tabiî ki de, Davud’un Şehri’nin, Davud’un krallığı için yeni adayın yetişebileceği en uygun yer olduğunu düşünmekteydi; ancak, Yusuf şansını, kardeşi Hirodes Archelaus yerine Antipa ile denemeyi tercih etmişti. O, çocuğun Beytüllahim’deki veya Yahudiye’deki herhangi bir şehir içindeki güvenliğine dair büyük korkulara sahipti; ve, Archelaus’un, Celiledeki Antipa’ya nazaran daha muhtemel bir biçimde babası Hirodes’in korkutucu siyasalarını izleyeceği fikrini yürüttü. Ve, tüm bu nedenlerin yanı sıra, Yusuf, çocuğu yetiştirmenin ve eğitmenin daha iyi bir mekânı olarak Celile’den yana olan tercihini açık açık belirtmekteydi; ancak, Meryem’in itirazlarına karşı gelmek üç hafta almıştı.

123:0.5 (1356.2) Mary had never fully given up the idea that Jesus ought to grow up in Bethlehem, the City of David. Joseph did not really believe that their son was to become a kingly deliverer of Israel. Besides, he knew that he himself was not really a descendant of David; that his being reckoned among the offspring of David was due to the adoption of one of his ancestors into the Davidic line of descent. Mary, of course, thought the City of David the most appropriate place in which the new candidate for David’s throne could be reared, but Joseph preferred to take chances with Herod Antipas rather than with his brother Archelaus. He entertained great fears for the child’s safety in Bethlehem or in any other city in Judea, and surmised that Archelaus would be more likely to pursue the menacing policies of his father, Herod, than would Antipas in Galilee. And besides all these reasons, Joseph was outspoken in his preference for Galilee as a better place in which to rear and educate the child, but it required three weeks to overcome Mary’s objections.

    Ekim’in ilk günü, Yusuf; Meryem ve tüm diğer arkadaşlarını, Nasıra’ya geri dönmelerinin onların için en iyisi olduğuna ikna etmiş konumdaydı. Bunun uyarınca, M.Ö. 4.yılda Ekim ayının başında, onlar, Lod ve Bet Şean üzerinden, Nasıra için Beytüllahim’den ayrıldılar. Onlar; Meryem ve çocuk yeni alınmış yük hayvanı üzerinde giderken, Yusuf’un ve ona eşlik eden beş erkek akrabasının yürüyerek ilerlediği biçimde, bir Pazar sabahı yola erken vakit yola çıktılar; Yusuf’un akrabaları, Nasıra’ya tek başlarına seyahat etmelerine izin vermeyi reddetmişlerdi. Onlar Celile’ye, Kudüs ve Ürdün vadisi üzerinden gitmekten korkmaktaydılar; ve, batı yolları hiç de, hassas dönemlerin bir çocuğu ile iki yalnız yolcu için hiç de güvenli değildi.

123:0.6 (1356.3) By the first of October Joseph had convinced Mary and all their friends that it was best for them to return to Nazareth. Accordingly, early in October, 4 B.C., they departed from Bethlehem for Nazareth, going by way of Lydda and Scythopolis. They started out early one Sunday morning, Mary and the child riding on their newly acquired beast of burden, while Joseph and five accompanying kinsmen proceeded on foot; Joseph’s relatives refused to permit them to make the trip to Nazareth alone. They feared to go to Galilee by Jerusalem and the Jordan valley, and the western routes were not altogether safe for two lone travelers with a child of tender years.

1. Nasıra’ya Geri Dönüş  

1. Back in Nazareth

    Yolculuğun dördüncü günü, kafile, istikametine güvenli bir biçimde ulaştı. Onlar, kendilerini görünce gerçekten şaşkınlığa düşmüş olan, Yusuf’un evli kardeşlerinin bir tanesi tarafından üç yıldan fazla bir süredir ikamet edilmekte olan Nasıra evine, haber verilmeden ulaştılar; onlar oldukça sessiz bir biçimde işleri yürütmekteydeler ki, ne Yusuf’un ailesi ne de Meryem’inkiler, çiftin İskenderiye’den ayrılmış olduklarını bile bilmemekteydiler. Bir sonraki gün Yusuf’un ailesi, ailesini taşıdı; ve, Meryem, İsa’nın doğumundan beri ilk kez, kendine ait evde yaşamı keyifle deneyimlemek için kendi küçük ailesiyle yerleşti. Bir haftadan daha az bir süre içinde, Yusuf, bir marangoz olarak iş bulmuş olup, onlar en yüksek derecede mutlulardı.

123:1.1 (1356.4) On the fourth day of the journey the party reached its destination in safety. They arrived unannounced at the Nazareth home, which had been occupied for more than three years by one of Joseph’s married brothers, who was indeed surprised to see them; so quietly had they gone about their business that neither the family of Joseph nor that of Mary knew they had even left Alexandria. The next day Joseph’s brother moved his family, and Mary, for the first time since Jesus’ birth, settled down with her little family to enjoy life in their own home. In less than a week Joseph secured work as a carpenter, and they were supremely happy.

    İsa, Nasıra’ya geri döndüklerinde yaklaşık olarak üç yıl iki aylıktı. O; tüm bu yolculuklara çok iyi dayanmış, ve mükemmel sağlığa sahip olmuş, ve bütünüyle, etrafında koşacağı ve keyifle yaşayacağı kendisine ait alanlara sahip olmanın çocuksu neşesiyle ve heyecanıyla doluydu. Ancak, o fazlasıyla, İskenderiyeli oyun arkadaşlarıyla olan birlikteliğini özlemişti.

123:1.2 (1356.5) Jesus was about three years and two months old at the time of their return to Nazareth. He had stood all these travels very well and was in excellent health and full of childish glee and excitement at having premises of his own to run about in and to enjoy. But he greatly missed the association of his Alexandrian playmates.

    Nasıra’ya olan yolculuklarında, Yusuf Meryem’i; Celile arkadaşları ve akrabaları arasında İsa’nın söz verilmiş bir evlat olduğu sözünü yaymanın bilgece olmayacağına ikna etmişti. Onlar, herhangi bir kişiye bu hususlarda herhangi bir şeyden bahsetmekten tamamiyle kaçınmaya karar vermişlerdi. Ve, onların her ikisi de, bu sözü tutmada oldukça sadıklardı.

123:1.3 (1356.6) On the way to Nazareth Joseph had persuaded Mary that it would be unwise to spread the word among their Galilean friends and relatives that Jesus was a child of promise. They agreed to refrain from all mention of these matters to anyone. And they were both very faithful in keeping this promise.

    İsa’nın dördüncü yaşının tamamı, olağan fiziksel gelişim ve olağandışı ussal etkinliğin bir süreciydi. Bu arada, o, Yakup isminde yaklaşık olarak kendi yaşında bulunan bir komşu çocuğuna oldukça yakın bir bağlılık kurmuştu. İsa ve Yakup, oyunlarından her zaman mutlulardı; ve, onlar, büyük arkadaşlar ve sadık dostlar haline gelen bir biçimde büyüdüler.

123:1.4 (1357.1) Jesus’ entire fourth year was a period of normal physical development and of unusual mental activity. Meantime he had formed a very close attachment for a neighbor boy about his own age named Jacob. Jesus and Jacob were always happy in their play, and they grew up to be great friends and loyal companions.

    Bu Nasıra ailesinin yaşamındaki bir sonraki önemli olay, M.Ö. 3.yılda Nisan’ın ikisinin erken sabah saatlerinde James olarak ikinci çocuğun doğumuydu. İsa, bir erkek bebek kardeşe sahip olma düşüncesinden çok büyük heyecan duymaktaydı; ve, o, sadece bebeğin öncül olarak yaptıkları şeyleri gözlemlemek için saatlerce öyle durup izlemekteydi.

123:1.5 (1357.2) The next important event in the life of this Nazareth family was the birth of the second child, James, in the early morning hours of April 2, 3 B.C. Jesus was thrilled by the thought of having a baby brother, and he would stand around by the hour just to observe the baby’s early activities.

    Yusuf, köy pınarına yakın ve kervan bekleme bağlama yerinin yakınında küçük bir atölyeyi aynı yılın yaz ortasında inşa etmişti. Bundan sonra o, her gün çok az marangoz işinde bulundu. O; atölyede boyunduruk ve saban yapmak ve diğer ahşap işlerinde bulunmak için kaldığında çalışmaya gönderdiği, kardeşlerinin ikisinden ve başka birkaç zanaatkârdan oluşan yardımcılara sahipti. O aynı zamanda, deri üzerinde ve ip ve branda bezi ile bazı işlerde bulunmuştu. Ve, İsa, büyürken, okulda olmadığında; zamanını eşit bir biçimde ev işlerinde annesine yardım etmeyle ve atölyede babasını gözlemlemeyle geçirirken, bu arada da, dünyanın dört bir köşesinden gelen kervancı başlarının ve yolcularının konuşmalarına ve dedikodularına kulak kabartmaktaydı.

123:1.6 (1357.3) It was midsummer of this same year that Joseph built a small workshop close to the village spring and near the caravan tarrying lot. After this he did very little carpenter work by the day. He had as associates two of his brothers and several other mechanics, whom he sent out to work while he remained at the shop making yokes and plows and doing other woodwork. He also did some work in leather and with rope and canvas. And Jesus, as he grew up, when not at school, spent his time about equally between helping his mother with home duties and watching his father work at the shop, meanwhile listening to the conversation and gossip of the caravan conductors and passengers from the four corners of the earth.

