URANTİA’NIN KİTABI’NA - 41. Makale
Yerel Evren’in Fiziksel Özellikleri

URANTİA’NIN KİTABI’NA   

Kısım II. Yerel Evrenler



Paper 41
Physical Aspects of the Local Universe

    HER yerel evreni diğerinden ayıran mekân olgularının ayrıcı özelliği Yaratıcı Ruhaniyeti’nin mevcudiyetidir. Nebadon’un tümü, Salvington’un Kutsal Hizmetkârı’na ait olan mekân mevcudiyeti tarafından kesin bir biçimde kapsanmaktadır; ve bu türden bir mevcudiyet, yerel evrenimizin dışsal sınırlarında kesin olarak benzer bir biçimde sonlanmaktadır. Yerel evren Ana Ruhaniyeti’miz tarafından kapsanan yerleşke Nebadon’dur; onun mekân mevcudiyetini aşan yerler ise, diğer yerel evrenler olarak Orvonton’un aşkın-evrenine ait Nebadon dışı mekân bölgeleri biçimindeki dışsal Nebadon’dur.

41:0.1 (455.1) THE characteristic space phenomenon which sets off each local creation from all others is the presence of the Creative Spirit. All Nebadon is certainly pervaded by the space presence of the Divine Minister of Salvington, and such presence just as certainly terminates at the outer borders of our local universe. That which is pervaded by our local universe Mother Spirit is Nebadon; that which extends beyond her space presence is outside Nebadon, being the extra-Nebadon space regions of the superuniverse of Orvonton — other local universes.

    Asli evrenin idari düzenlenişi merkezi, aşkın ve yerel evrenlerin hükümetleri arasında keskin bir iş bölümünü açığa çıkarsa da; ve bu bölümler gökbilimsel bir biçimde Havona ve yedi aşkın-evrenin mekân bölünmeleri arasında paralel bir biçimde oluşturulmuş bir nitelikte bulunsa da; fiziksel sınırların açık hiçbir uzantısı yerel yaratımları birbirinden ayırmamaktadır. Orvonton’un çoğunluk ve azınlık birimleri bizler için apaçık bir biçimde ayırt edilen bir niteliğe sahiptir. Söz konusu bu durumun nedeni şudur: bu yerel yaratımlar idari bir biçimde, bir aşkın-evrenin toplam enerji etkisinin birimlere ayrılışını idare eden belirli yaratıcı esaslar uyarınca düzenlenmiştir; bunun karşısında güneşler, karanlık adalar, gezegenler ve benzerleri biçimindeki mekânın âlemleri olarak onların fiziksel bileşenleri kökenlerini nebulalardan almaktadır; ve bu bileşenler, Üstün Evren Mimarları’nın belirli bir yaratılış-öncesi (aşkın olarak) tasarımı uyarınca kendilerinin gökbilimsel görünüşlerini oluştururlar.

41:0.2 (455.2) While the administrative organization of the grand universe discloses a clear-cut division between the governments of the central, super-, and local universes, and while these divisions are astronomically paralleled in the space separation of Havona and the seven superuniverses, no such clear lines of physical demarcation set off the local creations. Even the major and minor sectors of Orvonton are (to us) clearly distinguishable, but it is not so easy to identify the physical boundaries of the local universes. This is because these local creations are administratively organized in accordance with certain creative principles governing the segmentation of the total energy charge of a superuniverse, whereas their physical components, the spheres of space — suns, dark islands, planets, etc. — take origin primarily from nebulae, and these make their astronomical appearance in accordance with certain precreative (transcendental) plans of the Architects of the Master Universe.

    Bir veya daha fazla — hatta sayıca birçokları olarak — bu türden nebulalar; tıpkı Nebadon’un fiziksel olarak Andronover ve diğer nebulaların yıldızsal ve gezegensel doğum kökenlerinden bir araya getirilmesine benzer bir biçimde, tek bir yerel evrenin nüfuz alanı içinde çevrelenebilir. Nebadon’un bu âlemleri, çeşitli nebula kökenlerinin bir parçasıdır. Ancak onların tümü; aşkın-evrenin yörüngeleri üzerinde komşu bir birim ile birlikte seyahat eden mekân bünyelerine ait bizim şu an bir araya gelişimizi üretmek için, güç yöneticilerinin ussal çabaları vasıtasıyla bu yönde düzenlenmiştir.

41:0.3 (455.3) One or more — even many — such nebulae may be encompassed within the domain of a single local universe even as Nebadon was physically assembled out of the stellar and planetary progeny of Andronover and other nebulae. The spheres of Nebadon are of diverse nebular ancestry, but they all had a certain minimum commonness of space motion which was so adjusted by the intelligent efforts of the power directors as to produce our present aggregation of space bodies, which travel along together as a contiguous unit over the orbits of the superuniverse.

    Söz konusu bu durum; bizim yerel yaratımımızın ait olduğu Orvonton’un azınlık biriminin Sagittarius merkezi yakınlarındaki gittikçe yerleşik bir konuma gelen bir yörünge içerisinde bugün dönüşünü yapan, Nebadon’un yerel yıldız bulutunun oluşumudur.

41:0.4 (455.4) Such is the constitution of the local star cloud of Nebadon, which today swings in an increasingly settled orbit about the Sagittarius center of that minor sector of Orvonton to which our local creation belongs.

1. Nebadon Güç Merkezleri  

1. The Nebadon Power Centers

    Mekânın âlemlerinin ana burgaçları biçimindeki sarmal ve diğer nebulalar, Cennet kuvvet düzenleyicileri tarafından başlatılmıştır; ve çekim karşılığının nebulasal evrimini takiben, yıldızsal ve gezegensel doğumlara ait sonraki kuşakların fiziksel evrimini yönlendirmede bütüncül sorumluluğu bunun sonrasında üstlenen güç merkezleri ve fiziksel düzenleyicileri aşkın-evren faaliyeti içerisinde onların yerini alır. Nebadon’un evren öncesi bütünlüğünün fiziksel yüksek denetimi Yaratan Evlat’ımızın gelmesi üzerine, evren düzenlenmesi için onun tasarımları ile eş zamanlı olarak uyumlu hale getirilmiştir. Tanrı’nın bu Cennet Evladı’nın nüfuz alanı içerisinde, Yüce Güç Merkezleri ve Üstün Fiziksek Düzenleyiciler, daha sonra ortaya çıkacak olan Morontia Güç Yüksek Denetimcileri ve diğerleri ile birlikte; Nebadon’un çok katmanlı mekân bünyelerini sıkı bir biçimde birleştirilmiş tek bir idari birime bağlayan iletişim hatları, enerji döngüleri ve güç hatlarının geniş yapısını inşa etmek için işbirliğinde bulunmuşlardır.

41:1.1 (455.5) The spiral and other nebulae, the mother wheels of the spheres of space, are initiated by Paradise force organizers; and following nebular evolution of gravity response, they are superseded in superuniverse function by the power centers and physical controllers, who thereupon assume full responsibility for directing the physical evolution of the ensuing generations of stellar and planetary offspring. This physical supervision of the Nebadon preuniverse was, upon the arrival of our Creator Son, immediately co-ordinated with his plan for universe organization. Within the domain of this Paradise Son of God, the Supreme Power Centers and the Master Physical Controllers collaborated with the later appearing Morontia Power Supervisors and others to produce that vast complex of communication lines, energy circuits, and power lanes which firmly bind the manifold space bodies of Nebadon into one integrated administrative unit.

    Dördüncü düzeyin sayıca yüz kadar Yüce Güç Merkezi, bizim yerel evrenimiz için kalıcı bir biçimde görevlendirilmiştir. Bu varlıklar; Uversa’nın üçüncü-düzey merkezlerine ait gücün geliş hatlarını almakta olup, düzeyi düşürülmüş ve dönüştürülmüş döngüleri takımyıldızlarımızın ve sistemlerimizin güç merkezlerine yönlendirir. Bu güç merkezleri birliktelik içerisinde, aksi halde dalgalanma ve çeşitlilik gösteren enerjilerin dengesini ve dağıtımını idare etmek amacıyla işlerlik gösteren düzenlenmenin ve eşitlenmenin yaşayan düzenini üretmek için faaliyet gösterir. Güç merkezleri buna rağmen, güneş lekeleri veya sistem elektrik sorunları gibi geçici ve yerel enerji dengesizlikler ile ilgili değildir; ışık ve elektrik, mekânın temel enerjilerinden biri değildir; onlar ikincil ve alt dışavurumlardır.

41:1.2 (456.1) One hundred Supreme Power Centers of the fourth order are permanently assigned to our local universe. These beings receive the incoming lines of power from the third-order centers of Uversa and relay the down-stepped and modified circuits to the power centers of our constellations and systems. These power centers, in association, function to produce the living system of control and equalization which operates to maintain the balance and distribution of otherwise fluctuating and variable energies. Power centers are not, however, concerned with transient and local energy upheavals, such as sun spots and system electric disturbances; light and electricity are not the basic energies of space; they are secondary and subsidiary manifestations.

    Sayıca yüz kadar olan yerel evren merkezleri, bu evrenin tam enerji merkezinde onların faaliyet gösterdiği yer olan Salvington üzerinde konumlanmıştır. Salvingon, Edentia ve Jerusem gibi Mimari âlemler; onları mekânın güneşlerinden oldukça bağımsız bir hale getiren yöntemler vasıtasıyla aydınlatılmış, ısıtılmış ve enerji kazandırılmıştır. Bu âlemler; düzen kazandırılmak için güç merkezleri ve fiziksel düzenleyiciler tarafından inşa edilmiş olup, enerji dağıtımı üzerinde güçlü bir etki uygulamak için tasarlanmıştır. Güç merkezleri olarak enerji denetiminin bu türden odak noktaları üzerinde etkinliklerini konumlandırarak, yaşayan mevcudiyetleri vasıtasıyla mekânın fiziksel enerjilerini yönlendirir ve onları aktarır. Ve bu türden enerji döngüleri, fiziksel-maddi ve morontia-ruhsal olguların bütünü için temel bir niteliktedir.

41:1.3 (456.2) The one hundred local universe centers are stationed on Salvington, where they function at the exact energy center of that sphere. Architectural spheres, such as Salvington, Edentia, and Jerusem, are lighted, heated, and energized by methods which make them quite independent of the suns of space. These spheres were constructed — made to order — by the power centers and physical controllers and were designed to exert a powerful influence over energy distribution. Basing their activities on such focal points of energy control, the power centers, by their living presences, directionize and channelize the physical energies of space. And these energy circuits are basic to all physical-material and morontia-spiritual phenomena.

    Beşinci düzeyin sayıca on Yüce Güç Merkezi, yüz takımyıldızı biçimindeki Nebadon’un birinci derece alt birimlerinin her biri için görevlendirilmiştir. Sizin takımyıldızınız olan Norlatiadek içinde onlar, yönetim merkezi âlemi içinde konumlanmamıştır; ancak onlar, takımyıldızının fiziksel çekirdeğini oluşturan devasa yıldız sisteminin merkezinde konumlanmışlardır. Edentia üzerinde birliktelik halindeki mekanik düzenleyicilere ek olarak yakındaki güç merkezleri ile birlikte kusursuz bir biçimde ve sürekli olarak irtibatta bulunan frandalankların sayıca on tane unsuru mevcut bulunmaktadır.

