URANTİA’NIN KİTABI’NA - 99. Makale
Dinin Toplumsal Sorunları

URANTİA’NIN KİTABI’NA   

Kısım III. Urantia’nın Tarihi



Paper 99
The Social Problems of Religion

    DİN en yüksek toplumsal hizmetine, toplumun din-dışı kurumlarıyla en az ilişkiye sahip olduğunda ulaşmaktadır. Geçmiş çağlarda, toplumsal nitelikli köklü değişiklikler büyük ölçüde ahlaki alanlarla kısıtlandığı için, din; toplumsal ve siyasi sistemlerdeki geniş çaplı değişimlere olan tutumunu düzenleme zorunluluğunu yaşamadı. Dinin başlıca sorunu, siyasal ve ekonomik kültürün mevcut toplumsal düzeni içinde kötülüğü iyilikle değiştirme gayretiydi. Din bu nedenle dolaylı olarak, medeniyetin mevcut biçiminin devamlılığını teşvik eder biçimde toplumun oturmuş düzenini devam ettirme eğilimi göstermişti.

99:0.1 (1086.1) RELIGION achieves its highest social ministry when it has least connection with the secular institutions of society. In past ages, since social reforms were largely confined to the moral realms, religion did not have to adjust its attitude to extensive changes in economic and political systems. The chief problem of religion was the endeavor to replace evil with good within the existing social order of political and economic culture. Religion has thus indirectly tended to perpetuate the established order of society, to foster the maintenance of the existent type of civilization.

    Ancak din doğrudan bir biçimde, ne yeni toplumsal düzenlerin yaratımıyla ne de eskilerinin muhafazasıyla ilgilenmelidir. Gerçek din, toplumun evrimleşmesinin bir yöntemi olarak şiddete karşı çıkar; ancak o, adetlerini ve kurumlarını yeni ekonomik koşullara ve kültürel gereksinimlere göre uyum sağlamak için toplumun verdiği ussal çabalara karşı çıkmaz.

99:0.2 (1086.2) But religion should not be directly concerned either with the creation of new social orders or with the preservation of old ones. True religion does oppose violence as a technique of social evolution, but it does not oppose the intelligent efforts of society to adapt its usages and adjust its institutions to new economic conditions and cultural requirements.

    Din, geçmiş yüzyılların zaman zaman ortaya çıkan toplumsal nitelikteki köklü değişikliklerini onaylamıştı; ancak yirminci yüzyılda dini, geniş çaplı olan ve sürekli devam eden toplumun yeniden inşasına uyum sağlama zorundalılığıyla yüzleşmesi için çağırmak bir ihtiyaçtır. Yaşam koşulları o kadar hızlı bir biçimde değişmektedir ki; kurumsal değişikliklerin fazlasıyla hızlandırılmalı, ve din buna uygun bir biçimde yeni ve sürekli değişen toplum düzenine olan uyumunu çabuklaştırmak zorundadır.

99:0.3 (1086.3) Religion did approve the occasional social reforms of past centuries, but in the twentieth century it is of necessity called upon to face adjustment to extensive and continuing social reconstruction. Conditions of living alter so rapidly that institutional modifications must be greatly accelerated, and religion must accordingly quicken its adaptation to this new and ever-changing social order.

1. Din ve Toplumsal Yeniden Yapılanma  

1. Religion and Social Reconstruction

    Mekanik buluşlar ve bilginin yayılımı, medeniyeti değiştirmektedir; eğer kültürel faciadan kaçınılabilirse, belirli ekonomik düzenlemeler ve toplumsal değişiklikler elzemdir. Bu yeni ve gelmekte olan toplumsal düzen, bin yıllık bir süre boyunca kendi kendine yerleşmeyecektir. İnsan ırkı; değişikliklerin, düzenlemelerin ve yeniden düzenlemelerin bir sıralı çevrimi ile barışık hale gelmelidir. İnsanlık, yeni ve açığa çıkarılmamış bir gezegensel nihai sona hareket etmektedir.

99:1.1 (1086.4) Mechanical inventions and the dissemination of knowledge are modifying civilization; certain economic adjustments and social changes are imperative if cultural disaster is to be avoided. This new and oncoming social order will not settle down complacently for a millennium. The human race must become reconciled to a procession of changes, adjustments, and readjustments. Mankind is on the march toward a new and unrevealed planetary destiny.

    Din; bu sürekli değişen koşulların ve sonu gelmez ekonomik düzenlemelerin ortasında oldukça hareketli bir biçimde faaliyet gösteren ahlaki tutarlılık ve ruhsal ilerleme üzerinde zorlayıcı bir etki haline gelmemelidir.

99:1.2 (1086.5) Religion must become a forceful influence for moral stability and spiritual progression functioning dynamically in the midst of these ever-changing conditions and never-ending economic adjustments.

    Urantia toplumu, geçmiş çağlarda olduğu gibi işleri akışına bırakarak yoluna girmesini artık ümit dahi edemez. Toplumun gemisi; yerleşik geleneğin korunaklı limanlarından demir almış, evrimsel nihai sonun açık denizlerine olan yoluna çıkmıştır; ve insan ruhu, dünya tarihinde daha önce hiçbir şekilde görülmemiş bir biçimde, ahlaki değerlerini ciddi bir biçimde gözden geçirme ve dini rehberliğin pusulasına dikkatlice bakma ihtiyacı duymaktadır. Toplumsal bir etki olarak dinin en yüksek görevi; bir kültür seviyesinden diğerine olan bir biçimde, medeniyetin bir fazından diğer fazına olan geçişin bu tehlikeli dönemleri boyunca insanlığın ideallerini istikrarlı konuma getirmektir.

99:1.3 (1086.6) Urantia society can never hope to settle down as in past ages. The social ship has steamed out of the sheltered bays of established tradition and has begun its cruise upon the high seas of evolutionary destiny; and the soul of man, as never before in the world’s history, needs carefully to scrutinize its charts of morality and painstakingly to observe the compass of religious guidance. The paramount mission of religion as a social influence is to stabilize the ideals of mankind during these dangerous times of transition from one phase of civilization to another, from one level of culture to another.

