URANTİA’NIN KİTABI’NA - 12. Makale
Kâinatın Âlemlerinin Tümü

URANTİA’NIN KİTABI’NA   

Kısım I. Merkezi ve Aşkın Evrenler



Paper 12
The Universe of Universes

    KÂİNATIN Yaratıcısı’nın uçsuz bucaksız yaratımının enginliği sınırlı bir yapıda olan tasavvur algısının tamamiyle ötesindedir; üstün evrenin devasalığı, benim düzeyimde bulunan varlıkların bile kavramsal anlayışının bocalamasına sebep olmaktadır. Fakat fani akıl, âlemlerin düzeni ve tasarımı hakkında daha çok bilgiyi içselleştirebilir; bu nedenle siz onların fiziksel işleyişi ve fevkalade yönetimi hakkında bazı bilgilere sahip olabilirsiniz; buna ek olarak siz, zamanın yedi aşkın-evrenlerinde ve ebediyetin merkezi evreninde ikamet eden akli yapılara sahip varlıkların birçok farklı birimleri hakkında daha fazla şey öğrenebilirsiniz.

12:0.1 (128.1) THE immensity of the far-flung creation of the Universal Father is utterly beyond the grasp of finite imagination; the enormousness of the master universe staggers the concept of even my order of being. But the mortal mind can be taught much about the plan and arrangement of the universes; you can know something of their physical organization and marvelous administration; you may learn much about the various groups of intelligent beings who inhabit the seven superuniverses of time and the central universe of eternity.

    Kuramsal olarak onun ebedi olanaklılığında, Kâinatın Yaratıcısı mevcut bir biçimde sınırsız olduğu için, maddi yaratılmışı sınırsız olarak algılıyoruz; fakat bütüncül maddi yaratılmışlığı gözlemlediğimizde ve onun üzerinde çalışmalarımızı sürdürdüğümüzde, her ne kadar sizin sınırlı akıllarınız için onlar karşılaştırmaya dayanan bir biçimde sınırsız ve görsel olarak tüm koşullanmalardan uzak olarak görünse de, zamanın herhangi bir anı içerisinde onlar her zaman sınırlıdır.

12:0.2 (128.2) In principle, that is, in eternal potential, we conceive of material creation as being infinite because the Universal Father is actually infinite, but as we study and observe the total material creation, we know that at any given moment in time it is limited, although to your finite minds it is comparatively limitless, virtually boundless.

    Fiziksel kanunun çalışmaları ve yıldızsal âlemlerin gözlemleri bakımından, sınırsız Yaratan’ın henüz kâinatsal dışavurumunun nihailiğinde kendisini açığa vurmadığına ve Sınırsız’ın kâinatsal potansiyelinin hala kendisinden müstakil ve bunun açığa çıkarılmadığına ikna olmuş durumdayız. Yaratılmış varlıklar için, üstün evren neredeyse sınırsız olarak görünse de, üstün evren nihayete erişiminden hala çok uzak bir durumdadır; maddi yaratım için fiziksel engeller devam etmekte olup ebedi niyetin deneyimsel açığa çıkışı hala bir gelişim halindedir.

12:0.3 (128.3) We are convinced, from the study of physical law and from the observation of the starry realms, that the infinite Creator is not yet manifest in finality of cosmic expression, that much of the cosmic potential of the Infinite is still self-contained and unrevealed. To created beings the master universe might appear to be almost infinite, but it is far from finished; there are still physical limits to the material creation, and the experiential revelation of the eternal purpose is still in progress.

1. Üstün Evrenin Mekân Düzeyleri  

1. Space Levels of the Master Universe

    Kâinatın âlemlerinin tümü ne sınırsız bir düzlem, ne hudutları olmayan bir küp ve ne de sınırları bulunmayan bir dairedir; o kesin olarak belirli ve sınırlı boyutlara sahiptir. Fiziksel işleyiş düzeni ve idarenin kanunları; madde-güç ve kuvvet-enerjinin bütüncül bir biçimde bu devasa bir araya gelişinin, düzen ve eş güdüm kazandırılmış bütünlük olarak bir mekân birimi şeklinde nihayeten faaliyet gösterdiğini doğrular. Maddi yaratımın bu gözlemlenebilir davranışı, bir fiziksel evrenin belirlenmiş sınırlarının varoluşunun kanıtını oluşturur. Döngüsel ve sınırlanmış evrenin kesin kanıtı bize; temel enerjinin tüm biçimlerinin Cennet çekiminin mutlak ve aralıksız etkisine itaat halinde üstün evrenin mekân düzeylerinin kavisli yörüngesi etrafında en başından beri dönüşünün çok iyi bilinen bilgisi tarafından sağlanmıştır.

12:1.1 (128.4) The universe of universes is not an infinite plane, a boundless cube, nor a limitless circle; it certainly has dimensions. The laws of physical organization and administration prove conclusively that the whole vast aggregation of force-energy and matter-power functions ultimately as a space unit, as an organized and co-ordinated whole. The observable behavior of the material creation constitutes evidence of a physical universe of definite limits. The final proof of both a circular and delimited universe is afforded by the, to us, well-known fact that all forms of basic energy ever swing around the curved path of the space levels of the master universe in obedience to the incessant and absolute pull of Paradise gravity.

    Yedi Aşkın Evren, temel fiziksel oluşumlar değildir; ne onların sınırları bir biçimde herhangi bir nebula oluşum ailesinin sınırlarını böler, ne de onlar başat bir yaratım birimi olan yerel bir evrenin içinden geçer. Her aşkın evren sade bir anlatımla, işlevsel bakımdan düzenlenmiş ve kısmen yerleşik hale gelmiş Havona-sonrası yaratımın yaklaşık yedi de biri olan coğrafi mekân kümelenmesinden biridir; buna ek olarak her biri kapladığı alan ve bütünleştiği yerel evrenlerin sayısı bakımından birbirine eşittir. Sizin yerel evreniniz olan Nebadon, aşkın evrenlerin yedincisi olarak Orvonton’un yeni yaratılmışlarından biridir. .

12:1.2 (128.5) The successive space levels of the master universe constitute the major divisions of pervaded space — total creation, organized and partially inhabited or yet to be organized and inhabited. If the master universe were not a series of elliptical space levels of lessened resistance to motion, alternating with zones of relative quiescence, we conceive that some of the cosmic energies would be observed to shoot off on an infinite range, off on a straight-line path into trackless space; but we never find force, energy, or matter thus behaving; ever they whirl, always swinging onward in the tracks of the great space circuits.

    Cennet’in dışından yerleşkeye açık mekânın yatay uzantısı boyunca ilerledikçe üstün evren, merkezi Ada’yı çevreleyen mekân düzeyleri olan yedi eş merkezli oval düzlemler içinde mevcut bir haldedir:

12:1.3 (129.1) Proceeding outward from Paradise through the horizontal extension of pervaded space, the master universe is existent in six concentric ellipses, the space levels encircling the central Isle:

    1. Merkezi Evren — Havona.

12:1.4 (129.2) 1. The Central Universe — Havona.

    2. Yedi Aşkın-evren.

12:1.5 (129.3) 2. The Seven Superuniverses.

    3. Birincil Dışsal Mekân Düzeyi.

12:1.6 (129.4) 3. The First Outer Space Level.

    4. İkincil Dışsal Mekân Düzeyi.

12:1.7 (129.5) 4. The Second Outer Space Level.

    5. Üçüncül Dışsal Mekân Düzeyi.

12:1.8 (129.6) 5. The Third Outer Space Level.

    6. Dördüncü ve En Dıştaki Mekân Düzeyi.

12:1.9 (129.7) 6. The Fourth and Outermost Space Level.

    Merkezi Evren Havona, bir zaman yaratılmışı değildir; o başlı başına ebedi bir mevcudiyettir. Bu başlangıcı ve sonu olmayan evren, ulvi yaratımın bir milyar âlemi tarafından bir araya gelmiştir ve o devasa karanlık çekim bünyeleri tarafından çevrelenmiştir. Havona’nın merkezinde Cennet Adası mutlak ve değişmez bir biçimde konumlandırılmış olup onun çevresi yirmi-bir uydu tarafından sarılmıştır. Merkezi evrenin ayrıcalıklı doğası hususunda; karanlık çekim bünyelerinin çevreleyici devasa kütleleri nedeniyle bu merkezi yaratımın kütlesel bütünlüğü, asli kâinatın tüm yedi bölümünün bilinen bütünsel kütlesinden çok daha fazladır.

12:1.10 (129.8) Havona, the central universe, is not a time creation; it is an eternal existence. This never-beginning, never-ending universe consists of one billion spheres of sublime perfection and is surrounded by the enormous dark gravity bodies. At the center of Havona is the stationary and absolutely stabilized Isle of Paradise, surrounded by its twenty-one satellites. Owing to the enormous encircling masses of the dark gravity bodies about the fringe of the central universe, the mass content of this central creation is far in excess of the total known mass of all seven sectors of the grand universe.

    Ebedi Ada’yı çevreleyen sonsuz evren olarak Cennet-Havona Sistemi, üstün evrenin ebedi ve kusursuz çekirdeğini oluşturur; tüm yedi aşkın-evren ve dışsal mekânın bütün bölgeleri, Havona âlemleri ve Cennet uydularının merkezi devasa bir araya gelişlerinin etrafında oluşturulan yörüngelerde dönüşlerini gerçekleştirir.

12:1.11 (129.9) The Paradise-Havona System, the eternal universe encircling the eternal Isle, constitutes the perfect and eternal nucleus of the master universe; all seven of the superuniverses and all regions of outer space revolve in established orbits around the gigantic central aggregation of the Paradise satellites and the Havona spheres.

    Yedi Aşkın-Evren, temel fiziksel oluşumlar değildir; ne onların sınırları bir biçimde herhangi bir nebula oluşum ailesinin sınırlarını böler, ne de onlar başat bir yaratım birimi olan yerel bir evrenin içinden geçer. Her aşkın-evren sade bir anlatımla, işlevsel bakımdan düzenlenmiş ve kısmen yerleşik hale gelmiş Havona-sonrası yaratımın yaklaşık yedi de biri olan coğrafi mekân kümelenmesinden biridir; buna ek olarak her biri kapladığı alan ve bütünleştiği yerel evrenlerin sayısı bakımından birbirine eşittir. Sizin yerel evreniniz olan Nebadon, aşkın-evrenlerin yedincisi olarak Orvonton’un yeni yaratılmışlarından biridir.

12:1.12 (129.10) The Seven Superuniverses are not primary physical organizations; nowhere do their boundaries divide a nebular family, neither do they cross a local universe, a prime creative unit. Each superuniverse is simply a geographic space clustering of approximately one seventh of the organized and partially inhabited post-Havona creation, and each is about equal in the number of local universes embraced and in the space encompassed. Nebadon, your local universe, is one of the newer creations in Orvonton, the seventh superuniverse.

    Muhteşem Kâinat, mevcut olarak düzenlenmiş ve yerleşik halde olan yaratımdır. O, yedi aşkın-evren ve onların beraberinde taşıdığı yedi trilyon yerleşik gezegen etrafındaki evrimsel potansiyelin bir araya gelmesinden oluşmaktadır; buna ek olarak merkezi yaratımın ebedi âlemleri de bu oluşuma dâhildir. Fakat bu kesinlik belirtmeyen tasvir, ne imardan sorumlu yönetici âlemlerin mevcudiyetini hesaba katar ne de düzenlenmemiş âlemlerin ücra birimlerini içine alır. Muhteşem Kâinat’ın mevcut olan eksik sınırlarına ek olarak onun tamamlanmamış ve eşitsiz olan çevresi bütüncül astronomik yerleşke genişliğinin çok büyük bir biçimde henüz kesinleşmemiş durumuyla birlikte, bizim yıldız öğrencilerimize yedi aşkın-evrenin bile henüz tamamlanmamış olduğunun öğretisini sağlar. Kutsal merkez içerisinde veya onun dışına doğru herhangi bir yön dâhilinde hareket ettiğimizde, son kertede düzenlenmiş ve ikame edilmiş yaratımın dışsal sınırlarına ulaşarak böylece muhteşem kâinatın çevresel hudutlarına varmış oluruz. Ve bu dışsal sınırın yakınında, böyle bir muhteşem yaratımın ücra köşelerinin birinde sizin yerel evreniniz macera dolu olan mevcudiyetine sahiptir.

12:1.13 (129.11) The Grand Universe is the present organized and inhabited creation. It consists of the seven superuniverses, with an aggregate evolutionary potential of around seven trillion inhabited planets, not to mention the eternal spheres of the central creation. But this tentative estimate takes no account of architectural administrative spheres, neither does it include the outlying groups of unorganized universes. The present ragged edge of the grand universe, its uneven and unfinished periphery, together with the tremendously unsettled condition of the whole astronomical plot, suggests to our star students that even the seven superuniverses are, as yet, uncompleted. As we move from within, from the divine center outward in any one direction, we do, eventually, come to the outer limits of the organized and inhabited creation; we come to the outer limits of the grand universe. And it is near this outer border, in a far-off corner of such a magnificent creation, that your local universe has its eventful existence.