41:1.4 (456.3) Ten Supreme Power Centers of the fifth order are assigned to each of Nebadon’s primary subdivisions, the one hundred constellations. In Norlatiadek, your constellation, they are not stationed on the headquarters sphere but are situated at the center of the enormous stellar system which constitutes the physical core of the constellation. On Edentia there are ten associated mechanical controllers and ten frandalanks who are in perfect and constant liaison with the near-by power centers.

    Altıncı düzeyin bir Yüce Güç Merkezi, her yerel sistemin tam çekim odağında konumlanmıştır. Satania’nın sistemi içinde görevlendirilen güç merkezi, sistemin gökbilimsel merkezinde konumlanan uzayın karanlık bir adasında ikamet eder. Bu karanlık adaların birçoğu, belirli mekân-enerjilerini harekete geçiren ve onları yönlendiren çok büyük dinamolar olup; bu doğal şartlar etkin bir biçimde, mekânın evrimsel gezegenleri üzerinde Üstün Fiziksel Düzenleyiciler için daha fazla maddileşen gücün akımlarını idare eden daha yüksek merkezlerle bir birliktelik olarak faaliyet gösteren yaşayan kütlelerin ait olduğu, Satania Güç Merkezi tarafından kullanılır.

41:1.5 (456.4) One Supreme Power Center of the sixth order is stationed at the exact gravity focus of each local system. In the system of Satania the assigned power center occupies a dark island of space located at the astronomic center of the system. Many of these dark islands are vast dynamos which mobilize and directionize certain space-energies, and these natural circumstances are effectively utilized by the Satania Power Center, whose living mass functions as a liaison with the higher centers, directing the streams of more materialized power to the Master Physical Controllers on the evolutionary planets of space.

2. Satania Fiziksel Düzenleyicileri  

2. The Satania Physical Controllers

    Üstün Fiziksel Düzenleyiciler, asli evren boyunca güç merkezleri ile birlikte hizmet verirken; Satania gibi yerel bir sistem içinde onların faaliyetlerinin kavranılması daha kolaydır. Satania; Sandmatia, Assuntia, Porogia, Sortoria, Rantulia, and Glantonia’nın sistemleri gibi doğrudan komşulara sahip olarak Norlatiadek’in takımyıldızının idari düzenini oluşturan yüz yerel sistemden bir tanesidir. Norlatiadek sistemleri birçok açıdan farklılık gösterir, fakat onların tümü tıpkı Satania gibi evrimsel ve gelişime açıktır.

41:2.1 (456.5) While the Master Physical Controllers serve with the power centers throughout the grand universe, their functions in a local system, such as Satania, are more easy of comprehension. Satania is one of one hundred local systems which make up the administrative organization of the constellation of Norlatiadek, having as immediate neighbors the systems of Sandmatia, Assuntia, Porogia, Sortoria, Rantulia, and Glantonia. The Norlatiadek systems differ in many respects, but all are evolutionary and progressive, very much like Satania.

    Satania’nın kendisi; sizin güneş sisteminizin sahip olduğu kökene benzer bir niteliğe onların birkaçının sahip olduğu, sayıca yedi binden fazla gökbilimsel topluluktan veya diğer bir değişle fiziksel sistemlerden meydana gelmiştir. Satania’nın gökbilimsel merkezi, sistem hükümetinin yönetim merkezinden çok uzakta olmayan bir yerde katılımcı âlemleri ile birlikte konumlanmış olan uzayın devasa bir karanlık adasıdır.

41:2.2 (457.1) Satania itself is composed of over seven thousand astronomical groups, or physical systems, few of which had an origin similar to that of your solar system. The astronomic center of Satania is an enormous dark island of space which, with its attendant spheres, is situated not far from the headquarters of the system government.

    Görevlendirilmiş güç merkezinin mevcudiyeti dışında Satania’nın fiziksel-enerji sisteminin bütününün yüksek denetimi, Jerusem üzerinde merkezi bir biçimde konumlanmıştır. Bu yönetim merkezi âlemi üzerinde konumlanan bir Üstün Fiziksel Düzenleyici; Jerusem üzerinde yönetimsel olarak merkezileşmiş güç müfettişlerinin birliktelik baş idarecisi olarak hizmet ederek ve yerel sistem boyunca faaliyet göstererek, sistem güç merkezi ile birlikte eş güdüm içerisinde çalışmaktadır.

41:2.3 (457.2) Except for the presence of the assigned power center, the supervision of the entire physical-energy system of Satania is centered on Jerusem. A Master Physical Controller, stationed on this headquarters sphere, works in co-ordination with the system power center, serving as liaison chief of the power inspectors headquartered on Jerusem and functioning throughout the local system.

    Enerjinin döngü içindeki dolanımı ve belirli bir doğrultuda aktarımı, Satania boyunca dağılmış olan yaşayan ve ussal enerji değiştiricilerinin sayıca elli yüz bin unsuru vasıtasıyla yüksek bir biçimde denetlenir. Bu türden fiziksel düzenleyicilerinin faaliyeti vasıtasıyla yüksek denetimde bulunan güç merkezleri; oldukça yüksek bir sıcaklıkta ısıtılmış kürelerin ve karanlık enerji-etkisine maruz kalmış âlemlerin etkileşimsel yayılımlarını içine alan, mekânın temel enerjilerinin büyük bir çoğunluğunun bütüncül ve kusursuz denetimi içindedir. Yaşayan birimlerin bu topluluğu; düzenlenmiş mekânın fiziksel enerjilerinin neredeyse tümünü harekete geçirmeye, onları dönüştürmeye, değiştirmeye, idare etmeye ve aktarmaya yetkindir.

41:2.4 (457.3) The circuitizing and channelizing of energy is supervised by the five hundred thousand living and intelligent energy manipulators scattered throughout Satania. Through the action of such physical controllers the supervising power centers are in complete and perfect control of a majority of the basic energies of space, including the emanations of highly heated orbs and the dark energy-charged spheres. This group of living entities can mobilize, transform, transmute, manipulate, and transmit nearly all of the physical energies of organized space.

    Yaşam, evrensel enerjinin devinimi ve dönüşümü için içkin yetkinliğe sahiptir. Siz; ışığın maddi enerjisinin bitkisel hükümranlığın çeşitli dışavurumlarına dönüştürülmesi bakımından, bitkisel yaşamın etkinliğine aşina bir durumda bulunmaktasınız. Siz aynı zamanda, bitkisel enerjinin hayvansal etkinliklerin olgularına dönüştürülebildiği işleyiş yönetimi hakkında birtakım niteliklerin bilgisine sahipsiniz. Ancak siz işlevsel olarak; mekânın çok katmanlı enerjilerini harekete geçirme, onları dönüştürme, yönlendirme ve yoğunlaştırma yetkinliği ile bahşedilen güç yöneticilerin ve fiziksel düzenleyicilerin işleyiş biçimi ile ilgili hiçbir şey bilmemektesiniz.

41:2.5 (457.4) Life has inherent capacity for the mobilization and transmutation of universal energy. You are familiar with the action of vegetable life in transforming the material energy of light into the varied manifestations of the vegetable kingdom. You also know something of the method whereby this vegetative energy can be converted into the phenomena of animal activities, but you know practically nothing of the technique of the power directors and the physical controllers, who are endowed with ability to mobilize, transform, directionize, and concentrate the manifold energies of space.

    Enerji âlemlerin bu varlıkları kendilerini doğrudan bir biçimde, yaşayan varlıkların tamamlayıcı bir etkeni olarak enerji ile ilgili bir konuma sokmamaktadırlar; bu durum fizyolojik kimyanın nüfuz alanıyla bile söz konusu geçerliliği taşır. Onlar zaman zaman; başlangıç maddi organizmaların yaşayan enerjileri için fiziksel araçlar biçiminde hizmet edebilecek bu enerji sistemlerinin açıklığa kavuşturulması ile birlikte olarak, yaşamın fiziksel hazırlıkları ile ilgilidir. Bir açıdan fiziksel düzenleyiciler; emir-yardımcı akıl-ruhaniyetlerinin maddi aklın ruhaniyet öncesi faaliyetleri ile ilgili olduğu gibi, maddi enerjinin yaşam öncesi dışavurumları ile ilgilidir.

41:2.6 (457.5) These beings of the energy realms do not directly concern themselves with energy as a component factor of living creatures, not even with the domain of physiological chemistry. They are sometimes concerned with the physical preliminaries of life, with the elaboration of those energy systems which may serve as the physical vehicles for the living energies of elementary material organisms. In a way the physical controllers are related to the preliving manifestations of material energy as the adjutant mind-spirits are concerned with the prespiritual functions of material mind.

    Güç denetiminin ve enerji yönlendirilişinin bu ussal yaratılmışları; ilgili gezegenin fiziksel oluşumu ve mimarisi doğrultusunda, her âlem üzerinde kendi işleyiş biçimlerini ayarlamak durumundadırlar. Onlar hataya yer bırakmayan bir biçimde; yüksek bir sıcaklıkta ısıtılan güneşlerin ve yüksek bir biçimde etkiye maruz kalan yıldızların diğer türlerinin yerel etkisi ile ilgili olarak, fizikçilerden ve diğer teknik danışmanlardan oluşan onların ilgili görevlilerinin hesaplamalarını ve çıkarımlarını kullanırlar. Uzayın devasa büyüklükteki soğuk ve karanlık gök cisimleri ve yıldız tozunun kümelenen bulutları bile bu durumla ilgili olarak tanınmalıdır; bahse konu bu maddi unsurların tümü, enerji idaresinin işlevsel sorunları ile ilgilidir.

41:2.7 (457.6) These intelligent creatures of power control and energy direction must adjust their technique on each sphere in accordance with the physical constitution and architecture of that planet. They unfailingly utilize the calculations and deductions of their respective staffs of physicists and other technical advisers regarding the local influence of highly heated suns and other types of supercharged stars. Even the enormous cold and dark giants of space and the swarming clouds of star dust must be reckoned with; all of these material things are concerned in the practical problems of energy manipulation.

    Evrimsel dünyaların güç-enerji yüksek denetimi, Üstün Fiziksel Düzenleyiciler’in sorumluluğudur; ancak bu varlıklar, Urantia üzerindeki enerjinin davranış bozuklularının tümünden sorumlu değildir. Bu tür enerji sorunlarının birçok sebebi bulunmaktadır; bu sorunlardan bazıları, fiziksel koruyucuların nüfuz alanı ve denetiminin ötesindedir. Urantia; devasa kütlelerin döngüsü içerisinde küçük bir gezegen olarak, muazzam büyüklükteki enerjilerin hatları üzerindedir; ve yerel düzenleyiciler zaman zaman, enerjinin bu hatlarının eşitlenmesine dair bir çaba içerisinde düzenlerinin devasa sayıdaki unsurlarını görevlendirir. Onlar, Satania’nın fiziksel döngüleri ile ilgili olarak bu işlemleri oldukça yerinde bir biçimde gerçekleştirir; fakat onlar, güçlü Norlatiadek akımlarının yalıtımları hususunda sorun yaşamaktadır.