    Din, yerine getirecek hiçbir yeni sorumluluğa sahip değildir; ancak o, bu yeni ve hızla değişen insan koşullarının tümünde bilge bir rehber ve deneyimli bir danışman olarak acilen faaliyet göstermeye çağrılmaktadır. Toplum; daha mekanik, daha yoğun, daha katmanlı ve daha ciddi biçimde içsel bağımlı haline gelmektedir. Din; bu yeni ve içten ortak birlikteliklerin karşılıklı olarak geriletici ve zarar verici hale gelmesini engellemek için faaliyet göstermelidir. Din; ilerleme mayalarının, medeniyetin içinde barındırdığı kültürel lezzeti bozmasını önleyen kâinatsal tuz olarak faaliyet göstermek zorundadır. Bu yeni toplumsal ilişkiler ve ekonomik kargaşalar uzun süreli kardeşlikle ancak din hizmetiyle sonuçlanabilir.

99:1.4 (1087.1) Religion has no new duties to perform, but it is urgently called upon to function as a wise guide and experienced counselor in all of these new and rapidly changing human situations. Society is becoming more mechanical, more compact, more complex, and more critically interdependent. Religion must function to prevent these new and intimate interassociations from becoming mutually retrogressive or even destructive. Religion must act as the cosmic salt which prevents the ferments of progression from destroying the cultural savor of civilization. These new social relations and economic upheavals can result in lasting brotherhood only by the ministry of religion.

    Tanrısız bir insanperverlik, insan açısından, soylu bir tutumdur; ancak gerçek din, bir toplumsal birliğin diğer toplulukların ihtiyaçları ve sıkıntılarına gösterdiği karşılığı uzun süreli bir biçimde arttırabilen tek güçtür. Geçmişte, kurumsal din, toplumun üst tabakası çaresiz alt tabakada bulunanların sıkıntılarına ve yaşadıkları baskılara kulaklarını tıkarken hareketsiz kalabilmişti; ancak, çağdaş dönemlerde bu alt toplumsal düzeyler artık, ne geçmiş dönemdeki gibi cahil ve ne de siyasi açıdan çaresizdir.

99:1.5 (1087.2) A godless humanitarianism is, humanly speaking, a noble gesture, but true religion is the only power which can lastingly increase the responsiveness of one social group to the needs and sufferings of other groups. In the past, institutional religion could remain passive while the upper strata of society turned a deaf ear to the sufferings and oppression of the helpless lower strata, but in modern times these lower social orders are no longer so abjectly ignorant nor so politically helpless.

    Din, toplumun yeniden yapılanışının ve ekonomik yeniden düzenlenişinin din-dışı faaliyetine organik olarak katılmamalıdır. Ancak o; insan yaşamına ve aşkın kurtuluşa dair ilerleyici felsefesi olarak, sahip olduğu ahlaki emirler ve ruhsal yönergelerin oldukça belirgin ve canlı yeniden ifadelerinde bulunarak medeniyet içindeki tüm bu gelişmeler ile etkin bir şekilde ayak uydurmak zorundadır. Dinin ruhaniyeti ebedidir; ancak onun dışavurumu, insan dili sözlüğünün her yeniden güncellenişinde yeniden ifade edilmelidir.

99:1.6 (1087.3) Religion must not become organically involved in the secular work of social reconstruction and economic reorganization. But it must actively keep pace with all these advances in civilization by making clear-cut and vigorous restatements of its moral mandates and spiritual precepts, its progressive philosophy of human living and transcendent survival. The spirit of religion is eternal, but the form of its expression must be restated every time the dictionary of human language is revised.

2. Kurumsal Dinin Zafiyeti  

2. Weakness of Institutional Religion

    Kurumsal din, bu gelmek üzere olan tüm dünya çağındaki toplumun yeniden yapılanışında ve ekonominin yeniden düzenlenişinde ilham sağlayabilecek ve önderliği sunabilecek yeti sahip değildir; çünkü o ne yazık ki, yeniden inşa sürecinden geçmek zorunda olan toplumsal düzenin ve ekonomik sistemin az veya çok organik bir parçası haline gelmiştir. Yalnızca kişisel düzeydeki ruhsal deneyimin gerçek dini, medeniyetin bugünkü krizinde yararlı ve yaratıcı bir biçimde faaliyet gösterebilir.

99:2.1 (1087.4) Institutional religion cannot afford inspiration and provide leadership in this impending world-wide social reconstruction and economic reorganization because it has unfortunately become more or less of an organic part of the social order and the economic system which is destined to undergo reconstruction. Only the real religion of personal spiritual experience can function helpfully and creatively in the present crisis of civilization.

    Kurumsal din şimdi, bir kısır döngünün çıkmazında yakalanmıştır. O, ilk önce kendisini yeniden yapılandırmadan toplumu yeniden inşa edemez; ve yerleşik düzenin bu düzeyde birleştirici bir parçası halinde bulunarak o, toplum köklü bir biçimde yeniden yapılanana kadar kendisini yeniden inşa edemez.

99:2.2 (1087.5) Institutional religion is now caught in the stalemate of a vicious circle. It cannot reconstruct society without first reconstructing itself; and being so much an integral part of the established order, it cannot reconstruct itself until society has been radically reconstructed.

    Dindarlar toplum içinde, üretimde, ve siyasette bireyler olarak faaliyet göstermelidir; topluluklar, siyasi partiler veya kurumlar halinde değil. Dini etkinlikleri dışında bahse konu birliktelikler halinde faaliyet göstermeye kalkışmış olan bir dini topluluk, doğrudan bir biçimde siyasi bir parti, ekonomik bir örgüt veya toplumsal bir kurum haline gelir. Dinsel toplulukçuluk; çabalarını, dini amaçların yerine getirilmesiyle sınırlandırmak zorundadır.

99:2.3 (1087.6) Religionists must function in society, in industry, and in politics as individuals, not as groups, parties, or institutions. A religious group which presumes to function as such, apart from religious activities, immediately becomes a political party, an economic organization, or a social institution. Religious collectivism must confine its efforts to the furtherance of religious causes.

    Dindarlar; dinlerinin kendilerine gelişmiş kâinatsal öngörüyü bağışlayabilmesine ek olarak, yüce bir biçimde Tanrı’yı ve cennetsel krallık içindeki bir kardeş şeklinde her insanı sevmenin içten arzusundan doğan üstün toplumsal bilgeliği bahşedebilmesi olması dışında, toplumun yeniden inşasında dindar-olmayanlardan daha fazla değere sahip değillerdir. İdeal bir toplumsal düzen; içinde, her insanın komşusunu kendisi gibi sevdiği yapıdır.

99:2.4 (1087.7) Religionists are of no more value in the tasks of social reconstruction than nonreligionists except in so far as their religion has conferred upon them enhanced cosmic foresight and endowed them with that superior social wisdom which is born of the sincere desire to love God supremely and to love every man as a brother in the heavenly kingdom. An ideal social order is that in which every man loves his neighbor as he loves himself.