    Dışsal Mekân Düzeyleri. Uzayın derinliklerinde, yedi yerleşik aşkın evrenden çok büyük bir uzaklıkta, kuvvetin ve maddileşen enerjilerin inanılması çok güç ve çok büyük olan muhteşem döngülerinin bir araya gelişi bulunmaktadır. Yedi aşkın evrenin enerji döngüleri ve kuvvet hareketinin bu devasa dışsal kemeri arasında, genişliği değişkenlik arz etmekle birlikte ortalama dört yüz bin ışık yılı olan görece sessiz bir mekân bölümü bulunmaktadır. Bu mekân bölümleri, kâinatsal sis olan yıldız tozundan arınmış bir haldedir. Bu olgular bütünü karşısında bizim öğrencilerimiz, yedi aşkın evreni çevreleyen görece sessiz olan bu bölüm içerisinde mekân-kuvvetlerinin mevcut olup olmadığının kesin durumu hakkında kuşkuya düşmektedirler. Fakat mevcut muhteşem kâinatın çevresinin yaklaşık olarak bir buçuk milyon ışık yılı ötesinde, yirmi beş ışık yılının üzerinde hacim ve yoğunluk bakımından artış gösteren inanılması güç olan bir enerji eyleminin kendine ait bir bölgesinin oluşmaya başladığını gözlemlemekteyiz. Harekete geçiren kuvvetlerin bu devasa burgaçları, düzenlenmiş ve yerleşik olarak bilinen yaratımın bütününü çevreleyen, kâinatsal eylemin süregelen bir kemeri olarak birincil dışsal mekân düzeyinde konumlanmıştır.

12:1.14 (129.12) The Outer Space Levels. Far out in space, at an enormous distance from the seven inhabited superuniverses, there are assembling vast and unbelievably stupendous circuits of force and materializing energies. Between the energy circuits of the seven superuniverses and this gigantic outer belt of force activity, there is a space zone of comparative quiet, which varies in width but averages about four hundred thousand light-years. These space zones are free from star dust — cosmic fog. Our students of these phenomena are in doubt as to the exact status of the space-forces existing in this zone of relative quiet which encircles the seven superuniverses. But about one-half million light-years beyond the periphery of the present grand universe we observe the beginnings of a zone of an unbelievable energy action which increases in volume and intensity for over twenty-five million light-years. These tremendous wheels of energizing forces are situated in the first outer space level, a continuous belt of cosmic activity encircling the whole of the known, organized, and inhabited creation.

    Kapsamı daha geniş olan eylemler hala bu gölgelerin ötesinde gerçekleşmektedir; bu bilgi, Uversa fizikçilerinin kuvvet dışavurumlarının ilk kanıtını, birincil dışsal mekân düzeyinde bahse konu olgular bütününün çevresel aralıklarının elli milyon ışık yılı ötesinde tespit etmelerine dayanmaktadır. Bu eylemler kuşkuya yer bırakmayan bir biçimde, üstün evrenin ikincil dışsal mekân düzeyi içinde maddi yaratılmışlarının işleyişsel oluşumunun gerçekleşeceğini öngörür.

12:1.15 (130.1) Still greater activities are taking place beyond these regions, for the Uversa physicists have detected early evidence of force manifestations more than fifty million light-years beyond the outermost ranges of the phenomena in the first outer space level. These activities undoubtedly presage the organization of the material creations of the second outer space level of the master universe.

    Merkezi evren ebediyetin yaratımı; yedi aşkın evren ise zamanın yaratılmışlarıdır; bahse konu dört dışsal mekân düzeyleri kuşkusuz olarak yaratımın nihai gelişimini var etmekle yükümlüdür. Buna ek olarak, Sınırsız’ın hiçbir zaman sonsuzluk haricinde bütüncül bir dışavuruma erişemeyeceğini savunanlar bulunmaktadır; bu nedenle onlar, sınırsızlığın ezelden beri genişleyen ve sonu olmayan olası bir evreni biçiminde, dördüncü ve çevresel mekân düzeyinin ötesinde açığa çıkarılmamış ayrıca bir yaratımın bulunduğunu öne sürerler. Kuramsal olarak ne Yaratan’ın sınırsızlığının ne de yaratımın potansiyel sonsuzluğunun nasıl kısıtlanabileceği hakkında bir bilgiye sahip değiliz, fakat mevcut olduğu ve idare edildiği biçimiyle biz üstün evreni, açık uzay tarafından onun dışsal uçlarının kesin bir biçimde kısıtlandığı ve sınırlandığı hali olan onun kısıtlılıklarıyla değerlendiriyoruz.

12:1.16 (130.2) The central universe is the creation of eternity; the seven superuniverses are the creations of time; the four outer space levels are undoubtedly destined to eventuate-evolve the ultimacy of creation. And there are those who maintain that the Infinite can never attain full expression short of infinity; and therefore do they postulate an additional and unrevealed creation beyond the fourth and outermost space level, a possible ever-expanding, never-ending universe of infinity. In theory we do not know how to limit either the infinity of the Creator or the potential infinity of creation, but as it exists and is administered, we regard the master universe as having limitations, as being definitely delimited and bounded on its outer margins by open space.

2. Koşulsuz Mutlaklık’ın Nüfuz Alanları  

2. The Domains of the Unqualified Absolute

    Urantia’nın gök bilimcileri dışsal uzayın gizemli derinlikleri boyunca güçlü teleskopları vasıtasıyla gözlerini çevirdikleri ve orada fiziksel âlemlerin neredeyse sayısız olan muhteşem evrimine dikkatle baktıkları zaman, onlar Üstün Evren Mimarları’nın takip edilemez tasarılarının muazzam oluşumlarına bakakaldıklarının farkına varmalıdırlar. Bu dışsal bölgelerin özelliği olan bahse konu geniş enerji dışavurumları boyunca, belirli Cennet kişilik etkilerinin buralarda mevcudiyetini doğrulayacak kanıtları elimizde bulundurduğumuz doğrudur. Fakat daha geniş bir bakış açısından bakıldığında, yedi aşkın evrenin dışsal sınırlarını aşan bu mekân bölgeleri, genellikle onların Koşulsuz Mutlaklık’ın nüfuz alanlarını oluşturması niteliğiyle tanınırlar.

12:2.1 (130.3) When Urantia astronomers peer through their increasingly powerful telescopes into the mysterious stretches of outer space and there behold the amazing evolution of almost countless physical universes, they should realize that they are gazing upon the mighty outworking of the unsearchable plans of the Architects of the Master Universe. True, we do possess evidences which are suggestive of the presence of certain Paradise personality influences here and there throughout the vast energy manifestations now characteristic of these outer regions, but from the larger viewpoint the space regions extending beyond the outer borders of the seven superuniverses are generally recognized as constituting the domains of the Unqualified Absolute.

    Her ne kadar insan gözü tek başına Orvonton’un aşkın evren sınırlarının dışındaki sadece iki veya üç nebulasını gözlemleyebilirken; sizin teleskoplarınız, oluşum içerisindeki bu fiziksel âlemlerin kelimenin tam anlamıyla milyonlarcasını açığa çıkarır. Sizin şu an mevcut teleskoplarınızın taramasına görsel olarak erişilebilir olan yıldız âlemlerinin birçoğu Orvonton üzerindedir. Fakat fotoğraflama tekniğiyle birlikte daha geniş teleskoplar; muhteşem kâinatın sınırlarının çok uzağına, düzenleme içerisinde olan bahsi geçmemiş evrenlerin bulunduğu dışsal uzayın nüfuz alanlarına doğru, erişimlerini sağlayabilirler. Yine de sizin mevcut ekipmanlarınızın kapsamının ötesinde olan milyonlarca sayıda olan âlem bulunmaktadır.

12:2.2 (130.4) Although the unaided human eye can see only two or three nebulae outside the borders of the superuniverse of Orvonton, your telescopes literally reveal millions upon millions of these physical universes in process of formation. Most of the starry realms visually exposed to the search of your present-day telescopes are in Orvonton, but with photographic technique the larger telescopes penetrate far beyond the borders of the grand universe into the domains of outer space, where untold universes are in process of organization. And there are yet other millions of universes beyond the range of your present instruments.

    Uzak olmayan bir gelecekte yeni teleskoplar, dışsal uzayın uzak derinliklerinde üç yüz yetmiş beş milyondan az olmayan yeni galaksilerin varlığını, Urantialı gökbilimcilerinin merak dolu bakışlarının önüne serecekler. Aynı zamanda daha güçlü olan teleskoplar, eskiden dışsal uzayda olduğuna inanılan birçok ada âlemlerinin gerçek haliyle Orvonton’un galaktik sisteminin bir parçası olduğunu açığa çıkaracaklar. Bu yedi aşkın evren süre gelen bir biçimde büyümesine devam etmekte; onun her bir çevresi düzenli olarak genişlemekte; yeni nebulalar durmaksızın düzenlenmekte ve sabitlenmekte; ve Urantialı gök bilimcilerinin galaktik dışı olarak tanımladıkları bazı nebulalar aslında Orvonton’un çeperinde bizimle birlikte seyahat etmektedir.

12:2.3 (130.5) In the not-distant future, new telescopes will reveal to the wondering gaze of Urantian astronomers no less than 375 million new galaxies in the remote stretches of outer space. At the same time these more powerful telescopes will disclose that many island universes formerly believed to be in outer space are really a part of the galactic system of Orvonton. The seven superuniverses are still growing; the periphery of each is gradually expanding; new nebulae are constantly being stabilized and organized; and some of the nebulae which Urantian astronomers regard as extragalactic are actually on the fringe of Orvonton and are traveling along with us.

    Uversa yıldız öğrencileri muhteşem kâinatı; dışsal âlemlerin üst üste bir araya gelmiş eş merkezli halkaları olarak, mevcut yerleşik yaratımı tamamen çevreleyen gezegensel ve yıldızsal bir dizi kümelenmelerin ataları tarafından çevrelenmiş olarak gözlemlemektedirler. Uversa’nın fizikçileri, enerji ve maddenin bu dışsal ve keşfedilmemiş bölgelerinin, yedi aşkın evrenin tümünde bütünleşen enerji ve toplam maddesel kütle etkisinin birçok katına eş olduğunu çoktan hesaplamış bir durumdalar. Bu dışsal mekân düzeylerinde kâinatsal kuvvetin dönüşümünün, Cennet’in kuvvet düzenleyicilerinin bir faaliyeti olduğu konusunda bilgilendirildik. Buna ek olarak biz aynı zamanda bu kuvvetlerin, muhteşem kâinatı hali hazırda harekete geçiren bahse konu fiziksel enerjilere kaynaklık sağladıklarının bilgisine sahibiz. Fakat Orvonton güç yöneticileri ne bu uzak âlemler ile bir bağlantıya sahiptir, ne de onlar orada düzenlenmiş ve yerleşik yaratılmışlarının güç döngüleriyle algıya açık bir biçimde ilişki halinde bulunan enerji hareketleridirler.

12:2.4 (131.1) The Uversa star students observe that the grand universe is surrounded by the ancestors of a series of starry and planetary clusters which completely encircle the present inhabited creation as concentric rings of outer universes upon universes. The physicists of Uversa calculate that the energy and matter of these outer and uncharted regions already equal many times the total material mass and energy charge embraced in all seven superuniverses. We are informed that the metamorphosis of cosmic force in these outer space levels is a function of the Paradise force organizers. We also know that these forces are ancestral to those physical energies which at present activate the grand universe. The Orvonton power directors, however, have nothing to do with these far-distant realms, neither are the energy movements therein discernibly connected with the power circuits of the organized and inhabited creations.

    Biz dışsal uzayın bu muazzam olgular bütünlüğünün önemi hakkında çok az bir bilgiye sahibiz. Geleceğin daha büyük bir yaratımı hala oluşum aşamasındadır. Biz onun enginliğini gözlemleyebilir, ihtişamlı boyutlarını hissedip içsel kapsamını algılayabiliriz, fakat bunların dışında Urantia’nın gök bilimcilerinin sahip oldukları bilgisel bütünlüğün sadece biraz daha fazlasına sahibiz. Bildiğimiz kadarıyla insan, melek veya diğer ruhaniyet yaratılmışlarının düzeyinde hiçbir maddi varlık; nebulaların, güneşlerin ve gezegenlerin bu halkasının dışında mevcut değildir. Bu uzak nüfuz alanı, aşkın evren hükümetlerinin yönetimi ve yetki sınırlarının dışındadır.

12:2.5 (131.2) We know very little of the significance of these tremendous phenomena of outer space. A greater creation of the future is in process of formation. We can observe its immensity, we can discern its extent and sense its majestic dimensions, but otherwise we know little more about these realms than do the astronomers of Urantia. As far as we know, no material beings on the order of humans, no angels or other spirit creatures, exist in this outer ring of nebulae, suns, and planets. This distant domain is beyond the jurisdiction and administration of the superuniverse governments.

    Bir araya gelen Kesinliğe Erişecek Olanların Birlikleri’nin gelecek eylemlerinin sergileneceği âlemlerin bir düzeyi haline nihayeten erişmekle sonlandırılmış yeni bir yaratımın gerçekleşmekte olduğuna Orvonton boyunca inanılmaktadır; ve eğer bizim tasavvurlarımız doğruysa, sonsuz geçmişin sizden önce ve onlardan da öncekileri taşımış olduğu gibi, büyüleyici bu benzer görünüm biçiminde sonu olmayan gelecek hepinizi bir arada tutabilecektir.

12:2.6 (131.3) Throughout Orvonton it is believed that a new type of creation is in process, an order of universes destined to become the scene of the future activities of the assembling Corps of the Finality; and if our conjectures are correct, then the endless future may hold for all of you the same enthralling spectacles that the endless past has held for your seniors and predecessors.

