URANTİA’NIN KİTABI’NA - 73. Makale
Cennet Bahçesi

URANTİA’NIN KİTABI’NA   

Kısım III. Urantia’nın Tarihi



Paper 73
The Garden of Eden

    CALİGASTİA çöküşünden ve onun sonucunda gerçekleşen toplumsal kafa karışıklığından doğan kültürel gerilme ve ruhsal fakirlik, Urantia insanlarının fiziksel veya biyolojik düzeyi üzerinde çok az bir etkiye sahip olmuştu. Organik evrim, Caligastia ve Daligastia’nın muhalefetini oldukça hızlı bir biçimde takip eden kültürel ve ahlaki gerilemeden fazlasıyla bağımsız olarak, tüm hızıyla ilerlemişti. Ve burada yaklaşık kırk bin yıl önce, görevli olan Yaşam Taşıyıcıları’nın fark ettiği, tamamiyle biyolojik anlamda Urantia ırklarının gelişimsel ilerleyişinin zirve noktasına yaklaştığı bir döneme gelinmişti. Bu düşüncede hem fikir olan Melçizedek alıcıları Edentia’nın En Yüksek Unsurları’na, Maddi bir Erkek ve Kız Evlat olarak biyolojik canlandırıcıların gönderilmesine izin verilmesi için Urantia’nın irdelenmesini talep eden dilekçenin verilmesinde Yaşam Taşıyıcıları’na seve seve katılmayı kabul ettiler.

73:0.1 (821.1) THE cultural decadence and spiritual poverty resulting from the Caligastia downfall and consequent social confusion had little effect on the physical or biologic status of the Urantia peoples. Organic evolution proceeded apace, quite regardless of the cultural and moral setback which so swiftly followed the disaffection of Caligastia and Daligastia. And there came a time in the planetary history, almost forty thousand years ago, when the Life Carriers on duty took note that, from a purely biologic standpoint, the developmental progress of the Urantia races was nearing its apex. The Melchizedek receivers, concurring in this opinion, readily agreed to join the Life Carriers in a petition to the Most Highs of Edentia asking that Urantia be inspected with a view to authorizing the dispatch of biologic uplifters, a Material Son and Daughter.

    Bu talep Edentia’nın En Yüksek Unsurları’na iletilmiştir; bunun nedeni onların, Caligastia’nın çöküşünden ve Jerusem üzerindeki yönetimin geçici bir süreliğine boşta kalmasından bu yana birçok Urantia olayı üzerinde doğrudan karar yetkisini uygulamış olmalarıydı.

73:0.2 (821.2) This request was addressed to the Most Highs of Edentia because they had exercised direct jurisdiction over many of Urantia’s affairs ever since Caligastia’s downfall and the temporary vacation of authority on Jerusem.

    Onluk veya diğer bir değişle deneyimsel dünya türlerinin egemen yüksek denetimcisi olan Tabamantia gezegeni incelemeye gelmiştir; ve ırksal gelişmeye dair araştırmalarından sonra bu unsur, Urantia’ya Maddi Evlatlar’ın bahşedilebileceğini yerinde bir biçimde tavsiye etmiştir. Bu inceleme zamanı üzerinden geçen yüz yıldan biraz daha kısa bir süre sonra yerel sistemin Maddi bir Erkek ve Kız Evladı olan Âdem ve Havva gezegene ulaşmış olup, isyan ve ruhsal tecrit yasağı altında bulunması nedeniyle geri kalmış bir gezegenin karmaşık hale gelmiş olaylarını çözmeye çalışmaya dair zorlu görevlerine başlamışlardır.

73:0.3 (821.3) Tabamantia, sovereign supervisor of the series of decimal or experimental worlds, came to inspect the planet and, after his survey of racial progress, duly recommended that Urantia be granted Material Sons. In a little less than one hundred years from the time of this inspection, Adam and Eve, a Material Son and Daughter of the local system, arrived and began the difficult task of attempting to untangle the confused affairs of a planet retarded by rebellion and resting under the ban of spiritual isolation.

1. Nodit ve Amadonit Unsurları  

1. The Nodites and the Amadonites

    Olağan bir gezegene Maddi Evlat’ın gelişi genellikle; buluşun, maddi ilerleyişin ve ussal aydınlanmanın büyük bir çağının yaklaşmakta olduğunun habercisidir. Âdem-sonrası dönem, birçok dünyanın büyük bilimsel çağıdır; ancak bu durum Urantia için aynı gerçekliği taşımamaktadır. Her ne kadar bu gezegen fiziksel olarak zinde insanlar tarafından dolu olmuş olsa da, kabileler yabaniyetin ve ahlaki duraklamanın derinliklerinde takılı kalmışlardı.

73:1.1 (821.4) On a normal planet the arrival of the Material Son would ordinarily herald the approach of a great age of invention, material progress, and intellectual enlightenment. The post-Adamic era is the great scientific age of most worlds, but not so on Urantia. Though the planet was peopled by races physically fit, the tribes languished in the depths of savagery and moral stagnation.

    On bin yıl önce, Prens idaresinin elde ettiği her kazancın neredeyse tümü silinmiş bir haldeydi; dünya ırkları, bu yanlış yönlendirilmiş Evlat eğer hiç Urantia’ya gelmeseydi biraz daha iyi bir durumda olabilirdi. Yalnızca Nodit ve Amadonit unsurları arasında Dalamatia’nın gelenekleri ve Gezegensel Prens’in kültürü varlığını devam ettirmekteydi.

73:1.2 (821.5) Ten thousand years after the rebellion practically all the gains of the Prince’s administration had been effaced; the races of the world were little better off than if this misguided Son had never come to Urantia. Only among the Nodites and the Amadonites was there persistence of the traditions of Dalamatia and the culture of the Planetary Prince.