    Kurumsallaşmış din-kurumu geçmişte, yerleşmiş siyasi ve ekonomik düzenleri yücelterek topluma hizmet vermiş görüntüsü sergilemiş olabilir; ancak o hayatta kalabilmesi için, bu türden faaliyetine hızla son vermek durumundadır. Dinin tek yerinde tutumu; yeryüzünde barış ve tüm insanlar arasında iyilik olarak — şiddetli devrimin yerini barışçıl evrimin aldığı inanç savı şeklinde şiddetsizlik öğretisinden meydana gelmektedir

99:2.5 (1087.8) The institutionalized church may have appeared to serve society in the past by glorifying the established political and economic orders, but it must speedily cease such action if it is to survive. Its only proper attitude consists in the teaching of nonviolence, the doctrine of peaceful evolution in the place of violent revolution — peace on earth and good will among all men.

    Çağdaş din; yalnızca, kendisinin oldukça bütüncül bir biçimde gelenekselleşmesine, dogmalaşmasına ve kurumsallaşmasına izin vermiş olması nedeniyle, hızlıca yön değiştiren toplumsal değişikler karşısında tutumunu belirlemede zorlanmaktadır. Yaşayan deneyimin dini; için de her zaman, bir ahlaksal istikrarlaştırıcı, toplumsal rehber ve ruhsal kılavuz olarak faaliyet gösterebildiği, tüm bu toplumsal gelişimlerle ve ekonomik kargaşalarla başa çıkmada hiçbir sorun yaşamamaktadır. Gerçek din, bir çağdan diğerine değerli kültürü, ve Tanrı’yı bilme ve onun gibi olmayı arzulama deneyiminden doğan bilgeliği aktarmaktadır.

99:2.6 (1088.1) Modern religion finds it difficult to adjust its attitude toward the rapidly shifting social changes only because it has permitted itself to become so thoroughly traditionalized, dogmatized, and institutionalized. The religion of living experience finds no difficulty in keeping ahead of all these social developments and economic upheavals, amid which it ever functions as a moral stabilizer, social guide, and spiritual pilot. True religion carries over from one age to another the worth-while culture and that wisdom which is born of the experience of knowing God and striving to be like him.

3. Din ve Dindar  

3. Religion and the Religionist

    Öncül Hristiyanlık tamamiyle; tüm kamusal bağlardan, toplumsal sorumluluklardan ve ekonomik birlikteliklerden yoksundu. Sadece, daha sonranın kurumsallaşmış Hıristiyanlığı, Batı medeniyetinin siyasi ve toplumsal yapısının organik bir parçası haline geldi.

99:3.1 (1088.2) Early Christianity was entirely free from all civil entanglements, social commitments, and economic alliances. Only did later institutionalized Christianity become an organic part of the political and social structure of Occidental civilization.

    Cennetin krallığı ne toplumsal ne de ekonomik bir düzendir; o tamamen, Tanrı-bilen bireylerin ruhsal kardeşliğidir. Bu türden kardeşliğin, şaşırtıcı siyasi ve ekonomik gelişmelerin sonucunda ortaya çıkan yeni ve büyüleyici bir toplumsal olgu olduğu gerçektir.

99:3.2 (1088.3) The kingdom of heaven is neither a social nor economic order; it is an exclusively spiritual brotherhood of God-knowing individuals. True, such a brotherhood is in itself a new and amazing social phenomenon attended by astounding political and economic repercussions.

    Gerçek dindar; çekilen toplumsal sıkıntıya duyarsız, kamusal haksızlığa kayıtsız, ekonomik düşünceden soyutlanmış, ne de siyasi zorbalığa karşı hissiz değildir. Din, toplumun yeniden inşasını doğrudan bir biçimde etkilemektedir; çünkü o, bireysel vatandaşı ruhsallaştırmakta ve onu olası en yüksek konuma getirmektedir. Dolaylı bir biçimde kültürel medeniyet; bu bireysel dindarlar çeşitli toplumsal, ahlaki, ekonomik ve siyasal toplulukların etkin ve etkili üyeleri haline gelirken onların tutumundan etkilenmektedir.

99:3.3 (1088.4) The religionist is not unsympathetic with social suffering, not unmindful of civil injustice, not insulated from economic thinking, neither insensible to political tyranny. Religion influences social reconstruction directly because it spiritualizes and idealizes the individual citizen. Indirectly, cultural civilization is influenced by the attitude of these individual religionists as they become active and influential members of various social, moral, economic, and political groups.

    Yüksek bir kültürel medeniyete erişmek; ilk önce ideal bir vatandaş olmayı, daha sonra, bu türden gelişmiş bir insan toplumunun ekonomik ve siyasi kurumlarını aracılığıyla denetim altına alabilecek, ideal ve yeterli sayıdaki mekanizmalara ihtiyaç duymaktadır.

99:3.4 (1088.5) The attainment of a high cultural civilization demands, first, the ideal type of citizen and, then, ideal and adequate social mechanisms wherewith such a citizenry may control the economic and political institutions of such an advanced human society.

    Haddinden fazla derecede doğru olmayan hissiyata sahip olması nedeniyle din-kurumu uzunca bir süredir yoksul ve talihsiz olanlara hizmet etmiş olup, bu durum tamamiyle iyi sonuçlar doğurmuştur; ancak aynı hissiyat, medeniyetin ilerleyişini çok büyük ölçekte geriletmiş olan ırksal bakımdan yozlaşmış ırk kollarının akılsızca gerçekleşen devamlılığına yol açmıştır.

99:3.5 (1088.6) The church, because of overmuch false sentiment, has long ministered to the underprivileged and the unfortunate, and this has all been well, but this same sentiment has led to the unwise perpetuation of racially degenerate stocks which have tremendously retarded the progress of civilization.

    Toplumun yeniden inşasını savunan birçok birey, kurumsallaşmış dini şiddetle reddederken, köklü toplumsal değişikliklerinin örgütlü bir şekilde duyuruluşunda son kertede oldukça güçlü bir dindar nitelik sergilemektedir. Ve bu nedenle, kişisel olan ve neredeyse hiç fark edilmeyen dini güdü, toplumun yeniden inşasının bugünkü izlencesinde büyük bir rol oynamaktadır.

99:3.6 (1088.7) Many individual social reconstructionists, while vehemently repudiating institutionalized religion, are, after all, zealously religious in the propagation of their social reforms. And so it is that religious motivation, personal and more or less unrecognized, is playing a great part in the present-day program of social reconstruction.