    Bu yılın Temmuz ayında, İsa’nın dördüncü yaşına girmesinden bir ay önce, kervan yolcularıyla olan etkileşimden zararlı bağırsak rahatsızlığının bir salgını tüm Nasıra’ya yayılmıştı. Meryem; bu salgın hastalığa İsa’nın maruz kalabilme tehlikesinden o kadar endişelenmiş hale gelmişti ki, her iki çocuğunu da sımsıkı giydirip, Sarid yakınındaki Megiddo yolu üzerinde Nasıra’nın birkaç mil güneyinde kalan bir biçimde, abisinin şehir dışındaki evine kaçmıştı. Onlar Nasıra’ya iki aydan daha fazla bir süre boyunca geri dönmedi; İsa, bundan fazlasıyla keyif duydu, bir çiftlikte bu onun ilk deneyimiydi.

123:1.7 (1357.4) In July of this year, one month before Jesus was four years old, an outbreak of malignant intestinal trouble spread over all Nazareth from contact with the caravan travelers. Mary became so alarmed by the danger of Jesus being exposed to this epidemic of disease that she bundled up both her children and fled to the country home of her brother, several miles south of Nazareth on the Megiddo road near Sarid. They did not return to Nazareth for more than two months; Jesus greatly enjoyed this, his first experience on a farm.

2. Beşinci Yıl (M.Ö. 2)  

2. The Fifth Year (2 B.C.)

    Nasıra’ya geri dönmelerinden bir yıldan biraz daha fazla bir süre içinde, erkek çocuk İsa, ilk kişisel ve samimi nitelikteki ahlaki kararının yaşına gelmişti; ve, oraya, Maçiventa Melçizedeği’ne daha öncesinden hizmet etmiş, böylece fani bedeninin suretinde yaşayan bir fani-ötesi varlığın vücutlaşımı ile birliktelik içinde faaliyet gösterme deneyimini elde etmiş, Cennet Yaratıcısı’nın kutsal bir hediyesi olarak bir Düşünce Düzenleyicisi kendisiyle kalmak için gelmişti. Bu olay, M.Ö. 2.yılda Şubat ayının 11’nde gerçekleşmişti. İsa; akıllarında ikamet etmek, ve, bu akılların nihai ruhanileşimi ve onların evrimleşen ölümsüz ruhlarının ebedi kurtuluşu için görevde bulunmak amacıyla, benzer bir biçimde bu Düşünce Düzenleyicileri’ni, bugünden önce ve bu günden sonra almış milyonlarca diğer çocuktan daha fazla bir biçimde bu kutsal Görüntüleyici’nin farkında değildi.

123:2.1 (1357.5) In something more than a year after the return to Nazareth the boy Jesus arrived at the age of his first personal and wholehearted moral decision; and there came to abide with him a Thought Adjuster, a divine gift of the Paradise Father, which had aforetime served with Machiventa Melchizedek, thus gaining the experience of functioning in connection with the incarnation of a supermortal being living in the likeness of mortal flesh. This event occurred on February 11, 2 B.C. Jesus was no more aware of the coming of the divine Monitor than are the millions upon millions of other children who, before and since that day, have likewise received these Thought Adjusters to indwell their minds and work for the ultimate spiritualization of these minds and the eternal survival of their evolving immortal souls.

    Şubat ayında bu gün, Mikâil’in çocuksu bahşedilişinin doğruluğundan sorumlu olan Kâinat Yöneticileri’nin doğrudan ve kişisel yüksek denetimi sonlandırılmıştı. Bu andan itibaren, bahşedilişin insan gerçekleşimi boyunca İsa’yı kollama görevi; zaman zaman, gezegensel üstlerinin yönergesi uyarınca bir takım sınırları belirlenmiş sorumluluklarını yerine getirmek amacıyla görevlendirilmiş yarı-ölümlü yaratılmışların hizmeti ile desteklenen bir biçimde, bu ikamet eden Düzenleyici’nin muhafazasına ve ilgili yüksek meleksel koruyuculara bırakılma nihai sonuna sahipti.

123:2.2 (1357.6) On this day in February the direct and personal supervision of the Universe Rulers, as it was related to the integrity of the childlike incarnation of Michael, terminated. From that time on throughout the human unfolding of the incarnation, the guardianship of Jesus was destined to rest in the keeping of this indwelling Adjuster and the associated seraphic guardians, supplemented from time to time by the ministry of midway creatures assigned for the performance of certain definite duties in accordance with the instruction of their planetary superiors.

    İsa, bu yılın Ağustos ayında beş yaşındaydı; ve, bizler bu nedenle bunu, onun beşinci (takvim) yılı olarak adlandıracağız. M.Ö. 2.yıl olarak bu yılda, beşinci doğum gününün yıldönümüne bir aydan biraz daha kısa bir süre önce, İsa; Temmuz’un 11’inin gecesi doğmuş olan kız kardeşi Miryam’ın gelişiyle oldukça mutlu olmuştu. Ertesi günün akşamı boyunca İsa babasıyla; yaşayan şeylere ait çeşitli topluluklarının dünyaya nasıl ayrı bireyler olarak doğduklarına dair uzun bir konuşmada bulundu. İsa’nın öncül eğitiminin en değerli kısmı, derin ve arayış halindeki sorularına karşılık ebeveynlerinden elde edilmişti. Yusuf hiçbir zaman; zahmete katlanıp, oğlunun sayısız sorusuna cevap vererek vaktini harcama görevini eksiksiz yerine getirmede başarısız olmamıştı. Beş yaşındayken on yaşına kadar, İsa, devamlı bir soru işaretiydi. Her ne kadar Yusuf ve Meryem her zaman İsa’nın sorularına cevap veremeseler de, onlar hiçbir zaman, İsa’nın sorgularını bütünüyle tartışmada ve meraklı aklının getirdiği sorunun tatminkâr bir çözümüne ulaşmadaki onun çabalarında kendisine başka her biçimde yardımcı olmada başarısız olmadılar.

123:2.3 (1357.7) Jesus was five years old in August of this year, and we will, therefore, refer to this as his fifth (calendar) year of life. In this year, 2 B.C., a little more than one month before his fifth birthday anniversary, Jesus was made very happy by the coming of his sister Miriam, who was born on the night of July 11. During the evening of the following day Jesus had a long talk with his father concerning the manner in which various groups of living things are born into the world as separate individuals. The most valuable part of Jesus’ early education was secured from his parents in answer to his thoughtful and searching inquiries. Joseph never failed to do his full duty in taking pains and spending time answering the boy’s numerous questions. From the time Jesus was five years old until he was ten, he was one continuous question mark. While Joseph and Mary could not always answer his questions, they never failed fully to discuss his inquiries and in every other possible way to assist him in his efforts to reach a satisfactory solution of the problem which his alert mind had suggested.

    Nasıra’ya geri dönmelerinden beri, kendilerininki meşgul bir ev yaşamı olmuştu; ve, Yusuf olağanın dışında bir biçimde, yeni atölyesini inşa etmekle ve işini tekrar yoluna koymakla meşgul haldeydi. Tamamiyle o kadar yoğundu ki, James için bir beşik yapacak vakit bulamamıştı; ancak bu durum Miryam’ın gelişinden uzunca bir süre önce düzeltildi, ve Miryam, ailesi ona hayran hayran bakarken huzurla barınacağı oldukça rahat bir bebek yatağına sahip olmuştu. Ve, çocuk İsa tam da en içinden, tüm bu doğal ve olağan ev deneyimlerine girmişti. O küçük erkek kardeşinden ve bebek kız kardeşinden fazlasıyla keyif duymuş, her ikisinin de bakımında Meryem’e büyük yardımı dokunmuştu.

123:2.4 (1358.1) Since returning to Nazareth, theirs had been a busy household, and Joseph had been unusually occupied building his new shop and getting his business started again. So fully was he occupied that he had found no time to build a cradle for James, but this was corrected long before Miriam came, so that she had a very comfortable crib in which to nestle while the family admired her. And the child Jesus heartily entered into all these natural and normal home experiences. He greatly enjoyed his little brother and his baby sister and was of great help to Mary in their care.

    Bu dönemlerin Musevi-olmayan dünyasında; bir çocuğa, Celile’nin Musevi evlerinden daha iyi nitelikli ussal, ahlaki ve dini hazırlanmayı verebilecek çok az ev bulunmaktaydı. Bu Museviler, çocuklarını yetiştirmek ve eğitmek için düzenli hale getirilmiş bir eğitime sahipti. Onlar, bir çocuğun yaşamını yedi aşamaya ayırmıştı:

123:2.5 (1358.2) There were few homes in the gentile world of those days that could give a child a better intellectual, moral, and religious training than the Jewish homes of Galilee. These Jews had a systematic program for rearing and educating their children. They divided a child’s life into seven stages:

    1. Birinci günden sekizinci güne kadar olan süre biçiminde, yeni-doğan çocuk.

123:2.6 (1358.3) 1. The newborn child, the first to the eighth day.

    2. Emzirilen çocuk.

123:2.7 (1358.4) 2. The suckling child.

    3. Anne sütünden kesilen çocuk.

123:2.8 (1358.5) 3. The weaned child.

    4. Beşinci yılın sonuna kadar süren bir biçimde, anneye bağımlılığın süreci.

123:2.9 (1358.6) 4. The period of dependence on the mother, lasting up to the end of the fifth year.

    5. Çocuğun bağımsızlığının başlangıcı, ve erkek çocuklar ile, babanın eğitim sorumluluğunu üstlenişi.

123:2.10 (1358.7) 5. The beginning independence of the child and, with sons, the father assuming responsibility for their education.