41:2.8 (457.7) The power-energy supervision of the evolutionary inhabited worlds is the responsibility of the Master Physical Controllers, but these beings are not responsible for all energy misbehavior on Urantia. There are a number of reasons for such disturbances, some of which are beyond the domain and control of the physical custodians. Urantia is in the lines of tremendous energies, a small planet in the circuit of enormous masses, and the local controllers sometimes employ enormous numbers of their order in an effort to equalize these lines of energy. They do fairly well with regard to the physical circuits of Satania but have trouble insulating against the powerful Norlatiadek currents.

3. Bizim Yıldızsal Birlikteliklerimiz  

3. Our Starry Associates

    Satania içinde dışa doğru ışık ve enerji yayan sayıca iki binden fazla parlak güneş bulunmaktadır; ve sizin kendi güneşinizin ortama bir alev küresidir. Sizin güneşinize yakın olan otuz güneş içerisinde sadece üçü daha parlaktır. Evren Güç Yöneticileri, bireysel yıldızlar ve onların ilgili sistemleri arasında hareket eden enerjinin özelleşmiş akımlarını başlatır. Mekânın karanlık gök cisimleri ile birlikte bu güneş fırınları; maddi yaratımların enerji döngülerinin etkin yoğunlaştırılması ve yönlendirilmesi için yöntem istasyonları olarak, güç merkezlerine ve fiziksel düzenleyicilere hizmet eder.

41:3.1 (458.1) There are upward of two thousand brilliant suns pouring forth light and energy in Satania, and your own sun is an average blazing orb. Of the thirty suns nearest yours, only three are brighter. The Universe Power Directors initiate the specialized currents of energy which play between the individual stars and their respective systems. These solar furnaces, together with the dark giants of space, serve the power centers and physical controllers as way stations for the effective concentrating and directionizing of the energy circuits of the material creations.

    Nebadon’un güneşleri, diğer evrenlerin bahse konu bu güneşlerine benzememektedir. Güneşlerin, karanlık adaların, gezegenlerin, uyduların ve hatta göktaşlarının maddi oluşumu oldukça özdeştir. Bu güneşler; sizin kendi güneşsel kürenizin sahip olduğu çaptan biraz daha az bir biçimde, yaklaşık olarak bir milyon milden oluşan ortama bir çapa sahiptir. Antares yıldızsal bulutu olarak evren içindeki en büyük yıldız; sizin güneşinizin çapının dört yüz elli kattı olup, hacimsel olarak onun altmış milyon katıdır. Ancak, bu devasa güneşlerin tümüne ev sahipliği yapacak çok yeterli bir miktarda mekânsal yerleşke mevcut bulunmaktadır. Onlar; tıpkı bir düzine portakalın Urantia’nın içi etrafında bir boş küre gezegeni gibi dönüş halinde bulunmasına benzer bir biçimde, mekân içinde göreceli olarak çok daha fazla hareket alanına sahiptir.

41:3.2 (458.2) The suns of Nebadon are not unlike those of other universes. The material composition of all suns, dark islands, planets, and satellites, even meteors, is quite identical. These suns have an average diameter of about one million miles, that of your own solar orb being slightly less. The largest star in the universe, the stellar cloud Antares, is four hundred and fifty times the diameter of your sun and is sixty million times its volume. But there is abundant space to accommodate all of these enormous suns. They have just as much comparative elbow room in space as one dozen oranges would have if they were circulating about throughout the interior of Urantia, and were the planet a hollow globe.

    Gezenler haddinden fazla bir büyüklüğe sahip olduğunda, bir nebulasal ana burgaçtan atılırlar; ve onlar yakın bir zaman içinde parçalanır veya diğer bir değişle kendi bünyesinin parçalarıyla çifte yıldızları oluşturur. Her ne kadar güneşler daha sonra yarı akışkan bir düzeyde geçici bir süreliğine mevcut bir halde bulabilse de, güneşlerin tümü özgün bir biçimde gazsaldır. Sizin güneşiniz yüksek gaz basıncının bu yarı-akışkan düzeyine ulaştığında, çifte yıldız oluşumunun bir türü olarak eşit bir biçimde ikiye ayrılmak için yeterli bir büyüklüğe sahip değildi.

41:3.3 (458.3) When suns that are too large are thrown off a nebular mother wheel, they soon break up or form double stars. All suns are originally truly gaseous, though they may later transiently exist in a semiliquid state. When your sun attained this quasi-liquid state of supergas pressure, it was not sufficiently large to split equatorially, this being one type of double star formation.

    Sizin güneşinizin büyüklüğünün onda birinden daha az olduğu zaman bu alev âlemleri çabuk bir biçimde büzüşür, yoğunlaşır ve soğur. Diğer bir değişle mevcut maddenin toplam kütlesinin otuz katı biçiminde, bu büyüklüğün otuz katından daha yüksek bir düzeyde bulunduklarında güneşler hazır bir biçimde; ya yeni sistemlerin merkezleri haline gelerek veya aynı sistem içinde bir diğerinin çekim etkisi içinde bulunmaya devam ederek ve çifte yıldızın bir türü biçiminde ortak bir merkez etrafında dönerek, iki ayrı bedene ayrılır.

41:3.4 (458.4) When less than one tenth the size of your sun, these fiery spheres rapidly contract, condense, and cool. When upwards of thirty times its size — rather thirty times the gross content of actual material — suns readily split into two separate bodies, either becoming the centers of new systems or else remaining in each other’s gravity grasp and revolving about a common center as one type of double star.

    Orvonton içinde en büyük kâinatsal patlamanın en son gerçekleşen etkinliği, Urantia içinde ışığının M.S. 1572 yılında ulaştığı olağanüstü çifte yıldız patlamasıydı. Bu alevlenme o kadar yoğundu ki, patlama açık bir biçimde geniş gün ışında bile görülebiliyordu.

41:3.5 (458.5) The most recent of the major cosmic eruptions in Orvonton was the extraordinary double star explosion, the light of which reached Urantia in A.D. 1572. This conflagration was so intense that the explosion was clearly visible in broad daylight.

    Yıldızların tümü katı bir nitelikte değildir, ancak onların yaşlı olanların birçoğu bu halde bulunmaktadır. Zayıf bir biçimde parıldayan yıldızlar biçiminde kırmızımsı olanların bazıları; Urantia’da kullanılan ölçüm sistemine göre bu türden bir yıldızın bir inç küpünün sekiz bin pound ağırlığa denk geleceği biçiminde ifade edilebilecek, devasa kütlelerinin merkezinde bir yoğunluğu elde etmiştir. Isı ve döngü halindeki enerjinin kayboluşuyla eşlik edilen bu devasa basınç; elektronsal yoğunlaşmanın düzeyine onların şu an yakın bir biçimde yaklaştıkları ana kadar, temel maddi birimlerin yörüngelerini gittikçe birbirlerine yakınlaştırmak ile sonuçlanmıştır. Soğuma ve büzülmenin bu süreci, ültimatonik yoğunlaşmanın sınırlayıcı ve hassa patlama noktasına kadar devam edebilir.

41:3.6 (458.6) Not all stars are solid, but many of the older ones are. Some of the reddish, faintly glimmering stars have acquired a density at the center of their enormous masses which would be expressed by saying that one cubic inch of such a star, if on Urantia, would weigh six thousand pounds. The enormous pressure, accompanied by loss of heat and circulating energy, has resulted in bringing the orbits of the basic material units closer and closer together until they now closely approach the status of electronic condensation. This process of cooling and contraction may continue to the limiting and critical explosion point of ultimatonic condensation.

    Devasa güneşlerin büyük bir çoğunluğu göreceli olarak gençtir; küçük yıldızların birçoğu yaşlıdır, ancak bu durum hepsi için geçerlilik göstermez. Çarpışma sonucu oluşan küçük yıldızlar; oldukça genç bir durumda bulunabilir, ve onlar gençlik parıltısı olan başlangıçsal bir kırmızı ışık aşamasına hiçbir zaman görünmeden yoğun bir beyaz ışıkla parıldayabilir. Çok genç ve çok yaşlı yıldızların her ikisi de genellikle kırmızı bir ışık ile parıldar. Sarı renk izi, orta yaş veya bir yaşlılık aşamasını gösterir; ancak muazzam derecedeki parlak beyaz ışık, güçlü ve genişlemiş bir ergenlik yaşamının belirticisidir.

41:3.7 (459.1) Most of the giant suns are relatively young; most of the dwarf stars are old, but not all. The collisional dwarfs may be very young and may glow with an intense white light, never having known an initial red stage of youthful shining. Both very young and very old suns usually shine with a reddish glow. The yellow tinge indicates moderate youth or approaching old age, but the brilliant white light signifies robust and extended adult life.

    Ergenlik dönemindeki güneşlerin tümü, bir titreşim aşamasından en azından gözle görülür bir biçimde geçmeseler de; siz uzaya baktığınızda, devasa solunum kabartılarının bir dönüşümü tamamlaması için iki ila yedi güne ihtiyaç duyan bu geç yıldızların birçoğunu gözlemleyebilirsiniz. Sizin kendi güneşiniz hala, onun genç zamanlarından kalan kudretli kabartıların azalan bir etkisini taşımaktadır; ancak bu süreç, öncül üç buçuk gün titreşimlerinden mevcut haldeki on bir buçuk yıl güneş lekesi döngülerine doğru genişlemiştir.

41:3.8 (459.2) While all adolescent suns do not pass through a pulsating stage, at least not visibly, when looking out into space you may observe many of these younger stars whose gigantic respiratory heaves require from two to seven days to complete a cycle. Your own sun still carries a diminishing legacy of the mighty upswellings of its younger days, but the period has lengthened from the former three and one-half day pulsations to the present eleven and one-half year sunspot cycles.

    Yıldızsal etmenler sayısız birçok kökene sahiptir. Birtakım çifte yıldızlarda gelgitler; yörüngeleri etrafında dönüş yapan iki bedene ek olarak aynı zamanda ışığın dönemsel dalgalanmaları durumu biçiminde, hızla değişsen uzaklıklar nedeniyle gerçekleşmiştir. Bu çekim çeşitliliği; tıpkı ilgili güneşin olağan aydınlığına hızlı bir biçimde geri dönecek olan enerji-madde birikimi vasıtasıyla göktaşlarının içine çekildiği yüzeyde ışığın göreceli anlık bir ışıltısının oluşmasına benzer bir biçimde, düzenli ve tekrar açığa çıkan parıltılar üretmektedir. Zaman zaman bir güneş, etkisi azaltılmış çekim karşıtlığının bir hattı içinde göktaşlarının bir topluluğunu içine çekecektir; ve arada sıra çarpışmalar yıldızsal parıltılara sebep olacaktır; ancak bu gözlenen olguların büyük bir çoğunluğu bütünüyle içsel dalgalanmalar nedeniyle gerçekleşmektedir.

41:3.9 (459.3) Stellar variables have numerous origins. In some double stars the tides caused by rapidly changing distances as the two bodies swing around their orbits also occasion periodic fluctuations of light. These gravity variations produce regular and recurrent flares, just as the capture of meteors by the accretion of energy-material at the surface would result in a comparatively sudden flash of light which would speedily recede to normal brightness for that sun. Sometimes a sun will capture a stream of meteors in a line of lessened gravity opposition, and occasionally collisions cause stellar flare-ups, but the majority of such phenomena are wholly due to internal fluctuations.