    Nodit unsurları, Prens görevlilerine ait isyankâr üyelerin soyundan gelen bireylerdi; bu unsurlar isimlerini, Dalamatia’nın üretim ve alışveriş heyetinin bir zamanlar başkanlığını yapmış olan Nod adlı ilk önderinden almaktaydı. Amadonit unsurları, Van ve Amadon ile birlikte sadık kalmayı tercih etmiş Andonit unsurlarının soylarıydı. “Amadonit”, ırksal bir kavramdan çok kültürel ve dinsel bir adlandırmadır; ırksal olarak bakıldığında Amadonit unsurları özünde Andonit topluluklarıydı. “Nodit” hem kültürel hem de ırksal bir kavramdır; çünkü Nodit insanları Urantia’nın sekizinci ırkını oluşturmuştu.

73:1.3 (821.6) The Nodites were the descendants of the rebel members of the Prince’s staff, their name deriving from their first leader, Nod, onetime chairman of the Dalamatia commission on industry and trade. The Amadonites were the descendants of those Andonites who chose to remain loyal with Van and Amadon. “Amadonite” is more of a cultural and religious designation than a racial term; racially considered the Amadonites were essentially Andonites. “Nodite” is both a cultural and racial term, for the Nodites themselves constituted the eighth race of Urantia.

    Orada, Nodit ve Amadonit unsurları arasında geleneksel bir düşmanlık var olmuştu. Bu hasımlık, ne zaman iki topluluğun çocukları ortak bir girişimde bulunmaya çabalarsa sürekli olarak gün yüzüne çıkmaktaydı. Daha sonra bile, Cennet Bahçesi dönemlerinde, barış içinde çalışmaları onlar için oldukça zordu.

73:1.4 (822.1) There existed a traditional enmity between the Nodites and the Amadonites. This feud was constantly coming to the surface whenever the offspring of these two groups would try to engage in some common enterprise. Even later, in the affairs of Eden, it was exceedingly difficult for them to work together in peace.

    Dalamatia’nın yıkımından kısa bir süre sonra Nod’un takipçileri üç ana topluluğa ayrıldı. Merkezi topluluk, Basra Körfezi’ni besleyen ırmak kollarının yakınında bulunan ilk evlerinin hemen yanı başında kalmaya devam etti. Doğu topluluğu, Fırat Nehri vadisinin hemen doğusunda bulunan Elam’ın yüksek bölgelerine göç etti. Batı topluluğu, Akdeniz’in kuzeydoğu Suriye sahilleri ve onun etrafında bulunan yerleşkelerde konumlandı.

73:1.5 (822.2) Shortly after the destruction of Dalamatia the followers of Nod became divided into three major groups. The central group remained in the immediate vicinity of their original home near the headwaters of the Persian Gulf. The eastern group migrated to the highland regions of Elam just east of the Euphrates valley. The western group was situated on the northeastern Syrian shores of the Mediterranean and in adjacent territory.

    Bu Nodit unsurları; özgür bir biçimde Sangik ırkları ile çiftleşmiş olup, gerilerinde yetkin bir soy bırakmış haldelerdi. Ve isyankâr Dalamatia bireylerinin soylarından bazıları daha sonra, Mezopotamya’nın kuzey bölgelerinde Van’a ve onun sadık takipçilerine katılmıştı. Van gölünün yakınları ve Hazar Denizi bölgesinin güneyi olan bu yerleşkede, Nodit unsurları Amadonit unsurları ile çiftleşmiş ve birbirlerine karışmışlardı; ve onlar, “kudretli yaşlı insanlar” arasında görülmekteydi.

73:1.6 (822.3) These Nodites had freely mated with the Sangik races and had left behind an able progeny. And some of the descendants of the rebellious Dalamatians subsequently joined Van and his loyal followers in the lands north of Mesopotamia. Here, in the vicinity of Lake Van and the southern Caspian Sea region, the Nodites mingled and mixed with the Amadonites, and they were numbered among the “mighty men of old.”

    Âdem ve Havva’nın varışından önce Nodit ve Amadonit unsurları olarak bu topluluklar, dünya üzerinde en gelişmiş olan ve en yüksek kültüre sahip ırklardı.

73:1.7 (822.4) Prior to the arrival of Adam and Eve these groups — Nodites and Amadonites — were the most advanced and cultured races on earth.

2. Bahçe’nin Tasarlanışı  

2. Planning for the Garden

    Tabamantia’nın teftişinden önce yaklaşık yüz yıllık bir dönem boyunca Van ve onun birliktelikleri dünya etiği ve kültürünün dağlık yönetim merkezinden; söz verilen bir Tanrı Evladı’nın, bir ırksal canlandırıcının, bir doğruluk öğretmeninin ve ihanet eden Caligastia’nın yerine geçecek değerli bir halefin gelişini duyurmaktaydı. Her ne kadar bu dönemdeki dünya sakinlerinin büyük bir çoğunluğu bu tür bir tahmin için neredeyse hiçbir ilgi göstermese de, Van ve Amadon ile doğrudan ilişkide bulunanlar bu türden öğretileri ciddiye alıp, söz verilmiş Evlat’ın gerçek anlamda karşılanması için tasarımlarda bulunmaya başladılar.

73:2.1 (822.5) For almost one hundred years prior to Tabamantia’s inspection, Van and his associates, from their highland headquarters of world ethics and culture, had been preaching the advent of a promised Son of God, a racial uplifter, a teacher of truth, and the worthy successor of the traitorous Caligastia. Though the majority of the world’s inhabitants of those days exhibited little or no interest in such a prediction, those who were in immediate contact with Van and Amadon took such teaching seriously and began to plan for the actual reception of the promised Son.

    Van, Jerusem üzerinde Maddi Evlatlar’ın hikâyesini kendisine en yakın birlikteliklerine aktardı; bu aktarılan bilgiler Urantia’ya gelmeden önce bu unsurlar hakkında bildiği şeylerden oluşmaktaydı. Van, Âdemsel Evlatlar’ın her zaman yalın ancak cezp edici bahçe evlerinde yaşamış olduklarını oldukça iyi bilmekteydi; ve Van, Âdem ve Havva’nın varışından seksen üç yıl önce, kendisi ve unsurlarının bu Evlatlar’ın gelişini duyurmalarına ve varışları için bir cennet bahçesini hazırlamalarına dair teklifini öne sürdü.