    6. Ergenlik sürecindeki erkek ve kız çocuklar.

123:2.11 (1358.8) 6. The adolescent youths and maidens.

    7. Genç erkek ve kız çocuklar.

123:2.12 (1358.9) 7. The young men and the young women.

    Beşinci doğum gününe kadar annenin bir çocuğun hazırlanışı için sorumluluk üstlenişi, ve bunun sonrasında, çocuk eğer erkek ise gencin eğitimi için artık babanın sorumlu tutuluşu Celile Musevileri’nin âdetiydi. Bu yıl, bu nedenle, İsa; bir Celile Musevi çocuğu sürecinin beşinci aşamasına girmişti, ve bu böylece M.S. 2.yılda Ağustos’un 21’nde gerçekleşmişti. Meryem resmi bir biçimde İsa’yı, ilave eğitimi için Yusuf’a yönlendirmişti.

123:2.13 (1358.10) It was the custom of the Galilean Jews for the mother to bear the responsibility for a child’s training until the fifth birthday, and then, if the child were a boy, to hold the father responsible for the lad’s education from that time on. This year, therefore, Jesus entered upon the fifth stage of a Galilean Jewish child’s career, and accordingly on August 21, 2 B.C., Mary formally turned him over to Joseph for further instruction.

    Her ne kadar Yusuf bu aşamada artık İsa’nın ussal ve dini eğitimi için doğrudan sorumluluğu üstlenmekte olsa da, annesi hala İsa’nın ev eğitimi ile doğrudan ilgilenmekteydi. Meryem İsa’ya, ev yerleşke arazisini tamamiyle çevreleyen bahçe duvarları etrafında büyüyen sarmaşıkları ve çiçekleri tanımayı ve onlara bakmayı öğretmişti. Meryem aynı zamanda evin çatısına (yaz yatak odasına); üzerinde, İsa’nın haritalara çalıştığı ve zaman içinde Arami, Yunan ve daha sonrasında İbrani olmak üzere üç dilde de yetkin bir biçimde okumayı, yazmayı ve konuşmayı öğrendiği küçük kum kutuları koymuştu.

123:2.14 (1358.11) Though Joseph was now assuming the direct responsibility for Jesus’ intellectual and religious education, his mother still interested herself in his home training. She taught him to know and care for the vines and flowers growing about the garden walls which completely surrounded the home plot. She also provided on the roof of the house (the summer bedroom) shallow boxes of sand in which Jesus worked out maps and did much of his early practice at writing Aramaic, Greek, and later on, Hebrew, for in time he learned to read, write, and speak, fluently, all three languages.

    İsa; fiziksel olarak neredeyse kusursuz bir çocuk halinde gelişmiş olup, zihinsel ve hissel olarak olağan ilerleyişinde bulunmaya devam etmekteydi. O; bu, beşinci (takvim) yılının son kısmında, ilk küçük çaplı hastalığı olarak, hafif bir sindirim sorunu yaşadı.

123:2.15 (1358.12) Jesus appeared to be a well-nigh perfect child physically and continued to make normal progress mentally and emotionally. He experienced a mild digestive upset, his first minor illness, in the latter part of this, his fifth (calendar) year.

    Her ne kadar Yusuf ve Meryem sıklıkla en büyük çocuklarının geleceği hakkında konuşmakta olsalar da, eğer siz orada bulunmuş olsaydınız yalnızca, olağan, sağlıklı, rahat ancak bu zaman ve mekânın aşırı derece sorgulayıcı olan bir çocuğunu gözlemlemiş olurdunuz.

123:2.16 (1359.1) Though Joseph and Mary often talked about the future of their eldest child, had you been there, you would only have observed the growing up of a normal, healthy, carefree, but exceedingly inquisitive child of that time and place.

3. Altıncı Yılın Yaşanılmışlıkları (M.Ö. 1.yıl)  

3. Events of the Sixth Year (1 B.C.)

    Annesinin yardımı vasıtasıyla, İsa hali hazırda; Arami dilinin Celil aksanı üzerinde üstün hale gelmiş konumdaydı; ve, bu aşamada babası ona Yunanca öğretmeye başladı. Meryem çok az derecede Yunanca konuşabilmekteydi; ancak, Yusuf, hem Aramice ve hem de Yunanca’yı akıcı bir biçimde konuşabilmekteydi. Yunan dilini öğrenmek için ana çalışma kitabı, Mısır’dan ayrılırlarken kendilerine sunulmuş olan — Mezmurlar’ı da içine alan bir biçimde, kanun ve peygamberlerin bütüncül bir metin hali olarak — İbrani yazıtlarının nüshasıydı. Tüm Nasıra içinde yalnızca, Yunan dilinde Yazıtlar’ın tamamlanmış iki nüshası bulunmaktaydı; ve, marangozun ailesi tarafından onlardan birine sahip olmak, Yusuf’un evini fazlasıyla aranılan bir ev haline getirmiş olup, İsa’yı, o büyürken, dürüst öğrencilerin ve içten doğruluk arayıcılarının neredeyse sonu gelmez bir akışıyla tanışmasını sağlamıştır. Bu yıl sonlanmadan önce, İsa; altıncı doğum gününde kendisine, bu kutsal kitabın kendisine İskenderiye arkadaşları ve akrabaları tarafından sunulmuş olduğu söylenmiş bir biçimde, bu paha biçilemez el yazmasının koruyuculuğunu üstlenmişti. Ve, oldukça kısa bir zaman zarfı içinde İsa, onu hali hazırda okuyabilmekteydi.

123:3.1 (1359.2) Already, with his mother’s help, Jesus had mastered the Galilean dialect of the Aramaic tongue; and now his father began teaching him Greek. Mary spoke little Greek, but Joseph was a fluent speaker of both Aramaic and Greek. The textbook for the study of the Greek language was the copy of the Hebrew scriptures — a complete version of the law and the prophets, including the Psalms — which had been presented to them on leaving Egypt. There were only two complete copies of the Scriptures in Greek in all Nazareth, and the possession of one of them by the carpenter’s family made Joseph’s home a much-sought place and enabled Jesus, as he grew up, to meet an almost endless procession of earnest students and sincere truth seekers. Before this year ended, Jesus had assumed custody of this priceless manuscript, having been told on his sixth birthday that the sacred book had been presented to him by Alexandrian friends and relatives. And in a very short time he could read it readily.

    İsa’nın genç yaşamındaki ilk büyük şaşkınlık, altı yaşını dolduruşundan biraz önce ortaya çıkmıştı. Bu gence daha öncesinde, babasının — en azından annesi ve babasının beraberce — her şeyi bildiği görünmüştü. Bu nedenle; bu sorgulayıcı çocuğun babasına, hemen öncesinde gerçekleşmiş hafif bir depremin nedenini sorduğu zaman, Yusuf’un “Oğlum, bunun cevabını gerçekten bilmiyorum” dediğinde yaşadığı şaşkınlığı bir hayal edin. Böylelikle, İsa’nın; süreç içinde dünyasal ebeveynlerinin her şeyin bilgeliğine sahip ve her şeyi bilen konumda bulunmadıklarını öğrendiği, gerçekleri görüşün bu uzun ve şaşkına çeviren süreci başlamıştı.

123:3.2 (1359.3) The first great shock of Jesus’ young life occurred when he was not quite six years old. It had seemed to the lad that his father — at least his father and mother together — knew everything. Imagine, therefore, the surprise of this inquiring child, when he asked his father the cause of a mild earthquake which had just occurred, to hear Joseph say, “My son, I really do not know.” Thus began that long and disconcerting disillusionment in the course of which Jesus found out that his earthly parents were not all-wise and all-knowing.

    Yusuf ilk önce; İsa’ya, depreme Tanrı’nın neden olduğunu söylemeyi düşündü; ancak, bir anlık üzerinde düşünce kendisini, böyle bir cevabın derhal ilave ve daha utandırıcı sorguları tetikleyeceği konusunda onu uyardı. Erken yaşında bile, İsa’nın fiziksel veya toplumsal olgular ile ilgili sorularını, ya Tanrı yâda şeytanın neden olduğu gibi üzerinde düşünmeden cevaplamak çok zordu. Musevi topluluğunun bu zamanlarda hükmünü sürdüren inanışıyla uyumlu bir biçimde, İsa uzunca bir süredir, zihinsel ve ruhsal olguların olası açıklaması olarak iyi ruhaniyetlerin ve kötü ruhaniyetlerin inanış savını kabul etmeye gönüllüydü; ancak, o çok önceden, bu türden görülmemiş etkilerin doğal dünyanın fiziksel gelişimlerinden sorumlu oluşundan kuşku duyar hale gelmişti.

123:3.3 (1359.4) Joseph’s first thought was to tell Jesus that the earthquake had been caused by God, but a moment’s reflection admonished him that such an answer would immediately be provocative of further and still more embarrassing inquiries. Even at an early age it was very difficult to answer Jesus’ questions about physical or social phenomena by thoughtlessly telling him that either God or the devil was responsible. In harmony with the prevailing belief of the Jewish people, Jesus was long willing to accept the doctrine of good spirits and evil spirits as the possible explanation of mental and spiritual phenomena, but he very early became doubtful that such unseen influences were responsible for the physical happenings of the natural world.