3. Evrensel Çekim  

3. Universal Gravity

    Maddi, akli veya ruhsal tüm kuvvet-enerji biçimleri, çekim olarak adlandırdığımız bu evrensel mevcudiyetler olarak bahse konu etkilerine benzer bir şekilde bağımlıdır. Kişilik aynı zamanda, Yaratıcı’nın ayrıcalıklı döngüsü olan çekime karşılık gösterir; fakat bu döngü her ne kadar Yaratıcı için ayrıcalıklı olsa da, kendisi diğer döngülerden bağımsız bir konumda değildir; Kâinatın Yaratıcısı sınırsız olup, üstün evrende dört tane olan tüm mutlak-çekim döngüleri üzerinde hareket halindedir:

12:3.1 (131.4) All forms of force-energy — material, mindal, or spiritual — are alike subject to those grasps, those universal presences, which we call gravity. Personality also is responsive to gravity — to the Father’s exclusive circuit; but though this circuit is exclusive to the Father, he is not excluded from the other circuits; the Universal Father is infinite and acts over all four absolute-gravity circuits in the master universe:

    1. Kâinatın Yaratıcısı’nın Kişilik Çekimi.

12:3.2 (131.5) 1. The Personality Gravity of the Universal Father.

    2. Ebedi Evlat’ın Ruhaniyet Çekimi.

12:3.3 (131.6) 2. The Spirit Gravity of the Eternal Son.

    3. Bütünleştirici Bünye’nin Akıl Çekimi.

12:3.4 (131.7) 3. The Mind Gravity of the Conjoint Actor.

    4. Cennet Adası’nın Kâinatsal Çekimi.

12:3.5 (131.8) 4. The Cosmic Gravity of the Isle of Paradise.

    Bu dört döngü alt Cennet kuvvet merkezi ile ilişkili değildir; onlar ne kuvvet, ne enerji ve ne de güç döngüleridir. Onlar mutlak mevcudiyet döngüleridir, ve onlar tıpkı Tanrı gibi zaman ve mekândan bağımsızdırlar.

12:3.6 (131.9) These four circuits are not related to the nether Paradise force center; they are neither force, energy, nor power circuits. They are absolute presence circuits and like God are independent of time and space.

    Bu ilişki içerisinde, çekim araştırmacılarının birliği tarafından geçmiş bin yıllar boyunca Uversa üzerinde belirli gözlemlerin yapılmış olduğunu kaydetmek ilginçtir. Bu uzman çalışanların birimi, üstün evrenin farklı çekim sistemleri hakkında aşağıda bahsi geçen şu sonuçlara ulaşmışlardır.

12:3.7 (132.1) In this connection it is interesting to record certain observations made on Uversa during recent millenniums by the corps of gravity researchers. This expert group of workers has arrived at the following conclusions regarding the different gravity systems of the master universe:

    1. Fiziksel Çekim. Muhteşem kâinatın bütüncül fiziksel-çekim kapasitesinin ortalama bir hesabı formülleştirildiğinde onlar, şu an işlev dâhilinde olan mutlak çekim mevcudiyetinin tahmini toplamıyla birlikte elde ettikleri bu sonuçlarının bir karşılaştırmasına, yorucu emekler sonucunda etkide bulunmuşlardır. Bu hesaplamalar göstermektedir ki; muhteşem kâinat üzerindeki bütüncül çekim etkisi, evren maddesinin temel fiziksel birimlerinin çekime gösterdiği karşılık üzerinden hesaplanan Cennet’in tahmini çekim etkisinin çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Merkezi evren ve onları çevreleyen yedi aşkın evrenin, etkin bir biçimde şu an faaliyet içerisinde bulunan Cennet mutlak-çekim kavrayışının sadece yüzde beşini kullandığına dair muazzam sonuca bu araştırmalar varmıştır. Diğer bir değişle bu bütünlükçü kuram üzerinde yapılan hesaplamayla, mevcut an içerisinde Cennet Adası’nın kâinatsal-çekim eyleminin yüzde doksan beşi, mevcut düzenlenmiş âlemlerin sınırlarının ötesindeki denetleyici maddi sistemlerle katılım içerisindedir. Tüm bu hesaplamalar mutlak çekime kaynaklık göstermektir; buna ek olarak doğrusal çekim etkileşimli bir olgular bütünü olarak sadece mevcut Cennet çekiminin bilinmesiyle hesaplanabilir.

12:3.8 (132.2) 1. Physical Gravity. Having formulated an estimate of the summation of the entire physical-gravity capacity of the grand universe, they have laboriously effected a comparison of this finding with the estimated total of absolute gravity presence now operative. These calculations indicate that the total gravity action on the grand universe is a very small part of the estimated gravity pull of Paradise, computed on the basis of the gravity response of basic physical units of universe matter. These investigators reach the amazing conclusion that the central universe and the surrounding seven superuniverses are at the present time making use of only about five per cent of the active functioning of the Paradise absolute-gravity grasp. In other words: At the present moment about ninety-five per cent of the active cosmic-gravity action of the Isle of Paradise, computed on this totality theory, is engaged in controlling material systems beyond the borders of the present organized universes. These calculations all refer to absolute gravity; linear gravity is an interactive phenomenon which can be computed only by knowing the actual Paradise gravity.

    2. Ruhsal Çekim. Aynı karşılaştırmalı tahmin ve hesaplamalar biçimiyle, bu araştırmacılar ruhaniyet çekiminin mevcut tepki kapasitesini keşfettiler; buna ek olarak Yalnız İleticiler’in eş güdümüyle ve diğer ruhaniyet kişilikleriyle birlikte, İkincil Kaynak ve Merkez’in etkin ruhaniyet çekiminin toplamına ulaştılar. Bununla birlikte onların, etkin ruhaniyet çekiminin mevcut toplamını hakkındaki varsayımlarıyla muhteşem kâinat içindeki gerçek ve işlevsel ruhaniyet çekimin mevcudiyetini aynı değerde bulmaları kayda değer en öğretici bilgidir. Diğer bir değişle bu bütünlükçü kuram üzerinde yapılan hesaplamayla, mevcut an içerisinde işlevsel olarak Ebedi Evlat’ın ruhaniyet çekiminin tamamı, muhteşem kâinat içinde faaliyet halinde gözlemlenebilir. Eğer bu varılan sonuçlar güvenilir ise, dışsal uzayda şu an itibariyle evrimleşen âlemlerin mevcut haliyle bütüncül olarak ruhaniyet dışı olduğu sonucuna varabiliriz. Buna ek olarak eğer bu tasavvurumuz doğruysa; neden ruhaniyet ihsan edilmiş varlıkların, bu geniş enerji dışavurumlarının fiziksel mevcudiyeti bilgisinin haricinde neredeyse hiçbir şey bilmedikleri gerçeğini tatmin edici bir biçimde açıklayabilir.

12:3.9 (132.3) 2. Spiritual Gravity. By the same technique of comparative estimation and calculation these researchers have explored the present reaction capacity of spirit gravity and, with the co-operation of Solitary Messengers and other spirit personalities, have arrived at the summation of the active spirit gravity of the Second Source and Center. And it is most instructive to note that they find about the same value for the actual and functional presence of spirit gravity in the grand universe that they postulate for the present total of active spirit gravity. In other words: At the present time practically the entire spirit gravity of the Eternal Son, computed on this theory of totality, is observable as functioning in the grand universe. If these findings are dependable, we may conclude that the universes now evolving in outer space are at the present time wholly nonspiritual. And if this is true, it would satisfactorily explain why spirit-endowed beings are in possession of little or no information about these vast energy manifestations aside from knowing the fact of their physical existence.

    3. Akli Çekim. Karşılaştırmalı hesaplamanın aynı ilkeleri vasıtasıyla bu uzmanlar, akli-çekim mevcudiyeti ve tepkisinin sorununu çözmek için harekete geçtiler. Her ne kadar güç yöneticilerinde ve onların yardımcılarında bulunan akıl biçimi, akli-çekim tahmini için temel bir birime ulaşma çabasında karışıklık çıkaran bir etken olmasına rağmen; akli birimin tahminine, zihniyetin üç maddi ve üç ruhsal biçiminin ortalaması vasıtasıyla ulaşıldı. Bu bütünlükçü kuram üzerinde yapılan hesaplamayla iniltili olarak, akli-çekim işlevi hakkında Üçüncül Kaynak ve Merkez’in mevcut yetisinin tahminini zorlaştıracak veya onu engelleyecek çok az şey vardı. Her ne kadar bu bağlamda elde edilen sonuçlar, ruhaniyet ve fiziksel çekimin tahmini için tamamlayıcı bir nitelikte değilse bile, göreceli olarak düşünüldüğünde onlar oldukça bilgilendirici ve hatta ilgi çekicilerdir. Bu araştırmacılar, Bütünleştirici Bünye’nin ussal çekimine karşı akli-çekim tepkisinin yaklaşık yüzde seksen beşinin kaynağını mevcut muhteşem kâinattan aldığı sonucuna vardılar. Bu durum dışsal uzay alanları boyunca akıl eylemlerinin, şu an gelişim içerisinde olan gözlenebilir fiziksel eylemlerle ilişki dâhilinde olmasının olanaklılığına dair yargıyı sağlayacaktır. Her ne kadar bu tahmin muhtemel bir biçimde doğru olmaktan öte bir konumda olursa olsun; akli güç düzenleyicilerinin, mevcut bir biçimde muhteşem kâinatın günümüz dış sınırlarının ötesindeki mekân düzeylerinde kâinat evrimini yönettiklerine dair varsayım ilkesel olarak bizim bu konu hakkındaki inancımızla uyum gösterir. Bu tasavvura dayanan ussal çıkarımın doğası her ne olursa olsun, o açık bir biçimde ruhaniyet-çekimine tabi değildir.

12:3.10 (132.4) 3. Mind Gravity. By these same principles of comparative computation these experts have attacked the problem of mind-gravity presence and response. The mind unit of estimation was arrived at by averaging three material and three spiritual types of mentality, although the type of mind found in the power directors and their associates proved to be a disturbing factor in the effort to arrive at a basic unit for mind-gravity estimation. There was little to impede the estimation of the present capacity of the Third Source and Center for mind-gravity function in accordance with this theory of totality. Although the findings in this instance are not so conclusive as in the estimates of physical and spirit gravity, they are, comparatively considered, very instructive, even intriguing. These investigators deduce that about eighty-five per cent of the mind-gravity response to the intellectual drawing of the Conjoint Actor takes origin in the existing grand universe. This would suggest the possibility that mind activities are involved in connection with the observable physical activities now in progress throughout the realms of outer space. While this estimate is probably far from accurate, it accords, in principle, with our belief that intelligent force organizers are at present directing universe evolution in the space levels beyond the present outer limits of the grand universe. Whatever the nature of this postulated intelligence, it is apparently not spirit-gravity responsive.

    Fakat tüm bu hesaplamalar, varsayılan kanunlara dayanan yapılabilecek en iyi tahminlerdir. Bu bakımdan biz onların oldukça güvenilir olduğunu düşünüyoruz. Ruhaniyet varlıkların çok az bir kısmı dışsal uzay içerisinde yerleşmiş olsaydı bile, onların bütüncül mevcudiyeti bu tür devasa ölçümlerle ilişkili hesaplamaları hissedilir bir oranda etkilemeyecekti.

12:3.11 (133.1) But all these computations are at best estimates based on assumed laws. We think they are fairly reliable. Even if a few spirit beings were located in outer space, their collective presence would not markedly influence calculations involving such enormous measurements.

    Kişilik Çekimi hesaplanamaz. Bu bağlamda biz bu döngünün farkındalığına sahip olabiliriz, fakat ona karşı olan tepkinin ne niceliksel ne de niteliksel gerçekliklerini ölçebiliriz.

12:3.12 (133.2) Personality Gravity is noncomputable. We recognize the circuit, but we cannot measure either qualitative or quantitative realities responsive thereto.

4. Mekân ve Hareket  

4. Space and Motion

    Temel devir içinde kâinatsal enerjinin tüm birimleri, kâinatsal yörüngenin çevresi etrafında dönüş halindeyken kendilerine verilen görevleri yerine getirirler. Mekânın âlemlerine ek olarak onların yetkin sistemleri ve dünyaları, üstün evren mekân düzeylerinin sonsuz döngüleri üzerinde hareket içerisinde olan bütünüyle dönüş halinde bulunan alanlardır. Çekimin odağı ebedi Cennet Adası olan Havona’nın tam anlamıyla merkezi dışında, üstün evrenin bütününde hiçbir şey mutlak olarak hareketsiz bir konumda bulunmaz.

12:4.1 (133.3) All units of cosmic energy are in primary revolution, are engaged in the execution of their mission, while swinging around the universal orbit. The universes of space and their component systems and worlds are all revolving spheres, moving along the endless circuits of the master universe space levels. Absolutely nothing is stationary in all the master universe except the very center of Havona, the eternal Isle of Paradise, the center of gravity.

    Koşulsuz Mutlaklık, işleyiş bakımından mekân tarafından sınırlanmıştır, fakat bu Mutlak’ın hareket ile ilişkisi hakkında aynı derecede kesin bir bilgiye sahip değiliz. Hareketin onun içinde olup olmadığını bilmiyoruz. Biz sadece, hareketin mekânın doğasında olmadığını ve hatta mekânın hareketlerinin doğuştan gelen bir niteliğe sahip olmadığını biliyoruz. Fakat biz Koşulsuz’un hareketle olan ilişkisi hakkında aynı derecede kendimizden emin bir konumda değiliz. Mevcut yedi aşkın evren sınırlarının ötesinde şu an ilerleme içerisinde olan kuvvet-enerji dönüşümünün devasa eylemleri hakkında kimin ve neyin sorumlu olduğuna dair şu düşüncelere sahibiz:

12:4.2 (133.4) The Unqualified Absolute is functionally limited to space, but we are not so sure about the relation of this Absolute to motion. Is motion inherent therein? We do not know. We know that motion is not inherent in space; even the motions of space are not innate. But we are not so sure about the relation of the Unqualified to motion. Who, or what, is really responsible for the gigantic activities of force-energy transmutations now in progress out beyond the borders of the present seven superuniverses? Concerning the origin of motion we have the following opinions:

    1. Bütünleştirici Bünye’nin mekân içinde hareketi başlattığını düşünüyoruz.

12:4.3 (133.5) 1. We think the Conjoint Actor initiates motion in space.