73:2.2 (822.6) Van told his nearest associates the story of the Material Sons on Jerusem; what he had known of them before ever he came to Urantia. He well knew that these Adamic Sons always lived in simple but charming garden homes and proposed, eighty-three years before the arrival of Adam and Eve, that they devote themselves to the proclamation of their advent and to the preparation of a garden home for their reception.

    Dağlık yönetim merkezlerinden ve oldukça geniş alanlara dağılmış altmış bir yerleşim yerinden Van ve Amadon; bir kutsal birliktelik içerisinde, söz verilen — en azından beklenen — Evlat için bu hazırlık görevine kendisini adayan üç binden fazla gönüllü ve arzulu bireyden oluşan bir birlik toplamıştı.

73:2.3 (822.7) From their highland headquarters and from sixty-one far-scattered settlements, Van and Amadon recruited a corps of over three thousand willing and enthusiastic workers who, in solemn assembly, dedicated themselves to this mission of preparing for the promised — at least expected — Son.

    Van, gönüllülerini yüz kola ayırdı, hepsinin başına bir yönetici tayin etti ve kişisel çalışanlarının birliğinde görev yapmış bir yardımcısını bir irtibat görevlisi olarak atadı. Bu heyetlerin tamamı tüm samimiyetleriyle ilk çalışmalarına başladı, ve heyet Bahçe’nin yerleşkesi için olası en uygun yeri bulmak amacıyla bölgeden ayrıldı.

73:2.4 (822.8) Van divided his volunteers into one hundred companies with a captain over each and an associate who served on his personal staff as a liaison officer, keeping Amadon as his own associate. These commissions all began in earnest their preliminary work, and the committee on location for the Garden sallied forth in search of the ideal spot.

    Her ne kadar Caligastia ve Daligastia kötülük yüzünden güçlerinin çoğundan mahrum kalsalar da, Bahçe’nin hazırlanışını aksatmak ve ona engel olmak için her yolu denemişlerdir. Ancak onların kötü niyetli entrikaları, girişimi ilerletmek için hiç dur durak bilmeden emek veren neredeyse on bin sadık yarı-ölümlü yaratılmışın inançlı etkinlikleri tarafından büyük ölçüde boşa çıkmıştı.

73:2.5 (822.9) Although Caligastia and Daligastia had been deprived of much of their power for evil, they did everything possible to frustrate and hamper the work of preparing the Garden. But their evil machinations were largely offset by the faithful activities of the almost ten thousand loyal midway creatures who so tirelessly labored to advance the enterprise.

3. Cennet Yerleşkesi  

3. The Garden Site

    Bu bölge üzerinde bulunan heyet neredeyse üç yıllık bir süre boyunca dışarıdaydı. Heyet üç olası mekânın elverişli olduğunu bildirdi. Bunlardan ilki Basra Körfezi’nde bulunan bir adaydı; ikincisi, ileride ikinci bahçe olarak yerleşilecek ırmak bölgesiydi; üçüncüsü ise, Akdeniz’in doğu sahillerinden batı yönüne bakan neredeyse bir ada şeklinde uzun bir yarımadaydı.

73:3.1 (823.1) The committee on location was absent for almost three years. It reported favorably concerning three possible locations: The first was an island in the Persian Gulf; the second, the river location subsequently occupied as the second garden; the third, a long narrow peninsula — almost an island — projecting westward from the eastern shores of the Mediterranean Sea.

    Heyet neredeyse oy birliği ile üçüncü tercih yönünde olumlu görüş bildirdi. Bu yerleşke seçildi ve iki yıl, yaşam ağacı da dâhil almak üzerinde dünyanın kültürel yönetim merkezinin bu Akdeniz yarımadasına taşınmasıyla geçti. Van ve onun dostu buraya ulaştığında, yarımada sakinlerinin tek bir topluluğu dışında herkes sağ salim bu bölgeyi terk etti.

73:3.2 (823.2) The committee almost unanimously favored the third selection. This site was chosen, and two years were occupied in transferring the world’s cultural headquarters, including the tree of life, to this Mediterranean peninsula. All but a single group of the peninsula dwellers peaceably vacated when Van and his company arrived.

    Akdeniz yarımadası, sağlıklı ve ılıman bir iklime sahipti; bu düzenli iklim, çevreleyen dağlar sebebiyle ve bu bölgenin bir iç deniz içerisinde neredeyse bir ada halinde bulunması nedeniyle mevcut halindeydi. Çevre dağlarına yağmur sağanak halinde yağdığı zaman, nadiren Cennet Bahçesi yerleşkesine yağmur düşmekteydi. Ancak her gece, yapay tarım kanallarının geniş ağından Bahçe’nin bitkilerini canlandıran bir “sis buğusu yükselirdi”.

73:3.3 (823.3) This Mediterranean peninsula had a salubrious climate and an equable temperature; this stabilized weather was due to the encircling mountains and to the fact that this area was virtually an island in an inland sea. While it rained copiously on the surrounding highlands, it seldom rained in Eden proper. But each night, from the extensive network of artificial irrigation channels, a “mist would go up” to refresh the vegetation of the Garden.

    Bu kara kütlesinin sahil şeridi ciddi bir biçimde yüksekti; ve ana karayı bağlayan boğaz, en dar yerinde yalnızca yirmi yedi mildi. Cennet’i sulayan büyük nehir; yarım adanın yüksek bölgelerinden gelmekte olup, yarımada boğazı boyunca anakaraya ve oradan da Mezopotamya’nın düzlükleri boyunca denize dökülmekteydi. Bu nehir, Cennet Bahçesi yarımadasının sahil tepelerinden kaynağını alan dört ana ırmak kolu tarafından beslenmekteydi; bu kollar, “Cennet Bahçesi’nin dışına çıkan” nehrin “dört başıydı”; ve onlar daha sonra, ikinci bahçeyi çevreleyen ırmak kollarıyla karıştırılmıştı.