    İsa altıncı yaşına girmeden, M.S. 1.yılda yazın başında, Zekeriya ve Elizabet ve onların oğlu Yahya, Nasıra ailesini ziyaret etmeye geldi. İsa ve Yahya; bu, hatırlayabildikleri ilk ziyaretleri boyunca neşeli bir vakit geçirdiler. Her ne kadar ziyaretçiler yalnızca bir kaç gün kalabilseler de, ebeveynler, evlatlarına dair gelecek tasarımlarını da içine alan bir biçimde birçok şey hakkında konuştular. Her ne kadar onlar böyle konuşmalar içinde olsalar da, gençler evin tavanı üzerinde kum içindeki taşlarla oynayıp, birçok açıdan gerçek erkek çocuklar gibi zevk alarak bunu gerçekleştirdiler.

123:3.4 (1359.5) Before Jesus was six years of age, in the early summer of 1 B.C., Zacharias and Elizabeth and their son John came to visit the Nazareth family. Jesus and John had a happy time during this, their first visit within their memories. Although the visitors could remain only a few days, the parents talked over many things, including the future plans for their sons. While they were thus engaged, the lads played with blocks in the sand on top of the house and in many other ways enjoyed themselves in true boyish fashion.

    Kudüs’ün yakınından gelmekte olan Yahya ile tanışarak, İsa; İsrail’in tarihine dair olağandışı bir ilgi sergilemiş olup, Şabat adetlerine, sinagog vaazlarına ve anma törenlerinin tekrarlanan ziyafetlerinin anlamına dair büyük çaplı bir sorguda bulunmuştu. Onun babası, bu dönemlerin anlamına ona açıklamıştı. Bu, ilk gece bir mum yakarak ve tekrar eden her gece bir tanesini daha ekleyerek devam eden bir şekilde, sekiz gün süren, kış ortası gerçekleşmekte olan ışık kutlamalarıydı; bu, Yehuda Makabi tarafından Musasal hizmetlerin eski haline getirilişi sonrasında mabedin adanışının anma törenidir. Bunun sonrasında Purim’in erken bahar kutlaması, Ester ziyafeti ve İsrail’in kendisinden olan kurtuluşu gelmektedir. Daha sonra, ebeveynlerin her ne zaman müsait olduklarında Kudüs’de kutlamalarını gerçekleştirirken, evde geride kalan çocukların bu bütün hafta boyunca maya ile yapılmış hiçbir ekmeğin yenmemesi gerektiğini hatırladıkları, önemli Hamursuz izledi. Sonrasında, hasat toplanışı olan ilk-meyvelerin ziyafeti geldi; ve, en sonunda, en önemlisi olarak, günahlardan arınmanın günü olarak, yeni yılın ziyafeti geldi. Her ne kadar bu kutlamaların ve adetlerin bazıları İsa’nın genç aklının anlaması için zor olmuş olsa da, o; onlar hakkında ciddi bir biçimde düşünmüş olup, bunun sonrasında, dışarıda yapraklardan çadırlarda konakladıkları ve kendilerini eğlence ve keyfe verdikleri zaman olarak bütün Musevi topluluğunun yıllık tatil dönemi halindeki, mişkanların ziyafetinin neşesine tamamiyle katılmıştı.

123:3.5 (1359.6) Having met John, who came from near Jerusalem, Jesus began to evince an unusual interest in the history of Israel and to inquire in great detail as to the meaning of the Sabbath rites, the synagogue sermons, and the recurring feasts of commemoration. His father explained to him the meaning of all these seasons. The first was the midwinter festive illumination, lasting eight days, starting out with one candle the first night and adding one each successive night; this commemorated the dedication of the temple after the restoration of the Mosaic services by Judas Maccabee. Next came the early springtime celebration of Purim, the feast of Esther and Israel’s deliverance through her. Then followed the solemn Passover, which the adults celebrated in Jerusalem whenever possible, while at home the children would remember that no leavened bread was to be eaten for the whole week. Later came the feast of the first-fruits, the harvest ingathering; and last, the most solemn of all, the feast of the new year, the day of atonement. While some of these celebrations and observances were difficult for Jesus’ young mind to understand, he pondered them seriously and then entered fully into the joy of the feast of tabernacles, the annual vacation season of the whole Jewish people, the time when they camped out in leafy booths and gave themselves up to mirth and pleasure.

    Bu yıl boyunca, Yusuf ve Meryem, duaları ile ilgili İsa ile sorun yaşamışlardı. İsa, tıpkı dünyasal babası olan Yusuf ile konuşur gibi, cennetsel Yaratıcısı ile konuşmada ısrar etmişti. İlahiyat ile olan daha ciddi ve derin saygı duyan iletişim biçimlerinden bu ayrılık, özellikle annesi olmak üzere, ebeveynlerini biraz şaşkına çevirmişti; İsa dualarını, “cennetteki Yaratıcısı ile küçük bir konuşmada” ısrar ettikten sonra, öğretildiği gibi yerine getirirdi.

123:3.6 (1360.1) During this year Joseph and Mary had trouble with Jesus about his prayers. He insisted on talking to his heavenly Father much as he would talk to Joseph, his earthly father. This departure from the more solemn and reverent modes of communication with Deity was a bit disconcerting to his parents, especially to his mother, but there was no persuading him to change; he would say his prayers just as he had been taught, after which he insisted on having “just a little talk with my Father in heaven.”

    Bu yılın Haziran ayında, Yusuf; Nasıra’daki atölyesini kardeşlerine devredip, bir inşaatçı olarak işine resmi bir biçimde başlamıştı. Bu yıl sona ermeden, ailenin geliri üç katından fazlasına yükselmişti. İsa’nın ölümüne kadar Nasıra ailesi bir daha hiçbir zaman, fakirliğin etkisini hissetmemişti. Aile gittikçe büyüdü, ve onlar, ilave eğitim ve seyahate daha fazla para harcadılar; ancak, Yusuf’un artan geliri her zaman, büyüyen giderlerle aynı hızda ilerledi.

123:3.7 (1360.2) In June of this year Joseph turned the shop in Nazareth over to his brothers and formally entered upon his work as a builder. Before the year was over, the family income had more than trebled. Never again, until after Joseph’s death, did the Nazareth family feel the pinch of poverty. The family grew larger and larger, and they spent much money on extra education and travel, but always Joseph’s increasing income kept pace with the growing expenses.

    Sonraki birkaç yıl içinde Yusuf; Cen, (Celile’nin şehri olan) Beytüllahim, Mecdel, Nain, Seforis, Kapernahum ve Endor’da dikkate değer ölçüde çalışmış olup, buna ek olarak, Nasıra’nın içinde ve yakınında birçok inşaat içinde bulundu. James, genç çocukların ev ödevleri ve bakımında annesine yardım edecek kadar büyüdüğünde, İsa babası ile birlikte evden ayrılarak bu çevre kasabaları ve köylerine sık ziyaretlerde bulundu. İsa keskin bir gözlemci olup, evden ayrılarak gerçekleştirdiği bu ziyaretlerden birçok yararlı bilgi edinmişti; o, insan ve onun dünya üzerinde yaşama biçimi hakkında kararlı ve devamlı bir biçimde bilgi biriktirmekteydi.

123:3.8 (1360.3) The next few years Joseph did considerable work at Cana, Bethlehem (of Galilee), Magdala, Nain, Sepphoris, Capernaum, and Endor, as well as much building in and near Nazareth. As James grew up to be old enough to help his mother with the housework and care of the younger children, Jesus made frequent trips away from home with his father to these surrounding towns and villages. Jesus was a keen observer and gained much practical knowledge from these trips away from home; he was assiduously storing up knowledge regarding man and the way he lived on earth.

    Bu yıl, İsa, aile işbirliğinin ve ev disiplinin talepleri karşısında güçlü duygularını ve istekli dürtülerini uyumlaştırmada büyük ilerleme kaydetmişti. Meryem sevgi dolu bir anneydi, ancak o oldukça katı bir disiplin gözeticiydi. Birçok şekilde, buna rağmen, Yusuf; küçük çocuk ile oturup, ailenin bütününün refahı ve huzurunu göz önünde bulundurarak kişisel arzuların disiplinsel azaltılışının gerekliliğine dair gerçek ve altında yatan nedenleri bütünüyle açıklamak onun âdeti olduğu için, İsa üzerinde daha büyük bir etkide bulunmuştu. Durum İsa’ya açıklandığında, o her zaman, ussal ve gönüllü bir biçimde ebeveynsel arzular ve aile yönergeleri ile işbirliğinde bulunmaktaydı.

123:3.9 (1360.4) This year Jesus made great progress in adjusting his strong feelings and vigorous impulses to the demands of family co-operation and home discipline. Mary was a loving mother but a fairly strict disciplinarian. In many ways, however, Joseph exerted the greater control over Jesus as it was his practice to sit down with the boy and fully explain the real and underlying reasons for the necessity of disciplinary curtailment of personal desires in deference to the welfare and tranquillity of the entire family. When the situation had been explained to Jesus, he was always intelligently and willingly co-operative with parental wishes and family regulations.

    Annesinin ev ile ilgi yardımına ihtiyaç duymadığı zamanlar olarak — boş zamanının büyük bir bölümü, gündüz çiçekler ve bitkiler üzerinde ve akşam ise yıldızlar üzerinde çalışarak geçmişti. O; bu çok düzenli Nasıra hanesinde olağan yatak vaktinden çok sonra, sırtının üzerine uzanıp, yıldızlar ile kaplı göklere doğru bakmanın kendisine sorun çıkaran ama hoşlandığı bir eğilimini sergilemişti.

123:3.10 (1360.5) Much of his spare time — when his mother did not require his help about the house — was spent studying the flowers and plants by day and the stars by night. He evinced a troublesome penchant for lying on his back and gazing wonderingly up into the starry heavens long after his usual bedtime in this well-ordered Nazareth household.