    Değişken yıldızların bir topluluğu içinde ışık dalgalanmasının süreci, tamamiyle aydınlatma gücüne bağlıdır; ve bu gerçekliğin bilgisi, uzak yıldız bulutlarının ileri keşifleri için evren deniz fenerleri veya doğru ölçüm noktaları olarak bu güneşleri gökbilimcilerin kullanmalarını etkin bir hale getirmektedir. Bu işleyiş biçimi vasıtasıyla yıldızsal uzaklıkları tam olarak bir milyon ışık yılından daha fazla bir aralıkta ölçmek mümkündür. Mekân ölçümünün ve geliştirilmiş teleskopsal işleyiş biçiminin daha iyi yöntemleri ileride, Orvonton’un aşkın-evrenine ait on büyük bölünmeyi bütünüyle ortaya çıkaracaktır; siz en azından, devasa ve simetrik yıldız kümelenmeleri olarak bu engin birimlerin sekizini tanımlayacaksınız.

41:3.10 (459.4) In one group of variable stars the period of light fluctuation is directly dependent on luminosity, and knowledge of this fact enables astronomers to utilize such suns as universe lighthouses or accurate measuring points for the further exploration of distant star clusters. By this technique it is possible to measure stellar distances most precisely up to more than one million light-years. Better methods of space measurement and improved telescopic technique will sometime more fully disclose the ten grand divisions of the superuniverse of Orvonton; you will at least recognize eight of these immense sectors as enormous and fairly symmetrical star clusters.

4. Güneş Yoğunluğu  

4. Sun Density

    Sizin güneşinizin kütlesi; yaklaşık olarak iki oktilyon (2 x 1027) ton olarak hesaplanmış biçimde, sizin fizikçilerinizin tahmininden biraz daha büyüktür. Güneşinizin yoğunluğu şu an içerisinde; suyun yoğunluğunun yaklaşık olarak bir buçuk katına sahip olarak, en yoğun ve en seyreltik yıldızların yaklaşık olarak ortasında bulunmaktadır. Fakat sizin güneşiniz gazsal bir biçimde olarak ne bir sıvı ne de bir katıdır; ve bu durum, gazsal maddenin bu yoğunluğa ve hatta bu yoğunluktan daha fazla olan düzeylere nasıl eriştiğine dair yapılacak olan bir açıklamanın zorluğuna rağmen, gerçektir.

41:4.1 (459.5) The mass of your sun is slightly greater than the estimate of your physicists, who have reckoned it as about two octillion (2 x 1027) tons. It now exists about halfway between the most dense and the most diffuse stars, having about one and one-half times the density of water. But your sun is neither a liquid nor a solid — it is gaseous — and this is true notwithstanding the difficulty of explaining how gaseous matter can attain this and even much greater densities.

    Gaz, sıvı ve katı haller atomsal-moleküler ilişkilerin olaylarıdır; fakat yoğunluk mekân ve kütlenin bir ilişkisidir. Yoğunluk, boşluk içindeki kütlenin niceliği ile doğru orantılı olarak çeşitlilik gösterir; bunun karşısında yoğunluk, kütle içindeki boşluğun niceliği ile ters orantılıdır. Bu boşluk, bu türden maddi parçacıkların içindeki boşluğa ek olarak bu merkezler etrafında dönen madde ve partiküllerin merkezi çekirdekleri arasında tanımlanmıştır.

41:4.2 (459.6) Gaseous, liquid, and solid states are matters of atomic-molecular relationships, but density is a relationship of space and mass. Density varies directly with the quantity of mass in space and inversely with the amount of space in mass, the space between the central cores of matter and the particles which whirl around these centers as well as the space within such material particles.

    Soğuyan yıldızlar fiziksel bir biçimde gaz halinde olup, aynı zamanda muhteşem bir derece yoğunluğa sahiptir. Siz, güneşsel aşkın gazlara aşina değilsiniz; fakat maddenin bu ve diğer olağanüstü türleri, katı olmayan güneşlerin nasıl — Urantia’da olduğu gibi yaklaşık olarak — bir demirin yoğunluğuna erişebildiklerini ve yine de yüksek bir düzeyde ısıtılmış haz halinde kalmaya devam edip güneşler olarak faaliyetlerini sürdürebildiklerini açıklamaktadır. Bahse konu bu yoğun aşkın gazlar içindeki atomlar olağandışı bir biçimde küçüktür; onlar, çok az elektron taşımaktadır. Bu türden güneşler aynı zamanda, enerjinin kendilerine ait özgür ültimatonik saklama alanlarını büyük bir oranda yitirmişlerdir.

41:4.3 (459.7) Cooling stars can be physically gaseous and tremendously dense at the same time. You are not familiar with the solar supergases, but these and other unusual forms of matter explain how even nonsolid suns can attain a density equal to iron — about the same as Urantia — and yet be in a highly heated gaseous state and continue to function as suns. The atoms in these dense supergases are exceptionally small; they contain few electrons. Such suns have also largely lost their free ultimatonic stores of energy.

    Güneşiniz gibi yaklaşık olarak aynı kütlede yaşama başlayan sizin yakın güneşlerinizden bir tanesi mevcut an içerisinde; güneşinize kıyasla kırk bin kez daha fazla yoğunluğa sahip olarak, Urantia’nın büyüklüğü kadar büzülmüştür. Isı bakımından sıcak ve soğuk arasında ve hal durumu bakımından gaz ve katı arasında bulunan bu güneşin ağırlığı her bir inç küpte yaklaşık olarak bir tondur. Ve bu güneş hala; ışığın ölmekte olan hükümranlığının yaşlı parıltısı biçiminde, solgun bir kırmızımsı ışıltısıyla parıldamaktadır.

41:4.4 (460.1) One of your near-by suns, which started life with about the same mass as yours, has now contracted almost to the size of Urantia, having become forty thousand times as dense as your sun. The weight of this hot-cold gaseous-solid is about one ton per cubic inch. And still this sun shines with a faint reddish glow, the senile glimmer of a dying monarch of light.

    Güneşlerin birçoğu buna rağmen bu ölçüde yoğun değildir. Sizin yakın komşularınızdan bir tanesi, deniz seviyesindeki sizin atmosferinize tam olarak eşit bir yoğunluğa sahiptir. Ve sıcaklığın izin verdiği müddetçe siz; gece gökyüzü içerisinde anlık bir biçimde parıldayan ve dünyasal yaşam odalarınızın havası içinde algıladığınızdan daha fazlasını fark etmeyeceğiniz, güneşlerin büyük bir çoğunluğuna giriş yapabilirsiniz.

41:4.5 (460.2) Most of the suns, however, are not so dense. One of your nearer neighbors has a density exactly equal to that of your atmosphere at sea level. If you were in the interior of this sun, you would be unable to discern anything. And temperature permitting, you could penetrate the majority of the suns which twinkle in the night sky and notice no more matter than you perceive in the air of your earthly living rooms.

    Orvonton içinde en büyük güneşlerden biri olan, Veluntia’nın devasa büyüklükteki güneşi; Urantia’nın atmosferinin yalnızca binde birine sahip bir yoğunluktadır. Bu güneş; oluşum bakımından sizin atmosferinize benzerlik gösterseydi ve yüksek bir biçimde ısıtılmasaydı, içlerinde insan varlıklarının yaşadığı bir durumda onların hızla boğulacakları bir havasız boşluktan ibaret olurdu.

41:4.6 (460.3) The massive sun of Veluntia, one of the largest in Orvonton, has a density only one one-thousandth that of Urantia’s atmosphere. Were it in composition similar to your atmosphere and not superheated, it would be such a vacuum that human beings would speedily suffocate if they were in or on it.

    Orvonton gök cisimlerinin diğerleri mevcut an içerisinde, sıcaklık bakımından derece üç binlerin altında önemsiz bir yüzey sıcaklığına sahiptir. Onun çapı; güneşinizi ve dünyanızın mevcut yörüngesini içine alabilecek kadar yeterli hareket alanına sahip olarak, üç yüz milyon milin üzerindedir. Ancak yine de, güneşinizin kırk milyon katından fazla olarak, bu devasa büyüklüğün tümü için onun kütlesi; yalnızca yaklaşık olarak otuz kat fazladır. Bu devasa güneşler, neredeyse birinden diğerine uzanan bir biçimde, genişleyen bir sınıra sahiptir.

41:4.7 (460.4) Another of the Orvonton giants now has a surface temperature a trifle under three thousand degrees. Its diameter is over three hundred million miles — ample room to accommodate your sun and the present orbit of the earth. And yet, for all this enormous size, over forty million times that of your sun, its mass is only about thirty times greater. These enormous suns have an extending fringe that reaches almost from one to the other.

5. Güneş Radyasyonu  

5. Solar Radiation

    Uzayın güneşlerinin çok yoğun olmaması, kaybolan ışık-enerjilerinin hazır akımları tarafından ispatlanmıştır. Çok büyük bir yoğunluk opaklık vasıtasıyla ışığı, ışık-enerji basıncının patlama noktasına gelişine kadar muhafaza edecektir. Bir güneş içerisinde; milyonlarca mil uzaklıktaki gezegenlere enerji sağlamak, onları aydınlatmak ve ısıtmak için uzaya giriş yaparak enerjinin bu türden bir akımının ileri doğru gönderilmesine sebep olan, devasa bir ışık ve gaz basıncı mevcut bir halde bulunmaktadır. Urantia’nın yoğunluğundaki yüzeyin on beş fitlik bölgesi etkin bir biçimde; devasa bir dışa doğru patlama ile birlikte çekim etkisinin üstesinden gelen atomsal bombardımanlardan kaynaklanan artış halindeki enerjilerin yükselen içsel basıncına kadar, bir güneş içerisinde tüm X-ışınlarının ve ışık enerjilerin kaçmasını engellemektedir.

41:5.1 (460.5) That the suns of space are not very dense is proved by the steady streams of escaping light-energies. Too great a density would retain light by opacity until the light-energy pressure reached the explosion point. There is a tremendous light or gas pressure within a sun to cause it to shoot forth such a stream of energy as to penetrate space for millions upon millions of miles to energize, light, and heat the distant planets. Fifteen feet of surface of the density of Urantia would effectually prevent the escape of all X rays and light-energies from a sun until the rising internal pressure of accumulating energies resulting from atomic dismemberment overcame gravity with a tremendous outward explosion.

    Sevk edici gazların mevcudiyetinde ışık, opak sıkıştırıcı duvarlar vasıtasıyla yüksek sıcaklıklarda taşındığında oldukça patlayıcıdır. Işık gerçektir. Dünyanız üzerinde sizin enerjiye ve güce paha biçişinize göre, güneş ışığının bir poundu bir milyon dolara karşılık gelebilecek bir değere sahiptir.

41:5.2 (460.6) Light, in the presence of the propulsive gases, is highly explosive when confined at high temperatures by opaque retaining walls. Light is real. As you value energy and power on your world, sunlight would be economical at a million dollars a pound.

    Sizin güneşinizin içi geniş bir X-ışını üreticisidir. Güneşler içlerinde, bu kudretli ışın yayılımlarının aralıksız süren bombardımanları ile tedarik edilmişlerdir.

41:5.3 (460.7) The interior of your sun is a vast X-ray generator. The suns are supported from within by the incessant bombardment of these mighty emanations.