    Tüm bu fark edilmeyen ve bilinç dışı dinsel etkinlik türüne ait büyük zafiyet; açık görüşlü dini eleştiriden yarar sağlayamaması ve böylece bireyin kendi kendisini düzeltmesinin yararlı düzeylerine ulaşamamasıdır. Yapıcı eleştiriyle denetim altına alınıp yetiştirilmeden, felsefeyle derinleştirilmeden, bilimle arındırılmadan ve sadık inanış birlikteliğiyle beslenmeden, dinin büyümeyeceği bir gerçektir.

99:3.7 (1088.8) The great weakness of all this unrecognized and unconscious type of religious activity is that it is unable to profit from open religious criticism and thereby attain to profitable levels of self-correction. It is a fact that religion does not grow unless it is disciplined by constructive criticism, amplified by philosophy, purified by science, and nourished by loyal fellowship.

    Orada her zaman; çarpışan her milletin kendisine ait dini, askeri söylemine katan bir biçimde sömürdüğü savaş dönemlerine olduğu gibi, dinin doğru olmayan amaçların gerçekleştirilmesine doğru bozulması ve sapması biçiminde büyük tehlike bulunmaktadır. İçinde sevgi barınmayan şevk din için her zaman zararlı olurken, eziyet etme, din etkinliklerini, belirli bir toplumsal veya din-kuramsal amacın yerine getirilişine doğru saptırmaktadır.

99:3.8 (1088.9) There is always the great danger that religion will become distorted and perverted into the pursuit of false goals, as when in times of war each contending nation prostitutes its religion into military propaganda. Loveless zeal is always harmful to religion, while persecution diverts the activities of religion into the achievement of some sociologic or theologic drive.

    Din; kutsal olmayan din-dışı eklemlenmelerden sadece şunlar vasıtasıyla katışıksız tutulabilir:

99:3.9 (1089.1) Religion can be kept free from unholy secular alliances only by:

    1. Ciddi derecede düzeltici bir felsefe.

99:3.10 (1089.2) 1. A critically corrective philosophy.

    2. Tüm toplumsal, ekonomik ve siyasi eklemlenmelerden uzaklık.

99:3.11 (1089.3) 2. Freedom from all social, economic, and political alliances.

    3. Yaratıcı, huzur verici ve sevgiyi-genişletici inanış-birliktelikleri.

99:3.12 (1089.4) 3. Creative, comforting, and love-expanding fellowships.

    4. Ruhsal kavrayışın ilerleyici gelişimi ve kâinatsal değerlerin takdiri.

99:3.13 (1089.5) 4. Progressive enhancement of spiritual insight and the appreciation of cosmic values.

    5. Bilimsel nitelikli akılcı tutumun tarafsız değerlendirmeleriyle bağnazlığın önlenmesi.

99:3.14 (1089.6) 5. Prevention of fanaticism by the compensations of the scientific mental attitude.

    Bir topluluk olarak dindarlar hiçbir zaman; her ne kadar bireysel bir vatandaş halinde bu türden herhangi bir dindar bireyin, birtakım toplumsal, ekonomik veya siyasi yeniden yapılanış hareketinin olağanüstü önderi haline gelme olasılığı olsa da, din dışında kendilerini hiçbir şeyle ilgili kılmamalıdırlar.

99:3.15 (1089.7) Religionists, as a group, must never concern themselves with anything but religion, albeit any one such religionist, as an individual citizen, may become the outstanding leader of some social, economic, or political reconstruction movement.

    Tüm bu zor fakat arzulanan toplumsal hizmetlerin geliştirilmesinde başarının elde edilmesi için bireysel vatandaşı yönlendirirken, onun içinde bu türden kâinatsal bağlılığı yaratmak, onu muhafaza etmek ve onun için ilham vermek dinin görevidir.

99:3.16 (1089.7) It is the business of religion to create, sustain, and inspire such a cosmic loyalty in the individual citizen as will direct him to the achievement of success in the advancement of all these difficult but desirable social services.

4. Geçiş Zorlukları  

4. Transition Difficulties

    Gerçek din, dindarı toplumsal olarak güzel hale getirip, insanın inanış birlikteliğine yönelik derin kavrayışları yaratır. Ancak dini toplulukların resmileştirilmesi, birçok kez, temel alınarak inşa edilmiş değerlerin tam da kendisini yok etmektedir. İnsan arkadaşlığı ve kutsal din, eğer büyüme her birinde eşit ve uyumlu hale getirilirse, karşılıklı olarak yararlı ve ciddi ölçüde yol göstericidir. Din — aileler, okullar ve belli bir amaç için toplanmış küçük topluluklar olarak — tüm topluluk birlikteliklerine yeni bir anlam vermektedir. Oyuna yeni değerler aktarmakta ve tüm gerçek mizahı yüceltmektedir.

99:4.1 (1089.9) Genuine religion renders the religionist socially fragrant and creates insights into human fellowship. But the formalization of religious groups many times destroys the very values for the promotion of which the group was organized. Human friendship and divine religion are mutually helpful and significantly illuminating if the growth in each is equalized and harmonized. Religion puts new meaning into all group associations — families, schools, and clubs. It imparts new values to play and exalts all true humor.

    Toplumsal önderlik, ruhsal kavrayış ile dönüşmektedir; din, toplulukçu hareketlerin tümünün sahip oldukları amaçlarını gözden yitirmelerine engel olmaktadır. Çocuklar ile birlikte din, yaşayan ve büyüyen bir inanç olduğu müddetçe aile yaşamının en büyük birleştiricisidir. Çocuklar olmadan aileye sahip olunamaz; din olmadan yaşanılabilir, ancak bu türden bir devasa bir biçimde bu içten insan birlikteliğinin zorluluklarını çoğaltmaktadır. Yirminci yüzyılın ilk on yılları boyunca; eski dini bağlılıklardan ortaya çıkış halindeki yeni anlam ve değerlere olan geçişin sonucunda meydana gelen yozlaşmadan, kişisel dini deneyimden sonra en fazla aile yaşamı muzdarip olmuştur.

99:4.2 (1089.10) Social leadership is transformed by spiritual insight; religion prevents all collective movements from losing sight of their true objectives. Together with children, religion is the great unifier of family life, provided it is a living and growing faith. Family life cannot be had without children; it can be lived without religion, but such a handicap enormously multiplies the difficulties of this intimate human association. During the early decades of the twentieth century, family life, next to personal religious experience, suffers most from the decadence consequent upon the transition from old religious loyalties to the emerging new meanings and values.