4. Yedinci Yaş (M.S. 1.yıl)  

4. The Seventh Year (A.D. 1)

    Bu, gerçekten de, İsa’nın yaşamında önemli olaylara sahne olmuş bir yıldı. Ocağın başında, büyük bir kar fırtınası Celile’de ortaya çıkmıştı. Kar; yaşamı boyunca İsa’nın gördüğü en yoğun kar yağışı ve yüzlerce yıllık bir süre içinde Nasıra’da en derinlerinden bir tanesi olarak, yaklaşık altmış metreyi geçmişti.

123:4.1 (1361.1) This was, indeed, an eventful year in Jesus’ life. Early in January a great snowstorm occurred in Galilee. Snow fell two feet deep, the heaviest snowfall Jesus saw during his lifetime and one of the deepest at Nazareth in a hundred years.

    Musevi çocuklarının oyun yaşamı İsa’nın zamanında daha kısıtlıydı; haddinden fazla bir biçimde çocuklar, büyüklerini yaparken gözlemledikleri daha ciddi şeyleri oynamaktaydılar. Onlar fazlasıyla; oldukça sık bir biçimde gördükleri ve oldukça dikkate çekici olan biçimindeki törenler olarak, düğünler ve cenazelerde oynadılar. Onlar dans edip şarkı söylediler, ancak, daha sonraki çocukların fazlasıyla keyif alarak gerçekleştirdikleri düzenli oyunların çok azına sahiptiler.

123:4.2 (1361.2) The play life of Jewish children in the times of Jesus was rather circumscribed; all too often the children played at the more serious things they observed their elders doing. They played much at weddings and funerals, ceremonies which they so frequently saw and which were so spectacular. They danced and sang but had few organized games, such as children of later days so much enjoy.

    İsa, bir komşu çocuğunun ve daha sonra ise kardeşi James’in eşliğinde; talaşlar ve ahşap parçaları ile büyük zevk aldıkları yer olan, ailenin marangoz atölyesinin uzak köşesinde oynamaktan çok mutlu olmaktaydı. İsa için her zaman, Şabat günü yasaklanmış olan belirli oyun türlerinin yaratabileceği zararı kavramak zordu; ancak o hiçbir şekilde, ebeveynlerinin isteklerine uymada başarısız olmadı. O, dönemi ve neslinin sahip olduğu çevre içinde dışa vurulması için çok az olanak sağlayan mizahın ve oyunun bir yetkinliğine sahipti; ancak, on dört yaşına kadar o çoğu zaman, güler yüzlü ve tasadan uzaktı.

123:4.3 (1361.3) Jesus, in company with a neighbor boy and later his brother James, delighted to play in the far corner of the family carpenter shop, where they had great fun with the shavings and the blocks of wood. It was always difficult for Jesus to comprehend the harm of certain sorts of play which were forbidden on the Sabbath, but he never failed to conform to his parents’ wishes. He had a capacity for humor and play which was afforded little opportunity for expression in the environment of his day and generation, but up to the age of fourteen he was cheerful and lighthearted most of the time.

    Meryem, evin bitişindeki hayvan barınağının çatısında bir güvercinlik bakmaktaydı; ve, onlar, İsa’nın yüzde onunu kesip sinagogun görevli kişisine verdiği, güvercinlerin satışından gelen karı özel bir yardım hesabı olarak kullandılar.

123:4.4 (1361.4) Mary maintained a dovecote on top of the animal house adjoining the home, and they used the profits from the sale of doves as a special charity fund, which Jesus administered after he deducted the tithe and turned it over to the officer of the synagogue.

    Bu zamana kadar İsa’nın yaşadığı tek gerçek kaza, branda beziyle kaplı yatak odasına çıkan arka bahçe taş merdivenlerinden bir düşüşüydü. Bu, doğudan gelen beklenmemiş bir Temmuz kum fırtınası süresince gerçekleşmişti. İnce kum tanelerinin şiddetli fırtınasını taşıyan sıcak rüzgârlar, özellikle Mart ve Nisan ayında gerçekleşen bir biçimde, genellikle yağmurlu dönem boyunca esmekteydi. Bu türden bir fırtınayı Temmuz’da yaşamak olağandışı bir durumdu. Fırtına geldiğinde, İsa alışkanlığı olarak çatı üzerinde oyun oynamaktaydı; zira burası onun, kuru mevsimin büyük bir kısmı boyunca onun alışılageldik oyun odasıydı. Merdivenlerden aşağıya inerken kum gözlerini tamamen kapamıştı, ve o düştü. Bu kazadan sonra, Yusuf, merdivenlerin her iki tarafına da merdiven korkulukları inşa etti.

123:4.5 (1361.5) The only real accident Jesus had up to this time was a fall down the back-yard stone stairs which led up to the canvas-roofed bedroom. It happened during an unexpected July sandstorm from the east. The hot winds, carrying blasts of fine sand, usually blew during the rainy season, especially in March and April. It was extraordinary to have such a storm in July. When the storm came up, Jesus was on the housetop playing, as was his habit, for during much of the dry season this was his accustomed playroom. He was blinded by the sand when descending the stairs and fell. After this accident Joseph built a balustrade up both sides of the stairway.

    Bu kaza hiçbir biçimde engellenemezdi. Bu, gencin gözetimine verilmiş olan bir birincil ve bir ikincil yarı-ölümlü olarak, yarı-ölümlü geçici koruyucuların ilgisizliğine yüklenebilecek bir durum söz konusu değildi; bu ne de, koruyucu yüksek meleğe yüklenebilecek bir durumdu. Bu olay tamamiyle kaçınılamaz bir yaşanmışlıktı. Ancak, Yusuf’un Endor’da olduğu bir vakit yokluğunda gerçekleşen bir biçimde, bu küçük kaza; Meryem’in aklında, birkaç ay boyunca İsa’yı oldukça yakın gözetim altında yanı başında bilgece olmayan bir biçimde tutmaya çalışır ölçüde büyük bir endişenin büyümesine neden oldu.

123:4.6 (1361.6) There was no way in which this accident could have been prevented. It was not chargeable to neglect by the midway temporal guardians, one primary and one secondary midwayer having been assigned to the watchcare of the lad; neither was it chargeable to the guardian seraphim. It simply could not have been avoided. But this slight accident, occurring while Joseph was absent in Endor, caused such great anxiety to develop in Mary’s mind that she unwisely tried to keep Jesus very close to her side for some months.

    Fiziksel doğanın yaygın gelişmeleri olarak maddi kazalara keyfi bir biçimde, göksel kişilikler tarafından müdahalede bulunmamaktadır. Olağan koşullar altında yalnızca yarı-ölümlü yaratılmışlar, nihai sona ait erkek ve kadın bireyleri kollamak için maddi durumlara müdahalede bulunabilir; ve, ruhsal durumlarda bile bu varlıklar bu şekilde, üstlerinin belirli emirlerine uyarak hareket edebilirler.

123:4.7 (1361.7) Material accidents, commonplace occurrences of a physical nature, are not arbitrarily interfered with by celestial personalities. Under ordinary circumstances only midway creatures can intervene in material conditions to safeguard the persons of men and women of destiny, and even in special situations these beings can so act only in obedience to the specific mandates of their superiors.

    Ve, bu sorgulayıcı ve maceraperest gencin daha sonra başına gelen bu türden küçük çaplı geniş sayıdaki kazaların yalnızca bir tanesiydi. Eğer fazlasıyla hareketli bir çocuğun ortalama çocukluğunu ve gençliğini gözünüzün önünde canlandıracak olursanız, İsa’nın gençlik sürecine dair oldukça iyi bir fikre sahip olursunuz; ve, sizler, özellikle annesi olmak üzere, ebeveynlerine ne kadar büyük bir endişe kaynağı olabileceğini hayal edebilirsiniz.

123:4.8 (1361.8) And this was but one of a number of such minor accidents which subsequently befell this inquisitive and adventurous youth. If you envisage the average childhood and youth of an aggressive boy, you will have a fairly good idea of the youthful career of Jesus, and you will be able to imagine just about how much anxiety he caused his parents, particularly his mother.

    Nasıra ailesinin dördüncü üyesi olarak, Yusuf, M.S. 1.yılda Mart’ın 16’sında Çarşamba sabahı doğmuştu.

123:4.9 (1362.1) The fourth member of the Nazareth family, Joseph, was born Wednesday morning, March 16, A.D. 1.

5. Nasıra’daki Okul Günleri  

5. School Days in Nazareth

    İsa, bu aşamada; Musevi çocuklarının sinagog okullarında resmi eğitimlerine başlamalarının beklendiği yaş olarak, yedinci yaşındaydı. Bunun uyarınca, bu yılın Ağustos ayında o, Nasıra’daki birçok önemli yaşanmışlıklara sahne olmuş okul yaşamına adım atmıştı. Hâlihazırda bu genç; Arami ve Yunan dilleri olarak, iki dili yetkin bir biçimde okumakta, yazmakta ve konuşmaktaydı. O bu aşamada, İbrani dilinde okumayı, yazmayı ve konuşmayı öğrenme görevi ile kendisini aşina edecekti. Ve, o gerçekten de, önünde uzanan bu yeni okul yaşamını derinden arzulamaktaydı.

123:5.1 (1362.2) Jesus was now seven years old, the age when Jewish children were supposed to begin their formal education in the synagogue schools. Accordingly, in August of this year he entered upon his eventful school life at Nazareth. Already this lad was a fluent reader, writer, and speaker of two languages, Aramaic and Greek. He was now to acquaint himself with the task of learning to read, write, and speak the Hebrew language. And he was truly eager for the new school life which was ahead of him.