    2. Eğer Bütünleştirici Bünye mekânın hareketlerini üretiyorsa, biz bunu kanıtlayacak bir konumda değiliz.

12:4.4 (133.6) 2. If the Conjoint Actor produces the motions of space, we cannot prove it.

    3. Kâinatsal Mutlak ilk harekete kaynaklık sağlamamakta, fakat hareket vasıtasıyla oluşturulan tüm gerilimi denetlemekte ve onları ortadan kaldırmaktadır.

12:4.5 (133.7) 3. The Universal Absolute does not originate initial motion but does equalize and control all of the tensions originated by motion.

    Dışsal uzayda kuvvet düzenleyicileri, açık bir biçimde şu an yıldızsal evrimde ilerleme halinde olan devasa evren burgaçlarının üretilmesinden sorumludur; fakat onların faaliyet gösterme yetisi, Koşulsuz Mutlaklık’ın mekân mevcudiyetinde yapılan bazı değişiklikler vasıtasıyla olanaklı hale gelmiş olmalıdır.

12:4.6 (133.8) In outer space the force organizers are apparently responsible for the production of the gigantic universe wheels which are now in process of stellar evolution, but their ability so to function must have been made possible by some modification of the space presence of the Unqualified Absolute.

    7 İnsanın bakış açısına göre uzay olumsuz bir anlamda hiçliktir; ve ona göre uzay sadece olumlu ve uzay dışı bir takım şeylerle var olabilir. Fakat buna rağmen uzay gerçektir. O hareketi taşır, onu koşullandırır ve hatta onu harekete geçirir. Mekân hareketleri kabataslak bir biçimde şu biçimlerde sınıflandırılabilir:

12:4.7 (133.9) Space is, from the human viewpoint, nothing — negative; it exists only as related to something positive and nonspatial. Space is, however, real. It contains and conditions motion. It even moves. Space motions may be roughly classified as follows:

    1. Birincil Hareket — mekânın kendi hareketi olarak mekânın solumu.

12:4.8 (133.10) 1. Primary motion — space respiration, the motion of space itself.

    2. İkincil Hareket — artarda gelen mekân düzeylerinin birbirini izleyen yönsel dönüşleri.

12:4.9 (133.11) 2. Secondary motion — the alternate directional swings of the successive space levels.

    3. Göreceli Hareketler — temel bir dayanak olarak Cennet ile birlikte değerlendirilmemesi bakımından göreceli olma durumu. Birincil ve ikincil hareketler, hareketin sabit bir konumda olan Cennet’le ilişkisi bakımından mutlaktır.

12:4.10 (133.12) 3. Relative motions — relative in the sense that they are not evaluated with Paradise as a base point. Primary and secondary motions are absolute, motion in relation to unmoving Paradise.

    4. Telafi edici ve bağdaştırıcı hareket tüm diğer hareketler için uyum sağlaması için tasarlanmıştır.

12:4.11 (133.13) 4. Compensatory or correlating movement designed to co-ordinate all other motions.

    Güneşiniz ve onun yardımcı gezegenlerinin mevcut ilişkisi mekân içinde birçok mutlak ve göreceli hareketleri açığa çıkarsa da, onun bu ilişkisi gök bilim gözlemcilerine sizin uzayda görece sabit bir durumda olduğunuz; ve buna ek olarak sizin hesaplamalarınız uzayın derinliklerini içine alacak şekilde ilerledikçe, çevreleyen yıldız kümeleri ve onun akışları en başından beri artan hızlarda dışa doğru uçma imgelemini yansıtma eğilimindedir. Fakat gerçekte böyle bir durum söz konusu değildir. Yerleşkeye açılmış mekânın bütünlüğünün fiziksel yaratılmışlarının mevcut dışsal ve birliktelik halindeki genişlemesinin ayırt edilmesinde başarısızlığa uğradınız. Barındığın yerel yaratım olan Nebadon, kâinatsal dışsal gelişimin bu hareketine katılmaktadır. Yedi aşkın evrenin hepsi, üstün evrenin dışsal bölgeleriyle birlikte mekân solunumunun iki milyar yıllık çevrimi içinde rol alır.

12:4.12 (134.1) The present relationship of your sun and its associated planets, while disclosing many relative and absolute motions in space, tends to convey the impression to astronomic observers that you are comparatively stationary in space, and that the surrounding starry clusters and streams are engaged in outward flight at ever-increasing velocities as your calculations proceed outward in space. But such is not the case. You fail to recognize the present outward and uniform expansion of the physical creations of all pervaded space. Your own local creation (Nebadon) participates in this movement of universal outward expansion. The entire seven superuniverses participate in the two-billion-year cycles of space respiration along with the outer regions of the master universe.

    Âlemler genişleyip daraldıkları zaman, yerleşkeye açılmış mekândaki maddi kütleler, dönüşümlü olarak Cennet çekiminin etkisiyle birlikte veya ona karşı olarak hareket eder. Yaratımın enerji kütlesinin bu hareketinin gerçekleşme işi güç-enerji işlevi değil bunun yerine bir mekân eseridir.

12:4.13 (134.2) When the universes expand and contract, the material masses in pervaded space alternately move against and with the pull of Paradise gravity. The work that is done in moving the material energy mass of creation is space work but not power-energy work.

    Her ne kadar gök bilimsel hızlar hususunda sizin spektroskopik tahminleriniz, aşkın evreniniz ve onun yardımcı aşkın evrenlerine ait olan yıldızsal âlemlere uygulandığında oldukça güvenilir bir nitelik gösterse de, bu hesaplamalar dışsal uzay alanlara kaynaklık göstermesi bakımından bütünüyle güvenilmezdir. Işık tayfının çizgileri yaklaşan bir yıldızla birlikte olağandan uzaklaşarak eflatun rengine doğru dönüşür; buna benzer bir biçimde bu tayf çizgileri uzaklaşan bir yıldız etkisiyle olağandan uzaklaşarak kırmızıya doğru yakınlaşır. Dışsal âlemlerin durgunlaşan hızlarının, her bir milyon ışık yılı uzaklığı için saniyede yüz milden daha fazla bir ölçekte artıyor görünmesine aracılık eden birçok etki bulunmaktadır. Bu hesaplama yöntemi sayesinde daha kapsamlı teleskopların kusursuzlaşmasını takiben, evrenin bu kısımdan saniyede otuz bin milden daha fazla olan inanılmaz bir ölçekte uzaklaşıyor görünen bahse konu çok uzak sistemler ortaya çıkacaktır. Fakat görünen bu yavaşlama gerçek değildir; bunun yerine o, farklı zaman-mekân sapmalarından ve gözlemin bütünleşen açılarındaki sayılamayacak kadar çok olan etmeni içine alan hatadan kaynaklanmaktadır.

12:4.14 (134.3) Although your spectroscopic estimations of astronomic velocities are fairly reliable when applied to the starry realms belonging to your superuniverse and its associate superuniverses, such reckonings with reference to the realms of outer space are wholly unreliable. Spectral lines are displaced from the normal towards the violet by an approaching star; likewise these lines are displaced towards the red by a receding star. Many influences interpose to make it appear that the recessional velocity of the external universes increases at the rate of more than one hundred miles a second for every million light-years increase in distance. By this method of reckoning, subsequent to the perfection of more powerful telescopes, it will appear that these far-distant systems are in flight from this part of the universe at the unbelievable rate of more than thirty thousand miles a second. But this apparent speed of recession is not real; it results from numerous factors of error embracing angles of observation and other time-space distortions.

    Fakat bu tür sapmaların en büyüğü, yedi aşkın evrenin nüfuz alanlarına bitişik bölgelerde dışsal uzayın geniş âlemlerinin muhteşem kâinatın karşı yönünde dönüyormuş gibi görünmesi nedeniyle ortaya çıkar. Bu olay gerçekte, sayısız nebulalara ek olarak onlara eşlik eden güneşlerin ve kürelerin, merkezi yaratıma göre saat yönünde dönüyor olma durumudur. Yedi aşkın evren, Cennet’e göre saat yönünün tersi istikamette dönüşünü gerçekleştirmektedir. Yedi aşkın evrene benzer bir biçimde, ikincil dışsal âlemin galaksilerinin Cennet’e göre saat yönünün tersi yönde dönmekte olduğu gözlenmektedir. Buna ek olarak Uversa’nın gök bilimi gözlemcileri, saat yönü doğrultusunda hareket eden bir doğanın yönsel eğilimlerini açığa çıkarmaya başlayan, uzayın derinliklerinde bir üçüncül kemerde döngüsel hareketlerin kanıtını tespit ettiklerini düşünmektedirler.

12:4.15 (134.4) But the greatest of all such distortions arises because the vast universes of outer space, in the realms next to the domains of the seven superuniverses, seem to be revolving in a direction opposite to that of the grand universe. That is, these myriads of nebulae and their accompanying suns and spheres are at the present time revolving clockwise about the central creation. The seven superuniverses revolve about Paradise in a counterclockwise direction. It appears that the second outer universe of galaxies, like the seven superuniverses, revolves counterclockwise about Paradise. And the astronomic observers of Uversa think they detect evidence of revolutionary movements in a third outer belt of far-distant space which are beginning to exhibit directional tendencies of a clockwise nature.

    Âlemlerin ardışık mekân dizisinin bu dönüşümlü istikametlerinin, mekân gerilimlerinin ortadan kaldırılmasından ve kuvvetlerin bir eş güdümünden oluşan Kâinatsal Mutlak’ın içsel-üstünlüğü olan kâinatsal çekim biçimiyle ilişkili olması olanak dâhilindedir. Tıpkı mekân gibi hareket de çekimin bir tamamlayıcısı veya dengeleyicisidir.

12:4.16 (134.5) It is probable that these alternate directions of successive space processions of the universes have something to do with the intramaster universe gravity technique of the Universal Absolute, which consists of a co-ordination of forces and an equalization of space tensions. Motion as well as space is a complement or equilibrant of gravity.

5. Mekân ve Zaman  

5. Space and Time

    Tıpkı mekân gibi, zaman da Cennet’in bir bahşedişidir; fakat bu bahşediş mekândaki niteliğinin aksine sadece dolaylı bir yapıdadır. Zaman hareketin erdemi tarafından ortaya çıkar, çünkü akıl doğası gereği peş peşe gerçekleşme olgusunun bilincine sahiptir. İşlevsel bir bakış açısından zaman için hareket hayati bir öneme sahiptir, fakat Cennet-Havona’nın olağan bir günlük zaman diliminin oldukça isteğe bağlı bir biçimde belirlenmesinin dışında harekete dayalı şu ana kadar belirlenen hiçbir kâinatsal zaman birimi bulunmamaktadır. Mekân solunumunun bütünlüğü bir zaman kaynağı olarak onun yerel değerini ortadan kaldırmaktadır.

12:5.1 (134.6) Like space, time is a bestowal of Paradise, but not in the same sense, only indirectly. Time comes by virtue of motion and because mind is inherently aware of sequentiality. From a practical viewpoint, motion is essential to time, but there is no universal time unit based on motion except in so far as the Paradise-Havona standard day is arbitrarily so recognized. The totality of space respiration destroys its local value as a time source.

    Mekân kaynağını Cennet’den alsa bile sınırsız değildir; buna ek olarak mutlaklık niteliğine sahip değildir, çünkü o Koşulsuz Mutlaklık tarafından sarılmıştır. Mekânın mutlak sınırlarının ne olduğunun bilgisine sahip değiliz, fakat biz zamanın mutlaklığının ebediyet olduğundan eminiz.

12:5.2 (135.1) Space is not infinite, even though it takes origin from Paradise; not absolute, for it is pervaded by the Unqualified Absolute. We do not know the absolute limits of space, but we do know that the absolute of time is eternity.

    Zaman ve mekân sadece yedi aşkın evren olan zaman-mekân yaratımlarında birbirlerinden ayrılmaz bütünlüğe sahiptir. Geçici olmayan mekân (zamanı içermeyen mekân) kuramsal olarak mevcuttur, fakat sadece gerçek geçici olmayan mekân Cennet bölgesidir. Mekânsal olmayan zaman (mekânı içermeyen zaman) Cennet düzey faaliyetin aklında mevcuttur.

12:5.3 (135.2) Time and space are inseparable only in the time-space creations, the seven superuniverses. Nontemporal space (space without time) theoretically exists, but the only truly nontemporal place is Paradise area. Nonspatial time (time without space) exists in mind of the Paradise level of function.

    Cennet üzerinde etkide bulunan ve yerleşik mekânı yerleşkeye açık olmayan mekândan ayıran göreceli olarak hareketsiz biçimdeki ara-mekân kısımları, zaman ile ebediyet arasındaki geçiş bölgelerini oluşturur; bu nedenle Cennet vatandaşlığına ait olmayla sonuçlanıncaya kadar, Cennet’e yapılacak kutsal yolculuğun gerekliliği bu geçiş süreci boyunca bilince dayanak teşkil eden nedenselliğini kaybeder. Zaman-bilincine sahip ziyaretçiler Cennet’e bu nedenle uyku devresine girmeden gidebilir, fakat onlar bu durumda zamanın yaratılmışları olarak kalmaya devam edeceklerdir.

12:5.4 (135.3) The relatively motionless midspace zones impinging on Paradise and separating pervaded from unpervaded space are the transition zones from time to eternity, hence the necessity of Paradise pilgrims becoming unconscious during this transit when it is to culminate in Paradise citizenship. Time-conscious visitors can go to Paradise without thus sleeping, but they remain creatures of time.