    Bir X-ışınıyla etkileştirilen elektronun ortalama bir güneşin tam merkezinden güneşsel yüzeye kadar olan doğrultusunda ilerlemesi için yarım milyon yıldan fazla bir süre gerekmektedir. Buradan elektron kendisinin uzay yolculuğuna; yerleşik bir gezeni ısıtmak, bir göktaşı tarafından alı konulmak, bir atomun doğumuna katılmak, mekânın yüksek bir biçimde etki altında bulunan adası tarafından çekilmek veya kökeninin güneşine benzer bir güneşin yüzeyine nihai bir biçimde dalış vasıtasıyla sonlanan kendi uzay yolculuğunu bulmak amacıyla başlayabilir.

41:5.4 (460.8) It requires more than one-half million years for an X-ray-stimulated electron to work its way from the very center of an average sun up to the solar surface, whence it starts out on its space adventure, maybe to warm an inhabited planet, to be captured by a meteor, to participate in the birth of an atom, to be attracted by a highly charged dark island of space, or to find its space flight terminated by a final plunge into the surface of a sun similar to the one of its origin.

    Bir güneşin içine ait X-ışınları, oldukça yüksek sıcaklıklarda ısıtılmış ve etkiye uğramış elektronların; katalizör maddeye ait alıkoyucu etkilerin ev sahiplerini geçerek ve çeşitli çekim etkinlerine rağmen, uzak sistemlerin ücra âlemlerine kadar uzay boyunca taşınması için yeterli enerjiyi sağlamaktadır. Bir güneşin çekim etkisinden kurtulmak için ihtiyaç duyulan büyük bir enerji; maddenin önemli derecedeki kütleleri ile karşılaşana kadar aşılamaz hızlarla hareket eden güneş ışınını sağlamaya yetkindir; bu karşılaşma üzerine güneş ışığı hemen, diğer enerjilerin açığa çıkmasıyla birlikte ısıya dönüşür.

41:5.5 (461.1) The X rays of a sun’s interior charge the highly heated and agitated electrons with sufficient energy to carry them out through space, past the hosts of detaining influences of intervening matter and, in spite of divergent gravity attractions, on to the distant spheres of the remote systems. The great energy of velocity required to escape the gravity clutch of a sun is sufficient to insure that the sunbeam will travel on with unabated velocity until it encounters considerable masses of matter; whereupon it is quickly transformed into heat with the liberation of other energies.

    Işık veya diğer türler içinde bulunmasından bağımsız bir biçimde enerji, mekân doğrultusunda olan hareketinde doğrusaldır. Maddi mevcudiyetin mevcut parçacıkları mekânı bir yaylım ateşi gibi kat eder. Onlar; daha yüksek kuvvetler tarafından harekete geçirilmediği ve madde kütlesi içinde içkin doğrusal çekim etkisine ek olarak Cennet Adası’nın çevresel-çekim varlığına maruz kalmadığı müddetçe, doğrusal ve dağılmayan bir hat içinde veya hareket yörüngesinde ilerler.

41:5.6 (461.2) Energy, whether as light or in other forms, in its flight through space moves straight forward. The actual particles of material existence traverse space like a fusillade. They go in a straight and unbroken line or procession except as they are acted on by superior forces, and except as they ever obey the linear-gravity pull inherent in material mass and the circular-gravity presence of the Isle of Paradise.

    Güneş enerjisi, dalgalar halinde ilerliyormuş gibi görünebilir; ancak bu durum, bağlı ve çeşitli etkilerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkar. Düzenlenmiş enerjinin ilgili herhangi bir türü, dalgalar halinde değil doğrusal hatlar boyunca ilerler. Kuvvet-enerjinin ikincil veya üçüncül bir türünün mevcudiyeti, gözlem altında onların akımlarının dalgasal oluşumlar biçimde görülmesine sebep olabilir. Bu durum, sert bir rüzgârla birlikte ortaya çıkan kör edici bir yağmur fırtınasında suyun zaman zaman yatay katmanlar veya dalgalar halinde yeryüzüne düşmesine oldukça benzemektedir. Aralıksız hareket yörüngesinin doğrusal bir hattı içinde yağmur damlaları yeryüzüne doğru hareket etmektedir; ancak rüzgârın hareketi, yağmur damlalarının yatay katmanlar veya dalgalar biçimindeki bu türden gözle görülen olgularını ortaya çıkarmaktadır.

41:5.7 (461.3) Solar energy may seem to be propelled in waves, but that is due to the action of coexistent and diverse influences. A given form of organized energy does not proceed in waves but in direct lines. The presence of a second or a third form of force-energy may cause the stream under observation to appear to travel in wavy formation, just as, in a blinding rainstorm accompanied by a heavy wind, the water sometimes appears to fall in sheets or to descend in waves. The raindrops are coming down in a direct line of unbroken procession, but the action of the wind is such as to give the visible appearance of sheets of water and waves of raindrops.

    Yerel evreninizin uzay bölgeleri içinde mevcut olan belirli ikincil ve diğer keşfedilmemiş enerjilerin etkinliği öyle bir oluşumdur ki güneş-ışık yayılımı; birtakım dalgasal olgulara ek olarak belirli uzunluk ve ağırlığın ölçülemeyecek kadar küçük parçacıklarına kadar bölünüşünü uygular biçiminde görülmektedir. Ve işlevsel bir açıdan irdelendiğinde bu durum gerçekte yaşanılanların ta kendisidir. Nebadon’un mekân bölgeleri içerisinde işlerlik gösteren çeşitli güneş-kuvvetlerine ek olarak güneş enerjilerinin karşılıklı etkileşimleri ve ilişkilerinin kavramına dair daha açık bir kavrayışa eriştiğiniz ana kadar siz, ışığın davranışının anlaşılmasına dair daha iyi bir kavrayışa ulaşmayı hayal dahi edemezsiniz. Sizin mevcut kafa karışıklığınız aynı zamanda; Bütünleştirici Bünye ve Koşulsuz Mutlak’ın mevcudiyetleri, etkinlikleri ve eş güdümü biçiminde üstün evrenin kişisel ve kişisel olmayan denetimlerine ait karşılıklı birliktelik içerisinde bulunan faaliyetleri ile ilgili olan, bu soruna dair eksik kavrayışınızdan kaynaklanmaktadır.

41:5.8 (461.4) The action of certain secondary and other undiscovered energies present in the space regions of your local universe is such that solar-light emanations appear to execute certain wavy phenomena as well as to be chopped up into infinitesimal portions of definite length and weight. And, practically considered, that is exactly what happens. You can hardly hope to arrive at a better understanding of the behavior of light until such a time as you acquire a clearer concept of the interaction and interrelationship of the various space-forces and solar energies operating in the space regions of Nebadon. Your present confusion is also due to your incomplete grasp of this problem as it involves the interassociated activities of the personal and nonpersonal control of the master universe — the presences, the performances, and the co-ordination of the Conjoint Actor and the Unqualified Absolute.

6. Mekânın Gezgini olarak, Kalsiyum  

6. Calcium — The Wanderer of Space

    Işık tayfı olgusunun irdelenmesi içinde şu gerçek hep hatırlanmalıdır: uzay boşluktan ibaret değildir; uzayı kateden ışık zaman zaman, düzenlenmiş mekânın tümü içinde dolaşan bir biçimdeki enerji ve maddenin çeşitli türleri tarafından küçük bir derecede değişikliğe uğrar. Güneşinizin tayfı içerisinde ortaya çıkan bilinmeyen maddeyi işaret eden hatların bazıları; güneşsel element savaşlarının çetin çarpışmaları sonrasında oluşan ölü atomlar şeklinde, dağıtılmış bir konumda mekânın tümü boyunca uçmakta olan çok iyi bilinen elementlerin yapılarında meydana gelen değişiklerden kaynaklanmaktadır. Uzay; özellikle sodyum ve kalsiyum biçiminde bu gezinmekte olan sahipsiz cisimler tarafından kaplanmıştır.

41:6.1 (461.5) In deciphering spectral phenomena, it should be remembered that space is not empty; that light, in traversing space, is sometimes slightly modified by the various forms of energy and matter which circulate in all organized space. Some of the lines indicating unknown matter which appear in the spectra of your sun are due to modifications of well-known elements which are floating throughout space in shattered form, the atomic casualties of the fierce encounters of the solar elemental battles. Space is pervaded by these wandering derelicts, especially sodium and calcium.

    Kalsiyum, gerçekte, Orvonton boyunca mekânın madde-yayılımına ait başat elementtir. Bizim aşkın evrenimizin bütünü, özenle toz haline getirilen taşla serpilmiştir. Taş gerçek anlamıyla mekânın gezegenleri ve âlemleri için temel yapı maddesidir. Büyük mekân örtüsü olarak kâinatsal bulut, kalsiyumun değişikliğe uğramış olan atomlarının büyük bir kısmından meydana gelmiştir. Taş atomu, elementlerin en yaygın ve en dayanaklı olanların biridir. Onlar — bölünme biçimiyle — sadece güneşsel iyonlaşmaya karşı koymaz; onlar aynı zamanda, yıkıcı X-ışınları tarafından yıpranmalarından ve yüksek güneş sıcakları altında dağılmalarından sonra bile bir birliktelik kimliği içerisinde kalmaya devam eder. Kalsiyum, maddenin daha fazla ortaklık gösteren türlerinin hepsinin de üstünde bir kişiliği ve dayanıklılığı elinde bulundurur.

41:6.2 (461.6) Calcium is, in fact, the chief element of the matter-permeation of space throughout Orvonton. Our whole superuniverse is sprinkled with minutely pulverized stone. Stone is literally the basic building matter for the planets and spheres of space. The cosmic cloud, the great space blanket, consists for the most part of the modified atoms of calcium. The stone atom is one of the most prevalent and persistent of the elements. It not only endures solar ionization — splitting — but persists in an associative identity even after it has been battered by the destructive X rays and shattered by the high solar temperatures. Calcium possesses an individuality and a longevity excelling all of the more common forms of matter.

    Sizin fizikçilerinizin sezdikleri gibi, güneşsel kalsiyumun bu sakatlanmış kalıntıları kelimenin gerçek anlamıyla; çeşitli uzaklıklar için güneş ışınları üzerine binerler; ve böylece onların mekân boyunca geniş bir alana yayılan dağılımı, devasa bir biçimde gerçekleştirilmiş olur. Belirli dönüşümler altında sodyum atomu aynı zamanda ışık ve enerjinin gezinme hareketine yetkindir. Kalsiyum kazanımının bütünlüğü, daha önemli bir niteliğe sahiptir; çünkü bu element, sodyum kütlesinden yaklaşık olarak iki katı kütleye sahiptir. Kalsiyum tarafından yerel mekân-yayılımı; değişikliğe uğramış tür içinde, kelimenin tam anlamıyla dışa doğru hareket eden güneş ışınlarına binerek, güneşsel fotosferden onların kaçmasıyla gerçekleşmektedir. Güneş elementleri arasında kalsiyum; yirmi dönüş elektronu taşıyan bir biçimde onun görece kütlesine rağmen, güneşin içinden mekânın âlemlerine doğru olan kaçışta en başarılı olanıdır. Bu durum; güneş üzerinde altı bin millik kalınlık biçimindeki bir gaz taşı yüzeyi olarak, bir kalsiyum tabakasının orada neden mevcut bulunduğunu açıklamaktadır; ve daha hafif olan diğer on dokuz elemente ve sayısız bir miktarda bulunan daha ağır olanlarına rağmen, güneşin tabanında yer alan element kalsiyumdur.