    Üç yıl boyunca — onuncu yaşına kadar — Nasıra sinagogunun ilkokuluna gitmişti. Bu üç yıl boyunca, İbrani dilinde kayıt altına alınmış haliyle Kanun Kitabı’nın o döneme kadar ulaşabilmiş kalıntılarını çalışmıştı. Takip eden üç yıl boyunca, o; yüksek düzey okulda çalışmış olup, kutsal kanunun daha derin olan öğretilerini sesli bir biçimde tekrar etme yönetimiyle hafızasına almıştı. O, bu sinagog okulundan on üçüncü yaşı içinde mezun olmuş olup, taşıyan herkesi Kudüs’de Hamursuz’a katılmaya hak kazandıran İsrail ulusunun artık sorumlu bir vatandaşı niteliğinde — eğitilmiş bir “emrin evladı” olarak, sinagog yöneticileri tarafından ebeveynlerine teslim edilmişti; bunun uyarınca o ilk Hamursuzu’na, babası ve annesinin eşliğinde o yıl katılmıştı.

123:5.2 (1362.3) For three years — until he was ten — he attended the elementary school of the Nazareth synagogue. For these three years he studied the rudiments of the Book of the Law as it was recorded in the Hebrew tongue. For the following three years he studied in the advanced school and committed to memory, by the method of repeating aloud, the deeper teachings of the sacred law. He graduated from this school of the synagogue during his thirteenth year and was turned over to his parents by the synagogue rulers as an educated “son of the commandment” — henceforth a responsible citizen of the commonwealth of Israel, all of which entailed his attendance at the Passovers in Jerusalem; accordingly, he attended his first Passover that year in company with his father and mother.

    Nasıra’da öğrenciler yarı daire halinde yerde otururlarken, bir sinagog görevlisi halindeki hazzan olarak, onların öğretmeni bu öğrencilere bakan konumda oturmaktaydı. Levililer kitabından başlayarak onlar, kanunun diğer kitaplarının, ve onun ardından da, Peygamberlerin ve Mezmurlar’ın irdelenişine geçmekteydiler. Nasıra sinagogu, İbrani dilinde Yazıtlar’ın bütüncül bir nüshasına sahipti. On ikinci yıla kadar Yazıtlar’dan başka hiçbir şey çalışılmamaktaydı. Yaz aylarında, okul saatleri fazlasıyla kısaltılmaktaydı.

123:5.3 (1362.4) At Nazareth the pupils sat on the floor in a semicircle, while their teacher, the chazan, an officer of the synagogue, sat facing them. Beginning with the Book of Leviticus, they passed on to the study of the other books of the law, followed by the study of the Prophets and the Psalms. The Nazareth synagogue possessed a complete copy of the Scriptures in Hebrew. Nothing but the Scriptures was studied prior to the twelfth year. In the summer months the hours for school were greatly shortened.

    İsa öncül bir biçimde, İbrani dilini üstünlükle kullanan biri haline geldi; ve, Nasıra’da yüksek derecede bir ziyaretçinin bulunmadığı zamanlarda, bir genç birey olarak ondan sıklıkla, olağan Şabat hizmetlerinde sinagogda toplanmış olan inanç sahiplerine İbrani yazıtlarını okuması istenirdi.

123:5.4 (1362.5) Jesus early became a master of Hebrew, and as a young man, when no visitor of prominence happened to be sojourning in Nazareth, he would often be asked to read the Hebrew scriptures to the faithful assembled in the synagogue at the regular Sabbath services.

    Bu sinagog okulları, tabiî ki de, herhangi bir ders kitabına sahip değildi. Eğitimde, hazzan bir ifade de bulunurken, öğrenciler hep birlikte onun arkasından tekrar ederlerdi. Kanunun yazılı kitaplarına başvurmak zorunda kaldıkları zaman, öğrenci dersini, sesli bir biçimde okuyarak ve sürekli olarak tekrar ederek öğrenirdi.

123:5.5 (1362.6) These synagogue schools, of course, had no textbooks. In teaching, the chazan would utter a statement while the pupils would in unison repeat it after him. When having access to the written books of the law, the student learned his lesson by reading aloud and by constant repetition.

    Daha sonra, daha fazla resmi eğitimine ek olarak, İsa; babasının tamir atölyesine giren çıkan, birçok yerden gelen insanlar olarak dünyanın dört bir yanından insan doğasıyla iletişimde bulunmaya başladı. O daha da büyüdüğünde, istirahat ve beslenmek için pınar yakınında dururlarken kervan yolcuları ile özgür bir biçimde kaynaştı. Yunan dilini akıcı bir biçimde konuşur halde o, kervan yolcuları ve kervanbaşlarının büyük bir çoğunluğu ile sohbet ederken çok az sorun yaşadı.

123:5.6 (1362.7) Next, in addition to his more formal schooling, Jesus began to make contact with human nature from the four quarters of the earth as men from many lands passed in and out of his father’s repair shop. When he grew older, he mingled freely with the caravans as they tarried near the spring for rest and nourishment. Being a fluent speaker of Greek, he had little trouble in conversing with the majority of the caravan travelers and conductors.

    Nasıra bir kervan yolu durağı ve seyahatin kesişim noktası olup, nüfus bakımından fazlasıyla Musevi-olmayanlardan oluşmaktaydı; aynı zamanda o yaygın bir biçimde, geleneksel Musevi kanununun özgürlükçü yorumunun bir merkezi olarak bilinmekteydi. Celile’de Museviler, Yahudiye’deki topluluklarının gerçekleştirdiklerine kıyasla daha özgür bir biçimde Musevi-olmayanlar ile içli dışlı olmaktaydı. Ve, Celile’nin tüm şehirleri içinde, Nasıra’nın Musevileri; Musevi-olmayanlar ile iletişimlerinin bir sonucu olarak, kirlenme korkularına dayanan toplumsal kısıtlılıklara dair yorumlarında en özgürlükçü olanlarıydı. Ve, bu koşullar, Kudüs’de “Nasıra’dan hiç iyi bir şey çıkar mı?” gibi ortak söyleme sebebiyet vermişti.

123:5.7 (1362.8) Nazareth was a caravan way station and crossroads of travel and largely gentile in population; at the same time it was widely known as a center of liberal interpretation of Jewish traditional law. In Galilee the Jews mingled more freely with the gentiles than was their practice in Judea. And of all the cities of Galilee, the Jews of Nazareth were most liberal in their interpretation of the social restrictions based on the fears of contamination as a result of contact with the gentiles. And these conditions gave rise to the common saying in Jerusalem, “Can any good thing come out of Nazareth?”

    İsa, ahlaki eğitimini ve ruhsal kültürünü başlıca bir biçimde evinde almıştı. O, ussal ve din-kuramsal eğitiminin çoğunu hazzandan elde etmişti. Ancak, yaşamın zor sorunları ile mücadele vermenin mevcut sınavı için aklının ve kalbinin başlıca aracı olarak — gerçek eğitimini, akran insanları ile işli dışlı olmaktan elde etmişti. İnsan ırkını tanımanın olanağını kendisine sağlayan şey, Musevi ve Musevi-olmayan, genç ve yaşlı fark etmeksizin akran insanları ile olan bu yakın iletişim olmuştu. İsa, bütünüyle insanları anlar ve adanmış bir biçimde onlara derin sevgi besler derecede, oldukça eğitimliydi.

123:5.8 (1363.1) Jesus received his moral training and spiritual culture chiefly in his own home. He secured much of his intellectual and theological education from the chazan. But his real education — that equipment of mind and heart for the actual test of grappling with the difficult problems of life — he obtained by mingling with his fellow men. It was this close association with his fellow men, young and old, Jew and gentile, that afforded him the opportunity to know the human race. Jesus was highly educated in that he thoroughly understood men and devotedly loved them.

    Sinagogdaki yılları boyunca o; üç dil bildiği için büyük bir üstünlüğü elinde bulunduran bir biçimde, muhteşem bir öğrenciydi. İsa’nın okulunda dersini tamamladığı bir seferinde Nasıra hazzanı, Yusuf’a; “gence öğretmeye yetkin olduğundan” daha fazla şeyi, tam tersine, “İsa’nın arayış içindeki sorularından öğrenmiş olduğuna” dair endişesini özellikle belirtmişti.

123:5.9 (1363.2) Throughout his years at the synagogue he was a brilliant student, possessing a great advantage since he was conversant with three languages. The Nazareth chazan, on the occasion of Jesus’ finishing the course in his school, remarked to Joseph that he feared he “had learned more from Jesus’ searching questions” than he had “been able to teach the lad.”

    Her ne kadar eğitim süreci boyunca İsa, sinagogdaki düzenli Şabat vaazlarından çok şey öğrenmiş ve onlardan büyük bir ilham elde etmişti. Nasıra’da Şabat zamanı duran seçkin ziyaretçilerden sinagoga seslenmesini istemek adettendi. İsa büyürken; görüşlerini sunmuş olan Musevi dünyasının tamamına ait büyük düşünürlerin büyük bir kısmını, ve aynı zamanda, Nasıra sinagogu İbrani düşünce ve kültürünün gelişmiş ve özgürlükçü bir merkezi olduğu için neredeyse hiçbir şekilde köktenci Musevi sayılamayacak bireylerin çoğunu dinlemişti.

123:5.10 (1363.3) Throughout his course of study Jesus learned much and derived great inspiration from the regular Sabbath sermons in the synagogue. It was customary to ask distinguished visitors, stopping over the Sabbath in Nazareth, to address the synagogue. As Jesus grew up, he heard many great thinkers of the entire Jewish world expound their views, and many also who were hardly orthodox Jews since the synagogue of Nazareth was an advanced and liberal center of Hebrew thought and culture.