73:3.4 (823.4) The coast line of this land mass was considerably elevated, and the neck connecting with the mainland was only twenty-seven miles wide at the narrowest point. The great river that watered the Garden came down from the higher lands of the peninsula and flowed east through the peninsular neck to the mainland and thence across the lowlands of Mesopotamia to the sea beyond. It was fed by four tributaries which took origin in the coastal hills of the Edenic peninsula, and these are the “four heads” of the river which “went out of Eden,” and which later became confused with the branches of the rivers surrounding the second garden.

    Bahçe etrafındaki dağlar değerli taşlar ve metallerle doluydu, ancak buna rağmen onlar çok az ilgi görmüştü. Baskın düşünce, bahçeciliğin yüceltilmesi ve tarımın övülmesiydi.

73:3.5 (823.5) The mountains surrounding the Garden abounded in precious stones and metals, though these received very little attention. The dominant idea was to be the glorification of horticulture and the exaltation of agriculture.

    Cennet için tercih edilen yerleşke muhtemelen; tüm dünyadaki emsalleri arasında en güzel yer olup, iklim bu dönemde en elverişli ve arzu edilir konumundaydı. Bitkisel dışavurumun bu türden bir cenneti haline oldukça kusursuz bir biçimde kendisini sunacak başka bir yer bulunmamaktaydı. Bu buluşma noktasında Urantia medeniyetinin en üstün nitelikleri bir araya gelmekteydi. Kuşkusuz bir biçimde dünya karanlık, cehalet ve yabaniyet içerisindeydi. Cennet Bahçesi, Urantia üzerinde bir parlak noktaydı; burası ilk başta bir sevgi rüyasıydı, ve yakın zaman içerisinde seçkin ve kusursuzlaştırılmış tabiat ihtişamının bir şiiri haline geldi.

73:3.6 (823.6) The site chosen for the Garden was probably the most beautiful spot of its kind in all the world, and the climate was then ideal. Nowhere else was there a location which could have lent itself so perfectly to becoming such a paradise of botanic expression. In this rendezvous the cream of the civilization of Urantia was forgathering. Without and beyond, the world lay in darkness, ignorance, and savagery. Eden was the one bright spot on Urantia; it was naturally a dream of loveliness, and it soon became a poem of exquisite and perfected landscape glory.

4. Bahçe’nin Kurulması  

4. Establishing the Garden

    Biyolojik canlandırıcılar olarak Maddi Evlatlar bir evrimsel dünya üzerinde ikametlerine başladıkları zaman, ikamet yerleşkeleri sıklıkla Cennet Bahçesi olarak adlandırılmaktadır; bunun nedeni bahse konu yerleşkenin, takımyıldız başkenti olan Edentia’nın çiçeksel güzelliği ve bitkisel ihtişamıyla nitelendirilmesidir. Van bu gelenekleri oldukça iyi bilmekte olup, onlar uyarınca yarımadanın tamamının Bahçe’ye ayrılmasını sağlamıştı. Meracılık ve hayvancılık, komşu kara için tasarlanmıştı. Hayvan yaşamı içerisinde sadece kuşlar ve çeşitli evcil canlılar bu parkta bulunmaktaydı. Van’ın emirleri, Cennet Bahçesi’nin bahçe olarak oluşturulması ve sadece bu bütünlüğe sahip kılınmasıydı. Buranın yerleşim alanında en başından beri hiçbir hayvan öldürülmemişti. Cennet Bahçesi görevlileri tarafından inşaat döneminin tümü boyunca yenilen tüm etler buraya anakarada gözetim altında idare edilen sürülerden getirilmişti.

73:4.1 (823.7) When Material Sons, the biologic uplifters, begin their sojourn on an evolutionary world, their place of abode is often called the Garden of Eden because it is characterized by the floral beauty and the botanic grandeur of Edentia, the constellation capital. Van well knew of these customs and accordingly provided that the entire peninsula be given over to the Garden. Pasturage and animal husbandry were projected for the adjoining mainland. Of animal life, only the birds and the various domesticated species were to be found in the park. Van’s instructions were that Eden was to be a garden, and only a garden. No animals were ever slaughtered within its precincts. All flesh eaten by the Garden workers throughout all the years of construction was brought in from the herds maintained under guard on the mainland.

    İlk görev, yarımadanın boğazı boyunca tuğladan yapılan duvarın inşasıydı. Bu duvar bir kez tamamlandığında, çevrenin güzelleştirilmesi ve ev inşasına dair gerçek görev sekteye uğramadan devam edebilirdi.

73:4.2 (824.1) The first task was the building of the brick wall across the neck of the peninsula. This once completed, the real work of landscape beautification and home building could proceed unhindered.

    Bir hayvanat bahçesi, ana duvarın hemen dışında daha küçük bir duvar inşasıyla yaratılmıştı; bu iki duvar arasında kalan bölge her tür yabani hayvan tarafından doldurulmuş olup, düşmansı saldırılara karşı ilave bir savunma görevi görmekteydi. Bu hayvanat bahçesi on iki büyük kısma ayrılan bir biçimde düzenlenmişti; ve bu topluluklar arasında uzanan duvarla çitlenmiş patikalar Bahçe’nin kapılarına açılmaktaydı; nehir ve onun bitişiğinde bulunan otlak alanlar merkezi bölgeyi oluşturmaktaydı.

73:4.3 (824.2) A zoological garden was created by building a smaller wall just outside the main wall; the intervening space, occupied by all manner of wild beasts, served as an additional defense against hostile attacks. This menagerie was organized in twelve grand divisions, and walled paths led between these groups to the twelve gates of the Garden, the river and its adjacent pastures occupying the central area.