41:6.3 (462.1) As your physicists have suspected, these mutilated remnants of solar calcium literally ride the light beams for varied distances, and thus their widespread dissemination throughout space is tremendously facilitated. The sodium atom, under certain modifications, is also capable of light and energy locomotion. The calcium feat is all the more remarkable since this element has almost twice the mass of sodium. Local space-permeation by calcium is due to the fact that it escapes from the solar photosphere, in modified form, by literally riding the outgoing sunbeams. Of all the solar elements, calcium, notwithstanding its comparative bulk — containing as it does twenty revolving electrons — is the most successful in escaping from the solar interior to the realms of space. This explains why there is a calcium layer, a gaseous stone surface, on the sun six thousand miles thick; and this despite the fact that nineteen lighter elements, and numerous heavier ones, are underneath.

    Kalsiyum, güneş sıcaklıklarında etkin ve çok yönlü bir elementtir. Taş atomu, birbirlerine çok yakın olan iki dış elektronsal döngüleri içerisinde çevik ve zayıf bir biçimde birbirlerine bağlanmış elektronlara sahiptir. Atomsal mücadelenin ilk aşamasında onlar dıştaki elektronunu yitirir; bu düzeyden itibaren taş atomu, elektronsal devrimin on dokuzuncu ve yirminci döngüleri arasında on dokuzuncu elektronun ileri geri bir biçimde hareket ederek gerçekleştirdiği üstün bir yer değiştirme etkinliği içine girer. Bu on dokuzuncu elektronun kendi yörüngesi ve kaybolan eşinin etrafından saniyede yirmi beş binden daha fazla bir biçimde ileri geri hareket edişi vasıtasıyla bir sakatlanmış taş atomu, yer çekimini kısmen devre dışı bırakmaya yetkindir; ve böylelikle bu atom başarılı bir biçimde, özgürlük ve serüven için güneş ışınları üzerinde ışığın ve enerjinin ortaya çıkan ırmakları içinde hareket etmeye yetkin hale gelir. Bu kalsiyum atomu, saniyede yaklaşık yirmi beş bin kere güneş ışığını tutarak ve onu bırakarak ileri doğru ivmelenmenin dönüşümlü kasılmaları vasıtasıyla dışa doğru hareket eder. Ve bu durum, bu taşın neden mekânın dünyalarının baş bileşeni olduğunu açıklamaktadır.

41:6.4 (462.2) Calcium is an active and versatile element at solar temperatures. The stone atom has two agile and loosely attached electrons in the two outer electronic circuits, which are very close together. Early in the atomic struggle it loses its outer electron; whereupon it engages in a masterful act of juggling the nineteenth electron back and forth between the nineteenth and twentieth circuits of electronic revolution. By tossing this nineteenth electron back and forth between its own orbit and that of its lost companion more than twenty-five thousand times a second, a mutilated stone atom is able partially to defy gravity and thus successfully to ride the emerging streams of light and energy, the sunbeams, to liberty and adventure. This calcium atom moves outward by alternate jerks of forward propulsion, grasping and letting go the sunbeam about twenty-five thousand times each second. And this is why stone is the chief component of the worlds of space. Calcium is the most expert solar-prison escaper.

    Bu cambaz kalsiyum elektronunun çevikliği, güneşsel kuvvetlerin X-ışını sıcaklığı vasıtasıyla daha yüksek yörüngenin döngüsüne fırlatıldıklarında yalnızca bir saniyenin yaklaşık olarak bir milyonunda bu yörünge içine geçiş yapmaları gerçekliğiyle doğrulanmıştır; ancak atomsal çekirdek çekiminin elektriksel-çekim gücünden önce bu elektron, atomsal sürecin etrafında bir milyon dönüşü tamamlamaya yetkin olarak eski yörüngesine geri döner.

41:6.5 (462.3) The agility of this acrobatic calcium electron is indicated by the fact that, when tossed by the temperature-X-ray solar forces to the circle of the higher orbit, it only remains in that orbit for about one one-millionth of a second; but before the electric-gravity power of the atomic nucleus pulls it back into its old orbit, it is able to complete one million revolutions about the atomic center.

    Sizin güneşiniz, güneş sisteminin oluşuyla ilişkili olan kasılan patlamalarının zamanı boyunca devasa büyüklükteki kalsiyumunun çok büyük bir oranını yitirmiştir. Güneş kalsiyumunun birçoğu mevcut an içerisinde güneşin dışta bulunan tabakası içerisindedir.

41:6.6 (462.4) Your sun has parted with an enormous quantity of its calcium, having lost tremendous amounts during the times of its convulsive eruptions in connection with the formation of the solar system. Much of the solar calcium is now in the outer crust of the sun.

    Güneşin tayfsal irdelenmesinin yalnızca güneş-yüzeyi oluşumunu gösterdiği unutulmamalıdır. Örnek olarak: Güneş tayfı demir hatlarını ortaya çıkarmaktadır, fakat demir güneş içinde temel bir element değildir. Bu olgu neredeyse tamamiyle; demir tayfının kaydı için oldukça elverişli sıcaklık olan 6.000’den biraz daha az derecedeki, güneşin mevcut sıcaklığından kaynaklanmaktadır.

41:6.7 (462.5) It should be remembered that spectral analyses show only sun-surface compositions. For example: Solar spectra exhibit many iron lines, but iron is not the chief element in the sun. This phenomenon is almost wholly due to the present temperature of the sun’s surface, a little less than 6,000 degrees, this temperature being very favorable to the registry of the iron spectrum.

7. Güneş Enerjisi’nin Kaynakları  

7. Sources of Solar Energy

    Kendi güneşiniz dâhil olmak üzere, güneşlerin birçoğunun iç sıcaklığı ortak olarak inanılandan çok daha fazladır. Bir güneşin içinde işlevsel biçimde bütüncül hiç bir atom mevcut değildir; onlar az veya çok, bu tür sıcaklıklara özgü olan yoğun X-ışını bombardımanı tarafından dağılmış bir haldedir. Bir güneşin dış tabakaları içinde hangi maddi elementlerin ortaya çıkabildiğinden bağımsız olarak, içte bulunan unsurlar çok benzer bir biçimde; yıkıcı X-ışınlarının dağıtıcı etkisi tarafından mevcut hale gelir. X-ışını, atomsal mevcudiyetin büyük eşitleyicisidir.

41:7.1 (463.1) The internal temperature of many of the suns, even your own, is much higher than is commonly believed. In the interior of a sun practically no whole atoms exist; they are all more or less shattered by the intensive X-ray bombardment which is indigenous to such high temperatures. Regardless of what material elements may appear in the outer layers of a sun, those in the interior are rendered very similar by the dissociative action of the disruptive X rays. X ray is the great leveler of atomic existence.

    Güneşinizin yüzey sıcaklığı yaklaşık olarak 6.000 derecedir; ancak onun içine girildiğinde bu sıcaklık, merkezi bölgeleri içinde yaklaşık 35.000.000 derecelere varan inanılmaz bir yüksekliğe ulaşana kadar çabuk bir biçimde artış gösterir. (Bu sıcaklıkların tümü Fahrenhayt ölçeğine göredir.)

41:7.2 (463.2) The surface temperature of your sun is almost 6,000 degrees, but it rapidly increases as the interior is penetrated until it attains the unbelievable height of about 35,000,000 degrees in the central regions. (All of these temperatures refer to your Fahrenheit scale.)

    Bu olgular bütününün hepsi, devasa enerji çıkışının bir göstergesidir; önemlerine göre isimlendirilmiş bir biçimde, güneş enerjisinin kaynakları şunlardır:

41:7.3 (463.3) All of these phenomena are indicative of enormous energy expenditure, and the sources of solar energy, named in the order of their importance, are:

    1. Atomlar ve nihai olarak elektronların yok olması.

41:7.4 (463.4) 1. Annihilation of atoms and, eventually, of electrons.

    2. Böylece serbest bırakılan enerjilerin radyoaktif topluluklarını içine alarak, elementlerin dönüşümü.

41:7.5 (463.5) 2. Transmutation of elements, including the radioactive group of energies thus liberated.

    3. Belirli evrensel mekân-enerjilerinin birleşimi ve aktarımı.

41:7.6 (463.6) 3. The accumulation and transmission of certain universal space-energies.

    4. Alev halindeki güneşlere doğru durmaksızın dalmakta olan uzay maddesi ve göktaşları.

41:7.7 (463.7) 4. Space matter and meteors which are incessantly diving into the blazing suns.

    5. Güneş kasılması; bir güneşin soğuması ve bunun sonrasında meydana gelen büzülme, uzay maddesi tarafından tedarik edilenden zaman zaman daha fazla olan enerji ve sıcaklığı ortaya çıkarmaktadır.

41:7.8 (463.8) 5. Solar contraction; the cooling and consequent contraction of a sun yields energy and heat sometimes greater than that supplied by space matter.

    6. Yüksek sıcaklıklarda çekim etkinliği, döngüleştirilen gücü radyoaktif enerjilere dönüştürmektedir.

41:7.9 (463.9) 6. Gravity action at high temperatures transforms certain circuitized power into radiative energies.

    7. Güneşi terk ettikten sonra tekrar onun içerisine çekilen tekrar alı konulan ışık ve diğer madde, diğer enerjiler ile birlikte daha fazla güneşsel kökene sahip olmaktadır.

41:7.10 (463.10) 7. Recaptive light and other matter which are drawn back into the sun after having left it, together with other energies having extrasolar origin.

    Orada, zaman zaman milyonlarca derecede sıcaklıkta bulunan güneşi çevreleyen sıcak gazların düzenleyici bir örtüsü bulunmaktadır; bu örtü, ısı kaybını düzenlemek ve bunun geride kalan durumlarında ısı yayılımının yıkıcı dalgalanmalarını engellemek için faaliyet gösterir. Bir güneşin etkin yaşamı boyunca 35.000.000 derecedeki içsel sıcaklığı, dışsal sıcaklığın gittikçe artan düşüşünden oldukça bağımsız bir biçimde yaklaşık olarak aynı değerde kalmaya devam eder.

41:7.11 (463.11) There exists a regulating blanket of hot gases (sometimes millions of degrees in temperature) which envelops the suns, and which acts to stabilize heat loss and otherwise prevent hazardous fluctuations of heat dissipation. During the active life of a sun the internal temperature of 35,000,000 degrees remains about the same quite regardless of the progressive fall of the external temperature.

    Siz sıcaklığın 35.000.000 derecelerini, elektronsal kaynama noktası olarak belirli çekim basınçları ile birliktelik halinde hayalinizde canlandırmaya çabalayabilirsiniz. Bu basınç ve sıcaklık altında atomların tümü, elektronsal ve diğer soy bileşenlerine ayrılmakta ve parçalanmaktadır; elektronlar ve ültimatonların diğer birliktelikleri parçalanabilir, ancak güneşler ültimatonlarına ayrılmaya yetkin değillerdir.