    Yedi yaşında okula başlayarak (bu dönemde Museviler daha yeni bir zorunlu eğitim yasasını yürürlülüğe koymuştu) öğrencilerin; bir dönemler uygulandığı gibi on üç yaşına geldiklerindeki mezuniyetlerinde sıklıkla okumakta oldukları metin olarak, eğitimleri boyunca onları yönlendirecek altın kuralın bir türü niteliğindeki “doğum günü metnini” seçmeleri adettendi. İsa’nın metni İşaya Peygamber’dendi: “Koruyucu Tanrı’nın ruhaniyeti benim üzerimdedir, zira Koruyucu beni kutsadı; o beni, ezilenlere iyi haberleri getirmek, kalbi kırılmışın gönlünü almak, esirlere özgürlüğü duyurmak ve ruhsal mahkûmları serbest bırakmak için gönderdi.

123:5.11 (1363.4) When entering school at seven years (at this time the Jews had just inaugurated a compulsory education law), it was customary for the pupils to choose their “birthday text,” a sort of golden rule to guide them throughout their studies, one upon which they often expatiated at their graduation when thirteen years old. The text which Jesus chose was from the Prophet Isaiah: “The spirit of the Lord God is upon me, for the Lord has anointed me; he has sent me to bring good news to the meek, to bind up the brokenhearted, to proclaim liberty to the captives, and to set the spiritual prisoners free.”

    Nasıra, İbrani milletinin yirmi-dört din-adamı merkezinden bir tanesiydi. Ancak, Celile din-adamlığı, Yahudiye yazıcıları ve hahamlarına kıyasla geleneksel kanunların yorumunda daha özgürlükçüydü. Ve, Nasıra’da onlar aynı zamanda, Şabat’ın yerine getirilmesinde daha özgürlükçüydü. Tüm Celile’yi bir ucundan diğerine gören bir manzarayı elde edebilecekleri, evlerinin yakınındaki yüksek tepeye tırmanmanın onların gözde kısa keyifli gezintilerinden bir tanesi olan bir biçimde, Şabat öğleden sonraları yürüyüş yapmak için İsa’yı dışarı çıkarmak bu nedenle Yusuf’un âdetiydi. Havanın açık olduğu günlerde kuzeybatıya doğru onlar, Karmel Dağı’nın uzun dağ sırasının denize doğru uzandığını görebilmektelerdi; ve, birçok kez İsa Yusuf’un, Ahav’ı kınamış ve Baal’in din adamlarının foyasını ortaya çıkarmış olan İbrani din adamlarının uzun koluna ait ilk üyelerden bir tanesi olarak İlyas’ın hikâyesini anlatışını dinlemişti. Kuzey’de Hermon Dağı, sürekli yağan karla bembeyaz parıldayan 900 metreden fazla yükseklikteki yukarı yamaçlarıyla, karlı doruğunu ihtişamlı ışıltısıyla yükselmekte ve tek başına göğü kaplamaktaydı. Doğu ucunda onlar, Ürdün vadisini, ve onun çok uzağında, Moav’ın taş tepelerini seçebilmekteydiler. Aynı zamanda güney ve doğu yönünde, güneş mermer duvarları üzerinde ışıdığı zaman, onlar; amfi-tiyatroları ve gösterişli mabetleriyle, Dekapolis’in Yunan-Romalı şehirlerini görebilmektelerdi. Ve, güneşin batışına doğru bakışlarını uzun süre yönelttiklerinde, batıya doğru çok uzaktaki Akdeniz üzerindeki ilerlemekte olan deniz araçlarını görebilmektelerdi.

123:5.12 (1363.5) Nazareth was one of the twenty-four priest centers of the Hebrew nation. But the Galilean priesthood was more liberal in the interpretation of the traditional laws than were the Judean scribes and rabbis. And at Nazareth they were also more liberal regarding the observance of the Sabbath. It was therefore the custom for Joseph to take Jesus out for walks on Sabbath afternoons, one of their favorite jaunts being to climb the high hill near their home, from which they could obtain a panoramic view of all Galilee. To the northwest, on clear days, they could see the long ridge of Mount Carmel running down to the sea; and many times Jesus heard his father relate the story of Elijah, one of the first of that long line of Hebrew prophets, who reproved Ahab and exposed the priests of Baal. To the north Mount Hermon raised its snowy peak in majestic splendor and monopolized the skyline, almost 3,000 feet of the upper slopes glistening white with perpetual snow. Far to the east they could discern the Jordan valley and, far beyond, the rocky hills of Moab. Also to the south and the east, when the sun shone upon their marble walls, they could see the Greco-Roman cities of the Decapolis, with their amphitheaters and pretentious temples. And when they lingered toward the going down of the sun, to the west they could make out the sailing vessels on the distant Mediterranean.

    Dört bir yandan, İsa, Nasıra’ya girerken ve ondan ayrılırken yollarında ilerlemekte olan kervan kafilelerini gözlemleyebilmekteydi; ve, güneye doğru o, Gilboa Dağı ve Samaria Dağı’na doğru uzanmakta olan, Esdraelon’un geniş ve verimli ovasından meydana gelen şehrini üzerinden görebilmekteydi.

123:5.13 (1364.1) From four directions Jesus could observe the caravan trains as they wended their way in and out of Nazareth, and to the south he could overlook the broad and fertile plain country of Esdraelon, stretching off toward Mount Gilboa and Samaria.

    Uzak manzarayı görmek için yükseklere tırmanmadıkları zaman, onlar; şehrin dışına doğru yürüyüşte bulunup, mevsimlere bağlı olarak çeşitli dönemleri içinde doğayı incelediler. Ev ocağınki dışında İsa’nın en öncül eğitimi, doğa ile derin saygısal ve anlayışlı bir iletişim üzerine gerçekleşmişti.

123:5.14 (1364.2) When they did not climb the heights to view the distant landscape, they strolled through the countryside and studied nature in her various moods in accordance with the seasons. Jesus’ earliest training, aside from that of the home hearth, had to do with a reverent and sympathetic contact with nature.

    Sekiz yaşından önce, İsa; evinden çok uzakta bulunmayan ve kasabanın bütünü için iletişimin ve dedikodunun toplumsal merkezlerinden bir tanesi olmuş olan pınarda, kendisiyle tanışmış ve konuşmuş Nasıra’nın tüm anneleri ve genç kadınları tarafından bilinmekteydi. Bu yıl, İsa, aile ineğini sağmayı ve diğer hayvanlara bakmayı öğrendi. O on yaşındayken, dokuma tezgâhını çalıştırmada usta olmuştu. Yaklaşık olarak bu dönemde, İsa ve komşu çocuğu Yakup, akan pınarın yanında çalışmış olan çömlekçinin çok iyi arkadaşları haline gelmişti; ve, onlar Nathan’ın mahir parmaklarını çömlekçi çarkında kile şekil verirken izlediklerinde, birçok kez her ikisi de, büyüdüklerinde çömlekçi olmaya karar vermişlerdi. Nathan bu gençleri çok sevmekte olup, sıklıkla onlara, çeşitli nesneleri ve hayvanları yapmada onları yarıştıran çabaları teşvik ederek yaratıcı hayal güçlerini harekete geçirmeyi arzulayan bir biçimde, oynamaları için kil vermekteydi.

123:5.15 (1364.3) Before he was eight years of age, he was known to all the mothers and young women of Nazareth, who had met him and talked with him at the spring, which was not far from his home, and which was one of the social centers of contact and gossip for the entire town. This year Jesus learned to milk the family cow and care for the other animals. During this and the following year he also learned to make cheese and to weave. When he was ten years of age, he was an expert loom operator. It was about this time that Jesus and the neighbor boy Jacob became great friends of the potter who worked near the flowing spring; and as they watched Nathan’s deft fingers mold the clay on the potter’s wheel, many times both of them determined to be potters when they grew up. Nathan was very fond of the lads and often gave them clay to play with, seeking to stimulate their creative imaginations by suggesting competitive efforts in modeling various objects and animals.

6. Onun Sekizinci Yaşı (M.S. 2.yıl)  

6. His Eighth Year (A.D. 2)

    Bu yıl, okulda ilgi çekici bir seneydi. Kararlı bir öğrenci olan ve sınıfın daha fazla ilerleme kaydeden üçte birlik kısmında bulunan bir biçimde her ne kadar İsa olağandışı bir öğrenci olmasa da, çalışmasını o kadar güzel bir biçimde yerine getirmekteydi ki, her ayın bir haftası okula katılmaktan muaf tutulmaktaydı. Bu haftayı o genellikle; ya Mecdel yakınındaki Celile Denizi’nin kıyılarında balıkçılık yapmakta olan amcasıyla, veya, Nasıra’nın sekiz kilometre güneyindeki (annesinin abisi olan) diğer amcasının çiftliğinde geçirmekteydi.

123:6.1 (1364.4) This was an interesting year at school. Although Jesus was not an unusual student, he was a diligent pupil and belonged to the more progressive third of the class, doing his work so well that he was excused from attendance one week out of each month. This week he usually spent either with his fisherman uncle on the shores of the Sea of Galilee near Magdala or on the farm of another uncle (his mother’s brother) five miles south of Nazareth.