    Bahçe’nin hazırlanmasında yalnızca gönüllü işçiler çalıştırılmıştı; para ile işçi çalıştırma yöntemi hiçbir zaman kullanılmamıştı. Onlar Bahçe’yi ekip, sürelerine kendilerine yardım etmeleri için bakmışlardı; yiyecek yardımları aynı zamanda yakın inanlardan alınmıştı. Ve bu muhteşem girişim, bu karışık dönemler boyunca dünyanın içinde bulunduğu kafa karışıklığı düzeyiyle açığa çıkan zorluklara rağmen tamamlanıncaya kadar devam ettirilmiştir.

73:4.4 (824.3) In the preparation of the Garden only volunteer laborers were employed; no hirelings were ever used. They cultivated the Garden and tended their herds for support; contributions of food were also received from near-by believers. And this great enterprise was carried through to completion in spite of the difficulties attendant upon the confused status of the world during these troublous times.

    Ancak, beklenen Erkek ve Kız Evlat’ın ne kadar yakın bir zamanda gelebileceğinin bilgisine sahip olmadan Van’ın; söz verilen Evlatlar’ın varışlarının ertelenmesi durumunda genç nesillerin de bu girişimi sürdürme görevinde eğitilmelerini önermesi, büyük bir hayal kırıklığı sebebi olmuştur. Bu öneri Van’da ki bir inanç eksikliğinin belirtisi olarak görülmüş, birçok ayrılığa sebep olan bir biçimde ciddi ölçüde sorun yaratmıştır; ancak Van hazırlanma tasarımını hayata geçirmeye devam etmiş, bu arada da ayrılanların yerini genç gönüllüler ile doldurmuştur.

73:4.5 (824.4) But it was a cause for great disappointment when Van, not knowing how soon the expected Son and Daughter might come, suggested that the younger generation also be trained in the work of carrying on the enterprise in case their arrival should be delayed. This seemed like an admission of lack of faith on Van’s part and made considerable trouble, caused many desertions; but Van went forward with his plan of preparedness, meantime filling the places of the deserters with younger volunteers.

5. Cennet Evi  

5. The Garden Home

    Cennet Bahçesi yarımadasının merkezini, Bahçe’nin kutsal tapınağı olan Kâinatın Yaratıcısı’nın seçkin taş mabedi oluşturmaktaydı. Kuzey yönünde idari yönetim merkezi kurulmuştu; güneye ise çalışanlar ve onların aileleri için evler inşa edilmişti; batıda, beklenen Evlat’ın eğitim düzeni için tasarlanan okullara mekân sağlanırken, “Cennet Bahçesi’nin doğusunda” söz verilen Evlat ve onun birincil nesilleri için amaçlanan yerleşkeler yapılmıştı. Cennet Bahçesi’nin mimari tasarımı, bir milyon insan tarafından kullanılacak evleri ve geniş miktarlardaki araziyi sağlamaktaydı.

73:5.1 (824.5) At the center of the Edenic peninsula was the exquisite stone temple of the Universal Father, the sacred shrine of the Garden. To the north the administrative headquarters was established; to the south were built the homes for the workers and their families; to the west was provided the allotment of ground for the proposed schools of the educational system of the expected Son, while in the “east of Eden” were built the domiciles intended for the promised Son and his immediate offspring. The architectural plans for Eden provided homes and abundant land for one million human beings.

    Âdem’in varış zamanında her ne kadar Bahçe’nin yalnızca dörtte biri bitmiş bir durumda bulunmuşsa da, binlerde mil uzunluğunda sulama kanallarına ve on iyi bin milden fazla patika ve yola sahipti. Bu yerleşkenin çeşitli bölgelerinde beş binden biraz daha fazla tuğla yapısı bulunmaktaydı; buna ek olarak ağaçlar ve bitkiler neredeyse sayılamayacak kadar çoktu. Bahçe içinde herhangi bir kümeyi meydana getiren evlerin sayısı en fazla yediydi. Ve her ne kadar Bahçe’nin yapıları yalın olsa da, onlar olabilecek en yüksek sanatsal halindeydi. Patika ve yollar oldukça iyi bir biçimde inşa edilmişti; ve çevre düzenlemesi seçkin bir haldeydi.

73:5.2 (824.6) At the time of Adam’s arrival, though the Garden was only one-fourth finished, it had thousands of miles of irrigation ditches and more than twelve thousand miles of paved paths and roads. There were a trifle over five thousand brick buildings in the various sectors, and the trees and plants were almost beyond number. Seven was the largest number of houses composing any one cluster in the park. And though the structures of the Garden were simple, they were most artistic. The roads and paths were well built, and the landscaping was exquisite.

    Bahçe’nin sağlık düzenlemeleri, bu döneme kadar Urantia üzerinde yapılan her girişimin oldukça ötesindeydi. Cennet Bahçesi’nin içme suyu, saflığını koruması için tasarlanan sağlık yönetmeliklerine olan sıkı bağlılıkla temiz tutulmaktaydı. Bu öncül dönemler boyunca yaşanılan sıkıntıların büyük bir kısmı idarecilerin ilgisizliğinden kaynaklanmıştı; ancak Van, Bahçe’nin su kaynaklarına herhangi bir şeyin düşmesine izin verilmemesinin önemini kademeli bir biçimde yardımcılarına öğretti.

73:5.3 (824.7) The sanitary arrangements of the Garden were far in advance of anything that had been attempted theretofore on Urantia. The drinking water of Eden was kept wholesome by the strict observance of the sanitary regulations designed to conserve its purity. During these early times much trouble came about from neglect of these rules, but Van gradually impressed upon his associates the importance of allowing nothing to fall into the water supply of the Garden.

    Bir kanalizasyon tahliye düzeninin daha sonra oluşturulmasından önce Cennet Bahçesi unsurları, çöp veya artık maddelerin tamamının titiz bir biçimde yakılması uygulamasını gerçekleştirdiler. Amadon’un müfettişleri dönüşümlü olarak her gün, hastalığın olası nedenlerini araştırdılar. Urantia unsurları, on dokuzuncu ve yirminci yüzyılın daha sonraki dönemlerine kadar insan hastalıklarının önlenmesinin önemini tekrar idrak etmediler. Âdemsel düzenin sekteye uğramasından önce, duvarların altından akan ve Bahçe’nin neredeyse bir mil uzağında Cennet Bahçesi ırmağına dökülen tuğladan inşa edilmiş kapalı bir kanalizasyon sistemi inşa edilmişti.