41:7.12 (463.12) You might try to visualize 35,000,000 degrees of heat, in association with certain gravity pressures, as the electronic boiling point. Under such pressure and at such temperature all atoms are degraded and broken up into their electronic and other ancestral components; even the electrons and other associations of ultimatons may be broken up, but the suns are not able to degrade the ultimatons.

    Bu güneş sıcaklıkları; bu koşullar altında mevcudiyetlerini en azından bahse konu bu son durumda olduğu gibi idare etmeye devam ederek, ültimatonları ve elektronları devasa bir biçimde hızlandırmak amacıyla işlev gösterir. Olağan bir su damlasının, atomların bir milyar trilyonundan fazla bir unsurunu beraberinde taşıdığını bir durup düşündüğünüzde; ültimatonsal ve elektron etkinliklerin hızlandırılması biçiminde bu yüksek sıcaklığın ne anlama geldiğini anlayacaksınız. Bu enerji, iki yıl boyunca sürekli bir biçimde yüz beygirden daha fazla gücünün ürettiği enerjiye karşılık gelmektedir. Her saniye içerisinde güneş sistemi tarafından şu an içinde salınan bütüncül ısı, yalnıza bir saniye içinde Urantia üzerindeki okyanusların tümündeki suyun hepsinin kaynamasına yetecek bir sıcaklığa sahiptir.

41:7.13 (463.13) These solar temperatures operate to enormously speed up the ultimatons and the electrons, at least such of the latter as continue to maintain their existence under these conditions. You will realize what high temperature means by way of the acceleration of ultimatonic and electronic activities when you pause to consider that one drop of ordinary water contains over one billion trillions of atoms. This is the energy of more than one hundred horsepower exerted continuously for two years. The total heat now given out by the solar system sun each second is sufficient to boil all the water in all the oceans on Urantia in just one second of time.

    Evren enerjisinin ana akıntılarının doğrusal kanalları içerisinde faaliyet gösteren yalnızca bu güneşler, sonsuza kadar parıldamaya devam eder. Bu türden güneşsel fırınlar, mekân-kuvvet ve benzer döngü halindeki enerjinin alınımı vasıtasıyla kendilerinin maddi kayıplarını gidermeye yetkin bir biçimde sonsuza kadar alevlenmeye devam ederler. Fakat yeniden yüklenmenin bu başlıca kanallarından sonsuza kadar ayrılmış olan yıldızlar; yavaşça soğuyup ve nihai olarak sönen bir biçimde, enerjinin bütüncül tüketiminin sürecinden geçmenin nihai sonuna sahip kılınmıştır.

41:7.14 (464.1) Only those suns which function in the direct channels of the main streams of universe energy can shine on forever. Such solar furnaces blaze on indefinitely, being able to replenish their material losses by the intake of space-force and analogous circulating energy. But stars far removed from these chief channels of recharging are destined to undergo energy depletion — gradually cool off and eventually burn out.

    Bu türden ölü veya ölmekte olan güneşler, çarpışma etkisi vasıtasıyla yeniden canlandırılabilir; veya onlar, parıldamayan belirli mekân enerji adaları tarafından veya yakında bulunan daha küçük güneşlerin veya sistemlerin çekim-gaspı vasıtasıyla yeniden yüklü bir hale getirilebilir. Ölü güneşlerin büyük bir çoğunluğu, bu veya diğer evrimsel işleyiş biçimleri tarafından hayata tekrar dönüşü deneyimleyecektir. Böylelikle nihai olarak yeniden yüklü hale gelmeyen güneşlere; çekim yoğunlaşmasına ait enerji basıncının ültimatonsal yoğunlaşmasında eşik noktasına eriştiğinde, kütle patlayışı vasıtasıyla parçalanması sürecinden geçmenin nihai sonu kazandırılmıştır. Bu tür ortadan yok olan güneşler bunun sonucunda; daha elverişli bir konumda bulunan diğer güneşlere enerji kazandırmak amacıyla hayranlık verici bir biçimde kullanılan, enerjinin en nadir türlerinden biri haline gelir.

41:7.15 (464.2) Such dead or dying suns can be rejuvenated by collisional impact or can be recharged by certain nonluminous energy islands of space or through gravity-robbery of near-by smaller suns or systems. The majority of dead suns will experience revivification by these or other evolutionary techniques. Those which are not thus eventually recharged are destined to undergo disruption by mass explosion when the gravity condensation attains the critical level of ultimatonic condensation of energy pressure. Such disappearing suns thus become energy of the rarest form, admirably adapted to energize other more favorably situated suns.

8. Güneş-Enerji Tepkileri  

8. Solar-Energy Reactions

    Mekân-enerji kanalları içinde döngüsel bir hale getirilen bu güneşler üzerinde güneş enerjisi; hidrojen-karbon-helyum tepkisinin en ortak unsuru olarak, çeşitli karmaşık nükleer-tepki zincirleri tarafından serbest bırakılır. Bu başkalaşım içerisinde karbon, bir enerji katalizörü olarak hareket eder; çünkü karbon, hidrojenin helyuma dönüştürülmesinin bu süreci tarafından hiçbir biçimde mevcut bir halde değişikliğe uğramamaktadır. Yüksek ısıların belirli şartları altında hidrojen, karbon çekirdekleri içine nüfuz eder. Karbonun dört protondan daha fazlasını elinde bulundurmamasından dolayı, ve bu doygunluk düzeyi erişilince; karbon, yenileri gelir gelmez derhal protonları kendi içinden dışarıya doğru çıkarır. Bu tepki içinde içeriye nüfuz eden hidrojen parçacıkları, bir helyum atomunu ortaya çıkarır.

41:8.1 (464.3) In those suns which are encircuited in the space-energy channels, solar energy is liberated by various complex nuclear-reaction chains, the most common of which is the hydrogen-carbon-helium reaction. In this metamorphosis, carbon acts as an energy catalyst since it is in no way actually changed by this process of converting hydrogen into helium. Under certain conditions of high temperature the hydrogen penetrates the carbon nuclei. Since the carbon cannot hold more than four such protons, when this saturation state is attained, it begins to emit protons as fast as new ones arrive. In this reaction the ingoing hydrogen particles come forth as a helium atom.

    Hidrojen içeriğinin azalması, bir güneşin parlaklığını arttırır. Sönüşün nihai sonu kazandırılan güneşler içerisinde parlaklığın yüksekliği, hidrojenin bittiği noktada gerçekleşir. Bu noktayı takiben parlaklık, çekim büzülmesinin sonrasında ortaya çıkan işleyiş vasıtasıyla idare edilir. Nihai olarak bu türden bir yıldız, oldukça yoğun bir âlem biçiminde küçük bir beyaz yıldız olarak adlandırılan cisim haline gelir.

41:8.2 (464.4) Reduction of hydrogen content increases the luminosity of a sun. In the suns destined to burn out, the height of luminosity is attained at the point of hydrogen exhaustion. Subsequent to this point, brilliance is maintained by the resultant process of gravity contraction. Eventually, such a star will become a so-called white dwarf, a highly condensed sphere.

    Küçük döngüsel nebulalar biçimindeki büyük güneşler içerisinde, hidrojen bittiğinde ve çekim büzülmesi bunun sonrasında gerçekleştiğinde, eğer bu türden bir bünye dışsal gaz bölgeleri için içsel basıncın sağlanmasını elinde bulundurmak için yeterince opak değilse, bunun sonrasında anlık bir çarpışma gerçekleşir. Çekim-elektrik değişiklikleri, elektrik potansiyelinden mahrum olan küçük parçalıkların geniş sayılarının kökenini sağlamaktadır; ve bu türden parçacıklar hazır bir biçimde güneşin iç bölgesinden kaçıp, böylece birkaç gün içerisinde devasa bir güneşin çarpışması sonucunu beraberinde getirir. Elli yıl önce Andromeda nebulasının büyük nova çarpışmasına sebep olan “kaçak parçacıklarının” göçleri, bu türden göçlerden biridir. Urantia zamanına göre bu türden geniş bir yıldızsal bünye, kırk dakika içerisinde yıkıma uğramıştır.

41:8.3 (464.5) In large suns — small circular nebulae — when hydrogen is exhausted and gravity contraction ensues, if such a body is not sufficiently opaque to retain the internal pressure of support for the outer gas regions, then a sudden collapse occurs. The gravity-electric changes give origin to vast quantities of tiny particles devoid of electric potential, and such particles readily escape from the solar interior, thus bringing about the collapse of a gigantic sun within a few days. It was such an emigration of these “runaway particles” that occasioned the collapse of the giant nova of the Andromeda nebula about fifty years ago. This vast stellar body collapsed in forty minutes of Urantia time.

    Bir kural halinde maddenin geniş ihraçları; nebulasal gazların geniş bulutları biçiminde soğuyan artık güneşler olarak mevcut bir durumda bulunmaya devam eder. Ve bu anlatılan olayların tümü; yaklaşık dokuz yüz yıl önce kökenine sahip olduğu ve hala yalnız bir yıldız olarak bu düzensiz nebulasal kütlesinin merkezi yakınlarında ana âlem olarak ortaya çıkan, Yengeç nebulası gibi düzensiz nebulaların birçok türünün kökenini açıklamaktadır.

41:8.4 (464.6) As a rule, the vast extrusion of matter continues to exist about the residual cooling sun as extensive clouds of nebular gases. And all this explains the origin of many types of irregular nebulae, such as the Crab nebula, which had its origin about nine hundred years ago, and which still exhibits the mother sphere as a lone star near the center of this irregular nebular mass.

9. Güneş’in Yerleşik Konumu  

9. Sun Stability

    Daha büyük güneşler; ışığın yalnızca güçlü X-ışınlarının yardımı vasıtasıyla kaçtığı elektronları üzerinde, bu türden bir çekim denetimi sağlamaktadır. Bu yardımcı ışınlar, tüm uzaya nüfuz eder; ve onlar, enerjinin temel ültimatonsal birlikteliklerinin idaresi ile ilgidir. 35.000.000 derecelerinde üstünde bulunan en yüksek sıcaklığa olan erişimlerini takiben, bir güneşin öncül zamanlarındaki büyük enerji kayıpları, ültimatonsal sızıntı olarak ışığın kaçmasıyla çok ilgili değildir. Bu ültimaton enerjileri uzaya doğru; güneşin ergenlik dönemleri sürecinde gerçek bir enerji patlaması olarak, elektronsal birlikteliğin ve enerjinin maddi bir hale gelmesinin sürecine katılmak amacıyla kaçar.

41:9.1 (465.1) The larger suns maintain such a gravity control over their electrons that light escapes only with the aid of the powerful X rays. These helper rays penetrate all space and are concerned in the maintenance of the basic ultimatonic associations of energy. The great energy losses in the early days of a sun, subsequent to its attainment of maximum temperature — upwards of 35,000,000 degrees — are not so much due to light escape as to ultimatonic leakage. These ultimaton energies escape out into space, to engage in the adventure of electronic association and energy materialization, as a veritable energy blast during adolescent solar times.