    Zamanla olan ilişkiler, mekân içerisinde hareketler olmadan var olamaz, fakat zaman bilinci bu mevcudiyeti gerçekleştirebilir. Peş peşe gerçekleşme olgusu, hareketin yokluğunda bile zamanı bilinç dâhiline getirebilir. İnsan aklı usun doğasından gelen özü nedeniyle, mekâna bağlılığa kıyasla daha az bir biçimde zamana bağlıdır. Beden içindeki dünya yaşamının günleri boyunca bile, her ne kadar insan aklı katı bir biçimde mekâna bağlı olursa olsun, yaratıcı insan imgelemi göreceli olarak zamandan bağımsızdır. Fakat zaman kendi başına, aklın kalıtsal bir niteliği değildir.

12:5.5 (135.4) Relationships to time do not exist without motion in space, but consciousness of time does. Sequentiality can consciousize time even in the absence of motion. Man’s mind is less time-bound than space-bound because of the inherent nature of mind. Even during the days of the earth life in the flesh, though man’s mind is rigidly space-bound, the creative human imagination is comparatively time free. But time itself is not genetically a quality of mind.

    Zaman bilincinin üç farklı düzeyi bulunmaktadır:

12:5.6 (135.5) There are three different levels of time cognizance:

    1. Aklın algıladığı zaman — peş peşe gelme olgusunun, hareketin ve sürece dair bir algının bilincidir.

12:5.7 (135.6) 1. Mind-perceived time — consciousness of sequence, motion, and a sense of duration.

    2. Ruhaniyetin algıladığı zaman — Tanrı huzuruna erişim için yapılan harekete ve çoğalan kutsallığın düzeylerine olan yükseliş hareketinin farkındalığına dair kavrayış.

12:5.8 (135.7) 2. Spirit-perceived time — insight into motion Godward and the awareness of the motion of ascent to levels of increasing divinity.

    3. Kişilik, süreç hakkında bir farkındalığa ve mevcudiyetin bir bilincine ek olarak Gerçeklik’e dair kavrayıştan benzersiz bir zaman algısı yaratır.

12:5.9 (135.8) 3. Personality creates a unique time sense out of insight into Reality plus a consciousness of presence and an awareness of duration.

    Ruhsal olmayan hayvanlar, sadece geçmişin ve içinde yaşadıkları anın bilincine sahiptirler. Ruhaniyet barındıran insan, kavrayış olan ön-sezinin gücüne sahiptir; bu bakımdan insan geleceği imgelemiyle canlandırabilir. Sadece ileri görüşlü ve gelişimi olumlayan tutumlar kişilik bakımından gerçektir. Durağan etik anlayışı ve geleneksel ahlak, sadece çok hafif bir derecede hayvanlar üstü bir niteliğe sahiptir. Bu bakımdan bireyin dışsal yaşamını içermeyen içsel bir özgürlük, benliğin kendisini gerçekleştirmesinin yüksek bir düzeyi değildir. Etik ve ahlak, faal ve ilerlemeci olması ek olarak kâinat gerçekliğiyle birlikte canlı olduğu müddetçe gerçek anlamıyla insani olurlar.

12:5.10 (135.9) Unspiritual animals know only the past and live in the present. Spirit-indwelt man has powers of prevision (insight); he may visualize the future. Only forward-looking and progressive attitudes are personally real. Static ethics and traditional morality are just slightly superanimal. Nor is stoicism a high order of self-realization. Ethics and morals become truly human when they are dynamic and progressive, alive with universe reality.

    İnsan kişiliği sadece zaman ve mekân olaylarının beraberinde getirdiği bir sonuç değildir; insan kişiliği aynı zamanda bu olayların kâinatsal sebebi olarak da eylemde bulunur.

12:5.11 (135.10) The human personality is not merely a concomitant of time-and-space events; the human personality can also act as the cosmic cause of such events.

6. Kâinatsal Üst Denetim  

6. Universal Overcontrol

    Kâinat durağan değildir. Sabitlik hareketsizliğin bir sonucu değil, bunun yerine denk enerjilerin, eş güdüm halindeki akılların, düzenlenmiş morontiaların, ruhaniyet üst denetimin ve kişilik birleşiminin bir sonucudur. Sabitlik her zaman bütünüyle kutsallıkla orantılıdır.

12:6.1 (135.11) The universe is nonstatic. Stability is not the result of inertia but rather the product of balanced energies, co-operative minds, co-ordinated morontias, spirit overcontrol, and personality unification. Stability is wholly and always proportional to divinity.

    Üstün evrenin fiziksel denetiminde Kâinatın Yaratıcısı, Cennet Adası vasıtasıyla üstünlüğü ve önceliği uygular; Tanrı, Ebedi Evlat’ın kişiliğinde kâinatın ruhsal idaresi bakımından mutlaktır. Aklın nüfuz alanları bakımından Yaratıcı ve Evlat, Bütünleştirici Bünye’nin içinde eş güdüm halinde faaliyet gösterir.

12:6.2 (135.12) In the physical control of the master universe the Universal Father exercises priority and primacy through the Isle of Paradise; God is absolute in the spiritual administration of the cosmos in the person of the Eternal Son. Concerning the domains of mind, the Father and the Son function co-ordinately in the Conjoint Actor.

    Üçüncül Kaynak ve Merkez; onun kavrayışındaki kâinatsal aklın mutlaklığı ve doğasından gelen fiziksel ve ruhsal çekim tamamlayıcılarının evrensel uygulanması vasıtasıyla, dengenin sürdürülmesine, fiziksel ve ruhsal enerji ve düzenlenmelerin bütünlenmiş eş güdümüne yardımda bulunur. Her nerede ve her ne zaman olursa olsun, maddi ve ruhsal olan arasında bir bağlantı ortaya çıkar, böyle bir akıl olgusu Sınırsız Ruhaniyet’in bir eylemidir. Akıl tek başına, ruhaniyet düzeyinin varlıkları ve ruhsal güçleriyle birlikte, maddi seviyenin enerjileri ve fiziksel kuvvetleriyle birliktelik kurabilir.

12:6.3 (136.1) The Third Source and Center assists in the maintenance of the equilibrium and co-ordination of the combined physical and spiritual energies and organizations by the absoluteness of his grasp of the cosmic mind and by the exercise of his inherent and universal physical- and spiritual-gravity complements. Whenever and wherever there occurs a liaison between the material and the spiritual, such a mind phenomenon is an act of the Infinite Spirit. Mind alone can interassociate the physical forces and energies of the material level with the spiritual powers and beings of the spirit level.

    Kâinatsal olgular bütünü üzerine bütün düşüncelerinizde; fiziksel, ussal ve ruhsal enerjilerin karşılıklı ilişkilerine ek olarak kişilik tarafından onların birleşimine dayalı olarak beklenmeyen ve Mutlaklıklar ve deneyimsel İlahiyat’ın eylem ve karşılıklarından kaynaklanan tahmin edilemez olguları hesaba kattığınızdan emin olun.

12:6.4 (135.14) In all your contemplation of universal phenomena, make certain that you take into consideration the interrelation of physical, intellectual, and spiritual energies, and that due allowance is made for the unexpected phenomena attendant upon their unification by personality and for the unpredictable phenomena resulting from the actions and reactions of experiential Deity and the Absolutes.

    Evren sadece niceliksel ve çekim-ölçümü bakımından hayli tahmin edilebilir bir niteliğe sahiptir; fakat ne nihai evren gerçekliklerinin esas ruhaniyet değerleri ve yüksek akıl anlamları, ne de başat fiziksel kuvvetler doğrusal çekime tabidirler. Her ne kadar bu tür fiziksel, akli veya ruhsal kuvvetlerin birleşimleri eleştirel gözleme tabi tutulunca kısmen tahmin edilebilir olsa da, niteliksel olarak kâinat; bu kuvvetlerin her birinin farklı birliktelikleri bakımından büyük oranda tahmin edilebilen bir niteliğe sahip değildir. Madde, akıl ve ruhaniyet yaratılmışın kişiliği tarafından bütünleşince, böyle bir özgür irade sahibi varlığın kararlarını tahmin etmede bütünüyle yetersiz kalmaktayız.

12:6.5 (135.15) The universe is highly predictable only in the quantitative or gravity-measurement sense; even the primal physical forces are not responsive to linear gravity, nor are the higher mind meanings and true spirit values of ultimate universe realities. Qualitatively, the universe is not highly predictable as regards new associations of forces, either physical, mindal, or spiritual, although many such combinations of energies or forces become partially predictable when subjected to critical observation. When matter, mind, and spirit are unified by creature personality, we are unable fully to predict the decisions of such a freewill being.

    Ezeli kuvvet, oluş halinde bulunan ruhaniyet ve diğer kişilik dışı nihayetlerin tüm fazları, belirli göreceli sabit ama bilinmeyen kanunlarla ilişkili olarak tepki halinde ortaya çıkıyormuş gibi görünür; buna ek olarak bu fazlar, sınırlandırılmış ve yalıtılmış bir durumun olgularıyla karşılaştığında sık sık beklenmedik bir karakter sergileyen tepkinin bir esnekliği ve uygulamanın bir serbestliği tarafından nitelendirilmektedir. Peki bu oluşan kâinat gerçeklikleri tarafından açığa çıkarılmış tepkinin öngörülemez özgürlüğünün açıklaması nedir? Kuvvetin ezeli bir biriminin davranışıyla, aklın tanımlanmamış düzeyinin tepkisiyle, veya dışsal uzayın nüfuz alanları içinde yapım bakımından geniş bir kâinat öncesi olgularıyla ilişkili olursa olsun; muhtemel bir biçimde bu bilinmez, kavranılamaz ve öngörülemezler, tüm kâinat Yaratanlar’ının faaliyetlerine kökensel dayanak teşkil eden Mutlaklıklar’ın varoluş-uygulamaları ve Nihayet’in eylemlerini açığa çıkaracaktır.

12:6.6 (135.16) All phases of primordial force, nascent spirit, and other nonpersonal ultimates appear to react in accordance with certain relatively stable but unknown laws and are characterized by a latitude of performance and an elasticity of response which are often disconcerting when encountered in the phenomena of a circumscribed and isolated situation. What is the explanation of this unpredictable freedom of reaction disclosed by these emerging universe actualities? These unknown, unfathomable unpredictables — whether pertaining to the behavior of a primordial unit of force, the reaction of an unidentified level of mind, or the phenomenon of a vast preuniverse in the making in the domains of outer space — probably disclose the activities of the Ultimate and the presence-performances of the Absolutes, which antedate the function of all universe Creators.

    Biz her ne kadar onlara dair özsel gerçekliklerin bilgisine sahip olmasak da, Mutlaklıklar’ın uygulamaları ve mevcudiyetini simgeleyen bu tür derin eş güdümü ve muhteşem çok yönlülüğü, buna ek olarak bariz olan tek-tip nedensellik karşısında sadece anlık ve durumsal nedenselliğe karşı değil, fakat aynı zamanda bütün üstün evren boyunca ilgili tüm diğer nedenselliklere karşılık bu karşı-eylem çeşitliliğinin Mutlaklıklar’ın tepkisini ortaya çıkaracağı hakkında kanıya varabiliriz.

12:6.7 (135.17) We do not really know, but we surmise that such amazing versatility and such profound co-ordination signify the presence and performance of the Absolutes, and that such diversity of response in the face of apparently uniform causation discloses the reaction of the Absolutes, not only to the immediate and situational causation, but also to all other related causations throughout the entire master universe.

    Bireyler nihai sonlarının koruyucularına sahip olup; gezegenlerin, sistemlerin, yıldız takımlarının, evrenlerin ve aşkın âlemlerin her biri, onların nüfuz alanlarının iyiliği için emek harcayan ilgili idarecilere sahiptir. Havona ve muhteşem kâinat bile, bu tür yüksek sorumluluklar emanet edilmiş kişiler tarafından gözlenmektedir. Peki Cennet’den dördüncü ve en dış mekân düzeyine kadar üstün evrenin temel ihtiyaçları için bir bütün olarak onu kollayan ve ona destek sağlayan kişiler kimlerdir? Varoluş bakımdan böyle bir üst kollama muhtemelen Cennet Kutsal Üçlemesi’ne atfedilebilecek bir özelliktir, fakat deneyimsel bir bakış açısından ise Havona-sonrası âlemlerin görünümü şu niteliklere bağlıdır:

12:6.8 (135.18) Individuals have their guardians of destiny; planets, systems, constellations, universes, and superuniverses each have their respective rulers who labor for the good of their domains. Havona and even the grand universe are watched over by those intrusted with such high responsibilities. But who fosters and cares for the fundamental needs of the master universe as a whole, from Paradise to the fourth and outermost space level? Existentially such overcare is probably attributable to the Paradise Trinity, but from an experiential viewpoint the appearance of the post-Havona universes is dependent on:

    1. Potansiyel bakımından Mutlaklıklar.

12:6.9 (135.19) 1. The Absolutes in potential.

    2. Yönelim bakımından Nihayet.

12:6.10 (135.20) 2. The Ultimate in direction.

    3. Evrimsel eş-güdüm bakımından Sınırsız.

12:6.11 (137.1) 3. The Supreme in evolutionary co-ordination.

    4. Belirli idarecilerin ortaya çıkmasına öncül yönetim bakımından Üstün Evren Mimarları.

12:6.12 (137.2) 4. The Architects of the Master Universe in administration prior to the appearance of specific rulers.