    Gerçek din, günlük yaşamın olağan gerçeklikleri karşısında canlı bir şekilde yaşamanın anlamlı bir biçimidir. Ancak eğer din karakterin bireysel gelişimini harekete geçirmek ve kişiliğin bütünleşmesini arttırmak için varsa, ortak ölçütlere bağlanmamalıdır. Eğer o, deneyimin değerlendirilişini harekete geçirmek ve bir değer-bulduran olarak hizmet etmek için varsa, katılaşmış kalıplara sığdırılmamalıdır. Eğer din yüce bağlılıkları sağlamak için varsa, resmileştirilmemelidir.

99:4.3 (1089.11) True religion is a meaningful way of living dynamically face to face with the commonplace realities of everyday life. But if religion is to stimulate individual development of character and augment integration of personality, it must not be standardized. If it is to stimulate evaluation of experience and serve as a value-lure, it must not be stereotyped. If religion is to promote supreme loyalties, it must not be formalized.

    Medeniyetin toplumsal ve ekonomik gelişimiyle birlikte hangi kargaşalar gerçekleşirse gerçekleşsin, din; bünyesinde gerçekliğin, güzelliğin ve iyiliğin hüküm sürdüğü bir deneyimi birey içinde teşvik ediyorsa, gerçek ve değerlidir; zira bu türden bir din, yüce gerçekliğin doğru ruhsal kavramsallaşmasıdır. Ve, derin sevgi ve ibadet vasıtasıyla bu din, insanlarla olan inanış birlikteliği ve Tanrı’ya olan evlatlıkla birlikte anlamlı hale gelmektedir.

99:4.4 (1089.12) No matter what upheavals may attend the social and economic growth of civilization, religion is genuine and worth while if it fosters in the individual an experience in which the sovereignty of truth, beauty, and goodness prevails, for such is the true spiritual concept of supreme reality. And through love and worship this becomes meaningful as fellowship with man and sonship with God.

    Sonuç olarak, bir insanın ne bildiğinden çok neye inandığı, davranışı belirlemekte ve kişisel uygulamalar üzerinde baskın gelmektedir. Duygusal olarak etkileştirilen hale gelmedikçe, saf verilere dayalı bilgi, sıradan insan üzerinde oldukça küçük bir etki bırakmaktadır; Ancak dinin etkinleştirilmesi; fani yaşam içindeki ruhsal enerjiler ile iletişime geçme ve onların salınımıyla aşkın düzeylerde bütüncül insan deneyimini bütünleştirme olarak, üstün-duygusallıktır.

99:4.5 (1090.1) After all, it is what one believes rather than what one knows that determines conduct and dominates personal performances. Purely factual knowledge exerts very little influence upon the average man unless it becomes emotionally activated. But the activation of religion is superemotional, unifying the entire human experience on transcendent levels through contact with, and release of, spiritual energies in the mortal life.

    Yirminci yüzyılın psikolojik olarak huzursuz dönemleri boyunca, ekonomik kargaşalar, ahlaki hususlardaki zıt söylemler ve bilimsel bir dönemin hortumsal etkiye sahip geçişleri içindeki toplumsal nitelikli karşıt akımların birleştiği durumların ortasında binlerce erkek ve kadın, insanın alışılagelmiş ölçülerinin dışına çıkan konuma gelmiştir; onlar endişeli, huzursuz, korku duyan, kararsız ve tedirgin olan bir konumdadırlar; ve, dünya tarihinde daha önce hiç olmadığı kadar, güçlü dinin huzur vermesine ve istikrar getirmesine ihtiyaç duymaktadırlar. Öngörülememiş bilimsel kazanım ve mekanik gelişme karşısında orada, ruhsal durgunluk ve felsefi karmaşa bulunmaktadır.

99:4.6 (1090.2) During the psychologically unsettled times of the twentieth century, amid the economic upheavals, the moral crosscurrents, and the sociologic rip tides of the cyclonic transitions of a scientific era, thousands upon thousands of men and women have become humanly dislocated; they are anxious, restless, fearful, uncertain, and unsettled; as never before in the world’s history they need the consolation and stabilization of sound religion. In the face of unprecedented scientific achievement and mechanical development there is spiritual stagnation and philosophic chaos.

    Fedakâr ve sevgi dolu toplumsal hizmet için güdüsünü kaybetmemesi şartıyla, dinin; gittikçe artan bir biçimde — kişisel bir deneyim olarak — bir özel yaşam konusu haline gelmesinde hiçbir tehlike yoktur. Din birçok ikincil etkiden zarar görmüştür; kültürlerin aniden karışması, farklı inanç öğretilerin iç içe geçmesi, din-kurumlarının yönetiminin küçülmesi, değişen aile yaşamı ve buna ek olarak şehirleşme ve üretimdeki mekanikleşme.

99:4.7 (1090.3) There is no danger in religion’s becoming more and more of a private matter — a personal experience — provided it does not lose its motivation for unselfish and loving social service. Religion has suffered from many secondary influences: sudden mixing of cultures, intermingling of creeds, diminution of ecclesiastical authority, changing of family life, together with urbanization and mechanization.

    İnsan için en büyük ruhsal tehlike, kısmi gelişme, yarım kalmış büyümenin yarattığı şu zor durumdan meydana gelmektedir: derin sevginin açığa çıkarımsal dinini daha sonrasında hemen kavramadan, korkunun evrimsel dinlerini bırakmak. Çağdaş bilim, özellikle psikoloji sadece; korku, hurafe ve duyguya oldukça büyük ölçekte dayanan bu dinleri zayıflatmıştır.

99:4.8 (1090.4) Man’s greatest spiritual jeopardy consists in partial progress, the predicament of unfinished growth: forsaking the evolutionary religions of fear without immediately grasping the revelatory religion of love. Modern science, particularly psychology, has weakened only those religions which are so largely dependent upon fear, superstition, and emotion.

    Geçiş süreçlerine her zaman kafa karışıklığı eşlik eder; ve, dinin mücadele içindeki üç felsefesi arasında gerçekleşen büyük çekişme sonlanana kadar din dünyasında çok az huzur olacaktır:

99:4.9 (1090.5) Transition is always accompanied by confusion, and there will be little tranquillity in the religious world until the great struggle between the three contending philosophies of religion is ended:

    1. Birçok dinin sahip olduğu (yazgısal bir İlahiyat'a dayanan) ruhsalcı inanç.

99:4.10 (1090.6) 1. The spiritistic belief (in a providential Deity) of many religions.