73:5.4 (825.1) Before the later establishment of a sewage-disposal system the Edenites practiced the scrupulous burial of all waste or decomposing material. Amadon’s inspectors made their rounds each day in search for possible causes of sickness. Urantians did not again awaken to the importance of the prevention of human diseases until the later times of the nineteenth and twentieth centuries. Before the disruption of the Adamic regime a covered brick-conduit disposal system had been constructed which ran beneath the walls and emptied into the river of Eden almost a mile beyond the outer or lesser wall of the Garden.

    Âdem’in varış zamanında dünyanın bu yöresinde yetişebilen bitkilerin tümü Cennet Bahçesi içinde yetiştirilmekteydi. Hâlihazırda meyvelerin, tahılların ve yemişlerin birçoğu hali oldukça geliştirilmişti. Bugünün birçok sebzesi ve tahılı ilk olarak burada ekilmişti; ancak yiyecek bitkilerinin birçok çeşitli ilerleyen dönemlerde dünya üzerinde yitirilmişti.

73:5.5 (825.2) By the time of Adam’s arrival most of the plants of that section of the world were growing in Eden. Already had many of the fruits, cereals, and nuts been greatly improved. Many modern vegetables and cereals were first cultivated here, but scores of varieties of food plants were subsequently lost to the world.

    Cennet Bahçesi’nin yaklaşık yüzde beşi yüksek düzeydeki bireysel tarıma ayrılmış, yüz de on beşi kısmi olarak ekilmiş ve onun geride kalan kısmı ise Âdem’in varışını bekleyen bir biçimde, parkın onun düşünceleri uyarınca bitirilmesinin en iyisi olduğuna karar verilerek, neredeyse el sürülmemiş bir şekilde bırakılmış haldeydi.

73:5.6 (825.3) About five per cent of the Garden was under high artificial cultivation, fifteen per cent partially cultivated, the remainder being left in a more or less natural state pending the arrival of Adam, it being thought best to finish the park in accordance with his ideas.

    Ve Cennet Bahçesi bu şekilde, söz verilen Âdem ve onun eşinin karşılanması için hazır hale getirilmişti. Ve bu Bahçe, kusursuzlaştırılmış idare ve olağan denetim altında bulunan bir dünya için onur olurdu. Her ne kadar kişisel yerleşkelerindeki mobilyalarda birçok değişiklikte bulunmuş olsalar da Âdem ve Havva, Cennet Bahçesi’nin genel tasarımından oldukça memnun kalmışlardı.

73:5.7 (825.4) And so was the Garden of Eden made ready for the reception of the promised Adam and his consort. And this Garden would have done honor to a world under perfected administration and normal control. Adam and Eve were well pleased with the general plan of Eden, though they made many changes in the furnishings of their own personal dwelling.

    Her ne kadar süsleme görevi Âdem’in varışı döneminde bitirilememiş olsa da, hâlihazırda yerleşke bitkisel güzellik bakımından bir pırlantaydı; ve Âdem’in Cennet Bahçesi’deki ikametinin ilk dönemleri boyunca Bahçe’nin bütünü yeni bir şekil alıp, güzellik ve ihtişamının yeni boyutlarına ulaştı. Ne bu dönemden önce ne de ondan sonra Urantia, bahçecilik ve tarımın bu türden güzel ve bütüncül dışavurumuna sahne olmamıştır.

73:5.8 (825.5) Although the work of embellishment was hardly finished at the time of Adam’s arrival, the place was already a gem of botanic beauty; and during the early days of his sojourn in Eden the whole Garden took on new form and assumed new proportions of beauty and grandeur. Never before this time nor after has Urantia harbored such a beautiful and replete exhibition of horticulture and agriculture.

6. Yaşam Ağacı  

6. The Tree of Life

    Bahçe tapınağının merkezine Van; yaprakları “milletlerin iyileşmesi için” kullanılan ve meyvesi dünya üzerinde kendisinin epeydir yaşamasını sağlayan, çok uzun bir süreden beri korunmakta olan yaşam ağacını ekmiştir. Van, Âdem ve Havva’nın; maddi bir bütünlükte Urantia üzerinde bir kez ortaya çıktıktan sonra yaşamlarının idaresi için Edentia’nın bu hediyesine aynı zamanda bağımlı olacaklarını oldukça iyi bir biçimde bilmekteydi.

73:6.1 (825.6) In the center of the Garden temple Van planted the long-guarded tree of life, whose leaves were for the “healing of the nations,” and whose fruit had so long sustained him on earth. Van well knew that Adam and Eve would also be dependent on this gift of Edentia for their life maintenance after they once appeared on Urantia in material form.

    Sistem başkentleri üzerindeki Maddi Evlatlar, mevcudiyetleri devam ettirmek için yaşam ağacına ihtiyaç duymamaktadırlar. Yalnızca gezegensel düzeyde yeniden kişilikleştirilen unsurlar, fiziksel ölümsüzlük için bu tamamlayıcıya bağımlı olurlar.

73:6.2 (825.7) The Material Sons on the system capitals do not require the tree of life for sustenance. Only in the planetary repersonalization are they dependent on this adjunct to physical immortality.

    “İyilik ve kötülüğün bilgi ağacı”, insan deneyimlerinin birçoğunu kapsayan simgesel bir adlandırma şeklinde bir mecaz olabilir; ancak “yaşam ağacı” bir efsane değildi; bu ağaç gerçek olup, uzunca bir süre Urantia üzerinde varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Edentia’nın En Yüksek Unsurları; Caligastia’nın görevini Urantia’nın Gezegensel Prensi ve yüz Jerusem vatandaşını onun idari görevlileri olarak onayladığı zaman, Edentia’nın bir filizini Melçizedekler aracılığı ile bu gezegene göndermiştir; ve bu bitki, Urantia üzerindeki yaşam ağacı haline gelmiştir. Us-dışı yaşamın bu türü, Havona âlemlerine ek olarak yerel ve aşkın-evren yönetim merkezi dünyaları üzerinde aynı zamanda bulunabilen bir biçimde takımyıldız yönetim merkez âlemlerine yabancı değildir; ancak bu yaşam türü, sistem başkentleri üzerinde bulunmamaktadır.