    Koşulsuz Mutlaklık tüm mekân üzerine yayılır. Kâinatsal Mutlak ve İlahiyat’ın tam durumu hakkında aynı derecede kesin bir yargıya sahip değiliz, fakat biz, Koşulsuz Mutlaklık ve İlahiyat her ne zaman faaliyet içerisinde olursa olsun bu süreç içerisinde Kâinatsal Mutlak’ın işlev dâhilinde olduğunun bilgisine sahibiz. İlahi Mutlaklık, kâinatsal olarak mevcut olabilir; fakat o aynı biçimde mekânsal olarak varoluş içerisinde değildir. Nihayet şimdi ve daha sonra olacağı gibi, dört mekân düzeyinin dışsal sınırlarına karşı mekânsal mevcudiyet halindedir. Nihayetin üstün evrenin çevresi dışında herhangi bir zaman içinde bir mekân mevcudiyetine sahip olacağından kuşku duymaktayız; fakat bilmekteyiz ki bu sınır içerisinde Nihayet, Mutlaklıklar’ın üçünün yaratıcı işleyişinin potansiyelini ilerlemeci bir biçimde bir araya getirir

12:6.13 (137.3) The Unqualified Absolute pervades all space. We are not altogether clear as to the exact status of the Deity and Universal Absolutes, but we know the latter functions wherever the Deity and Unqualified Absolutes function. The Deity Absolute may be universally present but hardly space present. The Ultimate is, or sometime will be, space present to the outer margins of the fourth space level. We doubt that the Ultimate will ever have a space presence beyond the periphery of the master universe, but within this limit the Ultimate is progressively integrating the creative organization of the potentials of the three Absolutes.

7. Parça ve Bütün  

7. The Part and the Whole

    Kâinatsal bir takdiri ilahinin işleyişine denk olan, tüm gerçekliğin bireysel olmayan ve engellenemeyen herhangi bir kanunu hakkında tüm zaman ve mekân boyunca işlevsel bir etkinlik bulunmaktadır. Bağışlama, Tanrı’nın bireye karşı beslediği sevginin niteliğini belirler; ve bağışlama taraf gözetmeksizin Tanrı’nın bütünlüğe karşı olan tutumunu yansıtır. Tanrı’nın iradesi, herhangi bir kişiliğin kalbi biçimde bütünün bir tür parçasında hüküm sürmek zorunda değildir; fakat onun iradesi gerçekte kâinatın âlemlerinin tümü olan bütünlüğü yönetir.

12:7.1 (137.4) There is operative throughout all time and space and with regard to all reality of whatever nature an inexorable and impersonal law which is equivalent to the function of a cosmic providence. Mercy characterizes God’s attitude of love for the individual; impartiality motivates God’s attitude toward the total. The will of God does not necessarily prevail in the part — the heart of any one personality — but his will does actually rule the whole, the universe of universes.

    Bütün varlıklarıyla olan her ilişkisinde, Tanrı’nın kanunları gerçek olup, doğasından kaynaklanan bir biçimde keyfi değildir. Kısıtlı algınız ve sınırlı bakış açınız nedeniyle sizin için Tanrı’nın eylemleri, sık sık amirane ve keyfi olarak görünüyor olmalıdır. Tanrı’nın kanunları onun tekrar eden faaliyetlerinin biçimi bakımından sadece onun alışkanlıklarıdır; buna ek olarak o her zaman her şeyin en iyisini yapar. Tanrı’nın tekrar eden bir şekilde benzer şeyleri hep aynı biçimde gerçekleştirdiğini gözlemlersiniz, bunun nedeni en basit biçimiyle bahse konu bir koşul içinde belirli bir tercihin en iyi biçimde onun uyguladığı şekliyle gerçekleştiriliyor olmasıdır. En iyi tercih doğru tercihtir, bu nedenle sınırsız bilgelik bu tercihin kusursuz ve eksiksiz olarak her zaman uygulanmasını emreder. Aynı zamanda, doğanın İlahiyat’ın ayrıcalıklı bir sanatı olmadığını unutmamalısınız; çünkü insanın doğa olarak atfettiği onun görünen olgular bütünü içerisinde, etkin olan ve onun kendisinden gelmeyen birçok farklı etkiler bulunmaktadır.

12:7.2 (137.5) In all his dealings with all his beings it is true that the laws of God are not inherently arbitrary. To you, with your limited vision and finite viewpoint, the acts of God must often appear to be dictatorial and arbitrary. The laws of God are merely the habits of God, his way of repeatedly doing things; and he ever does all things well. You observe that God does the same thing in the same way, repeatedly, simply because that is the best way to do that particular thing in a given circumstance; and the best way is the right way, and therefore does infinite wisdom always order it done in that precise and perfect manner. You should also remember that nature is not the exclusive act of Deity; other influences are present in those phenomena which man calls nature.

    Kutsal doğanın herhangi bir tür bozulmaya uğrayabileceği ve katışıksız bir kişilik eyleminin bunun uygulanmasına bayağı bir biçimde müsaade edebileceği kesinlikle kabul edilemez. Yine de bu husus açıklığa kavuşturulmalıdır ki: Herhangi bir kutsallık durumunda, herhangi bir olağandışı koşulda ve yüce bilgeliğin tercihinin farklı bir uygulamayı işaret edeceği herhangi bir şartta; eğer kusursuzluğun gereklilikleri farklı bir karşılık biçimini herhangi bir nedenden dolayı daha iyi olduğu için belirleyebilir. Bunun sonucunda, tamamiyle bilgeliğin kendisi olan Tanrı’nın bu faaliyeti bu yeni karşılıkta daha iyi ve daha uygun bir haldedir. Bahse konu yeni karşılık daha yüksek olan bir yasayı temsil eder; ve bu hiçbir zaman var olan yasadan atılmış geri bir adım değildir.

12:7.3 (137.6) It is repugnant to the divine nature to suffer any sort of deterioration or ever to permit the execution of any purely personal act in an inferior way. It should be made clear, however, that, if, in the divinity of any situation, in the extremity of any circumstance, in any case where the course of supreme wisdom might indicate the demand for different conduct — if the demands of perfection might for any reason dictate another method of reaction, a better one, then and there would the all-wise God function in that better and more suitable way. That would be the expression of a higher law, not the reversal of a lower law.

    Tanrı, kendi gönüllü eylemlerinin tekrarının süregeliyor olmasına karşı bir alışkanlık bağımlısı değildir. Sınırsız’ın kanunları arasında hiçbir çelişki yoktur; onların hepsi, hataya yer bırakmayan temel doğasının bütünüyle kusursuzlaşmış halleridir; onların tümü hatasız yargıların sorgulanamayan eylemlerinin dışavurumudur. Kanun; sınırsız, kusursuz ve kutsal bir aklın kesin olan karşılığıdır. Tanrı’nın eylemlerinin hepsi, benzer görünümlerine rağmen onun iradesi dâhilinde gerçekleşir. Tanrı’nın içinde, “ne bir değişkenlik ne de değişimin bir gölgesi” bulunur. Fakat Kâinatın Yaratıcısı hakkında tüm içtenliğiyle ifade edilen bu sözler, onun evrimsel yaratılmışları olan emri altındaki ussal varlıkları için eşit bir kesinlikte dillendirilemez.

12:7.4 (137.7) God is not a habit-bound slave to the chronicity of the repetition of his own voluntary acts. There is no conflict among the laws of the Infinite; they are all perfections of the infallible nature; they are all the unquestioned acts expressive of faultless decisions. Law is the unchanging reaction of an infinite, perfect, and divine mind. The acts of God are all volitional notwithstanding this apparent sameness. In God there “is no variableness neither shadow of changing.” But all this which can be truly said of the Universal Father cannot be said with equal certainty of all his subordinate intelligences or of his evolutionary creatures.

    Tanrı değişmeyen olduğu için; tüm olağan koşullarda aynı şeyi özdeş ve alelade biçimde gerçekleştirmesi bakımından ona güven duyabilirsiniz. Tanrı, tüm yaratılmış unsurlar ve varlıklar için düzenin güvencesi ve istikrarın sağlayıcısıdır. O Tanrı’dır; bu sebeple o değişmez olandır.

12:7.5 (137.8) Because God is changeless, therefore can you depend, in all ordinary circumstances, on his doing the same thing in the same identical and ordinary way. God is the assurance of stability for all created things and beings. He is God; therefore he changes not.

    Muhteşem Tanrı kendi kusursuzluğu ve sınırsızlığı karşısında çaresiz bir bağımlı olmadığı için; eylemin birlik içerisindeki düzeni ve onu gerçekleştirmenin bu azmi bir bütün olarak kişisel olup bilinç ve fazlasıyla irade dâhilindedir. Tanrı, tek başına istemsiz olarak hareket eden bir kuvvet; veya yasaya çaresizce bağlı bir güç değildir. Tanrı ne matematiksel bir denklem, ne de kimyasal bir formüldür. Tanrı özgür iradeye sahip olan asli bir kişiliktir. O tüm niteliklerine ek olarak kişilikle donanmış bir varlık ve tüm yaratılmış kişiliğin kâinatsal kökeni olarak Kâinatın Yaratıcısı’dır.

12:7.6 (138.1) And all this steadfastness of conduct and uniformity of action is personal, conscious, and highly volitional, for the great God is not a helpless slave to his own perfection and infinity. God is not a self-acting automatic force; he is not a slavish law-bound power. God is neither a mathematical equation nor a chemical formula. He is a freewill and primal personality. He is the Universal Father, a being surcharged with personality and the universal fount of all creature personality.

    Tanrı’nın iradesi, Tanrı’yı arayan maddi faninin kalbinde tek bir biçimde bütün olarak hüküm sürmez; fakat eğer zaman zarfı ilk yaşamın bütününü kapsayacak şekilde genişlerse, Tanrı’nın iradesi artan bir biçimde, onun ruhaniyet rehberliğinde hareket eden çocuklarının yaşamlarında doğan güzelliklerde algılanabilir hale gelecektir. Buna ek olarak sonuçta insan yaşamı eğer morontia deneyimini içinde alacak bir biçimde daha fazla genişlerse; Kâinatın Yaratıcısı’nın kişiliğiyle birlikte insan kişiliğinin ilişkisini deneyimleyen kutsal hazları tatmaya başlayan zamanın yaratıcılarının ruhsallaştıran eylemlerinde kutsal irade, daha berrak bir biçimde parıldar halde gözlemlenecektir.

12:7.7 (138.2) The will of God does not uniformly prevail in the heart of the God-seeking material mortal, but if the time frame is enlarged beyond the moment to embrace the whole of the first life, then does God’s will become increasingly discernible in the spirit fruits which are borne in the lives of the spirit-led children of God. And then, if human life is further enlarged to include the morontia experience, the divine will is observed to shine brighter and brighter in the spiritualizing acts of those creatures of time who have begun to taste the divine delights of experiencing the relationship of the personality of man with the personality of the Universal Father.

    Tanrı'nın Yaratıcılığı ve insanın kardeşliği, kişilik düzeyindeki parça ve bütünün karmaşıklığını yansıtır. Tanrı her bireyi, cennetsel ailesindeki kişisel bir evladı olarak sever. Her bireye engin bir sevgi beslemesinden dolayı, yine de Tanrı hiçbir kişiyi diğerinden ayırt etmez; buna ek olarak onun sevgisinin evrenselliği, kâinatsal kardeşlik olan bir bütünlüğün ilişkisini mevcut kılar.

12:7.8 (138.3) The Fatherhood of God and the brotherhood of man present the paradox of the part and the whole on the level of personality. God loves each individual as an individual child in the heavenly family. Yet God thus loves every individual; he is no respecter of persons, and the universality of his love brings into being a relationship of the whole, the universal brotherhood.

    Yaratıcı’nın sevgisi her kişiliği mutlak bir biçimde, sınırsızlığın içinde eşi benzeri olmayan bir evlat ve tüm ebediyet içerisinde yeri doldurulamayacak irade sahibi bir yaratılmış olarak Kâinatın Yaratıcısı’nın benzersiz bir evladı biçiminde bireyselleştirir. Yaratıcı’nın sevgisi; göksel ailesinin her üyesini yansıtan ve bütünlüğün Yaratıcısı’nın birlikteliğin döngüsü dışında kalan birey olmayan düzeylere karşı her kişisel varlığın benzersiz doğasını kesin hatlarıyla anımsatan Tanrı’nın her evladını yüceleştirir. Tanrı’nın sevgisi oldukça etkileyici bir biçimde her irade sahibi yaratılmışın aşkın değerini tasvir eder; ve onun sevgisi hataya yer bırakmayan bir şekilde Cennet’in en yüksek yaratıcı kişiliğinden, zaman ve mekânın bazı evrimsel dünyaları üzerinde insan türlerinin alacakaranlık evresindeki insanlığın ilkel kabileleri arasında irade soyluluğunun en düşük düzeyindeki kişiliğine kadar evlatlarının teker teker her biri üzerinde Kâinatın Yaratıcı’nın yüksek değerini takdim etmesi gerçeğini açığa çıkarır.

12:7.9 (138.4) The love of the Father absolutely individualizes each personality as a unique child of the Universal Father, a child without duplicate in infinity, a will creature irreplaceable in all eternity. The Father’s love glorifies each child of God, illuminating each member of the celestial family, sharply silhouetting the unique nature of each personal being against the impersonal levels that lie outside the fraternal circuit of the Father of all. The love of God strikingly portrays the transcendent value of each will creature, unmistakably reveals the high value which the Universal Father has placed upon each and every one of his children from the highest creator personality of Paradise status to the lowest personality of will dignity among the savage tribes of men in the dawn of the human species on some evolutionary world of time and space.