    Atomlar ve elektronlar çekim kuvvetine tabidir. Ültimatonlar, maddi çekimin karşılıklı ilişkisi olarak yerel çekime bağlı değildir; ancak onlar bütünüyle, kâinat âlemlerinin tümünün evrensel ve ebedi döngüsüne ait dönüş olarak akım biçimindeki mutlak veya Cennet çekimine bağlıdır. Ültimatonsal enerji, yakın veya uzak maddi kütlelerin doğrusal veya doğrudan çekim etkisine uymamaktadır; fakat bu enerji her zaman, uçsuz bucaksız yaratımın büyük elips yörüngesinin döngüsü uyarınca dönüşünü gerçekleştirmektedir.

41:9.2 (465.2) Atoms and electrons are subject to gravity. The ultimatons are not subject to local gravity, the interplay of material attraction, but they are fully obedient to absolute or Paradise gravity, to the trend, the swing, of the universal and eternal circle of the universe of universes. Ultimatonic energy does not obey the linear or direct gravity attraction of near-by or remote material masses, but it does ever swing true to the circuit of the great ellipse of the far-flung creation.

    Sizin kendi güneş merkeziniz yıllık olarak, mevcut maddenin neredeyse yüz milyon tonunu merkezden yaymaktadır; bunun karşısında devasa güneşler, ilk bir milyar yıllık süreç olan öncül büyüme evreleri boyunca olağanüstü büyüklükte bir kütle yitirmiştir. Bir güneşin yaşamı, içsel ısısının en yüksek noktasına ulaşmasından sonra istikrara kavuşur; ve alt atomsal enerjiler serbest bırakılmaya başlar. Ve tam da bu eşik noktasında daha büyük olan güneşler kasılımsal titreşimleri almaktadır.

41:9.3 (465.3) Your own solar center radiates almost one hundred billion tons of actual matter annually, while the giant suns lose matter at a prodigious rate during their earlier growth, the first billion years. A sun’s life becomes stable after the maximum of internal temperature is reached, and the subatomic energies begin to be released. And it is just at this critical point that the larger suns are given to convulsive pulsations.

    Güneşin yerleşik konuma gelmesi bütünüyle; inanılmaz sıcaklıklar tarafından karşılıklı olarak dengelenmiş devasa basınçlar biçiminde, çekim-ısı mücadelesi arasındaki dengeye bağlıdır. Güneşlerin içsel gaz esnekliği, çeşitli maddelerin üst tabakaları idame ettirir; buna ek olarak çekim ve ısı dengede bulunduğu zaman, dışsal maddelerin ağırlığı temel ve içsel gazların sıcaklık basıncına tam anlamıyla eşittir. Daha genç olan yıldızların birçoğunda çekim yoğunlaşması sürekli artan içsel sıcaklıkları meydana getirir; ve içsel ısı yükseldikçe yüksek gaz rüzgârlarının iç X-ışını basıncı o kadar yüksek bir hale gelir ki, merkezkaç etkisi ile birlikte bir güneş dış tabakalarını uzaya doğru atmaya başlayıp böylece çekim ve ısı arasındaki dengeyi yeniden kurar.

41:9.4 (465.4) Sun stability is wholly dependent on the equilibrium between gravity-heat contention — tremendous pressures counterbalanced by unimagined temperatures. The interior gas elasticity of the suns upholds the overlying layers of varied materials, and when gravity and heat are in equilibrium, the weight of the outer materials exactly equals the temperature pressure of the underlying and interior gases. In many of the younger stars continued gravity condensation produces ever-heightening internal temperatures, and as internal heat increases, the interior X-ray pressure of supergas winds becomes so great that, in connection with the centrifugal motion, a sun begins to throw its exterior layers off into space, thus redressing the imbalance between gravity and heat.

    Sizin güneşiniz uzun bir zamandan beri; daha genç olan yıldızlarının birçoğu için devasa titreşimler oluşturan rahatsızlıklar biçimindeki, onun genişleme ve büzülme döngüleri arasında göreceli bir denge düzeyine erişmiştir. Sizin güneşiniz şu an, altıncı milyar yaşını geçmiştir. Güneşiniz, yirmi beş milyar yıldan daha fazla bir süreliğine mevcut etkinliği biçiminde ışımaya devam edecektir. Onun genç ve yerleşik konuma geçmiş faaliyetinin bir araya geldiği süreçler boyunca muhtemel bir biçimde, düşüşün kısmı bir etkin dönemini deneyimleyecektir.

41:9.5 (465.5) Your own sun has long since attained relative equilibrium between its expansion and contraction cycles, those disturbances which produce the gigantic pulsations of many of the younger stars. Your sun is now passing out of its six billionth year. At the present time it is functioning through the period of greatest economy. It will shine on as of present efficiency for more than twenty-five billion years. It will probably experience a partially efficient period of decline as long as the combined periods of its youth and stabilized function.

10. Yerleşik Dünyaların Kökeni  

10. Origin of Inhabited Worlds

    En üst düzey titreşim durumunda veya onun yakınlarında, çeşitli yıldızlardan bazıları; birçoklarının nihai olarak sizin güneşinize ve onun etrafında dönen gezegenlerine benzeyeceği, alt sistemlere kaynaklık etme sürecindedir. Güneşiniz; Angona sistemi yörüngesi üzerinde güneşe yaklaşarak döndüğünde, güneşin dış yüzeyi maddenin sürekli tabakaları biçiminde gerçek akımları fışkırmaya başlamıştır. Bu süreç, bu sistemin güneşin en yakınına geldiği ana kadar olanca şiddetiyle devam etmiştir; güneş bütünlüğünün sınırlarına ulaşıldığında ve maddenin geniş bir zirvesine erişildiğinde, güneş sisteminin atası açığa çıkmıştır. Benzer koşullar altında etkileşimde bulunan bünyenin hareket yörüngesi içinde ona en yaklaştığı anda zaman zaman; bir güneşin dörtte biri veya üçte biri bile büyüklüğe sahip, bütüncül gezegenleri kendisine çeker. Bahse konu bu büyük ihraçlar, Jüpiter ve Satürn’e oldukça benzeyen âlemler olarak dünyaların alışılmamış belirli bulutsal türlerini oluştururlar.

41:10.1 (465.6) Some of the variable stars, in or near the state of maximum pulsation, are in process of giving origin to subsidiary systems, many of which will eventually be much like your own sun and its revolving planets. Your sun was in just such a state of mighty pulsation when the massive Angona system swung into near approach, and the outer surface of the sun began to erupt veritable streams — continuous sheets — of matter. This kept up with ever-increasing violence until nearest apposition, when the limits of solar cohesion were reached and a vast pinnacle of matter, the ancestor of the solar system, was disgorged. In similar circumstances the closest approach of the attracting body sometimes draws off whole planets, even a quarter or third of a sun. These major extrusions form certain peculiar cloud-bound types of worlds, spheres much like Jupiter and Saturn.

    Güneş sistemlerinin büyük bir çoğunluğu buna rağmen, sizinkinden oldukça farklı bir kökene sahip bulunmaktaydı; ve bu durum, gelgitsel-çekim işleyiş biçimleri tarafından üretilmiş olanlar içinde doğruluk taşımaktadır. Fakat dünya inşasının hangi işleyiş biçiminden oluştuğundan bağımsız olarak, çekim her zaman yaratımın güneş sistem türünü üretmektedir. Bu üretim; gezegenler, uydular, alt uydular ve göktaşları ile birlikte merkezi bir güneş veya bir karanlık adanın oluşmasıdır.

41:10.2 (466.1) The majority of solar systems, however, had an origin entirely different from yours, and this is true even of those which were produced by gravity-tidal technique. But no matter what technique of world building obtains, gravity always produces the solar system type of creation; that is, a central sun or dark island with planets, satellites, subsatellites, and meteors.

    Bireysel dünyaların fiziksel özellikleri büyük bir ölçüde; kökenin, gökbilimsel konumun ve fiziksel çevrenin türü tarafından belirlenmiştir. Uzay boyunca dönüşün yaşı, büyüklüğü ve sayısına ek olarak hız aynı zamanda belirleyici etmenlerdir. Gaz-büzülmesi ve katı-birikimi dünyaları dağlar tarafından belirlenmiş olup, öncül yaşamları boyunca çok küçük olmadıkları durumlarda su ve havadan oluşmuşlardır. Eriyik-ayrışma ve çarpışmasal dünyalar zaman zaman geniş dağ sıralarına sahip değildir.

41:10.3 (466.2) The physical aspects of the individual worlds are largely determined by mode of origin, astronomical situation, and physical environment. Age, size, rate of revolution, and velocity through space are also determining factors. Both the gas-contraction and the solid-accretion worlds are characterized by mountains and, during their earlier life, when not too small, by water and air. The molten-split and collisional worlds are sometimes without extensive mountain ranges.

    Bu yenidünyalarının hepsinin öncül çağları boyunca depremler sıklıkla görülmekte olup, onların hepsi büyük fiziksel rahatsızlıklar tarafından belirlenmektedir; bu durum özellikle, belirli bireysel güneşlerin öncül yoğunlaşma ve büzüşme zamanlarında geride bıraktıkları engin nebulasal halkalarından dünyaya gelmiştir. Urantia gibi çifte bir kökene sahip olan gezegenler, daha az şiddetli ve fırtınalı gençlik süreçlerinden geçerler. Böyle bir duruma rağmen sizin dünyanız; volkanlar, depremler, seller ve inanılmaz fırtınalar tarafından belirlenen kudretli karışıklıkların öncül bir fazını deneyimlemiştir.

41:10.4 (466.3) During the earlier ages of all these new worlds, earthquakes are frequent, and they are all characterized by great physical disturbances; especially is this true of the gas-contraction spheres, the worlds born of the immense nebular rings which are left behind in the wake of the early condensation and contraction of certain individual suns. Planets having a dual origin like Urantia pass through a less violent and stormy youthful career. Even so, your world experienced an early phase of mighty upheavals, characterized by volcanoes, earthquakes, floods, and terrific storms.

    Satania’nın kendisi Norlatiadek’in en dışta bulunan sisteminin yanında bulurken ve bu takımyıldızı mevcut an içinde Nebadon’un dış sınırlarını katetmekteyken; Urantia göreceli bir biçimde, Jerusem’den oldukça uzak bir biçimde ayrılmış halde tek bir istisnaya sahip olarak, güneş sisteminiz olan Satania’nın dış etekleri üzerinde tecrit edilmiş bir yerleşke konumlanmıştır. Mikâil’in bahşedilmişliğinin onurlu bir seviyeye ve asli evren amacına doğru olan yükselişine kadar, siz gerçek anlamıyla yaratılmışların en alt düzeyinde konumlanan unsurları arasında bulunmaktaydınız. En alt düzeyde bulunan gerçek anlamıyla en yüksek seviyeye erişirken, en sonda bulunan bünye ilk düzeye erişir.

41:10.5 (466.4) Urantia is comparatively isolated on the outskirts of Satania, your solar system, with one exception, being the farthest removed from Jerusem, while Satania itself is next to the outermost system of Norlatiadek, and this constellation is now traversing the outer fringe of Nebadon. You were truly among the least of all creation until Michael’s bestowal elevated your planet to a position of honor and great universe interest. Sometimes the last is first, while truly the least becomes greatest.

    [Nebadon Güç Merkezleri’nin Baş İdarecisi ile işbirliği halinde bir Baş Melek tarafından sunulmuştur.]

41:10.6 (466.5) [Presented by an Archangel in collaboration with the Chief of Nebadon Power Centers.]





Back to Top