    2. Birçok felsefenin sahip oldu insancıl ve idealist inanç.

99:4.11 (1090.7) 2. The humanistic and idealistic belief of many philosophies.

    3. Birçok bilimin sahip olduğu sebep sonuç ilişkilerine ve doğa olaylarına dayanan kavramsallaşmalar.

99:4.12 (1090.8) 3. The mechanistic and naturalistic conceptions of many sciences.

    Ve, kâinatın gerçekliğine olan bu üç kısmi yaklaşım nihai olarak; Cennet’in Kutsal Üçlemesi’nden başlayarak Yücelik’in İlahiyatı içindeki zaman-mekân bütünleşmesine erişime kadar ilerleyen, ruhaniyet, akıl, ve enerjinin üç katmanlı mevcudiyetini temsil eden din, felsefe ve kâinat biliminin açığa çıkarımsal sunumuyla uyumla gele gelmek zorundadır.

99:4.13 (1090.9) And these three partial approaches to the reality of the cosmos must eventually become harmonized by the revelatory presentation of religion, philosophy, and cosmology which portrays the triune existence of spirit, mind, and energy proceeding from the Trinity of Paradise and attaining time-space unification within the Deity of the Supreme.

5. Dinin Toplumsal Yönleri  

5. Social Aspects of Religion

    Her ne kadar din ayrıcalıklı bir biçimde — bir Yaratıcı olarak Tanrı’nın bilinmesi biçiminde — kişisel nitelikteki ruhsal bir deneyim olsa da, bu deneyimin doğrudan sonucu — insanı bir kardeş olarak bilme biçiminde — bireyin kendisini diğer bireylerle uyumlaştırmasını beraberinde getirmekte olup, bu durum dini yaşamın toplumsal ve topluluk yönünü açığa çıkarır. Din ilk olarak içsel ve kişisel uyumlaşmadır, ve bunun sonrasında toplumsal hizmet veya topluluksal uyumun bir konusu haline gelir. Bu dini topluluklara ne olacağı, fazlasıyla ussal önderliğe bağlıdır. İlkel toplumda dini topluluk her zaman ekonomik veya siyasi topluluklardan çok farklı değildir. Din her zaman, ahlaki değerlerin bir muhafaza ve toplumun bir istikrar aracı olmuştur. Ve bu durum, sosyalist ve hümanist görüşlere sahip birçok çağdaş bireyin öğretisine zıt olsa da, hala gerçekliğini korumaktadır.

99:5.1 (1090.10) While religion is exclusively a personal spiritual experience — knowing God as a Father — the corollary of this experience — knowing man as a brother — entails the adjustment of the self to other selves, and that involves the social or group aspect of religious life. Religion is first an inner or personal adjustment, and then it becomes a matter of social service or group adjustment. The fact of man’s gregariousness perforce determines that religious groups will come into existence. What happens to these religious groups depends very much on intelligent leadership. In primitive society the religious group is not always very different from economic or political groups. Religion has always been a conservator of morals and a stabilizer of society. And this is still true, notwithstanding the contrary teaching of many modern socialists and humanists.

    Şunu her zaman akılda tutun: Gerçek din; Tanrı’yı Yaratıcı’nız, insanı kardeşiniz olarak bilmektir. Din, ceza tehditlerine veya gelecekteki gizemli ödüllerin büyüsel sözlerine olan kölesel bir inanış değildir.

99:5.2 (1091.1) Always keep in mind: True religion is to know God as your Father and man as your brother. Religion is not a slavish belief in threats of punishment or magical promises of future mystical rewards.

    İsa’nın dini, en başından beri insan ırkını hareketlendirmiş en canlı etkidir. İsa geleneği parçalarına ayırmış, dogmaları yok etmiş ve insanlığı — kusursuz olmak, gökteki Yaratıcı kadar bile kutsal olmak biçiminde — zaman ve ebediyetteki en yüksek ideallerinin elde edilişine çağırmıştı.

99:5.3 (1091.2) The religion of Jesus is the most dynamic influence ever to activate the human race. Jesus shattered tradition, destroyed dogma, and called mankind to the achievement of its highest ideals in time and eternity — to be perfect, even as the Father in heaven is perfect.

    Dini topluluk — cennetin krallığına olan ruhsal üyeliğin toplumsal birlikteliği olarak, tüm alanlardaki diğer topluluklardan ayrılmadan, din çok az faaliyet gösterme şansına sahiptir.

99:5.4 (1091.3) Religion has little chance to function until the religious group becomes separated from all other groups — the social association of the spiritual membership of the kingdom of heaven.

    İnsanın bütüncül ahlaki düşkünlüğüne dair inanış savı; yükseltici bir doğaya ve ilham verici değere sahip toplumsal sonuçları ortaya çıkarmada dinin sahip olduğu potansiyelin büyük bir kısmını yok etmişti. İsa; insanların tümünün Tanrı’nın evlatları olduğunu duyurduğunda, insanın saygınlığını eski haline getirmeyi amaçlamıştı.

99:5.5 (1091.4) The doctrine of the total depravity of man destroyed much of the potential of religion for effecting social repercussions of an uplifting nature and of inspirational value. Jesus sought to restore man’s dignity when he declared that all men are the children of God.

    İnananı ruhsallaştırmakta etkin herhangi dini inanışın, bu türden bir dindarın toplumsal yaşamında güçlü sonuçlara sahip olacağı kesindir. Dini deneyim kesin bir biçimde, ruhaniyet tarafından yönlendirilen faninin günlük yaşamında “ruhaniyetin meyvelerini” toplamaktadır.

99:5.6 (1091.5) Any religious belief which is effective in spiritualizing the believer is certain to have powerful repercussions in the social life of such a religionist. Religious experience unfailingly yields the “fruits of the spirit” in the daily life of the spirit-led mortal.

    İnsanlar dini görüşlerini ne kadar kesin bir biçimde paylaşırlarsa, nihai olarak ortak amaçlar yaratan bir tür dini topluluk ortaya çıkarırlar. Bir gün dindarlar bir araya gelip; psikolojik görüşlerinin ve din-kuramsal inanışlarının temeli üzerinde uğraş vermek yerine, idealleri ve amaçlarının birliği temelinde eş-güdümü mevcut bir biçimde yerine getireceklerdir. İnanış öğretileri yerine amaçlar dindarları bütünleştirmelidir. Gerçek din kişisel nitelikli ruhsal deneyimin bir konusu olduğu için, bu ruhsal deneyimin gerçekleşmesine dair her dindarın kendisine ait ve kişisel yorumunun olma zorunluluğu kaçınılmazdır. Bırakınız “inanç”; belirli bir fani topluluğun ortak bir dini tutum olarak üzerinde anlaşabildikleri dinsel öğreti tasarımı yerine, insanın Tanrı ile olan ilişkisi anlamına gelsin. “İnanca sahip misin? Öyleyse onu kendine sakla.”