    Tanrı’nın bahse konu tam da bu sevgisi, Cennet Yaratıcısı’nın özgür irade sahibi evlatlarının kâinatsal kardeşliği olan tüm bireylerin kutsal ailesini bireysel varlıklar için mevcut kılar. Ve evrensel olarak bu kardeşlik, bütünlüğün bir ilişkisidir. Kâinatsal olduğu zaman bu kardeşlik kendisini teker teker her ilişki üzerinde açığa çıkarmak yerine, kendisini ilişkilerin bütünü biçiminde açığa çıkarır. Kardeşlik bütünlüğün bir gerçekliği ve bu nedenden dolayı, parçanın tanımlayıcı özelliklerine zıt bir biçimde bütünlüğün niteliklerini açığa çıkarır.

12:7.10 (138.5) This very love of God for the individual brings into being the divine family of all individuals, the universal brotherhood of the freewill children of the Paradise Father. And this brotherhood, being universal, is a relationship of the whole. Brotherhood, when universal, discloses not the each relationship, but the all relationship. Brotherhood is a reality of the total and therefore discloses qualities of the whole in contradistinction to qualities of the part.

    Kardeşlik, evrensel mevcudiyet içinde her kişilik arasındaki ilişkinin bir gerçekliğini oluşturur. Hiçbir kişi, diğer bireylerle olan ilişkinin bir sonucu olarak gerçekleşen yararlardan veya zararlardan kaçamaz. Fayda veya zararlar her zaman parçanın bütüne olan kıyasıdır. Her insanın iyi için gösterdiği bireysel çaba tüm insanlık için yarar sağlar; buna benzer bir biçimde her insanın hatası veya kötülüğü insanlığın tümünün kederinin artmasına neden olur. Parça hareket ettikçe, bütün de devinim haline geçer. Bütünün ilerlemesiyle parça da gelişim gösterir. Parça ve bütünün göreceli hızları; parçanın, bütünlüğün hareketsizliği tarafından mı yavaşlamış olduğunu yoksa parçanın, kâinatsal kardeşliğin devinimi tarafından mı yürütüldüğünü belirler.

12:7.11 (138.6) Brotherhood constitutes a fact of relationship between every personality in universal existence. No person can escape the benefits or the penalties that may come as a result of relationship to other persons. The part profits or suffers in measure with the whole. The good effort of each man benefits all men; the error or evil of each man augments the tribulation of all men. As moves the part, so moves the whole. As the progress of the whole, so the progress of the part. The relative velocities of part and whole determine whether the part is retarded by the inertia of the whole or is carried forward by the momentum of the cosmic brotherhood.

    İkamet ettiği yönetim merkeziyle birlikte Tanrı’nın oldukça kişisel bir öz bilince sahip olması, buna ek olarak aynı zamanda onun böyle geniş bir evrende kişisel bir biçimde var olması, ve neredeyse sınırsız bir sayıdaki bu tür varlıklarla bireysel olarak ilişki dâhilinde bulunması başlı başına bir gizemdir. Böyle bir olgular bütününün bir gizem olarak sizin kavrayışınızı aşan nitelikte olması, hiçbir biçimde sizin inancınızda bir eksilmeye sebebiyet vermemelidir. Sınırsızın ölçeğinin, ebediyetin enginliğinin, ve Tanrı’nın benzersiz karakterinin görkemi ve ihtişamının sizi korkutmasına, sersemletmesine veya sizin güveninizi kırmasına izin vermeyiniz; çünkü Yaratıcı’nın mevcudiyeti, herhangi birinin size olan mesafesinden daha uzakta değildir; o sizin içinizde ikamet eder, ve onun içinde hepimiz kelimenin tam anlamıyla hareket edip, mevcut bir biçimde yaşar, ve öz itibariyle kendi varlığımıza sahip oluruz.

12:7.12 (139.1) It is a mystery that God is a highly personal self-conscious being with residential headquarters, and at the same time personally present in such a vast universe and personally in contact with such a well-nigh infinite number of beings. That such a phenomenon is a mystery beyond human comprehension should not in the least lessen your faith. Do not allow the magnitude of the infinity, the immensity of the eternity, and the grandeur and glory of the matchless character of God to overawe, stagger, or discourage you; for the Father is not very far from any one of you; he dwells within you, and in him do we all literally move, actually live, and veritably have our being.

    Cennet Yaratıcısı bile kendi kutsal yaratanları ve yaratılmış evlatları vasıtasıyla faaliyette bulunur, fakat o aynı zamanda sizinle birlikte en samimi olan içsel ilişkinin mutluluğunu deneyimler. Bu ilişki o kadar yüce ve bir o kadar kişiseldir ki, Yaratıcı nüvesinin insan ruhu ve onun mevcut olarak barındırdığı fani akıllarla birlikte bu gizemli bütünleşmesi benim bile kavrayışımın dışındadır. Tanrı’nın bu ihsanlarıyla nasıl bir etkinlik içerisinde olduğunuzu bilmekle, Yaratıcı’nın sadece kutsal yardımcılarıyla değil fakat aynı zamanda zamanın evrimsel fani evlatlarıyla olan samimi iletişiminin böylece bilincinde olursunuz. Yaratıcı gerçekten Cennet üzerinde yerleşkeye sahiptir, ve onun kutsal mevcudiyeti aynı zamanda insanların akıllarında ikamet eder.

12:7.13 (139.2) Even though the Paradise Father functions through his divine creators and his creature children, he also enjoys the most intimate inner contact with you, so sublime, so highly personal, that it is even beyond my comprehension — that mysterious communion of the Father fragment with the human soul and with the mortal mind of its actual indwelling. Knowing what you do of these gifts of God, you therefore know that the Father is in intimate touch, not only with his divine associates, but also with his evolutionary mortal children of time. The Father indeed abides on Paradise, but his divine presence also dwells in the minds of men.

    Bir Evlat’ın ruhaniyeti bedenin bütününü bile kaplasa, bir Evlat fani bedenin ortaklığı içerisinde sizinle birlikte bir kez bile yaşamış olsa, yüksek melekler sizi kişisel olarak korusa ve kollasa da; nasıl olur da İkincil ve Üçüncül Merkezler’in bahse konu varlıklarından herhangi bir tanesi size yaklaşmayı, kendisinden bir parçasını sizin içinde var olmak, sizin gerçekliğiniz, kutsallığınız ve ebediyetiniz olan benliğiniz haline gelmek için size vermiş olan Yaratıcı kadar arzulayabilir veya onun kadar bütüncül bir biçimde sizi anlayabilir?

12:7.14 (139.3) Even though the spirit of a Son be poured out upon all flesh, even though a Son once dwelt with you in the likeness of mortal flesh, even though the seraphim personally guard and guide you, how can any of these divine beings of the Second and Third Centers ever hope to come as near to you or to understand you as fully as the Father, who has given a part of himself to be in you, to be your real and divine, even your eternal, self?

8. Madde, Akıl ve Ruhaniyet  

8. Matter, Mind, and Spirit

    “Tanrı ruhaniyettir,” fakat Cennet bu nitelikte değildir. Maddi evren, her zaman tüm ruhsal eylemlerin içinde gerçekleştiği alandır; ruhaniyet varlıkları ve ruhaniyet yükselenleri, maddi gerçekliğin fiziksel alanlarında yaşar ve görevlerini onun üzerinde sürdürürler.

12:8.1 (139.4) “God is spirit,” but Paradise is not. The material universe is always the arena wherein take place all spiritual activities; spirit beings and spirit ascenders live and work on physical spheres of material reality.

    Kâinatsal çekimin nüfuz alanı olan evrensel kuvvetin bahşedilişi Cennet Adası’nın faaliyetidir. Kuvvet-enerjisinin kaynaksal bütünlüğü Cennet üzerinden sağlanır, ve sözü edilmemiş âlemlerin yapılışında madde, yerleşime açık olan mekânın kuvvet-etkisini oluşturan bir aşkın çekim mevcudiyeti biçiminde üstün evren boyunca an itibariyle çevrim halindedir.

12:8.2 (139.5) The bestowal of cosmic force, the domain of cosmic gravity, is the function of the Isle of Paradise. All original force-energy proceeds from Paradise, and the matter for the making of untold universes now circulates throughout the master universe in the form of a supergravity presence which constitutes the force-charge of pervaded space.

    Merkezin çevresel âlemlerde kuvvetin herhangi bir başkalaşımı; Cennet’den uzaklaşan bir biçimde, âlemlerin ebedi mekân yörüngeleri etrafında sonsuza kadar itaatkâr ve yaradılışına içkin biçimdeki dönüşü olan, ebedi Ada’nın hataya mahal vermeyen, ezelden beri var olan ve ebediyete kadar devam edecek çekimine bağlılıkla seyahat eder. Fiziksel enerji, evrensel yasaya bağlılığında dosdoğru ve değişmez olan bir gerçekliktir. Sadece yaratılmışın iradesini gerçekleştirmesine dair alanlarda, özgün tasarılardan ve izlenecek kutsal yollardan türemiş olan nüveler bulunmaktadır. Kuvvet ve enerji; merkezi Cennet Adası’nın ebediyetinin, devamlılığının ve değişmezliğinin kâinatsal kanıtlarıdır.

12:8.3 (139.6) Whatever the transformations of force in the outlying universes, having gone out from Paradise, it journeys on subject to the never-ending, ever-present, unfailing pull of the eternal Isle, obediently and inherently swinging on forever around the eternal space paths of the universes. Physical energy is the one reality which is true and steadfast in its obedience to universal law. Only in the realms of creature volition has there been deviation from the divine paths and the original plans. Power and energy are the universal evidences of the stability, constancy, and eternity of the central Isle of Paradise.

    Ruhsal çekimin nüfuz alanı olarak ruhaniyetin bahşedilişi ve kişiliklerin ruhsallaştırılması Ebedi Evlat’ın yetki alanıdır. Buna ek olarak Evlat’ın başından beri tüm ruhsallıkları kendisine doğru yakınlaştıran bu ruhaniyet çekimi, Cennet Adası’nın her şeye gücü yeten maddi kavrayışı kadar gerçek ve mutlaktır. Fakat maddi-akla sahip insan doğası gereği, sadece ruhun algılayışı tarafından kavranabilecek bir ruhsal doğanın eşit derecedeki gerçek ve üstün faaliyetlerine kıyasla fiziksel bir doğanın maddi dışavurumlarına daha yakın bir biçimde aşinadır.

12:8.4 (139.7) The bestowal of spirit and the spiritualization of personalities, the domain of spiritual gravity, is the realm of the Eternal Son. And this spirit gravity of the Son, ever drawing all spiritual realities to himself, is just as real and absolute as is the all-powerful material grasp of the Isle of Paradise. But material-minded man is naturally more familiar with the material manifestations of a physical nature than with the equally real and mighty operations of a spiritual nature which are discerned only by the spiritual insight of the soul.

    Evren içinde herhangi bir kişilik aklı olarak onun Tanrısal ruhsallık haline daha fazla yakınlaşması, maddi çekime daha az bir biçimde karşılık göstermesiyle sonuçlanır. Fiziksel-çekim tepkisi tarafından ölçülen gerçeklik, ruhaniyet içeriğinin niteliği tarafından belirlenen gerçekliğin karşıtlığıdır. Fiziksel-çekim eylemi, ruhaniyet olmayan enerjinin sayısal bir belirleyicisidir; bunun yanında ruhsal-çekim eylemi, kutsallığın yaşayan enerjisinin niteliksel bir ölçümüdür.

12:8.5 (140.1) As the mind of any personality in the universe becomes more spiritual — Godlike — it becomes less responsive to material gravity. Reality, measured by physical-gravity response, is the antithesis of reality as determined by quality of spirit content. Physical-gravity action is a quantitative determiner of nonspirit energy; spiritual-gravity action is the qualitative measure of the living energy of divinity.

    Fiziksel yaratılmış için Cennet, ve ruhsal evren için Ebedi Evlat ne ise; maddi, morontial ve ruhsal varlıklara ek olarak onların kişiliklerinin ussal evreni olan akıl âlemleri için, Bütünleştirici Bünye o değere karşılık gelmektedir.

12:8.6 (140.2) What Paradise is to the physical creation, and what the Eternal Son is to the spiritual universe, the Conjoint Actor is to the realms of mind — the intelligent universe of material, morontial, and spiritual beings and personalities.

    Bütünleştirici Bünye maddi ve ruhsal gerçekliklere karşılık verir; ve bu nedenle, yaratımın maddi ve ruhsal fazlarının bir birlikteliğini yansıtabilecek olan tüm ussal yaratılmışlara doğası gereği kâinatsal bir hizmetkâr haline gelir. Usun olgular bütünlüğü içinde, maddeselliğe ve ruhsallığa olan hizmeti olarak aklın ihsanı dolayısıyla; zamanın evrimsel yaratılmışlarının maddi aklının özü, morontial aklın temeli ve ruhsal aklın işbirlikçisi haline gelen Bütünleştirici Bünye’nin ayrıcalıklı nüfuz alanıdır.

12:8.7 (140.3) The Conjoint Actor reacts to both material and spiritual realities and therefore inherently becomes the universal minister to all intelligent beings, beings who may represent a union of both the material and spiritual phases of creation. The endowment of intelligence, the ministry to the material and the spiritual in the phenomenon of mind, is the exclusive domain of the Conjoint Actor, who thus becomes the partner of the spiritual mind, the essence of the morontia mind, and the substance of the material mind of the evolutionary creatures of time.

    Akıl, onun vasıtasıyla ruhaniyet gerçekliklerinin yaratılmış kişilikler için deneyimsel hale geldiği bir işleyiş biçimidir. Buna ek olarak; maddeleri, düşünceleri ve değerleri düzenleme yetisi biçimindeki, insan aklının bile sahip olduğu bütünleştirme olanakları son kertede maddeler üstü bir konumdadır.