73:6.3 (825.8) The “tree of the knowledge of good and evil” may be a figure of speech, a symbolic designation covering a multitude of human experiences, but the “tree of life” was not a myth; it was real and for a long time was present on Urantia. When the Most Highs of Edentia approved the commission of Caligastia as Planetary Prince of Urantia and those of the one hundred Jerusem citizens as his administrative staff, they sent to the planet, by the Melchizedeks, a shrub of Edentia, and this plant grew to be the tree of life on Urantia. This form of nonintelligent life is native to the constellation headquarters spheres, being also found on the headquarters worlds of the local and superuniverses as well as on the Havona spheres, but not on the system capitals.

    Bu aşkın bitki, hayvan mevcudiyetinin yaşlandırıcı etkilerine karşılık veren belirli mekân-enerjilerini biriktirmekteydi. Yaşam ağacının meyvesi, yenildiği zaman evreninin yaşam-uzatım gücünü gizemli bir biçimde serbest bırakan bir şekilde bir aşkın-kimyasal enerji depolama pili gibiydi. Beslenmenin bu türü, Urantia üzerindeki olağan evrimsel varlıklar için tamamiyle yararsızdı. Ancak bu tür özellikle; Caligastia görevlilerinin maddileşmiş yüz üyesine ek olarak yaşam plazmalarını Prens’in görevlileri ile paylaşan ve bunun karşılığında yaşam ağacı meyvesini olağan fani mevcudiyetlerinin sınırsız uzatımı amacıyla kullanmayı onlar için mümkün hale getiren tamamlayıcı yaşamın iyeleri kılınmış unsurlara hizmet verir haldedir.

73:6.4 (826.1) This superplant stored up certain space-energies which were antidotal to the age-producing elements of animal existence. The fruit of the tree of life was like a superchemical storage battery, mysteriously releasing the life-extension force of the universe when eaten. This form of sustenance was wholly useless to the ordinary evolutionary beings on Urantia, but specifically it was serviceable to the one hundred materialized members of Caligastia’s staff and to the one hundred modified Andonites who had contributed of their life plasm to the Prince’s staff, and who, in return, were made possessors of that complement of life which made it possible for them to utilize the fruit of the tree of life for an indefinite extension of their otherwise mortal existence.

    Prens’in yönetim dönemi boyunca ağaç, Yaratıcı’nın mabedinin merkezi yuvarlak bahçesinde yeryüzünden yükselmekteydi. İsyanın çıkması üzerine Van ve onun birliktelikleri, geçici yerleşkelerinde yaşam ağacını merkezi kökünden tekrar yetiştirdi. Bu Edentia filizi daha sonra, Van ve Amadon’a yüz elli bin yıldan fazla bir süre hizmet eden yükselti yerleşkelerine götürülmüştü.

73:6.5 (826.2) During the days of the Prince’s rule the tree was growing from the earth in the central and circular courtyard of the Father’s temple. Upon the outbreak of the rebellion it was regrown from the central core by Van and his associates in their temporary camp. This Edentia shrub was subsequently taken to their highland retreat, where it served both Van and Amadon for more than one hundred and fifty thousand years.

    Van ve onun birliktelikleri Bahçe’yi Âdem ve Havva için hazır hale getirdikleri zaman, Yaratıcı’nın diğer bir mabedinin merkezi ve yuvarlak bahçesinde, bir kez daha, yetişen yer olan Cennet Bahçesi’ne Edentia ağacını nakletmişlerdir. Ve Âdem ve Havva fiziksel yaşamlarının çifte türünün devamlılığı için bu ağacın meyvesini dönemsel olarak yemişlerdir.

73:6.6 (826.3) When Van and his associates made ready the Garden for Adam and Eve, they transplanted the Edentia tree to the Garden of Eden, where, once again, it grew in a central, circular courtyard of another temple to the Father. And Adam and Eve periodically partook of its fruit for the maintenance of their dual form of physical life.

    7Maddi Evlatlar doğru düzenden ayrıldıklarında Âdem ve ailesinin bu ağacın kökünü Bahçe’den söküp götürmelerine izin verilmemiştir. Noditler Cennet Bahçesi’ni işgal ettikleri zaman, “ağacın meyvesinden yediklerinde tanrılar” gibi olacakları kendilerine söylenmişti. Bu ağacın korunmadığını gördüklerinde oldukça şaşırdılar. Onlar dört yıl boyunca bu ağacın meyvesinden özgür bir biçimde beslendiler, ancak ağaç onların üzerinde hiçbir etki göstermedi; onların tümü, âlemin maddi fanileriydi; onlar, ağacın meyvesinin beraber faaliyet göstereceği bir tamamlayıcıya olan iyelikten yoksunlardı. Onlar, yaşam ağacından yarar sağlayabilme yetisinden yoksun olmalarına oldukça sinirlenmişlerdi; ve iç savaşlarının biriyle ilgili olarak mabet ve ağaç da yanarak yok edildi; Bahçe ileri dönemlerde sular altında kalana kadar yalnızca taş duvar ayakta kalabilmişti. Burası, Yaratıcı’nın yok olan ikinci mabediydi.

73:6.7 (826.4) When the plans of the Material Son went astray, Adam and his family were not permitted to carry the core of the tree away from the Garden. When the Nodites invaded Eden, they were told that they would become as “gods if they partook of the fruit of the tree.” Much to their surprise they found it unguarded. They ate freely of the fruit for years, but it did nothing for them; they were all material mortals of the realm; they lacked that endowment which acted as a complement to the fruit of the tree. They became enraged at their inability to benefit from the tree of life, and in connection with one of their internal wars, the temple and the tree were both destroyed by fire; only the stone wall stood until the Garden was subsequently submerged. This was the second temple of the Father to perish.