99:5.7 (1091.6) Just as certainly as men share their religious beliefs, they create a religious group of some sort which eventually creates common goals. Someday religionists will get together and actually effect co-operation on the basis of unity of ideals and purposes rather than attempting to do so on the basis of psychological opinions and theological beliefs. Goals rather than creeds should unify religionists. Since true religion is a matter of personal spiritual experience, it is inevitable that each individual religionist must have his own and personal interpretation of the realization of that spiritual experience. Let the term “faith” stand for the individual’s relation to God rather than for the creedal formulation of what some group of mortals have been able to agree upon as a common religious attitude. “Have you faith? Then have it to yourself.”

    Soruda geçen inanç sadece; inancı, ümit edilen şeylerin özü ve görülmeyen şeylerin kanıtı olarak duyuran Yeni Ahit tanımının göstermiş olduğu ideal değerlerin bir kavrayışıyla ilgilidir.

99:5.8 (1091.7) That faith is concerned only with the grasp of ideal values is shown by the New Testament definition which declares that faith is the substance of things hoped for and the evidence of things not seen.

    İlkel insan, dini inanışlarını kelimelere dökmek için çok az çaba sarf etmişti. Onun dini, üzerinde ciddi bir biçimde düşünülme yerine dans ederek ifade edilmişti. Çağdaş insan birçok öğreti üzerinde ciddi bir biçimde düşünmüş ve dini inanış için birçok sınav yaratmıştır. Gerçek dindarlar; kendilerini insanların kardeşliğinin candan hizmetine adayan bir biçimde, dinlerinin sahip oldukları düşünceleri yaşamlarında uygulamak zorundadırlar. İnsanın “kelimeler için çok derin hislerle” ancak yerine getirebilecek ve ifade edilebilecek düzeydeki kişisel ve yüce bir dini yaşamasının vakti gelmiştir.

99:5.9 (1091.8) Primitive man made little effort to put his religious convictions into words. His religion was danced out rather than thought out. Modern men have thought out many creeds and created many tests of religious faith. Future religionists must live out their religion, dedicate themselves to the wholehearted service of the brotherhood of man. It is high time that man had a religious experience so personal and so sublime that it could be realized and expressed only by “feelings that lie too deep for words.”

    İsa takipçilerinden, dönemsel olarak bir araya gelmelerini ve ortak inanışlarının göstergesi olan bir kelime topluluğunun tekrarlamalarını şart koşmamıştı. O sadece; — Urantia üzerindeki bahşedilmiş yaşamının hatırlanışına ait beraberce yenen bir yemekten alınması olarak — bir araya gelmeleri ve gerçekte bir şeyler yapmalarını emretmişti.

99:5.10 (1091.9) Jesus did not require of his followers that they should periodically assemble and recite a form of words indicative of their common beliefs. He only ordained that they should gather together to actually do something — partake of the communal supper of the remembrance of his bestowal life on Urantia.

    Hıristiyanlar; İsa’yı ruhsal önderliğin yüce ideali olarak sunarken, geçmiş çağlar boyunca kendilerine has, milli veya ırksal aydınlanışlarına katkı sağlamış Tanrı-bilen insanların tarihsel önderliğini reddetme cüreti gösterdiklerinde ne de büyük bir hata yapmaktadırlar.

99:5.11 (1091.10) What a mistake for Christians to make when, in presenting Christ as the supreme ideal of spiritual leadership, they dare to require God-conscious men and women to reject the historic leadership of the God-knowing men who have contributed to their particular national or racial illumination during past ages.

6. Kurumsal Din  

6. Institutional Religion

    Mezhepçilik kurumsal dinin bir hastalığı olup, dogmacılık ruhsal doğaya olan bir köleliktir. Din-kurumu olmadan bir dine sahip olmak, din olmadan bir din-kurumuna sahip olmaya kıyasla çok daha iyidir. Yirminci yüzyılın dini kargaşası, kendi başına ve özü itibariyle, ruhsal yozlaşmayı simgelememektedir. Kafa karışıklığı, büyümeye ve yıkımdan önce gerçekleşmektedir.

99:6.1 (1092.1) Sectarianism is a disease of institutional religion, and dogmatism is an enslavement of the spiritual nature. It is far better to have a religion without a church than a church without religion. The religious turmoil of the twentieth century does not, in and of itself, betoken spiritual decadence. Confusion goes before growth as well as before destruction.

    Dinin toplumsallaşmasında gerçek bir amaç vardır. Dinin bağlılıklarını etkileyici bir biçimde sergilemek; gerçekliğe, güzelliğe ve iyiliğe götüren şeylere mercek tutmak; yüce değerlerin çekici niteliklerini teşvik etmek; fedakâr inanış birlikteliğinin hizmetini geliştirmek; aile yaşamının geleceğe dönük içinde barındırdığı olanakları yüceltmek; dini eğitimin sunmak; bilgece olan danışmayı ve ruhsal rehberliği sağlamak; ve topluluk ibadetini desteklemek topluluk halinde gerçekleştirilen dinsel etkinliklerin amacıdır. Ve tüm canlı dinler; insan arkadaşlığını teşvik eder, ahlakı korur, komşunun refahını önerir ve ebedi kurtuluşa dair her birinin sahip olduğu iletinin taşıdığı temel müjdenin yayılmasını kolaylaştırır.

99:6.2 (1092.2) There is a real purpose in the socialization of religion. It is the purpose of group religious activities to dramatize the loyalties of religion; to magnify the lures of truth, beauty, and goodness; to foster the attractions of supreme values; to enhance the service of unselfish fellowship; to glorify the potentials of family life; to promote religious education; to provide wise counsel and spiritual guidance; and to encourage group worship. And all live religions encourage human friendship, conserve morality, promote neighborhood welfare, and facilitate the spread of the essential gospel of their respective messages of eternal salvation.