    Her ne kadar annesi öncesinden İsa’nın sağlığına ve güvenliğine dair haddinden fazla endişeli hale gelmiş bulunsa da, kademeli bir biçimde evden gerçekleştirdiği bu yolculukları kabul eder hale geldi. İsa’nın amacı ve teyzelerinin hepsi onu çok sevmekteydiler; ve orada, bu yıl ve bunun hemen ardındaki yıllar boyunca bahse konu aylık ziyaretlerde onu konuk etmek için araklarında etkili bir rekabet ortaya çıkmıştı. Onun (bebekliğinden beri) amcasının çiftliğindeki ilk haftalık konukluğu bu yılın Ocak ayındaydı; Celile Denizi üzerindeki balıkçılıkta ilk haftalık deneyim, Mayıs ayında gerçekleşmişti.

123:6.2 (1364.5) Although his mother had become unduly anxious about his health and safety, she gradually became reconciled to these trips away from home. Jesus’ uncles and aunts were all very fond of him, and there ensued a lively competition among them to secure his company for these monthly visits throughout this and immediately subsequent years. His first week’s sojourn on his uncle’s farm (since infancy) was in January of this year; the first week’s fishing experience on the Sea of Galilee occurred in the month of May.

    Yaklaşık olarak bu zaman zarfında İsa, Şam’dan gelen bir matematik öğretmeni ile tanıştı; ve, sayıların yeni belirli yöntemlerini öğrenen bir biçimde, zamanının büyük bir kısmını bir kaç yıl boyunca matematik üzerine harcadı. O; sayılara, uzaklıklara ve oranlara dair keskin bir anlayış geliştirdi.

123:6.3 (1364.6) About this time Jesus met a teacher of mathematics from Damascus, and learning some new techniques of numbers, he spent much time on mathematics for several years. He developed a keen sense of numbers, distances, and proportions.

    İsa; kardeşi James’in varlığından o kadar büyük keyif almaya başlamış olup, bu yılın sonunda hali hazırda ona alfabeyi öğretmeye girişmişti.

123:6.4 (1364.7) Jesus began to enjoy his brother James very much and by the end of this year had begun to teach him the alphabet.

    Bu yıl İsa, arp üzerine ders alma karşılığında süt ürünlerini takas etmenin anlaşmalarında bulundu. O, müzik ile ilgili her şeye karşı olağandışı bir beğeniye sahipti. Daha sonra o, genç birlikteleri arasında ses müziğine bir ilgi yaratmak için fazlasıyla uğraş verdi On bir yaşında o; yetenekli bir arpist olup, hem ailesini hem de arkadaşlarını olağanüstü yorumlarıyla ve yetkin doğaçlamalarıyla eğlendirmekten fazlasıyla keyif aldı.

123:6.5 (1364.8) This year Jesus made arrangements to exchange dairy products for lessons on the harp. He had an unusual liking for everything musical. Later on he did much to promote an interest in vocal music among his youthful associates. By the time he was eleven years of age, he was a skillful harpist and greatly enjoyed entertaining both family and friends with his extraordinary interpretations and able improvisations.

    İsa, okulda kıskanılacak derecede gelişimde bulunmaya devam ederken, her şey ne ebeveynleri ne de öğretmenleri için kolay bir biçimde ilerlemedi. İsa, özellikle coğrafya ve gök bilimi ile olmak üzere, hem bilim hem de din ile ilgili birçok utandırıcı soru sormaya devam etmişti. O özellikle, Filistin’de neden kuru bir mevsimin ve yağmurlu bir mevsimin bulunduğunu anlamada ısrarcıydı. Tekrar eden bir biçimde, o, Nasıra ve Ürdün vadisi arasındaki büyük sıcaklık farklılığının açıklamasını arzuladı. O tek kelimeyle, bu tür ussal ancak kafa karıştırıcı soruları sormaya hiçbir zaman ara vermedi.

123:6.6 (1365.1) While Jesus continued to make enviable progress at school, all did not run smoothly for either parents or teachers. He persisted in asking many embarrassing questions concerning both science and religion, particularly regarding geography and astronomy. He was especially insistent on finding out why there was a dry season and a rainy season in Palestine. Repeatedly he sought the explanation for the great difference between the temperatures of Nazareth and the Jordan valley. He simply never ceased to ask such intelligent but perplexing questions.

    Onun üçüncü kardeşi, Şimon, M.S. 2.yıl olan bu yılın Nisan ayının 14’nde, Cuma akşamı doğmuştu.

123:6.7 (1365.2) His third brother, Simon, was born on Friday evening, April 14, of this year, A.D. 2.

    Şubat ayında, hahamlara ait bir Kudüs akademisinde öğretmenlerden biri olarak Nahor, Kudüs yakında Zekeriya’nın evine gerçekleştirdiği benzer bir görevde bulunmuş olarak, İsa’yı gözlemlemek için Nasıra’ya gelmişti. O Nasıra’ya, Yahya’nın babası nedeniyle gelmişti. Her ne kadar Nahor ilk başta, İsa’nın dini şeyler ile kendisini ilişkilendirişinin açıklığı ve olağanın dışındaki biçimi nedeniyle bir ölçüde derin şaşkınlık içine düşmüşse de, bunu, Celile’nin İbrani öğrenim ve kültür merkezlerinden olan uzaklığına bağladı; ve, Nahor Yusuf ve Meryem’e, Musevi kültürünün merkezinde eğitim ve hazırlanmanın üstünlüklerini elde edebileceği yer olan Kudüs’e İsa’yı beraberinde götürmesine izin vermelerini tavsiye etti. Meryem, razı göstermeye yarı ikna olmuştu; o, en büyük oğlunun Musevi kurtarıcısı olarak Mesih haline gelecek oluşundan emindi; Yusuf, ikna olmada; o, Meryem ile eşit bir ölçüde, İsa’nın nihai sona ait bir insan haline gelen bir biçimde büyüyeceğine ikna olmuştu; ancak, bu nihai sonun onu tam olarak kim haline getireceğinde çok büyük ölçüde kararsızdı. Ancak, o gerçekten de hiçbir zaman, evladının dünya üzerinde belli bir büyük görevi yerine getirecek oluşundan kuşku duymamıştı. Nahor’un tavsiyesi üzerinde daha fazla düşündüğünde, Kudüs’de önerilen konukluğa dair bilgeliği daha fazla sorgular hale geldi.

123:6.8 (1365.3) In February, Nahor, one of the teachers in a Jerusalem academy of the rabbis, came to Nazareth to observe Jesus, having been on a similar mission to Zacharias’s home near Jerusalem. He came to Nazareth at the instigation of John’s father. While at first he was somewhat shocked by Jesus’ frankness and unconventional manner of relating himself to things religious, he attributed it to the remoteness of Galilee from the centers of Hebrew learning and culture and advised Joseph and Mary to allow him to take Jesus back with him to Jerusalem, where he could have the advantages of education and training at the center of Jewish culture. Mary was half persuaded to consent; she was convinced her eldest son was to become the Messiah, the Jewish deliverer; Joseph hesitated; he was equally persuaded that Jesus was to grow up to become a man of destiny, but what that destiny would prove to be he was profoundly uncertain. But he never really doubted that his son was to fulfill some great mission on earth. The more he thought about Nahor’s advice, the more he questioned the wisdom of the proposed sojourn in Jerusalem.

    Yusuf ile Meryem arasındaki bu görüş farklılığı nedeniyle, Nahor, tüm bu konuyu İsa’nın önüne sermek için izin istedi. İsa dikkatli bir biçimde dinledi; ve, Yusuf, Meryem, ve, çocuğu en gözde oyun arkadaşı olan taş ustası Yakup isminde bir komşu ile konuştu; ve, daha sonra, iki günün sonrasında, ebeveynleri ve danışmanları arasında bu türden bir görüş farklılığının mevcut bulunması, ve, lehte veya aleyhte kesin bir görüşe sahip olmayan bir biçimde bu türden bir karar için sorumluluğu almaya yetkin hissetmediği için, durumun bütünlüğünü göz önüne alarak nihai bir biçimde “cennetteki Yaratıcım ile konuşmaya” karar verdiğini bildirdi; ve, o her ne kadar aldığı cevap hakkında kusursuz bir biçimde emin olamasa da, “sadece bedenime bakabilmeye ve aklımı gözlemleyebilmeye yetkin olan ancak beni gerçekten bilebilmeye neredeyse hiçbir biçimde yetkin olamayacak yabancılara kıyasla, beni bu kadar derinden seven onların benim için daha fazlasını yerine getirebileceğini ve beni daha güvenli bir biçimde yönlendirebileceğini” ekleyerek, bunun yerine “annem ve babam ile” evde kalmaya devam etmesi gerektiğini hissetti. Onların hepsi şaşkına döndü, ve Nahor Kudüs’e geri olan yoluna devam etti. Ve, birçok sene boyunca, İsa’nın evden ayrılma konusu, değerlendirilmesi için tekrar gündeme gelmedi.

123:6.9 (1365.4) Because of this difference of opinion between Joseph and Mary, Nahor requested permission to lay the whole matter before Jesus. Jesus listened attentively, talked with Joseph, Mary, and a neighbor, Jacob the stone mason, whose son was his favorite playmate, and then, two days later, reported that since there was such a difference of opinion among his parents and advisers, and since he did not feel competent to assume the responsibility for such a decision, not feeling strongly one way or the other, in view of the whole situation, he had finally decided to “talk with my Father who is in heaven”; and while he was not perfectly sure about the answer, he rather felt he should remain at home “with my father and mother,” adding, “they who love me so much should be able to do more for me and guide me more safely than strangers who can only view my body and observe my mind but can hardly truly know me.” They all marveled, and Nahor went his way, back to Jerusalem. And it was many years before the subject of Jesus’ going away from home again came up for consideration.





Back to Top