12:8.8 (140.4) Mind is the technique whereby spirit realities become experiential to creature personalities. And in the last analysis the unifying possibilities of even human mind, the ability to co-ordinate things, ideas, and values, is supermaterial.

    Fani akıl için göreceli kâinatsal gerçekliğin yedi düzeyini kavramak her ne kadar neredeyse imkânsız olsa da; insan aklı, sınırsız gerçekliğin işlev dâhilinde olan şu üç düzeyinin anlamının birçoğuna dair çıkarsama yapmaya yetkin olmalıdır:

12:8.9 (140.5) Though it is hardly possible for the mortal mind to comprehend the seven levels of relative cosmic reality, the human intellect should be able to grasp much of the meaning of three functioning levels of finite reality:

    1. Madde. Hareket tarafından değişikliğe uğraması ve akıl tarafından belirlenmesinin dışında, doğrusal çekime bağlı olan düzenlenmiş enerji.

12:8.10 (140.6) 1. Matter. Organized energy which is subject to linear gravity except as it is modified by motion and conditioned by mind.

    2. Akıl. Maddi çekime bütünüyle bağlı olmayan, ve ruhaniyet tarafından değişikliğe uğraması vasıtasıyla tamamiyle özgür hale gelebilen düzenlenmiş bilinç.

12:8.11 (140.7) 2. Mind. Organized consciousness which is not wholly subject to material gravity, and which becomes truly liberated when modified by spirit.

    3. Ruhaniyet. En yüksek kişisel gerçeklik. Gerçek ruhaniyet fiziksel çekime tabi değildir; fakat nihai olarak, kişilik saygınlığının evrim içinde bulunan tüm enerji sistemlerinin yönlendirici etkisi haline gelir.

12:8.12 (140.8) 3. Spirit. The highest personal reality. True spirit is not subject to physical gravity but eventually becomes the motivating influence of all evolving energy systems of personality dignity.

    Tüm kişiliklerin varoluş amacı ruhaniyettir; bunun karşısında ise maddi dışavurumlar görecelidir; ve kâinatsal akıl bu evrensel karşıtlıklar arasında düzenleyici olarak görev yapar. Aklın bahşedilişi ve ruhaniyetin hizmeti, Sınırsız Ruhaniyet ve Ebedi Evlat olan İlahiyat’ın yardımcı kişiliklerinin eseridir. Bütüncül İlahiyat gerçekliği sadece akıl değildir, bunun yerine kişilik vasıtasıyla akıl-ruhaniyet birleşimi olan ruhaniyet-aklıdır. Buna rağmen ruhaniyetin ve maddenin mutlaklıkları, Kâinatsın Yaratıcısı’nın kişiliğinde bir araya gelir.

12:8.13 (140.9) The goal of existence of all personalities is spirit; material manifestations are relative, and the cosmic mind intervenes between these universal opposites. The bestowal of mind and the ministration of spirit are the work of the associate persons of Deity, the Infinite Spirit and the Eternal Son. Total Deity reality is not mind but spirit-mind — mind-spirit unified by personality. Nevertheless the absolutes of both the spirit and the thing converge in the person of the Universal Father.

    Cennet üzerinde fiziksel, ussal ve ruhsal olarak bu üç enerji biçimi eş güdüm halindedir. Evrimsel kâinatta enerji-maddesi, ruhaniyetin ikamet ettiği ve aklın aracılığıyla üstünlüğü arzulayan kişilik dışında, baskın bir niteliğe sahiptir. Ruhaniyet tüm yaratılmışların kişilik deneyiminin temel gerçekliğidir, çünkü Tanrı ruhaniyettir. Ruhaniyet değişmezdir, ve bu nedenle o tüm kişilik ilişkilerinde, ilerleyici erişimin deneyimsel farklılıkları olan akıl ve maddeden aşkınlaşır.

12:8.14 (140.10) On Paradise the three energies, physical, mindal, and spiritual, are co-ordinate. In the evolutionary cosmos energy-matter is dominant except in personality, where spirit, through the mediation of mind, is striving for the mastery. Spirit is the fundamental reality of the personality experience of all creatures because God is spirit. Spirit is unchanging, and therefore, in all personality relations, it transcends both mind and matter, which are experiential variables of progressive attainment.

    Kâinatsal evrimde madde, kutsal aydınlanmanın ruhaniyet parıltısının mevcudiyetinde akıl vasıtasıyla felsefi bir gölge haline gelir; fakat bu durum, maddi-enerjinin gerçekliğini geçersiz bir hale getirmez. Akıl, madde ve ruhaniyet eşit olarak gerçektir; fakat onlar, kişilik için kutsallığa erişimde birbirine eş değerlere sahip değildir. Kutsallığın bilinci ilerleyici bir ruhsal deneyimdir.

12:8.15 (140.11) In cosmic evolution matter becomes a philosophic shadow cast by mind in the presence of spirit luminosity of divine enlightenment, but this does not invalidate the reality of matter-energy. Mind, matter, and spirit are equally real, but they are not of equal value to personality in the attainment of divinity. Consciousness of divinity is a progressive spiritual experience.

    Bireysel yaratılmıştaki potansiyel ruhaniyet kişiliğinin nüvesi olarak evren içinde Yaratıcı biçimindeki ruhsallaştırılmış kişiliğin parıltısı artan bir biçimde berraklaşınca, etkileşim içerisinde bulunan aklın maddi oluşum üzerindeki gölgesi gittikçe büyür. Zamanda insanın bedeni akıl veya ruhaniyet kadar gerçektir; fakat ölümde, bedenin aksine kimlik olan akıl ve ruhaniyet varlığını sürdürmeye devam eder. Kâinatsal bir gerçeklik kişilik deneyiminde mevcudiyet dışı olabilir. Buna ek olarak, sahip olduğunuz bir Yunan mecazi deyişi olan daha gerçek ruhaniyet özünün gölgesi olarak madde, felsefi bir öneme sahiptir.

12:8.16 (141.1) The brighter the shining of the spiritualized personality (the Father in the universe, the fragment of potential spirit personality in the individual creature), the greater the shadow cast by the intervening mind upon its material investment. In time, man’s body is just as real as mind or spirit, but in death, both mind (identity) and spirit survive while the body does not. A cosmic reality can be nonexistent in personality experience. And so your Greek figure of speech — the material as the shadow of the more real spirit substance — does have a philosophic significance.

9. Kişisel Gerçeklikler  

9. Personal Realities

    Ruhaniyet, âlemlerde asli bir kişilik gerçekliğidir; ve kişilik, ruhsal gerçeklikle birlikte tüm ilerleme deneyimine temel teşkil eder. Evren ilerleyişinin her ardışık düzeyi üzerinde kişilik deneyiminin her safhası, cezp edici kişisel gerçekliklerin keşfini taşıyan ipuçlarıyla dolup taşar. İnsanın gerçek nihai sonu, yeninin ve ruhaniyet amaçlarının yaratılmasından, ve bunun sonrasında madde dışı değerin bu tür tanrısal amaçlarının kâinatsal cezp ediciliklerine yanıt vermesinden oluşur.

12:9.1 (141.2) Spirit is the basic personal reality in the universes, and personality is basic to all progressing experience with spiritual reality. Every phase of personality experience on every successive level of universe progression swarms with clues to the discovery of alluring personal realities. Man’s true destiny consists in the creation of new and spirit goals and then in responding to the cosmic allurements of such supernal goals of nonmaterial value.

    Sevgi, kişilikler arasında faydalı birlikteliğin sırrıdır. Bir insanı tek bir iletişimin sonucunda tam anlamıyla tanıyamazsınız. Müzik her ne kadar matematiksel bir ritim biçimi olsa da, siz müziği matematiksel bir çıkarım vasıtasıyla hakkını vererek değerlendiremezsiniz. Telefon defterinde bir abonmana ait numara hiçbir biçimde ne bu abonmanın kişiliğini açığa çıkarır ne de onun sahip olduğu karakteriyle ilgili herhangi bir şeyi belirtir.

12:9.2 (141.3) Love is the secret of beneficial association between personalities. You cannot really know a person as the result of a single contact. You cannot appreciatingly know music through mathematical deduction, even though music is a form of mathematical rhythm. The number assigned to a telephone subscriber does not in any manner identify the personality of that subscriber or signify anything concerning his character.

    Maddi bilim olarak Matematik, evrenin maddesel yönlerinin ussal tartışmaları için hayati bir öneme sahiptir; fakat böyle bir bilgi, gerçeğin daha üst bir kademedeki kendisini gerçekleştirmesinin veya ruhsal gerçekliklerinin kişisel değerinin bilinmesinin zorunlu olarak bir parçası değildir. Sadece hayat alanlarında değil fiziksel enerji dünyalarında bile, iki veya daha fazla unsurun toplamı çoğunlukla, bu tür birlikteliğin tahmin edilebilen toplama sonucundan bazen farklı veya yine bazı durumlarda ise onların bütünlüğünden çok daha fazladır. Felsefenin tamamını kaplayan yetki alanı, matematiğin bütünsel ilimi, en yüksek kimya veya fizik bilimi; gaz halindeki iki hidrojen atomunun bir oksijen gaz atomuyla birleşmesinin, sıvı halindeki su biçiminde niceliksel ve yeni bir aşkın birleşmenin özü olarak sonuçlanacağını, ne bilebilirdi ve ne de onu tahmin edebilirdi. Bu tek bir fizyokimyasal olgunun bilgisel bakımdan önceden bilinebiliyor olması, maddesel felsefenin ve mekanik evren biliminin gelişmesini engelleyebilirdi.

12:9.3 (141.4) Mathematics, material science, is indispensable to the intelligent discussion of the material aspects of the universe, but such knowledge is not necessarily a part of the higher realization of truth or of the personal appreciation of spiritual realities. Not only in the realms of life but even in the world of physical energy, the sum of two or more things is very often something more than, or something different from, the predictable additive consequences of such unions. The entire science of mathematics, the whole domain of philosophy, the highest physics or chemistry, could not predict or know that the union of two gaseous hydrogen atoms with one gaseous oxygen atom would result in a new and qualitatively superadditive substance — liquid water. The understanding knowledge of this one physiochemical phenomenon should have prevented the development of materialistic philosophy and mechanistic cosmology.

    Teknik inceleme bir insanın veya bir unsurun neyi yapabileceğini açığa çıkarmaz. Örneğin su etkin olarak yangının söndürülmesi için kullanılır. Yangının dindirilmesi için suyun kullanılması gerektiği günlük deneyimin bir bilgisidir; fakat su üzerinde tek başına yapılacak hiçbir inceleme, onun böyle bir işlevinin olduğunu yangın olmadan açığa çıkarmayacaktır. Su araştırıldığında onun hidrojen ve oksijenden oluştuğu; daha ileri bir safhadaki araştırmalarda ise bu elementlerden oksijenin yanmanın gerçek bir tetikleyicisi ve hidrojenin ise kendi başına yanıcı bir madde olduğu açığa çıkmıştır.

12:9.4 (141.5) Technical analysis does not reveal what a person or a thing can do. For example: Water is used effectively to extinguish fire. That water will put out fire is a fact of everyday experience, but no analysis of water could ever be made to disclose such a property. Analysis determines that water is composed of hydrogen and oxygen; a further study of these elements discloses that oxygen is the real supporter of combustion and that hydrogen will itself freely burn.

    Dininiz gittikçe gerçek bir hal almaktadır, çünkü o köleliğin korkusundan ve hurafelerin esaretinden kurtularak açığa çıkmıştır. Felsefeniz gelenek ve dogmadan özgürleşmeye çabalamaktadır. Biliminiz; soyutlamanın boyunduruğu altından, matematiğin köleliğinden ve mekanik maddeselliğin göreceli körlüğünden kurtulmak için savaşırken o, gerçek ve yanlış arasında asırlardır süregelen çekişmenin mücadelesini vermektedir.

12:9.5 (141.6) Your religion is becoming real because it is emerging from the slavery of fear and the bondage of superstition. Your philosophy struggles for emancipation from dogma and tradition. Your science is engaged in the agelong contest between truth and error while it fights for deliverance from the bondage of abstraction, the slavery of mathematics, and the relative blindness of mechanistic materialism.

    Fani insan ruhani bir çekirdeğe sahiptir. Akıl, kutsal bir ruhaniyet çekirdeği etrafında mevcut ve maddi bir çevrede faaliyet gösteren kişisel bir enerji sistemidir. Kişisel aklın ve ruhaniyetin bu tür yaşayan bir ilişkisi, ebedi kişiliğin kâinat potansiyelini oluşturur. Gerçek karışıklık, devam eden hayal kırıklığı, ciddi yenilgi veya kaçınılmaz olan ölüm sadece; öz benlik kavramlarının bütüncül olarak merkezi ruhaniyet çekirdeğinin yönetici gücünü ortadan kaldırmayı farz etmesi ve böylece kişilik kimliğinin kâinatsal düzenini bozması sonucunda meydana gelmektedir.

12:9.6 (142.1) Mortal man has a spirit nucleus. The mind is a personal-energy system existing around a divine spirit nucleus and functioning in a material environment. Such a living relationship of personal mind and spirit constitutes the universe potential of eternal personality. Real trouble, lasting disappointment, serious defeat, or inescapable death can come only after self-concepts presume fully to displace the governing power of the central spirit nucleus, thereby disrupting the cosmic scheme of personality identity.

    [Zamanın Ataları’nın iradesi altında hareket eden bir Bilgeliğin Kusursuzlaştırıcısı tarafından sunulmuştur.]

12:9.7 (142.2) [Presented by a Perfector of Wisdom acting by authority of the Ancients of Days.]





Back to Top