    Ancak, din kurumsallaşırken onun iyilik için gücü kısıtlanır; bunun karşısında kötülük için olasılıklar fazlasıyla çoğalır. Resmileşmiş dinin tehlikeleri şunlardır: inanışların sabitleşmesi ve duyuşların katı sınırlar içinde yoğunlaşması; dinin devletten ayrılmasıyla birlikte örtülü menfaatlerin artması; gerçekliği ortak ölçütlere indirme ve onu tarihsel kalıplara oturtma eğilimi; Tanrı hizmetinden din-kurumu hizmete sapış; önderlerin hizmetkârlar yerine yönetici olma meyli; mezhepler ve rekabet eden bölünmeler oluşturma eğilimi; baskıcı din-kurumsal yönetimin kurulması; soylu sınıfı türünde “seçilmiş insanlar” tutumu yaratma; kutsallık ile ilgili yanlış ve abartılı düşünceleri teşvik etme; dini ardı ardına tekrarlanan uygulamalar haline getirme, ve canlı olan ibadeti cansız bütünlüklere dönüştürme; mevcut anın taleplerini görmezden gelirken geçmişe derin saygı besleme eğilimi; dinsel olmayan kurumların işlevlerinin bir parçası haline gelme; o, dini topluluk tabakaları içinde kötü niyetli ayrımcılık yaratır; o, resmileştirilen inanışın hoşgörüsüz bir hâkimi haline gelir; maceraperest gençliğin kendisine ilgisini canlı tutmada başarısız olup, ebedi kurtuluşun müjdesinin içerdiği kurtarıcı iletiyi kademeli olarak yitirir.

99:6.3 (1092.3) But as religion becomes institutionalized, its power for good is curtailed, while the possibilities for evil are greatly multiplied. The dangers of formalized religion are: fixation of beliefs and crystallization of sentiments; accumulation of vested interests with increase of secularization; tendency to standardize and fossilize truth; diversion of religion from the service of God to the service of the church; inclination of leaders to become administrators instead of ministers; tendency to form sects and competitive divisions; establishment of oppressive ecclesiastical authority; creation of the aristocratic “chosen-people” attitude; fostering of false and exaggerated ideas of sacredness; the routinizing of religion and the petrification of worship; tendency to venerate the past while ignoring present demands; failure to make up-to-date interpretations of religion; entanglement with functions of secular institutions; it creates the evil discrimination of religious castes; it becomes an intolerant judge of orthodoxy; it fails to hold the interest of adventurous youth and gradually loses the saving message of the gospel of eternal salvation.

    Resmi din, insanları; krallığı inşa edenler olarak yüceltilmiş hizmet için salıverme yerine, kişisel nitelikli ruhsal etkinlerinde onları kısıtlar.

99:6.4 (1092.4) Formal religion restrains men in their personal spiritual activities instead of releasing them for heightened service as kingdom builders.

7. Dinin Katkısı  

7. Religion’s Contribution

    Din-kurumları ve tüm diğer dini topluluklar tüm din-dışı etkinliklerden uzak durmalıyken, din ise, insan kurumlarının toplumsal eş-güdümünü engelleyecek veya onu geciktirecek hiçbir şey yapmamalıdır. Yaşam anlamlılık içinde büyümeye devam etmek zorundadır; insan, felsefe üzerinde yaptığı köklü değişikliklerine ve dini belirginleştirme faaliyetlerine devam etmek zorundadır.

99:7.1 (1092.5) Though churches and all other religious groups should stand aloof from all secular activities, at the same time religion must do nothing to hinder or retard the social co-ordination of human institutions. Life must continue to grow in meaningfulness; man must go on with his reformation of philosophy and his clarification of religion.

    Siyaset bilimi, toplumsal bilimlerden öğrendiği yöntemlerle ve dini yaşam tarafından sunulan kavrayışlar ve güdülerle ekonomi ve üretimin yeniden inşasını yerine getirmek zorundadır. Her toplum inşasında din, en yakın ve geçici amacın ötesinde ve üzerinde düzene sokan bir hedef olarak, aşkın bir nesneye olan istikrarlaştırıcı bir bağlılığı sağlamaktadır. Hızlıca değişen bir çevredeki kafa karışıklıklarının ortasında fani insan, uçsuz bucaksız bir kâinatsal bakış açısının devamlılığına ihtiyaç duymaktadır.

99:7.2 (1092.6) Political science must effect the reconstruction of economics and industry by the techniques it learns from the social sciences and by the insights and motives supplied by religious living. In all social reconstruction religion provides a stabilizing loyalty to a transcendent object, a steadying goal beyond and above the immediate and temporal objective. In the midst of the confusions of a rapidly changing environment mortal man needs the sustenance of a far-flung cosmic perspective.

    Din insana, dünya yüzeyinde cesurca ve neşeyle yaşaması için ilham vermektedir; o; arzuyla sabrı, şevkle kavrayışı, güçle anlayışı ve enerjiyle idealleri birleştirir.

99:7.3 (1093.1) Religion inspires man to live courageously and joyfully on the face of the earth; it joins patience with passion, insight to zeal, sympathy with power, and ideals with energy.

    İnsan; Tanrı’nın egemenliğinin mevcudiyetinde derince düşünmez, kutsal anlamların ve ruhsal değerlerin gerçekliğine dair kafa yormazsa, geçici olaylar hakkında bilge kararlara varamaz veya diğer bir değişle kişisel çıkarların bencilliğini aşamaz.

99:7.4 (1093.2) Man can never wisely decide temporal issues or transcend the selfishness of personal interests unless he meditates in the presence of the sovereignty of God and reckons with the realities of divine meanings and spiritual values.

    Karşılıklı ekonomik bağımlılık ve toplumsal bütünlük nihai olarak, kardeşliğin gelmesine yardımcı olacaktır. İnsan doğası gereği bir hayalperest varlıktır; ancak bilim onu, anlık gerçekleşebilecek bağnaz tepkileri içinde barındıran çok daha az tehlikeyle birlikte dinin onu yakın bir zaman içinde etkin hale getirebilmesi için, uyandırır. Ekonomik gereksinimler insanı gerçeğe bağımlı kılar; ve kişisel nitelikli dini deneyim bu aynı insanı, sürekli genişleyen ve ilerleyen kâinatsal bir vatandaşlığın ebedi gerçeklikleriyle yüz yüze getirir.

99:7.5 (1093.3) Economic interdependence and social fraternity will ultimately conduce to brotherhood. Man is naturally a dreamer, but science is sobering him so that religion can presently activate him with far less danger of precipitating fanatical reactions. Economic necessities tie man up with reality, and personal religious experience brings this same man face to face with the eternal realities of an ever-expanding and progressing cosmic citizenship.

    [Nebadon’un bir Melçizedek unsuru tarafından sunulmuştur.]

99:7.6 (1093.4) [Presented by a Melchizedek of Nebadon.]





Back to Top