    Ve şimdi Urantia üzerindeki tüm bedenler yaşam ve ölümün doğal sürecini takip etmek durumundadırlar. Âdem ve Havva, onların çocukları ve birliktelik içinde bulundukları bireyler ile beraber bu çocukların çocuklarının hepsi zaman süreci içerisinde yok olup, maddi ölümü takip eden malikâne dünyası içindeki yeniden dirilişin gerçekleştiği yerel evren yükseliş düzenine böylelikle tabi hale gelmektedirler.

73:6.8 (826.5) And now must all flesh on Urantia take the natural course of life and death. Adam, Eve, their children, and their children’s children, together with their associates, all perished in the course of time, thus becoming subject to the ascension scheme of the local universe wherein mansion world resurrection follows material death.

7. Cennet Bahçesi’nin Kaderi  

7. The Fate of Eden

    İlk bahçe Âdem tarafından terk edildiğinde çeşitli Nodit, Cutit ve Suntit toplulukları tarafından doldurulmuştur. Bu yerleşke daha sonra, Âdemsel unsurlar ile işbirliğini reddeden kuzey Nodit unsurlarının ikamet bölgesi haline gelmiştir. Çevreleyen volkanlardaki şiddetli oluşumlara ek olarak Akdeniz’in doğu tabanının çökmesi ve bu suların tamamını Cennet Bahçesi yarımadasına taşımasıyla gerçekleşen Sicilya’yı Afrika’ya bağlayan kara köprüsünün sular altında kalması sonucunda Âdem’in Bahçe’yi terk etmesinden sonra yarımada neredeyse dört bin yıl boyunca alt düzey Nodit topluluklarının hâkimiyetine girmişti. Bu geniş çaplı batış ile eş zamanlı olarak doğu Akdeniz’in sahil şeridi büyük ölçüde yükselmişti. Ve bu gelişme, şimdiye kadar Urantia’nın ev sahipliği yaptığı en güzel ve doğal yaratımın sonunu getirmiştir. Batış anlık olarak gerçekleşmemiştir; yarımadanın tamamının sular altında kalması için birkaç yüz yılın geçmesi gerekmiştir.

73:7.1 (826.6) After the first garden was vacated by Adam, it was occupied variously by the Nodites, Cutites, and the Suntites. It later became the dwelling place of the northern Nodites who opposed co-operation with the Adamites. The peninsula had been overrun by these lower-grade Nodites for almost four thousand years after Adam left the Garden when, in connection with the violent activity of the surrounding volcanoes and the submergence of the Sicilian land bridge to Africa, the eastern floor of the Mediterranean Sea sank, carrying down beneath the waters the whole of the Edenic peninsula. Concomitant with this vast submergence the coast line of the eastern Mediterranean was greatly elevated. And this was the end of the most beautiful natural creation that Urantia has ever harbored. The sinking was not sudden, several hundred years being required completely to submerge the entire peninsula.

    Bizler Bahçe’nin ortadan kayboluşunu hiçbir biçimde, kutsal tasarımların yerine getirilmemesinin bir neticesi veya Âdem ve Havva’nın yanlışlarının sonucu olarak göremeyiz. Bizler, Cennet Bahçesi’nin batışını doğal bir oluşum dışında değerlendirmemekteyiz; ancak Bahçe’nin sular altında kalışının, dünya insanlarını iyileştirme görevi üstlenen eflatun ırk kollarının birikimiyle aynı döneme rastladığı tarafımızdan görülmektedir.

73:7.2 (827.1) We cannot regard this disappearance of the Garden as being in any way a result of the miscarriage of the divine plans or as a result of the mistakes of Adam and Eve. We do not regard the submergence of Eden as anything but a natural occurrence, but it does seem to us that the sinking of the Garden was timed to occur at just about the date of the accumulation of the reserves of the violet race for undertaking the work of rehabilitating the world peoples.

    Melçizedekler, ailesinin nüfusu yarım milyona ulaşana kadar ırksal canlandırma ve birleşme tasarımını uygulamamasını Âdem’e tavsiye etmişlerdi. Bahçe’nin Âdemsel unsurlarının kalıcı bir evi olması hiçbir zaman amaçlanmamıştı. Onlar, dünyanın tümü için yeni bir yaşamın elçileri haline gelmek için oradalardı; onlar, dünyanın ihtiyaç duyan ırklarına fedakâr bahşedilişi gerçekleştirmek için burada bulunmaktaydılar.

73:7.3 (827.2) The Melchizedeks counseled Adam not to initiate the program of racial uplift and blending until his own family had numbered one-half million. It was never intended that the Garden should be the permanent home of the Adamites. They were to become emissaries of a new life to all the world; they were to mobilize for unselfish bestowal upon the needy races of earth.

    Melçizedekler tarafından Âdem’e verilen yönergeler; birincil erkek ve kızlarının idaresinde ırksal, kıtasal ve bölgesel yönetim birimleri kurarken, kendisi ve Havva’nın zamanlarını ayrıca, biyolojik canlandırmaya, ussal ilerlemeye ve ahlaki iyileştirmeye ait dünya çapındaki hizmetin bu çeşitli dünya başkentlerindeki danışmanlar ve eş güdüm sağlayıcıları olarak görev yapmaya ayırmalarını salık vermekteydi.

73:7.4 (827.3) The instructions given Adam by the Melchizedeks implied that he was to establish racial, continental, and divisional headquarters to be in charge of his immediate sons and daughters, while he and Eve were to divide their time between these various world capitals as advisers and co-ordinators of the world-wide ministry of biologic uplift, intellectual advancement, and moral rehabilitation.

    [“Bahçe’nin {yüksek} meleksel sesi” olan Solonia tarafından sunulmuştur.]

73:7.5 (827.4) [Presented by Solonia, the seraphic “voice in the Garden.”]





Back to Top